T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/457 - 2025/1045 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/457 KARAR NO : 2025/1045 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Sigorta Tazminatı BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf inceleme…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/457 - 2025/1045 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/457 KARAR NO : 2025/1045 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Sigorta Tazminatı BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 23/10/2025 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirkete ait ... plakalı kamyonetin ... numaralı Genişletilmiş Sigorta Poliçesi ile davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğunu, 22.09.2021 tarihinde sigortalı kamyonetin sürücü ...yönetiminde iken Diyarbakır ilinde maddi hasarlı trafik kazası geçirdiğini ve derhal jandarmaya bildirim üzerine jandarma tarafından ilgili tutanağın düzenlendiğini, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasından sonra aracın yetkili bayi olan Diyarbakır Otomotiv Ford yetkili servisine götürüldüğünü, daha sonra oluşan hasarın maddi bedelinin hesaplanması için kasko ekspertiz raporu düzenlendiğini, müvekkilinin, meydana gelen kazayı kaza anında kaskoya harici olarak bildirdiğini, sonrasında hasarın tazmini için davalıya 7 Şubat tarihinde yazılı olarak başvuru gönderdiğini, davalı tarafından .... sayılı hasar dosyası oluşturulduğunu ve "mağdur araç ruhsat sahibi ve sürücü bilgileri aynı değildir" denilmek suretiyle yapılan başvurunun reddedildiğini, ancak jandarma tutanağından görüleceği üzere kazanın, aracın ...sevk ve idaresinde iken gerçekleştiğini belirterek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik araçta oluşan zarar bedeli olan KDV ile beraber toplam 87.833,23 TL'nin kaza tarihi olan 22.09.2021 tarihinden itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkili şirket adresinin ....'da olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazanın müvekkili şirkete bildirilmesi üzerine ....sayılı hasar dosyası açıldığını, hasarın oluş şekli ve miktarının tespiti için ekspertiz çalışmasına başlandığını, bu çalışmalar sırasında sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra, malzemeleri götürmek istediği petrol üretim sahasındaki... adlı bekçiyi ...numaralı hattan aradığını beyan etmesi üzerine yapılan kontrollerde, 22.09.2021 tarihi saat 18:15’te arama yaptığının tespit edildiğini, böylece sürücü beyanının arama kaydı ile karşılaştırılması üzerine kazanın 18:15’ten önce meydana geldiğinin anlaşıldığını, ilgili HTS kayıtlarının celbini talep ettiklerini, sigortalı araç sürücüsü ...'ın kaza sonrasında yanında bulunan elemanı ile araç başından hiç ayrılmadıklarını beyan etmesine rağmen elemanı ... ile 19:49’da telefon görüşmesi yaptığının tespit edildiğini, trafik kazasının 22.09.2021 tarihi saat 18:15’ten önce gerçekleşmesine karşın sigorta şirketine 20:41’de haber verildiğini, ilçe jandarma komutanlığında kaza tutanağını tanzim eden...... ile görüşme sonucu şahsın kazadan yaklaşık 6 saat sonra 23.09.2021 tarihi saat 01:00 civarında karakola giriş yaptığını, bu nedenle alkol raporunun tanzim edilmesinin mümkün olmadığını, ... plakalı araç sürücüsünün ...isimli şahsın sürücü olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgilerinin olmadığını, şahsın beyanı üzerine tutanağın tanzim edildiğini öğrendiklerini, sürücünün kazadan sonra aradığını beyan ettiği petrol üretim sahasında bekçi olarak çalışan ve kaza yerine geldiği söylenen ...isimli şahıs ile görüşme sonucunda mesai arkadaşı olan ...simli bekçi arkadaşının kendisine kaza haberi vermesi üzerine olay yerine gittiğinde araç başında iki genç olduğunu, bunlardan birinin ...., diğer genç arkadaşının da civardaki köylülerden biri olduğunu, ...adlı şahsın ise kaza yerine sonradan geldiğini beyan ettiği ve bu şekilde araştırma raporu ile sürücü değişikliği olduğunun tespit olunduğunu, kaza tutanağının sürücü olduğunu iddia eden ...'ın beyanları üzerine tutulduğunu, ancak araştırma raporundan açıkça görüleceği üzere ilgili kasko bedelinden yararlanmak amacıyla sürücü değişikliği yapıldığını, bu durumun tespiti neticesinde talebin reddedildiğini, kusur izafesi için lastiğin patlama sebebinin belirlenmesi gerektiğini, bu sebeple lastiğin yol kusuru, bakımsızlık, eksiklik, üretim hatası vb. hangi sebepler ile meydana geldiğinin kesin olarak tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, davacının hasarın bahsedilen şekilde gerçekleştiğini ve sürücünün ... olduğunu, ayrıca araçta oluşan hasar tutarını ve hasarın oluş şeklini, lastiğin patlama sebebini ispat etmekle yükümlü olduğunu, hasar hesabının tespitinde poliçe özel şartının dikkate alınması ve kloz çerçevesinde hasar hesabının KDV hariç yapılması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermemesi ve temerrüte düşürülmemiş olması nedeniyle faize yönelik taleplerin, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik taleplerin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davaya konu kazanın Diyarbakır İli mülki sınırları içinde gerçekleşmesi nedeniyle davalı vekilinin yetki itirazının yerinde olmadığı, davalının sürücü değişikliği yapıldığı iddiasını ispat için dosyaya sunduğu hasar dosyasında yer alan hasar araştırma raporundaki sürücü beyanının, telefon arama kayıtlarının ve diğer tespitlerin tek başına sürücü değişikliği yapıldığının ispatı için yeterli olmadığı, davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde savunmasının ispatı için tanık deliline de dayanılmış ise de, tensip zaptının 7/1-ç bendi gereğince gerekli ihtar yapıldığı halde tanık listesi sunulmadığı, sürücü değişikliği olduğu savunmasının davalı tarafından ispatlanamadığı, kazanın meydana geliş şekli ve hasarın niteliği gözetildiğinde, meydana gelen hasarın teminat dışı olduğuna ilişkin kasko poliçesi özel şartları ile kara taşıtları kasko sigortası genel şartları A.5 maddesinde sayılan hallere rastlanmadığından davalı tarafın kaskolu araçta meydana gelen hasar bedelini tazminle yükümlü olduğu, kaskolu araçta meydana gelen hasar bedelinin tespitine ilişkin olarak; kazadan sonra davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper tarafından hasar bedelinin parça ve işçilik bedellerinden iskonto yapılıp poliçe kapsamında hesaplama yapılarak tespit edilmiş olduğu, bu hususta yargılama aşamasında bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği ve hasar bedelinin eksper raporunda belirlenen 87.833,23 TL (KDV dahil) olarak kabul edildiği, hasar tazminatının davacının davalıya yaptığı ihbardan 45 gün sonra muaccel hale geleceği, dolayısıyla davalının 04.11.2021 tarihi itibarıyle temerrüte düştüğü gerekçesiyle bu tarih itibarıyle faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; müvekkili şirket için düzenlenen eksper araştırma raporunda gerekçe gösterilen telefon görüşmelerinin HTS kayıtlarının celbini, ayrıca ilgili araştırma raporu gereğince kendileriyle görüşülen olaya bizzat tanıklık yapan şahıslar belirtilerek deliller kısmında isimlerinin ve adreslerinin tespit edilerek bildirileceğinin belirtilmesine karşın Yerel Mahkemece bu tanıkların dinlenmediğini, ilgili HTS kayıtları ve diğer delilleri celp edilmeden, delilleri toplanmadan, dava esas bakımından aydınlatılmadan karar verildiğini, cevap dilekçesinde belirttikleri üzere lastiğin patlama sebebinin belirlenmesinin kusur izafesi için zorunlu olduğu ve bu yönden keşif ve bilirkişi incelemesi talep ettikleri halde bu taleplerinin hiç göz önünde bulundurulmadığını, gerekçeli kararda tartışılmadığını, hasar miktarı bakımından kararda müvekkili tarafından görevlendirilen eksperin hasar bedelinin parça ve işçilik bedellerinden iskonto yapılıp poliçe kapsamında hesaplama yapılarak tespit edilmiş olduğu belirtilerek, bu hususta bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği belirtilmiş ise de bu durumun hukuka aykırı olduğunu, hasar tespitinde KDV hariç hesaplama yapılması gerektiği yönünden Yerel Mahkemece değerlendirme yapılmadığını, bu yönden de dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik ve mesnetsiz bir karar verildiğini, hasar hesabının tespitinde poliçe özel şartının dikkate alınmadığını ve kloz çerçevesinde hasar hesabının yapılmadığını belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklı tazminat isteğine ilişkindir. Dosya içeriğine göre; davacıya ait ... plakalı aracın 21.012021 başlangıç, 21.01.2022 bitiş tarihli ... sayılı tüm oto sigorta poliçesi ile davalı sigorta şirketince sigortalanmış olduğu, aracın 22.09.2021 tarihinde sürücü ...'ın sevk idaresinde iken lastiğinin patlaması nedeniyle tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, davalıya yapılan bildirim üzerine 2107402 sayılı hasar dosyası oluşturulduğu ve hasar dosyası kapsamında hasar giderim talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak usul hükümlerinin belirlenebilmesi için davanın HMK'da sayılan yargılama usullerinden hangisine tabi olduğunun belirlenmesi önem arzetmekte olup davaya konu uyuşmazlık basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulüne ilişkin olup yazılı yargılama usulünden farklılık arz eden hususlar 6100 sayılı HMK’nın 316 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, bunun dışında basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hallerde ise yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın basit yargılama usulü uygulanan davalarda “Delillerin ikamesi” başlıklı 318. maddesinde, tarafların dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda oldukları belirtilmiştir. Basit yargılama usulünde ön inceleme ve tahkikat aşaması 6100 sayılı HMK’nın 320. maddesinde düzenlenmiş olup mahkemenin ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinleyeceği, daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit edeceği, uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hakimin, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği, tarafların sulh olup olmadıkları, sulh olmadıkları taktirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılarak bu tutanağın hazır bulunanlarca imzalanarak tahkikat aşamasına geçileceği belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme Duruşması” başlıklı 140/5. maddesine göre ise; ön inceleme duruşmasında, taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. Aynı Kanunun 119 ve 121. maddelerinde delillerin gösterilmesinden bahsedilmesine rağmen, 137 ve 140. maddelerinde delillerin sunulmasından ve toplanmasından bahsedilmektedir. Yapılan bu açıklamalara göre, basit yargılama usulünde taraflar dava ve cevap dilekçeleri ile delillerini göstermek, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirtilecekse gerekli bilgileri belirtmek zorunda olduğundan tanık deliline dayanılması durumunda bu hususun da dava ve cevap dilekçesinde belirtilmesi zorunludur. Diğer taraftan, HMK’nın 240. maddesinde tanık deliline dayanan tarafın tanık listesini sunması gerektiği belirtilmiş ise de tanık listesinin verilmesi gereken aşama açık olarak düzenlenmemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 320. maddesi gereğince basit yargılama usulünde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar ön inceleme aşamasında tespit edileceğinden ancak bu tespit yapıldıktan sonra çekişmeli vakıaların ispatı için tanık deliline başvurulmasının gerekip gerekmediği taraflarca değerlendirilebilecektir. Bu anlamda olmak üzere dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde soyut olarak tanık deliline dayanan taraf, ön incelemede hâkimin tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tespit etmesinden sonra, hangi konulara ilişkin ve hangi vakıayı ispat için hangi tanığı delil olarak bildirebileceğini belirleyebilir. Bu itibarla, mahkemece dava dilekçesinde ve cevap dilekçesinde hangi vakıayı ispat için tanık deliline dayandığını belirten davacı ve davalı vekiline tanıklarını belirtir listeyi sunmak üzere süre verilmesi gerekirken tanık dinletme talebinin reddine karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ve bu hakkın alt unsurları olan “iddia ve savunma hakkı” ile “açıklama ve ispat hakkı”nın ihlâli niteliğinde olup adil yargılanma hakkı ile bağdaşmamaktadır. (Bkz; Yargıtay HGK'nın 08/03/2022 tarihli 2020/9-605 E., 2022/264 K. Sayılı ilamı) Yukarıdaki düzenlemeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davalı tarafından, tek taraflı kazaya karışan davacı aracının kaza sırasında sürücü olarak beyan edilen kişiden farklı bir kişi tarafından kullanıldığı, sürücü olarak belirtilen Mehmet Karakort'un kazadan 6 saat sonra kolluk birimine başvurması ve tek taraflı kaza olup sürücü beyanına göre alkol tespiti yapılmadığı, sürücü değişikliği nedeniyle Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinde yer alan teminat dışı hallerin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tespit edilmesi gerektiği, davacı sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ihlal ettiği yönündeki iddiasının, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ve davacı sigortalının doğru ihbar (beyan) mükellefiyetine uymadığını ispat külfeti davalı sigortacının üzerinde bulunmakla; davalı vekilince bu yönden toplanmasını istediği deliller toplanmaksızın karar verildiği iddiasıyla istinaf isteminde bulunulmuştur. Davalı vekilince süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde HTS kayıtlarının istenilmesinin talep edildiği, ayrıca tanık deliline dayanıldığı ve tanıkların isim ve adreslerinin daha sonra bildirileceğinin belirtildiği, davalı sigorta şirketi için düzenlenen eksper raporunda yapılan telefon görüşmelerinden bahsedildiği ve bu yönden bir kısım araştırmanın yapıldığı, dolayısıyla kişisel bilgi niteliğindeki HTS kayıtlarının dosyaya celbinin olayın aydınlatılmasında bir yenilik getirmeyeceği, fakat gerekçeli kararda davalı vekili tarafından cevap dilekçesinde savunmasının ispatı için tanık deliline de dayanılmış ise de, tensip zaptının 7/1-ç bendi gereğince gerekli ihtar yapıldığı halde tanık listesi sunulmadığı gerekçesiyle tanık dinlenmediğinin belirtilmesine karşın basit yargılama usulünde de uygulanacağı hüküm altına alınan HMK'nın 140/5. maddesi uyarınca ön inceleme duruşmasında taraflara sunulmamış olan tüm delillerinin sunulması ve bu arada tanıkların isim ve adreslerinin bildirilmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesi ve verilen kesin süreye rağmen tanıkların bildirilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edilmesi gerekli iken davalı tarafa tensip tutanağı ile kesin süre verildiği ve ihtar yapıldığı gerekçesi ile tanıkların dinlenilmemesi isabetsiz görülmüştür. Öte yandan; 6100 sayılı HMK'nın “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı m. 266 (1) hükmünün ilgili kısmı "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." düzenlemesini içermektedir. Bilirkişi incelemesinin esası; uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmektir. Bu bağlamda hâkim, hukuk bilgisi dışında kalan ve niteliği gereği özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususları, alanında uzman kişi veya kişiler aracılığıyla inceleyecek ve elde edilen bilgi ile yapılacak değerlendirme sonucu karar tesisi için gereken kanaate ulaşabilecektir. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde; somut uyuşmazlıkta tüm delillerin toplanmasının ardından davacının hasar talebi yönünden poliçe ve Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları doğrultusunda teminat dışı kalan hallerden olmadığının anlaşılması halinde davalı sigorta şirketinin davacının aracında oluşan gerçek hasar bedelinin tazmininden sorumlu olduğu, bu sorumluluğun kusur durumunun belirlenmesi halinde dahi değişmeyeceği, nitekim davalı tarafından kusur durumunun belirlenmesi için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması talep edilmiş ise de kazanın tek taraflı olduğu ve meydana gelmesinde davacı aracının sürücüsü dışında başka birisine kusur izafe edilecek dahi olsa davalı sigorta şirketinin davacıya karşı hasarın tamamından sorumlu olacağı, kazada kusurlu olabilecek üçüncü kişiler yönünden irdeleme yapılmasının ancak rücu davasında tartılışacak bir husus olup, davacının tamamen kusurlu olmaması halinde dahi hasar ödemesi yönünden davalının sorumluluğunun değişmeyeceği gözetilerek kusur durumunun tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; İlk Derece Mahkemesince kaskolu araçta meydana gelen hasar bedelinin tespitine ilişkin olarak, kazadan sonra davalı sigorta şirketi tarafından görevlendirilen eksper tarafından hasar bedelinin parça ve işçilik bedellerinden iskonto yapılıp poliçe kapsamında hesaplama yapılarak tespit edilmiş olduğu, bu hususta yargılama aşamasında bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmediği belirtilerek davalı sigorta şirketine hitaben düzenlenen eksper raporunda belirlenen hasar miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafından istenilen hasar bedelinin, araçta oluşan gerçek hasar bedeli ile uyumlu olup olmadığı, davacı sigortalının aracında oluşan gerçek hasar bedelinin ne olduğu ve eksper raporunda belirlenen toplam 87.833,23 TL hasar bedelinin gerçek hasar bedeli ile uyumlu olup olmadığının alanında uzman bilirkişi tarafından tespit ettirilmediği anlaşılmaktadır. Trafik kazası nedeniyle kaskolu araçta oluşan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin davada, davacının uğradığı gerçek zarar miktarı oranında Kasko sigorta genel şartlar ile taraflar arasında düzenlenen poliçe kapsamında belirlenen hususlar ile klozlara göre tazmine hükmolunabileceğinden, Mahkemece gerçek zararın ve poliçe kapsamında teminat altına alınan hususlar ile varsa muafiyetler ve indirimler gözetilerek gerçek hasar miktarının tespiti gerekmekte olup, bu tespitin yapılması da özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden; bu hususlarda rapor temin edilmemesi isabetsiz görülmüştür. Bu itibarla; Mahkemece, davalı tarafından bildirilen ve toplanması gereken deliller doğrultusunda davacının dava konusu trafik kazasından dolayı davalıdan poliçe kapsamında talepte bulunabileceğinin ve hasarın teminat dışında kalmadığının tespiti halinde, poliçe kapsamında düzenlenen klozlar, indirimler ve muafiyetler gözetilerek hasarlanan kaskolu araçtaki gerçek zarar miktarının tespiti bakımından, otomotiv alanında uzman makine mühendisi ve sigorta alanında uzman bilirkişiden oluşturulacak heyetten rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekli iken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle de kararın kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca kabulü ile, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılması için İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekilinin istinafına atfen kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davacı tarafın istinafına atfen 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıya İADESİNE, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/10/2025