İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın kırk beş yılı aşkın iş deneyimi ve binin üzerinde çalışanıyla dünyanın birçok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla gelişimini sürdürdüğünü, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli birçok tasarımının yanı sıra tescil aşamasında olan paten…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/373 KARAR NO:2026/586 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/09/2023 NUMARASI:2022/145 E. - 2023/208 K. DAVANIN KONUSU:Tasarımın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın kırk beş yılı aşkın iş deneyimi ve binin üzerinde çalışanıyla dünyanın birçok ülkesine gerçekleştirdiği ihracatlarla gelişimini sürdürdüğünü, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli birçok tasarımının yanı sıra tescil aşamasında olan patent, faydalı modellerinin olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi yatırımları bulunan basiretli bir tacir olduğunu, ancak hâl böyle iken davalının TPMK nezdinde tescil ettirmiş olduğu ... nolu ... - ... - ... - ... -... -.. -... -... -... -... -... -... -... -... -...-...-...-...-...-... sayılı tasarımların başvuru tarihi itibarı ile yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığını, bu hususların tespit edilebilmesi amacıyla mahkememizin 2021/52 Değişik İş ve Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/22 Değişik İş sayılı dosyalarında delil tespiti ikame edildiğini, davalının bu tescillerinin kötü niyetli olarak tekel hakkını elinde bulundurmasını sağladığını, aynı zamanda sektörde faaliyet gösteren sair firmaların da üretim planlarında haksız bir kısıtlamaya yol açtığını, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmayan davalı tasarım tescillerinin hükümsüzlüğünün gerektiğini iddia ederek, davalı adına ...- ...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-... sayılar ile tescilli tasarımın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yılı aşkın bir süredir dünyanın farklı mutfak kültürlerine uygun özellikte ve yüksek kalitede ürünler sunduğunu ve “...” markası altında pazarlamasını gerçekleştirdiğini, davacı tarafça dava konusu tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığına yönelik iddia ve bu iddiasını desteklediği iddia edilen tüm görsellerin müvekkili firmaya ait tasarımlar olduğunu, ancak müvekkilinin tüm tasarımlarının yeni ve ayırt edici olması nedeniyle TPMK nezdinde tescil edildiğini, hükümsüzlüğü talep edilen müvekkili adına tescilli dava konusu tasarımların tamamının ar-ge çalışması sonucunda ortaya çıkartıldığını, yeni ve ayırt edici tasarımlar olduğunu, davacının iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2022/145 esas, 2023/208 karar sayılı 21/09/2023 tarihli kararı ile; "Tasarım hukukuna hakim olan ilkelere göre (SMK 56/4-a ve b maddeleri) daha önce piyasada satılan, üretilen ve dağıtımdaki herhangi bir tasarımla sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir. Bu nedenle ürünler arasındaki farklılıkların küçük ayrıntı olup olmadığını ortaya çıkarmak gereklidir. Ayırt edici niteliğe sahip olmak ise, bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile herhangi bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yaratığı genel izlenim arasında belirgin bir farklılık olması anlamındadır. (SMK 56/5-a ve b maddeleri) Dışarıdan gözlemlenebilecek farklılık ve benzerlikler bilgilenmiş kullanıcı bilgisiyle tespit edilebilecekken önem taşıyan husus, farklılıkların genel görünümde yenilik yaratıp yaratmada yeterli olup olmadığıdır. Ayırt edici niteliğin değerlendirilmesinde, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilir ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınır. (6769 Sayılı SMK 58/2) Yukarıda değinilen yasal düzenleme, bilirkişi rapor ve ek raporu ile bu ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu tasarımların tescil başvuru tarihi itibarıyla yeni ve ayırt edici nitelikte olmadıkları anlaşılmakla davanın kabulü ile, dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) (...) nolu tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte olmamaları sebebiyle hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine " karar vermiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı ve eksik olduğunu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bilirkişilerin internet sitelerinden yapılan ekran görüntüsü tarihlerini hatalı şekilde esas kabul ederek tasarımların kamuya arz tarihlerini yanlış saptadığını, delil tespit dosyalarındaki katalog ve görsellerin yayın tarihlerinin belirsizliğini göz ardı ettiğini, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 57/2. maddesinde düzenlenen 12 aylık "hoşgörü süresi" kriterini dikkate almayarak müvekkili tasarımlarının yenilik vasfını hatalı değerlendirdiğini, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 56. maddesi kapsamında, bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığının değerlendirmesinde, bilgilenmiş kullanıcı nezdinde bıraktığı genel izlenim ve tasarımcının, tasarımı meydana getirirken sahip olduğu seçenek özgürlüğü dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi heyetinin kanunda karşılığı olmayan "seçici algı" gibi subjektif bir kavram üzerinden uzman görüşü oluşturduğunu, dosya kapsamında alınan ek bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, değerlendirmelerini "bilgilenmiş kullanıcı" yerine yanılma payı yüksek olan "tüketici" gözüyle gerçekleştirdiğini, dava konusu fırın tasarımlarında bulunması zorunlu olan cam, kulp ve ayak gibi teknik unsurları benzerlik karinesine dayanak yaptığını, fırında cam, kulp ayak gibi zorunlu unsurların bulunmasının gerektiğini, bilirkişi ürünlerin düğme dizilimleri, elektronik paneller, renk tezatlıkları, gövde formları ve seriografi farkları gibi ayırt edici detayları tamamen yok saydığını, hatta bazı tasarımlarda ayak bulunmamasına rağmen raporlarında ayak varmış gibi beyanda bulunarak maddi hatalar yaptıklarını, bilirkişiler tasarıma ayırt edicilik sağlamak için tasarımcının serbest hareket alanının çok dar ve sınırlı olduğu göz önünde bulundurulmadan rapor tanzim ettiğini, tasarımcının sınırlı seçenek özgürlüğüne sahip olduğu bu ürün grubunda asgari kullanıcı için bile net olan tasarımsal farklılıkları görmezden geldiklerini, ürünlerin tamamen birbirinden farklı olduğunu, dava konusu tasarım kontrol düğmesinin altında başlayıp, fırının altında yer alan çekmecenin üzerinde biten kısımlarda ki boşluk nedeniyle dava konusu tasarım 3 farklı yapıda oluştuğu izlenimi verdiğini, kıyaslanan tasarımda fırın bir bütün olarak görüldüğünü, söz konusu tasarımda fırının ön yüzeyinde bulunan cam ve camın çerçevesi beyaz renkte tasarlandığını, kıyaslanan tasarımda camın çerçevesi siyah renkte kullanılarak fırın ile diğer alanlar arasında tezatlık oluşturulduğunu, dava konusu tasarımın kulp yapısı kıyaslanan tasarımdan farklı olduğunu, tasarımda kulp cama değil gövdeye belirgin bir şekilde monte edilmişken kıyaslanan tasarımda kulp cama düz bir şekilde monte edilip bağlantı noktası görülmediğini, kıyaslanan tasarımın kontrol düğmelerinin üzerinde yer alan ve tüm fırın boyunca uzanan şerit bulunmaktayken, dava konusu tasarımda böyle bir şerit bulunmadığını, kıyaslanan tasarımın cam yüzeyinde desen bulunmazken, dava konusu tasarımın cam yüzeyi beyaz desenler yer aldığını, tüm bu farklılıklar dava konusu ... numaralı tasarıma ayırt edicilik kazandırdığından hatalı raporlara dayanılarak oluşturulan mahkeme kararının hukuka aykırı olduğundan istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf taleplerinin haksız olduğunu, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunu, davalının tasarımı yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadığını, dava konusu tasarımların tescil tarihleri dikkate alındığında davalının TPMK nezdinde “incelemesiz sistem” döneminden faydalanılması sureti ile tasarımını tescil ettirdiğini belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına ... sayı ile tescilli tasarımın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Tasarımın hükümsüzlük hâlleri dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 77. maddesinde düzenlenmiş olup istinaf sebepleri kapsamında davalı adına tescilli tasarımın yenilik ve ayırt edicilik niteliğini hâiz olup olmadığının incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın tetkikinde; hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı, 04.09.2018 başvuru tarihli olup ''ocaklı fırın'' tasarımı olduğu görülmüştür. Tescilli tasarımın geçerliliği mutlak yenilik şartının varlığına bağlı olup mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla, küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterli görülmektedir. Dosyada mübrez bilirkişi raporları kapsamında gerekçeli ve denetime elverişli şekilde inceleme yapılarak sonuçların değerlendirildiği, yenilik ve ayırt edici nitelik yönünden tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı tasarım tescili ile yenilik kırıcı delil olarak sunulan geçmiş tarihli (''...'' zaman kayıtları tespit edilen 08.02.2016 ve 22.11.2016 tarihli) ürün görselleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, mukayese görsellerin tasarım başvuru tarihinden ve SMK'nın 57/2. maddesinde betimlenen on iki aylık rüçhan süresinden öncesine ait olduğu, dava konusu tasarımın yeni olmadığı, küçük farklılıkların seçici algıyı değiştirmediği ve belirgin bir farklılık yaratmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları yönünde kanaate ulaşıldığı, böylece davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik özelliklerinden yoksun olduğunun saptandığı, dosya kapsamında aksi yönde delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda davalı adına tescilli tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir duruma rastlanılmamıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/09/2023 tarih ve 2022/145 E., 2023/208 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.09/04/2026