İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Davacıya ait eserlerin davalı tarafından hukuka aykırı kullanımının FSEK m.66 gereğince ref’ine ve men’ine, FSEK m.68 uyarınca davalı şirketin müvekkilinden izin almaksızın kullandığı ürün ve eserler için rayiç bedelin üç katı maddi ta…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1389 Esas KARAR NO : 2025/1582 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 09/09/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/166 E. - DAVANIN KONUSU : Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden KaynaklananHaklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : TALEP DİLEKÇESİ: Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Davacıya ait eserlerin davalı tarafından hukuka aykırı kullanımının FSEK m.66 gereğince ref’ine ve men’ine, FSEK m.68 uyarınca davalı şirketin müvekkilinden izin almaksızın kullandığı ürün ve eserler için rayiç bedelin üç katı maddi tazminata, HMK m.107 gereğince açmış olduğunu, belirsiz alacak davasında artırılmak üzere şimdilik 1000 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı şirket ve şahıs arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacıların haksız ve hukuka aykırı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacıların delil tespiti talebinde bulunduğunu ve bu kapsamda keşif icra edilip bilirkişi raporu tanzim edildiğini ve bu tarih üzerinden iki senenin geçmiş olması ile huzurdaki davanın 03.09.2025 tarihinde açılması nedeniyle FSEK ve TBK uyarınca öngörülen iki senelik zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek, cevap dilekçesi sunma hakkını saklı tuttuğunu ve fazlaya dair tüm hak ve alacak taleplerini de saklı tutarak davanın zamanaşımı yönünden tümden usulden ve esastan reddedilmesi gerektiğini, davacıların mevzuata aykırı biçimde yaptığını belirttiği durdurma, veri yok etme, veri imha etme gibi haksız ve hukuka aykırı eylemleri ile gerçekleştirilen saldırı eyleminin tespiti için 24.10.2022 tarihli İstanbul Anadolu 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/156 D.İş dosyasının celbini, İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/159 E. Sayılı dosyasının celbi ile bu dosyaya sunulan 3 adet bilirkişi raporu ile davacıların sistem erişimlerini kapatmış olması nedeniyle herhangi bir gizlilik ihlali yapılamayacağının sabit olduğunu, davacının müvekkili şirket ticari sırlarına ulaşma ve yayma maksadıyla kötüniyetle hareket etmesi nedeniyle davacının her türlü iddia, itiraz, hak, alacak talepleri ile her türlü ad ve nam altında ileri sürmüş olduğu ki sair iddialarının tümünün usulden ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin 09/09/2025 tarihli ara kararıyla; "Dosyadaki mevcut deliller ve dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacının ... ... ve ... ... L.T programlarında kullanılmak üzere yazılım geliştirdiği bu yazılımın davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla tecavüzün tespiti ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu taraflar arasında mahkememizin 2022/211 değişik iş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit ve aldırılan 01/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının iddiasına konu yazılımların bir kısmının davalı şirket bilgisayarlarında bulunduğu tespit edilmiş ise de davacının iddiasına konu yazılımların hak sahipliğine ilişkin değerlendirmenin ancak esas yargılama ile birlikte yapılabileceği, bu aşamada yazılımın eser vasfı davacı tarafından oluşturulup oluşturulmadığı gibi hususlar esas yargılama ile birlikte değerlendirilebileceğinden bu nedenle koşulları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili, yerel mahkemenin 09/09/2025 tarihli ara kararı ile davacının iddia ettiği hak sahipliği değerlendirmesinin esas yargılamaya bırakılması ve bu aşamada yazılımın eser vasfı ile davacı tarafından oluşturulup oluşturulmadığı gibi hususların esas yargılama ile birlikte değerlendirileceği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından oluşturulduğu delil tespit dosyası ve 01/05/2023 tarihli bilirkişi raporu ile saptanan ürün ve eserlerin davalı bilgisayarlarında bulunduğu somut delillerle ortaya konulduğunu ve HMK m. 390/3 gereği ihtiyati tedbir için yaklaşık ispatın yeterli olduğunu belirterek mahkemenin bu yöndeki reddini yerinde bulmadığını ifade etmiş, dava konusu ürün ve eserlerin 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) kapsamında eser niteliğinde olduğunu ve korunması gerektiğini vurgulamış, FSEK'in bilgisayar programını tanımlayan ve eser sahibinin onu meydana getiren olduğunu belirten maddelerine atıf yapmış, ...ve ... programlarına komut yazan ve ürünler üreten müvekkilinin eser sahibi olduğunu, FSEK m.2/f.1 bendine göre programların kolaylaştırılması ve geliştirilmesi için yapılan çabaların da eser kabul edildiğini, yine FSEK m.6/10 ve m.6/11 bendine göre uyarlama, düzenleme, değişim ve belli bir plan dahilinde veri tabanlarının da eser olarak kabul edildiğini açıkladığını, müvekkilinin ürettiği komutların davalı şirketin kar etmesine, zaman kazanmasına, işlerini geliştirmesine, rakip firmaların önüne geçilmesine, üretim prosesinin ve Ar-Ge süreçlerinin ilerlemesine yardımcı olduğunu ve bu komutların FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğunu savunmuş, ihtiyati tedbir talebinin reddinin telafisi güç zararlara sebep olacağını, davalının kullanıma devam etmesi halinde müvekkilin ciddi ekonomik kayıp ve ticari itibar zedelenmesi yaşayacağını ve bunun HMK m. 389 anlamında gecikmesinde sakınca bulunan hallerden olduğunu belirtmiş, bu dava ile benzer ve bağlantılı olan İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2025/173 E. sayılı dosyasında 08/09/2025 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edildiğini ve bu durumun işbu dosyadaki aksi kararla çelişki yarattığını ifade ederek yargı kararlarında yeknesaklığın sağlanması ve hukuki güvenliğin korunması için tedbirin kabulü gerektiğini ileri sürmüş, HMK m.389 amir hükmüne göre gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini ve somut olayda bu şartların mevcut olduğunu tekrar etmiş, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde müvekkilin hukuki yararının mevcut olduğunu, aksi durumda telafisi mümkün olmayan hak kayıplarının ve olumsuzlukların yaşanacağını vurgulayarak, hukuki yararın korunabilmesi amacıyla istinaf başvurusunun kabulü ile usul ve yasaya aykırı olarak verilen 09/09/2025 tarihli kararın kaldırılarak FSEK kapsamında müvekkili haklarının korunması amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1. Fikrî Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2022/156 D.İş sayılı dosyasındaki 24.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda yazılım mühendisi, adli bilişim uzmanı ve teknik çizim bilişim uzmanı tarafından yapılan tespit incelemesi neticesinde davacıların kurguladığı kötü niyetli kodların hangi usul ve şekilde davacının veri yok ettiğinin tespit edildiğini, davacının bu eylemleri neticesinde Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 2025/263 E. ile ceza yargılamasının devam ettiğini, bu ceza yargılaması dosyasının davacıların kötü niyetli ve kusurlu olduklarını kanıtlar mahiyette haksız ve hukuka aykırı veri elde etme eylemleri hakkında ve somut olayla ilgili olması nedeniyle davacıların kötü niyetli olduklarının sabit olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir tecavüz eyleminin bulunmaması ve ispat yükünün yerine getirilmemiş olması nedenleriyle haksız ve hukuka aykırı İstinaf başvurusunun tümden usulden ve esastan reddine, davacının hukuki yararının bulunmaması ve ihtiyati tedbir şartlarının sağlanmaması nedeniyle haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinafa konu karar 09/09/2025 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin kararıdırDavacı tarafından dava dilekçesi ile ... ... ve ... ... L.T programlarında kullanılmak üzere yazılım geliştirdiği bu yazılımın davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla tecavüzün tespiti ile ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de, mahkemenin 2022/211 değişik iş sayılı dosyasında mevcut 01/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının iddiasına konu yazılımların bir kısmının davalı şirket bilgisayarlarında bulunduğu tespit edilmiş ise de dava konusu yazılımların eser vasfında olup olmadığı, davacının hak sahibi olup olmadığının yargılama neticesinde belirlenebileceği, ayrıca davacı tarafından FSEK 68 maddesine göre tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmakla, mahkemece davacı talebinin kabulü halinde taraflar arasında varsayımsal sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edileceğinden, kullanımın durdurulması yönündeki tedbir talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, mahkemece bu gerekçe ile ihtiyati tedbirin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, mahkeme kararının gerekçesinin düzeltilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacı- ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kısmen kabulü ile mahkeme ara kararının kaldırılmasına düzeltilmiş gerekçe davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 09/09/2025 tarih, 2025/166 E. Sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacının ihtiyati tedbir talebinin düzeltilmiş gerekçe ile reddine dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-İstinaf talebi kabul edildiğinden talep eden tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,4-İstinaf yargılaması için talep eden tarafından yapılan 1.163,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı'nın ileride haksız çıkan taraftan tahsil edilmesine,5- İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025