İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye'de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/842 KARAR NO : 2025/1467 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 01/04/2022 NUMARASI : 2021/419 E. - 2022/48 K. DAVANIN KONUSU: Marka'dan Doğan Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i ve Ref'i ile Unvan Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye'de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari ünvanında kullandığını, bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, Davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 11/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini, talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Somut olayda davacı, davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür. Ne var ki tescilli ticari unvanının varlığı dışında fiili kullanımları ispat edecek herhangi bir delili dosyaya sunmamıştır. Davacı vekili 06/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da keşif deliline dayanmadıklarını, incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep ettiklerini beyan etmiş ve bu beyanını imzası ile tevsik etmiştir. Tarafların talepleri ile bağlı olan mahkememizce mahallinde inceleme yapılmamış ve mevcut delil durumu itibarı ile yalnızca ticaret sicili kayıtlarına göre davacı markalarının asli ve ayırdedici unsuru olan "..." ibaresinin ticaret unvanında yer almasının, bu unvanın tescili tarihinden itibaren 11 yıllık bir süre geçmiş olması dolayısıyla, yukarıda anılı hak düşürücü süreye ilişkin ilkeler çerçevesinde," davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 1995 yılından beri ayakkabı ve terlik sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2003 yılından bu yana tescilli ve yurt dışında da korunan, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde Tanınmış Marka statüsüne sahip "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğunu, davalı şirketin ticari unvanında bu markayı kullanmasında kötüniyetli olduğunu, unvan tercihinden ancak 2021 yılında haberdar olduğunu, davalının yalnızca Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki tekil ilanlarla duyurulmuş olmasından haberdar olunmasını beklemenin hakkaniyete aykırı olduğunu, aksine davalının kötüniyetle hareket ettiğini, 1995'ten beri üretim yapan ve tanınmış marka tesciline sahip olduğu "..." markasının davalı tarafından unvanda kullanılmasının SMK'ya aykırı marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğini, tarafların ticari bölgelerinin farklı olmasının, müvekkilin sessiz kalarak hak kaybına uğraması sonucunu doğurmadığını, "..." markası tüm mal ve hizmet sınıflarında hem yurt içi hem de yurt dışında hukuki koruma altında olduğunu, İlk Derece Mahkemesi'nin müvekkilinin Tanınmış Marka tescilini ve yurt dışı korumasını dikkate almayarak eksik inceleme yaptığını, müvekkili şirket ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olması tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, hukuk tanınmış markayı bu noktada koruduğunu, Yargıtay içtihatları ve doktrin uyarınca farklı mal ve hizmetlerde dahi tanınmış markanın itibarının ve ayırt ediciliğinin korunması gerektiğini, davalının eyleminin SMK md. 29/1-a ve TTK md. 55 hükümleri uyarınca açıkça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu, tanınmış markanın farklı faaliyet alanlarında dahi korunması gerektiğini ve bu tecavüzün marka itibarına zarar verdiğini, davalının dava tarihinde mevcut eylemleri müvekkili şirketin tescilli tanınmış "..." markasından doğan marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, ticari unvanın sonradan değiştirilmiş olması bu davanın açılmasına sebebiyet vererek müvekkilin zarara uğramasına yol açtığı gerçeğini değiştirmediğini, ticaret unvanının ticari hayatta kullanım zorunluluğu nedeniyle karıştırılma tehlikesi yarattığını, müvekkili şirkete ait "..." markasından doğan fikri mülkiyet haklarını ihlal eden davalının ticaret unvanının sicilden terkini gerektiğini, davalı şirketin haksız eylemleriyle davanın açılmasına sebep olduğunu iddia ederek, istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın yeniden yargılanması için dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalının, davacıya ait markadan doğan haklarına tecavüzünün tespiti, men'i ve ref'i ile davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini talebine yöneliktir.Davacı vekili dava dilekçesi ile, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari ünvanında kullandığını, bu ünvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu, Davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 11/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari ünvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini, talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 04/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davacının Ticaret Ünvanının Tescilinin (14 Ekim 1994), davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (13.04.2010) daha önceki tarihli olduğu, Davacının “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin (96/001403 ...- başvuru tarihi (31/01/1996) davalının Ticaret Ünvanının Tescilinden (13.04.2010) daha önceki tarihli olduğu, Dolayısıyla, davacının gerek ticaret ünvanı tescili gerekse de marka tescili açısından, tarihsel önceliğinin olduğu, Davalının, tescilli ünvanını, tescil edilmiş bir bütün olarak unvan gibi kullanmayıp, davacı markasının ve ticaret ünvanının ana unsuru olan “...” sözcüğünü öne çıkarıp bunu çağrıştıracak şekilde vurgulayarak marka gibi kullanması durumunun tespit edilemediği, kaldı ki Davalıya ait “...” ibareli herhangi bir mal/ürün/emtianın mevcut olmadığı, kullanımın, ticaret ünvanının kullanımını aşarak, markasal kullanıma dönüşmediği ve iltibasın oluşmadığı, keza tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının tamamiyle birbirinden farklı olduğu, davacı markası tanınmış marka olmakla birlikte söz konusu tanınmışlığın ayakkabı (terlik) emtiasında olduğu ve tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanlarında tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, Mevcut duruma göre, davalı ünvan kullanımının davacının marka haklarına ve ticaret ünvanından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil etmeyeceği, belirtilen sebeplerle davalı şirketin unvanının terkini koşullarının oluşmadığı, Davalı şirketin, ... sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten(2010) dava tarihine kadar(2021) geçen yaklaşık 11 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalmasına ilişkin durumun TMK m.2 kapsamında değerlendirilmesi hususundaki takdirin mahkemeye ait olduğu" belirtilmiştir.Dava; SMK'nın 149. maddesine dayalı olarak marka hakkına tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini istemlerine yöneliktir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kendi markasını veya çok benzer başka markaları sicil kayıtlarından ve sicil gazetesinden düzenli olarak takip etmesi durumunda dahi tüm kayıtlardan eksiksiz şekilde haberdar olması ihtimalinin düşük olduğu, davalı şirketin varlığından ve kötüniyet içeren unvan tercihinden davalı şirketin 2021 yılında haberdar olduğu, eylemin marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Kanuni dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi olan "Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK'nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, yerleşik hukuk uygulaması haline gelmiştir. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalının tescilli unvanında ''...'' ibaresinin yer aldığı ancak davacının tescilli ''...'' markasının ve ticaret ünvanının esas unsuru olan “...” sözcüğünü unvan kullanımının dışında ön plana çıkarıp vurgulayarak markasal olarak kullandığına ilişkin bir delil yahut emarenin tespit edilemediği, davacı tarafça davalının, davacı markasına tecavüz ettiğinin ispatlanamadığı, ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediği anlaşılmakla, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Ticaret ünvan terkini talebi yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça davalının ticaret unvanının TTK ve SMK hükümlerine aykırı olarak tescil ettirildiği ileri sürülmüşse de; TTK 52. Madde de, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını, değiştirilmesi ve silinmesini talep edebileceğinin düzenlendiği, yine 6769 Sayılı SMK 7/3-e maddesinde, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde yasaklama yetkisi verdiği, tanınmış markaların genişletilmiş korumadan yararlanacağı kabul edilmekte ise de, bu koruma tüm sınıflarda mutlak surette olmayıp, her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği, davacının ayakkabı terlik emtiasında tanınmış olduğu, davalının ise "her türlü tonajda yerli ve yabancı bandıralı gemi kiralanması, deniz yoluyla her türlü yük taşıma taahhüdü, kırkambar mukaveleleri, çarter mukaveleleri akdetmek... " yani denizcilik alanında faaliyet gösterdiği, bu durumda tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının birbirinden farklı olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının ünvan terkini istemlerinin sübut bulmadığı anlaşılmakla, mahkemece unvan terkini koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının da markasal kullanımı bulunmaması nedeniyle, sessiz kalma süresinin ticaret unvanı tescil tarihinden başlatılarak mahkemece sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkının yitirildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2- Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2022 tarih ve 2021/419 E. 2022/48 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile;3-DAVANIN REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar kesinleştiğinde talep halinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 245,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 737,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025