İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 1979 yılında kurulduğunu ve ticaret siciline kaydedildiğini, müvekkili şirketin TPE nezdinde T/01683 tescil numarası ile tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olan ... markası ile 4S yılı aşkın süredir ... …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/883 Esas KARAR NO : 2025/1519 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/01/2023 NUMARASI: 2020/257 E. - 2023/12 K. ASIL DAVA : Marka Hakkına ve Ticaret Unvanına Yönelik Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması KARŞI DAVA: Markanın Kullanılmama Nedeni ile İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın 1979 yılında kurulduğunu ve ticaret siciline kaydedildiğini, müvekkili şirketin TPE nezdinde T/01683 tescil numarası ile tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olan ... markası ile 4S yılı aşkın süredir ... bıçağı ürettiğini, ayrıca müvekkili şirketin 1987 yılında... firmasının M3L tip ... üretimi ile başladığı ... üretimini de bugün dünya üzerinde sadece ülkemizde üretilen ...ve ...-1 tipi çakmaklarının üretiminde Pazar lideri olarak sürdürdüğünü, davalı şirketin müvekkilinin ortağı iken ortaklıktan ayrılan şahıslar tarafından 29.01.2020 tarihinde kurulduğunu, müvekkili şirketi ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markası ve ticaret unvanının aynısını kullanmak suretiyle haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu, müvekkilinin "...” markasını 1993 yılında 21.04.1993 tarih ve 141737 tescil numarası ile TPE nezdinde tescil ettirdiğini, davalı şirketin 1979 yılından bu yana ticaret unvanının esaslı unsuru olan "...” ibaresini aynı şekilde esaslı unsuru olan “...” ibaresini ayrıca farklı bir şekilde öne çıkararak logolu bir tarzda markasal olarak kullandığını ve bu suretle müvekkiline ait tescilli marka hakkına tecavüz ettiğini belirterek, davalının huzurdaki davanın konusunu oluşturan “...” ibaresini ticaret unvanı olarak aynı yazı karakteri ve yazı büyüklüğü ile hiçbir şekil unsuru ve logo/tasarım ve sair figüratif unsur içermeksizin düz yazı şeklinde ticaret sicilinde kayıtlı olduğu şekli ile “... ... ve ... Bıçağı Pazarlama ve Dağ.Tic.A.Ş.” bir bütün olarak sadece ticari defter ve kayıtları ile faturaları ve sair resmi belgelerde kullanmasının dışında ve ötesinde “...” ibaresini tek başına veya ticaret unvanı ile dahi olsa büyük puntolarla veya logolu ve sair farklı şekillerde markasal olarak internet ortamı dahil her türlü mecrada kullanmasının dava sonuna dek tedbiren yasaklanmasına, davalı tarafından müvekkiline ait tescilli marka ve ticaret unvanının esaslı unsuru olan “...” ibaresinin kullanıldığı ürünlere, her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil bulundukları her yerde tedbiren el konulmasına ve saklanmasına dair takdiren teminatsız veya Sayın Mahkemece uygun görülecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, Davalıların eylemlerinin 6769 sayılı SMK kapsamında marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu bağlamda davalı tarafından müvekkiline ait tescilli marka ve ticaret unvanının esaslı unsuru olan “...” ibaresinin ticaret unvanı, işletme adı, marka ve sair her türlü kullanımının yasaklanmasına,, davalı tarafından “...” ibaresinin kullanıldığı ürünlere, her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi olanlar dahil bulundukları her yerde el konulmasına ve imhasına, Davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin SMK 7/3-e ve TTK m.S2 uyarınca silinmesine ve ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine, Masrafı davalıya ait olmak üzere verilecek hükmün tecavüze haksız rekabete ve ticaret unvanının sicilden terkinine ilişkin hüküm özetinin Türkiye çapında dağıtım yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı/karşı davacı vekili dilekçesinde özetle; ... ticari unvanının davalı müvekkili şirketin de kurucusu olan ...'nun ferdi olduğu ... ailesi tarafından işletme adı ve ticari unvan olarak 1940 yılından beri yaklaşık 80 yıldır kullanılageldiğini, davalı-karşı davacı müvekkili şirketin kurucusu ...'nun, yaklaşık 60 yıllık sanayici ve ticaret erbabı olan ... ailesinin fertlerinden olduğunu, ... (kelime anlamı Azi Kararlılık ve Seb: sözünden, Kararından Dönmeme) ticari unvanın ilk olarak ... şeklinde 1940 yılında Konya'da açılan dükkanda işletme adı olarak ... Ailesi tarafından kullanıldığını, ... unvanlı ilk şirket de yine ... Ailesi tarafından ... TİCARET A.Ş. unvanıyla 21 Ocak 1957 tescil tarihli olarak kurulduğunu, ... unvanlı bu ilk şirketin kurucuları Davalı müvekkili şirketin kurucusu ...'nun dedesi ... ve büyük amcası ... olduğunu, daha sonra yine dede ... ve kardeşi ... tarafından 26.09.1958 tarihinde ... KOLLEKTİF ŞİRKETİ ... ... ve ... unvanlı şirket kurulduğunu, devamında ise; 22.11.1962 tarihinde bu kez ... KOLLEKTİF ŞİRKETİ ... ve Oğulları unvanlı şirket yine dede ... tarafından kurulduğunu, ... Ailesi'nin dünyaca ünlü ... ... markasını Türkiye'ye getiren ve yerli üretim olarak yerel ve uluslararası piyasaya sunarak, ülkemizde “ÇAKAR ÇAKMAZ ÇAKAN ...” reklam sloganıyla maruf tanınmış bir marka yapan aile olduğunu, ... ailesinin aynı zamanda ... ... bıçaklarını üreten ve o dönemde reklam yüzü olan ...'nun “...TIRAŞLAR” sloganıyla ünlenen ve halihazırda TPMK nezdinde tanınmış marka tescili bulunan ... ... bıçağı markasını da yaratan aile olduğunu, ... lisans hakları ve tüm ... üretim hatları 2016 yılında kurulan SEBAT ... SINAİ VE TÜKETİM MALLARI A.Ş.'ne ait olup, üretimi de bu şirket tarafından yapıldığını, yani Davacı-karşı davalı şirketin ... üreticisi olmadığını, ... markasısının 06/08/35/39 sınıflarında davalı-karşı davacı müvekkili şirket ile grup şirketi olan dava dışı ... TÜK.MAD.PAZ. VE DAĞ.LTD.ŞTİ. (bundan sonra kısaca MFS olarak anılacaktır) adına marka tescil başvurusuna konu olup, davalı-karşı davacı müvekkili ile bu grup şirketi arasında ... markasının kullanımına ilişkin olarak akit edilmiş marka ön lisans sözleşmesi olduğunu, davalı-karşı davacı müvekkili şirketin grup şirketi olan dava dışı MFS şirketi olduğunu, davalı müvekkili şirketin kurucusu olan ... tarafından kurulduğunu, ... markası 06/08/35/39 sınıflarında marka tescil başvurusu yapmış ve ... markasının bu sınıflardaki hak sahi lduğunu, ... markasının 06/08/35/39 sınıflarında hak sahibi olan MFS ile, Davalı-karşı davacı müvekkili şirket arasında 01.03.2020 tarihinde marka tescil başvuru sınıflarında kullanımıyla ilgili olarak bir marka ön lisans anlaşması akit edildiğini, davacı-karşı davalı şirketin adına tescilli olduğu belirtilen ... (yazı ve şekil tamamen farklı) markasının ise, davalı-karşı davacı müvekkili şirketin yasal ve sözleşmesel kullanım haklarına sahip olduğu 06/08/35/39 sınıfların dışında ve sadece 34. sınıfta ve sadece ... ve parçaları mal ve hizmet grubunda tescilli bir marka olduğunu, davacı-karşı davalı şirket adına sadece 34. sınıfta ve yine sadece ... ve parçaları mal ve hizmet grubunda tescilli marka ile davalı-karşı davacı müvekkilin yasal ve sözleşmesel kullanım hakkına sahip olarak kullandı; 06/08/35/39 sınıflardaki markanın gerek yazı, gerek şekil ve gerekse tescil sınıflarıyla, mal ve hizmet gruplarının tamamen farklı olduğunu, davacı-karşı davalı şirketin sahibi olduğu davaya konu markanın tescilli olduğu 34. sınıfta ve ... mal ve hizmet grubunda üretiminin, kullanımının olmadığını, öncelikle haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebinin reddine, “Ticari unvanın terkini ve marka hakkında tecavüzün önlenmesi” talepli haksız, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, karşı davanın kabulüyle, davacı-karşı davalının 141737 tescil numarası ile tescilli “...” markasının tescilli olduğu 34. sınıfta ve ... ve parçaları mal ve hizmet grubunda ciddi bir kullanımının olmaması nedeniyle iptaline, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2020/257 esas, 2023/12 karar sayılı, 24/01/2023 tarihli kararı ile; "ASIL DAVANIN KABULÜ ile, davalı tarafından, davacının ... marka ve ticaret ünvanına yönelik tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafından ... ibaresinin ticaret ünvanı, işletme adı marka vs. her türlü kullanımının yasaklanmasına, kullanılan her türlü belge ve tanıtım malzemesine Türkiye sınırları içerisinde veya Gümrük, serbest liman, bölge gibi dahil olanlar bulundukları her yerde el konulmasına, davalının ticaret ünvanında yer alan ... ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, hükmün tirajı yüksek 3 büyük gazeteden birinde ilanına,Karşı davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24.01.2023 tarihli, 2020/257 E. 2023/12 K. sayılı asıl davanın kabulü ve karşı davanın reddi kararının hukuka aykırı olduğunu, bu kararın bilirkişi raporundaki "ikinci yaklaşımın" kabul edilmeyip, gerekçesiz bir şekilde "birinci yaklaşımın" benimsenmesine dayandırıldığını, oysa "ikinci yaklaşımın" davacı-karşı davalının 141737 tescil numaralı "..." markasını "... ve parçaları" emtiasında kullanmadığını tespit ettiğini, bu durumun TPMK nezdindeki itiraz aşamalarında da tespit edildiğini, dolayısıyla asıl dava bakımından kullanmama def'i savunmasının yerinde görülmesi ve karşı dava bakımından ise markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline karar verilmesi gerektiğini belirttiğini, yerel mahkemenin karar verirken davaya konu 2020/25592 tescil numaralı markayla ilgili Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/311 E. sayılı dosyasını ve bu dosyadaki YİDK kararının hukuka uygun olduğu yönündeki ret kararını hiçbir şekilde incelemediğini, davacı-karşı davalının kullanım iddialarına sunduğu faturalardaki markasal kullanımların, dava dışı bir şirkete ait ... markasına ilişkin olduğunu, ayrıca tescilli markanın tescil edildiği şekliyle kullanılması ilkesine aykırı olarak, şekli ile tescilli markanın şeklinde kullanımının tescilli markanın kullanıldığı anlamına gelmeyeceğini savunduğunu, müvekkili davalı-karşı davacının markasal kullanımlarının ise, dava dışı grup şirket adına tescilli 2020-25592 numaralı markaya dayandığını ve tescilli bir markanın tescil edildiği şekilde kullanılmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmeyeceğini, müvekkil şirketin kurucularının mensubu olduğu ailenin "..." ibaresini 1940 yılından beri kesintisiz olarak işletme adı ve ticari unvan olarak kullandığını ve müvekkili şirketin ticaret unvanı tescilinin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın ilgili tebliğine uygun olduğunu gösteren kayıt ve beyanların da kararda değerlendirilmediğini açıkladığını ve tüm bu gerekçelerle yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunun tespit edilerek kaldırılmasını, öncelikli olarak dosyanın HMK 353/1-a(6). maddesi uyarınca geri gönderilmesini, bu talebin yerinde görülmemesi halinde ise HMK 356/2 maddesi uyarınca kaldırılarak asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı/karşı davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı karşı davacının iddiasının aksine gerekçeli kararın yerinde olduğunu, davalı karşı davacı ve mensup olduğu ... ailesinin “...” ibaresini 1940 yılından bu yana hem işletme hem de ticaret unvanı olarak 80 yıldır kullandığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tebliğine uygun ticaret unvanı tescilinin bulunduğu iddiası da somut gerçeklikten uzak olduğunu, davalı-karşı davacının istinaf gerekçeleri, yerel mahkeme kararında da dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da kanun maddelerine atıfta bulunularak tek tek izah edilmiş olup yerel mahkeme kararının yasaya ve hukuka uygun olduğunun kabulü ile davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi gerektiğini beyan ederek, davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun reddine, davanın esastan kabulüne, karşı davanın esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl dava; ''...'' ibareli ticari ünvanı ve marka yönünden marka hakkına ve ticaret ünvanına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.Karşı dava; 93/003604 başvuru no. ve ... tescil no. ile 11.06.1993 tarihinde 34.sınıfta (... ve parçaları emtiasında) davacı/ karşı davalı adına tescil edilen “...” markasının kullanılmama nedeni ile iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verildiği, davalı/ karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek şeklinde belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın Ticaret unvanının korunması başlıklı 50. maddesi; ''(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.'' şeklinde, TTK'nın 52. maddesi ise; ''(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.'' şeklinde düzenlenme altına alınmış olup karşı dava kapsamında; davacı/ karşı davalı adına tescilli markanın kullanılmama nedeni ile iptali talep edilmiş ve ayrıca asıl dava kapsamında SMK'nın 26/2. maddesine dayalı olarak 19. maddenin ikinci fıkrası hükmü gereğince tecavüz davasında def’i olarak ''...'' markasının 34. sınıfta ''... emtialarında'' kullanılmadığı savunulmakla, kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınarak inceleme yapılması gerektiği anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen kanuni düzenleme ve açıklamalar ışığında dosya tetkik edildiğinde; davalı/ karşı davacı tarafın, kurucusu ...’nun mensubu olduğu ... Ailesi tarafından ... ibaresinin işletme adı ve ticari unvanı olarak 1940 yılından bu yana, kesintisiz bir şekilde kullanıldığını, ... Ticaret A.Ş' nin 21 Ocak 1957'de tescil edildiğini, daha sonra 26/09/1958 tarihinde ... Kollektif şirketi ..., ..., ... unvanlı şirketi kurduklarını, devamında 22/11/1962 tarihinde ... Kollektif Şirketi ... ve Oğulları unvanlı şirketin dedeleri ... tarafından kurulduğunu, bu nedenle ... ibaresi yönünden ticaret unvanını kullanmakta gerçek hak sahibi olduğunu savunduğu ancak ilk derece mahkemesi tarafından davacı/ karşı davalının ticaret unvanının ... Çelik Sanayi ve Ticaret A.Ş. olup sicil kayıtlarından ticaret unvanının 1976 yılında tescil edildiği, iş konusunun çelik ve plastikten mamullerini kapsadığı, ... bıçağı ve ... emtiasının üretiminin yer aldığı, davalı/karşı davacı tarafın ticaret unvanın ... ... ve ... Bıçağı Pazarlama ve Dağıtım Ticaret A.Ş. olarak 2020 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiş olduğu gerekçesi ile asıl davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Bununla birlikte ... ibareli ticaret unvanı yönünden gerçek hak sahipliğinin tespitinde incelenmesi gereken ticaret sicil kayıtlarının CD şeklinde celp edildiği ancak bilirkişiler ve mahkeme tarafından tetkik edilmediği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık kapsamında öncelikle ticaret sicil kayıtlarının CD içeriğindeki ilgili yazılı dökümü yapılarak davalı/karşı davacının ... ibaresi yönünden kesintisiz suretle ticaret unvanı kullanımın olup olmadığı, davalı şirketin, önceki tarihli ... unvanlı şirketlerin devamı olup olmadığı incelenerek öncelik hakkının değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile asıl davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Ayrıca asıl ve birleşen dava kapsamında davacı/karşı davalı adına tescilli ... markasının 34. sınıfta (... ve parçaları emtiasında) kullanılıp kullanılmadığı ihtilafı yönünden, iddia edilen kullanımlar ile def'i/ savunma konusu olan kullanımların markasal kullanım olup olmadığı, kullanım mevcut ise hangi emtia yahut hizmet sınıfında olduğuna yönelik davalı/karşı davacı tarafın itirazlarının değerlendirilmesi sureti ile ek rapor yahut yeni bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile neticesine göre değerlendirme yapılması gerekirken alternatifli kanaatlerin yer aldığı tespitlere göre hazırlanmış bilirkişi raporunun hükme esas alınması sureti ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle davalı/ karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, belirtilen hususlarda inceleme yapılması için ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/01/2023 tarih, 2020/257 E. 2023/12 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı/karşı davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025