İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1981 yılından beri Tekirdağ Sanayisinde traktör tamir atölyesi çalıştırdığını, davalı şahsın ise yedek parça satış işiyle uğraşmakta olduğunu, davacının 2011 yılına kadar yedek parça ihtiyacı olduğunda davalı ile iletişime geçerek telefondan sipariş v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1225 KARAR NO : 2025/1662 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2023 NUMARASI : 2022/307 E. - 2023/112 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1981 yılından beri Tekirdağ Sanayisinde traktör tamir atölyesi çalıştırdığını, davalı şahsın ise yedek parça satış işiyle uğraşmakta olduğunu, davacının 2011 yılına kadar yedek parça ihtiyacı olduğunda davalı ile iletişime geçerek telefondan sipariş verdiğini, tarafların aralarındaki alışveriş ilişkisinin olduğu tarihlerde her siparişten yaklaşık 15 gün sonra davalının yanında çalışan işçilerin davacı müvekkilinin iş yerine geldiğini, davacı müvekkilinin de aldığı malzemeler karşılığında, davalının yanında çalışan işçilere düzenlemiş olduğu senetleri teslim ettiğini ve 15 günde bir davalıya ödeme yaptığını, davacı müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu da bulunmadığını, ancak taraflar arasında yapılan alışverişin 2011 yılına kadar devam ettiğini, müvekkilinin hatırladığı kadarıyla davalının elinde borcu ödendiği halde geri almadığı bir kaç tane senedi kaldığını, davalının senetleri müvekkiline geri vermediğini, davacı müvekkilinin 2011 yılından sonra davalı ile herhangi bir alışverişi ya da herhangi bir irtibatı olmamasına rağmen 24/02/2022 tarihinde davacıya tebliğ edilen ''kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile yapılacak takipte ödeme emri'' ile; davalı tarafından Tekirdağ İcra Dairesi ...esas sayılı takip dosyası ile aleyhinde icra takibi başlatıldığını öğrendiğini, işbu takibe göre borcun sebebinin 15/07/2021 vade tarihli 310.000,00 TL'lik senet olduğunu, söz konusu icra takibine dayanak olan senedin müvekkili tarafından incelendiğinde, senetteki imzanın kendisine ait olduğunun, ancak senet üzerindeki miktarda ekleme yapılmak suretiyle oynama yapıldığının tespit edildiğini, davacı müvekkilinin, davalıya herhangi bir borcu olmamasına rağmen davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak elinde bulundurduğu ve davalının imzasını taşıyan senet üzerinde oynama yapılarak icra takibine konu senedin meydana getirildiğini, davacı müvekkilinin davalıya karşı senet üzerinde yazan bedel kadar borcu bulunmadığı gibi bunun dışında da herhangi bir borcu bulunmadığını, ayrıca davalının TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılması için savcılığa suç duyurusunda da bulunulacağını beyan ederek öncelikle yargılama sonuçlanıncaya kadar Tekirdağ İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takip dosyasına ihtiyati tedbir kararı verilerek takibin tedbiren durdurulmasına, davacı müvekkilin Tekirdağ İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, dava değerinin %20'sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya dayanak icra takibine konu belgenin kambiyo evrakı olduğunu, yani işbu belge ile ilgili iddiaların, yazılı delille ispatlanması gereken bir evrak türü olduğunu, davacının eldeki davada, senedin varlığını ortadan kaldıracak şekilde bulunduğu iddiasını ispat edecekse eğer HMK 201 madde hükmü gereği, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemleri, borcun miktarı ne kadar olursa olsun, tanık delili ile ispat edemeyeceğini, ancak davacının dilekçesine bakıldığı zaman deliller kısmında tanık beyanı bulunduğunu, tanık dinletilmesine muvafakatları olmadığını, davacının dilekçesinde göstermiş olduğu delillerin hiç birisinin de senedi ortadan kaldıracak nitelikte olmadığını, davacının dilekçesinde senedin miktarının değiştirilerek, yani ekleme yapılarak miktarın attırıldığı iddiasında bulunulduğunu, ancak hangi usullerle, ne şekilde bir ekleme yapılarak, hangi miktarın hangi oranda arttırılarak, hangi rakama ulaştırılarak, senedin ne miktara çıkartıldığı, ne miktar bir zarara sebebiyet verildiği bir yana, senedin aslında ne miktarda bir senet olduğunu dahi belirtememiş, bu konularda somut bir ayrıntı veremediğini, davacının davaya konu icra dosyasına konu senedin karşılığını ödediğini, aynı kuvvette bir yazılı belge ispatlaması gerektiğini, ancak davacının dilekçesine bakıldığı zaman, değil böyle bir delil, böyle bir delile dair bir iddia dahi bulunmadığını, bu davanın tamamen kötü niyetli olarak borçlu davacının aleyhindeki takibi semeresiz kılmak adına kasıtlı olarak açılmış bir dava olduğunu, davacının bu tarz hareketleri alışkanlık haline getirmiş bir borçlu olduğunu, Tekirdağ İcra Müdürlüğünün... esas ayılı icra takip dosyası ve buna karşı imzaya itiraz olarak açılan Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/309 esas sayılı dosyası ile Hayrabolu İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/78 esas, Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/516 esas sayılı dosyaları incelendiğinde davacı tarafından benzer gerekçelerle aleyhlerine açılmış ve reddedilmiş davalar olduğunun görüleceğini beyan ederek davanın reddine, müvekkili lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Bononun üzerinde tahrifat yapıldığı anlaşmaya aykırı doldurulduğunun 6100 sayılı HMK 200 md gereğince bu iddianın yazılı delil ile ispatı gerekmektedir. Davacı taraf da bu yönde davasını ispata yarar bir delil sunamamış, bilirkişi raporu ile de bu husus ispatlanamamıştır. Bu nedenle mahkememizce davacı tarafça ispatlanmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davanın açılmasında davacının kötü niyetle hareket ettiğine dair dosya kapsamında kötü niyeti ispata ilişkin bir delil sunulmadığından, ayrıca mahkememizce ara karar ile tesis edilen tedbir kararı dosyaya teminat yatırılmadığından uygulanmadığı anlaşıldığından, kötü niyet tazminat talebinin de reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davaya konu senet üzerindeki imza ve yazı örneklerinin incelenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, 06/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda senet üzerinde ... adına atfen atılan imzaların ...'nun el ürünü olduğu, senet üzerinde bulunan dolum yazıları ve rakamların ...'nun el ürünü olmadığı, senet üzerindeki yazıların (3 ve yüz) sonradan ilave edildiğine dair bulgu tespit edilemediği değerlendirmelerine yer verildiğini, her ne kadar yine aynı raporda senetteki yazı ve rakamların sonradan ilave edildiğine dair bir bulgu tespit edilemediğine yönelik değerlendirme sunulmuş olsa da, bilirkişi işbu yazı ve rakamların aynı tür kalibrasyondaki kalem ile oluşturulmuş olduğu gerekçesiyle işbu değerlendirmesini sunduğunu ancak belirtmek gerekir ki işbu yazı ve kalemlerin aynı kalibredeki kalemden çıkmış olmasının bu yazı ve rakamların sonradan eklenmediği anlamına gelmediğini,-taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve aralarındaki alışverişin 2011 yılı itibari ile bitmiş olduğunun ve davacı müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcu olmadığının ispatı için dosyanın gelmiş olduğu aşamada büyük bir hak kaybına sebebiyet vermemek adına müvekkili davacıya ait olan ve dosyaya sunulan işletme defterleri ile diğer bilgi ve belgelerin mali bilirkişi tarafından incelenmesi talebinin ilk derece mahkemesince reddedildiğini, ticari defterlerinin mahkemece bilirkişi incelemesine tabi tutulsa idi, davalı ile ticari ilişkinin olmadığı anlaşılacağını, hukuka aykırı mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yargılama yapılması ve davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, imzayı kabul etmekle beraber, senette tahrifat yapıldığı iddiasıyla işbu davayı açtığını, davanın dayanağı olan icra takibinin müstenidatını teşkil eden senet üzerinde bilirkişinin, tam da davacının iddia ettiği noktalardan bir bilirkişi incelemesi yapılarak rapor aldırıldığını, raporda Davaya konu olan bonodaki imzanın davacı ...'nun eli ürünü olduğu ve bono da bulunan meblağ bölümlerinin nizami bir şekilde yazıldığı ve bonodaki meblağ kısmına ,sonradan bir ekleme (tahrifat) yapılmadığının belirtildiğini, Yargıtay ;19.HD. E. 2019/341 K.2020/1368 T.8.07.2020 tarihli kararında belirtildiği üzere ,senedin sonradan doldurulduğunu iddia eden borçlunun, bunu dahi, yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacının davasını ispatlayamadığını, aleyhindeki icra takiplerine itiraz ve alacaklılarına karşı davaları bir gelenek haline getirmiş bulunan bu davacının , geleneksel bir tavrının uzantısı olarak ,bu davayı da , sırf aleyhindeki takibi sonuçsuz bırakma adına açmış bulunduğu, bu bakımdan açıkça kötü niyetli olduğundan bahisle talep ettiğimiz kötüniyet tazminatının reddi bakımından ise hükmün bu kısmı bakımından yanlış olduğunu ve kaldırılmasını talep ettiklerini, taraflar arasındaki ilişki ille de ticari bir ilişki olmak zorunda olmadığını, borcun bireysel ilişkilere dayalı olarak da doğabileceğini, alacağın salt ticari bir ilişkiden doğduğundan, alacağın müvekkilin ticari müessesesiyle ilgili bir alacak olduğundan da davanın hiçbir safahatında dem vurulmadığını, ticari defterlerinin incelenmesinin hükme bir tesiri olamayacağını, istinaf taleplerinin reddine, kötü niyet tazminatı taleplerini reddeden kısmının kaldırımasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, bonoya dayalı icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir Davalı tarafından, davacı taraf aleyhine Tekirdağ İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı icra takip dosyası ile ''Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile'' icra takibi başlatıldığı, takibe konu senedin 15/07/2021 vade tarihli 310.000,00 TL'lik senet olduğu anlaşılmıştır.Dosya, 10.08.2020 düzenleme-15.07.2021 ödeme tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan senedin meblağ bölümündeki (310000- üçyüzonbin) rakam ve yazıda ekleme yapılıp yapılmadığının tespiti için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişinin 06/01/2023 tarihli raporunun sonuç kısmının; "...İnceleme konusu 10.08.2020 düzenleme-15.07.2021 ödeme tarihli, alacaklısı ..., borçlusu ... olan, senedin meblağ bölümünde ( 310000- üçyüzonbin ) "3" rakamı ve "üç yüz" yazısı ile diğer rakam ve yazıların, aynı tür ve kalibrasyondaki kalem ile oluşturulmuş olduğunun tespit edildiği, yazılar ve rakamlarda harflerin ve rakamların birbirlerine oranlan, harflerin ve rakamların birbirleriyle bağlantısı, harfler ve rakamlar arasındaki boşluklar, kapama işaretine olan mesafe birlikte değerlendirildiğinde; inceleme konusu senedin meblağ bölümünde bulunan "3" ve "üçyüz" rakam ve yazısının sonradan ilave edildiğine dair grafolojik, grafometrik ve kaligrafik açıdan bulgu tespit edilmediği kanaatimi bildirir rapordur." şeklinde olduğu görülmüştür. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6).Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).Davacı yan dava konusu bononun bedelsiz olduğunu, sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğünden borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir. Davacılar tarafından icra takibine konu bonodaki imza dışındaki yazıların kendilerine ait olmadığı senedin sonradan bilgileri olamadan doydurulduğu ileri sürmüş iseler de bu iddiaların ve senedin anlaşmaya aykırı düzenlendiği iddiasının yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiği davacılar tarafından yazılı belge ibraz edilmediği, istinaflarında ileri sürdükleri üzere bir alacak- borç ilişkinin olmadığını kanıtlamak adına ticari defter ve kayıtların incelenmesi hususunun araştırılmasına mücerretlik ilkesi gereğince gerek bulunmadığından, davacılar tarafından sahtecilik iddiasının alınan bilirkişi raporu ile ispatlanamadığı gözetilerek mahkemece davanın reddine dair verilen kararın dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak , menfi tespit talebinin kabulüne ve kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış olup, mahkemece verilen kararın yerinde bulunduğu anlaşılmakla davacının tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/03/2023 tarih ve 2022/307 E. 2023/112 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025