İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 23/10/2025 YAZILDIĞI TARİH: 03/11/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/215 Esas, 2024/312 Karar sayılı ilamı taraf vekilleri tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki forklift ile davacı ...…
T. C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1404 KARAR NO : 2025/1763 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/215 Esas, 2024/312 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ: 11/03/2022 İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH: 23/10/2025 YAZILDIĞI TARİH: 03/11/2025 Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/215 Esas, 2024/312 Karar sayılı ilamı taraf vekilleri tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...'in sevk ve idaresindeki forklift ile davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sağ ön ve yan kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini, sürücü belgesi yetersiz davalı ...'in geri geri kontrolsüz manevra yapmasıyla tam ve asli kusurlu olarak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, yapılan ceza mahkemesi yargılamasından alınan bilirkişi raporda davacıya yüklenecek bir kusur bulunmadığının tespit edildiğini, kaza neticesinden davacı ...'ta kemik kırıkları oluştuğunu, davacı ...'ta kısmi doku kaybı oluştuğunu, derin yaralar oluştuğunu, tedavilerin çok uzun sürdüğünü, halen yaralarının tamamen iyileştiğini, hasta dosyalarının incelenmesini istediklerini, kazadan sonra davacıların eski verimlerindeki gibi çalışamadıklarını, sıkıntılar yaşadıklarını ve halen yaşamakta olduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, bu nedenlerle dava konusu kazaya karışan forklift üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz karar verilmesini, yargılama aşamasında alınacak bilirkişi raporlarında belirlenecek bedeller yönünden fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinden ... lehine maluliyet tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatı için şimdilik 100,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için şimdilik 50,00 TL, meslekte kazanma gücü kaybı için 50,00 TL ve bu süreçte bakıcıya ihtiyaç duyması sebebiyle bakıcı ücreti için 50,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 250,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerinden ... lehine maluliyet tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatı için şimdilik 100,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için şimdilik 50,00 TL, meslekte kazanma gücü kaybı için 50,00 TL ve bu süreçte bakıcıya ihtiyaç duyması sebebiyle bakıcı ücreti için 50,00 TL olmak üzere toplam şimdilik 250,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkillerinin çektiği acı ve ızdırabın karşılığı olmamakla birlikte müvekkillerden ... için 20.000,00 TL ve ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi poliçesiyle teminat altına alınmış olması sebebiyle tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yarılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. (birleşen ... A.Ş.) cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı araç müvekkili sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, yargılamaya konu kazaya ilişkin olarak ilgili poliçenin ferdi kaza poliçesi gereği davacı ...'a 150,00 TL ödeme yapıldığını, bunun haricinde ilgili teminattan yararlanabilecek başkaca bir kişinin olmadığını, ayrıca ilgili poliçede ihtiyari mali mesuliyet teminatının zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi teminatının üzerinde kalan meblağı teminat altına aldığını, ancak davacı ...'ın ilgili aracın sigortalı şoförü olduğu başka bir anlatımla 3. kişi olmadığından dolayı işbu teminattan yararlanamayacağını, bununla birlikte ilgili teminatta müvekkilinin sorumluluğunun trafik poliçesi teminatının üzerinde kalan meblağ için olduğunu, öncelikle talebin zorunlu mali mesuliyet poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, buna göre kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının maddi tazminat talebinin öncelikle trafik poliçesinden karşılanacak; aşan kısım için Y.İ.M.M. poliçesi (müvekkili şirket) devreye girecek olduğunu, müvekkili şirketin maddi tazminata ilişkin azami sorumluluğu ise 1000.000 TL olup 1000.000 TL de manevi tazminata ilişkin sorumluluğunun bulunduğunu, bu meblağlar üzerinden müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, sigortalı aracın kusur sorumluluğunun ne olduğu hususuna da uzman gözüyle ışık tutulması gerektiğini, sigortalı araca düşen kusur oranı kanunen üstlenilmekte olduğundan kazada kusursuz olunması halinde davacıların tazminat talepleri açısından da müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini belirterek müvekkili hakkında açılan davanın reddine, aksinin kabulü halinde ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüte düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... yasal süresinde cevap dilekçesi vermemiştir. Bu davalının vekili yargılama sırasında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "1-Davacı ...'un maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 719.916,44-TL sürekli iş göremezlik, 9.534,36-TL geçici iş göremezlik, 2.943,00-TL bakıcı gideri, (SGK tarafından karşılanmayan) tedavi gideri 6.000,00-TL olmak üzere toplam 738.393,80-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ (Eski ticaret unvanı: ... AŞ)yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları ZMMS poliçesi kapsamında ölüm / sakatlık teminatı kapsamında poliçe limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere geçici / sürekli iş göremezlik şeklindeki maddi tazminat kalemleri toplamı olan 729.450,80-TL üzerinden, kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları ZMMS poliçesi kapsamında tedavi masrafları teminatı kapsamında poliçe limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere bakıcı gideri ve (SGK tarafından karşılanmayan) tedavi gideri şeklindeki maddi tazminat kalemleri toplamı olan 8.943,00-TL bakımından, kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları IMMS kapsamında poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere sürekli iş göremezlik şeklindeki maddi tazminat kalemi toplamı olan 719.916,44-TL bakımından sorumlu olmak ve temerrüt tarihi olan (davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olmak üzere) 04/06/2021 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden hükmedilen tazminatın tamamından sorumlu olmak ve kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, davacının meslekte kazanma gücü kaybı şeklindeki maddi tazminat talebi yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, 2-Davacı ...'ın maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 2.324,70-TL geçici iş göremezlik, 2.943,00-TL bakıcı gideri, (SGK tarafından karşılanmayan) tedavi gideri 2.000,00-TL olmak üzere toplam 7.267,70-TL maddi tazminatın davalı ... AŞ (Eski ticaret unvanı: ... AŞ)yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları ZMMS poliçesi kapsamında ölüm / sakatlık teminatı kapsamında poliçe limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere geçici iş göremezlik şeklindeki maddi tazminat kalemi toplamı olan 2.324,70-TL bakımından, kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları ZMMS poliçesi kapsamında tedavi masrafları teminatı kapsamında poliçe limiti olan 410.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere bakıcı gideri ve (SGK tarafından karşılanmayan) tedavi gideri şeklindeki maddi tazminat kalemleri toplamı olan 4.943,00-TL bakımından sorumlu olmak ve temerrüt tarihi olan (davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olmak üzere) 04/06/2021 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden hükmedilen tazminatın tamamından sorumlu olmak ve kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, davacının sürekli iş göremezlik ve meslekte kazanma gücü kaybı şeklindeki maddi tazminat talepleri yönünden fazlaya ilişkin isteminin reddine, 3-Davacı ...'un manevi tazminat talebinin kabulü ile 20.000,00-TL manevi tazminatın ... AŞ (Eski ticaret unvanı: ... AŞ)yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları IMMS kapsamında poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere ve temerrüt tarihi olan (davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olmak üzere) 04/06/2021 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden hükmedilen manevi tazminatın tamamından sorumlu olmak ve kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, 4-Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00-TL manevi tazminatın ... AŞ (Eski ticaret unvanı: ... AŞ)yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli karayolları IMMS kapsamında poliçe limiti olan 100.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere ve temerrüt tarihi olan (davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası olmak üzere) 04/06/2021 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden hükmedilen manevi tazminatın tamamından sorumlu olmak ve kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ..." dair karar verildiği görülmüştür. Bu karar davacılar vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararda müvekkillerinin belirlenen maluliyet oranları ve hükmedilen manevi tazminatların azlığı sebebiyle kabul etmediklerini, adli tıp raporunda her ne kadar müvekkili ...'ın 1 ay süreyle mutat iş gücünden yoksun kaldığından ve maluliyetinin %0 olduğu bahsine bir çok kez itiraz ettiklerini, ancak dikkate alınmamış ve sadece Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın hükme esas alınması mümkün olmayan işbu raporu dayanak yapılarak verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkilinin raporda belirtildiği şekilde 1 ayda iyileşmediğini, günlük hayatını eskisi gibi sürdüremez duruma geldiğini ve kazadan sonra eski gücü ve veriminde çalışması ve yaşamasının da mümkün olmadığından mağdur olduğunu, bu kazadan sonra eskisi gibi çalışamadığından işinden ayrılmak zorunda da kaldığını, hafif işlerde çalışması gerektiğinin hekimlerce söylendiğini, %0 maluliyet oranı gerçeği yansıtmadığını, dava açılmadan önce müvekkilinin Kayseri Şehir Hastanesi'ne giderek muayene olduğunu ve % 5 maluliyet oranı verildiğini, bu orana ve bu rapordaki tespitlere hiç değinilmemesinin eksik incelemeyle rapor tanzim edildiğinin açık göstergesi olduğunu, bu sebeple müvekkilinin gerçek maluliyet oranının belirlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından dosyanın ve müvekkilin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmesini talep etmelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin kazadan sonra iyileşme gösterme müvekkilinin Kahramanmaraş Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Hastanesi'ne giderek şikayetleriyle ilgili muayene olduğunu ve Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'nın ... tarihli adli kurul raporunda müvekkilinin maluliyetinin %13 olarak belirlendiğini, 21/03/2024 tarihli dilekçeleri ekinde bu raporun da mahkemeye sunularak müvekkilinin sevki ile yeniden müvekkillerinden ... açısından da her ne kadar müvekkilin 4 ay süreyle mutat iş gücünden yoksun kaldığından ve maluliyetinin %8 olduğundan bahsedilmişse de bu tespite de itiraz etmelerine rağmen bu itirazlarının da reddedilerek eksik incelemeyle hatalı karar verildiğini, müvekkili ...'un raporda belirtildiği şekilde 4 ayda iyileşemediğini, iyileşmesi belirtilenin aksine 1 yıla yakın sürdüğünü ve halen de tamamen iyileşemediğini, belirlenen tıbbi şifa süresi ile %8 maluliyet oranın gerçek durumu yansıtmadığını, günün ekonomik şartları, paranın satın alma gücü, özellikle davalı ...'in ekonomik durumu ile müvekkillerinin kusursuz oluşu gibi etkenler karşısında müvekkillerine hükmedilen manevi tazminat tutarlarının da az olduğu gibi böyle bir kazayla davalı tarafı ödüllendiren bir manevi tazminat tutarının söz konusu olduğunu belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/215 Esas, 2024/312 Karar sayılı ve 28/03/2024 tarihli kararının kaldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalı ... A.Ş. (birleşen ... A.Ş.) istinaf dilekçesinde özetle; davacıların dava dilekçesinde kasko poliçesi teminatı üzerinden talepte bulunmasına rağmen, ZMMS poliçesi talepli olduğu varsayımı ile hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirket nezdinde söz konusu kazaya karışan araçların için kaza tarihinde geçerli bir ZMMS poliçesi dahi bulunmadığı halde var kabul edilerek gerekçe yazıldığını ve aleyhlerine hüküm kurulduğunu, bu hatalı kabul nedeniyle müvekkili şirket tarafından Kayseri Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 2.000.000,00 TL teminat mektubu sunulduğunu, yargının hatası nedeniyle telafisi mümkün olmayan ekonomik kayıp yaşandığını, anılan tüm bu sebepler uyarınca yerel mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine aksi kanaate varılması halinde ise müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi olmadığının gözeterek yalnızca kasko poliçesindeki İMMS teminatı değerlendirilmek suretiyle infazda tereddüt uyandırmayan şekilde hüküm kurulmasını, ... tarihinde müvekkili şirkete ... poliçe numarası ile sigortalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı araç müvekkil sigorta şirketince 29/12/2019-2020 tarihleri arasında kasko sigorta poliçesi ile sigortalısı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının kasko sigorta poliçesi kapsamında bedeni ve maddi zararlar için toplam 100.000,00-TL ile sınırlı olduğunu, poliçe özel şartlarında ihtiyari mali mesuliyet teminatına manevi tazminat talepleri dahil edilmiş olup manevi tazminat kaleminin de poliçede belirtilen İMM teminatı ile sınırlı olduğunu, gerekçeli kararda davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... nolu forklift cinsi aracın ZMMS poliçesi müvekkili şirkette kayıtlı olduğu söylenerek hüküm kurulmuşsa da söz konusu forklifte ait herhangi bir poliçenin müvekkili sigorta şirketi nezdinde tanzim edilmediğini, ilk derece mahkemesinin karar verirken gerekçe sunması gerektiğini, ancak herhangi bir SBM kontrolü yapılmaksızın varsayıma dayanarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunda olduğu iddia edilen ZMMS poliçesine ait herhangi bir poliçe numarası sunulmadığını, KTT'de forklift cinsi aracın tescilsiz olduğu açıkça görüldüğünü, söz konusu kazaya karışan araçlara ait ZMMS poliçesi ... A.Ş. (birleşen ... A.Ş) nezdinde kayıtlı olmadığını, müvekkili şirketin kazaya karışan aracın trafik sigortacısı olmadığını, trafik sigortacısının kaza tarihi olan 2020 senesi itibari ile 410.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, ilk derece mahkemesince hüküm fıkrasında ... için 410.000,00 TL limitle sınırlı kalmak üzere sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile 410.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı olmak üzere bakıcı giderine toplam 820.000,00 TL teminat ile sorumlu tutulduğunu, buna ek olarak 410.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı olmak üzere ... yönünden geçici bakıcı ve geçici iş göremezlik tazminatına hükmedildiğini, bunlara ek olarak davacıların manevi tazminat talepleri için ... lehine 10.000 TL ile ... lehine 20.000 TL manevi tazminata hükmedildiğini, ihtiyari mali mesuliyet sigortasının ZMMS limitini aşan tutarlar için hüküm kurulmak istendiyse dahi yerel mahkemenin gerekçeli kararında sorumluluğun nasıl uygulanacağı noktasında hükmün infazının tereddüt uyandırdığını, asıl alacağa tekabül eden feriler (vekalet ücreti, yargılama gideri, yargılama harçları) adına da kararın infazı tereddüt uyandırmakta olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak itirazları doğrultusunda yeniden hüküm kurulması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesine göre trafik sigortaları, aynı Kanun'un 85. maddesine göre işletenlere düşen sorumlulukları karşılamak üzere yapılır olduğunu, bu sebeple müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacağını, dolayısıyla sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun da olmayacağını, dava dilekçesinde taleplerin sigortalı araç sürücüsü ... ve sigortalı araçta yolcu ... için olduğunu, kusursuz olduğu dava dilekçesinde, kaza tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda açıkça belirtilmiş olan sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sigorta şirketi sorumlu olacağından işbu kazadan dolayı davacıların maddi ve manevi talepleri için müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, işbu davaya sebebiyet veren kazaya karışan ... plaka sayılı müvekkili şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracın sürücüsünün ... olduğunu, işletenin taleplerinin ihtiyari mali mesuliyet sigortası uyarınca teminat dışı olduğunu, ilk derece mahkemesince sigorta şirketinin sorumluluğnun hatalı belirlendiğini, teminat limitlerinin çok üstünde bir tutar ile hüküm kurulduğunu, hükmedilen asıl alacak ve ferilerinin hatalı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli, 2022/215 Esas ve 2024/312 Karar sayılı hükmünün istinaf sebepleri doğrultusunda kaldırılmasına, davanın müvekkili sigorta şirketi yönünden esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ... vekilinin süresinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacılar hakkında düzenlenen maluliyet raporunun yönetmeliğe aykırı şekilde yetkili olmayan kurumdan alındığını, dosyadan görüleceği üzere denetime elverişli bir kusur raporu alınmadığı gibi zarar yönünden müterafik kusur olup olmadığının dahi değerlendirilmediğini, organize sanayi bölgesinde araç trafiğinin yoğun olması ve fabrika giriş çıkışlarında yolun durumuna göre daha dikkatli ve yavaş gitmesi gerekirken davacılardan sürücü ...'ın 2918 sayılı Kanun'un 52. maddesine uygun hareket etmediği görüldüğünü, kaza tespit tutanağına göre de davacıların kaza esnasında emniyet kemeri taktığı tespit edilmediğini, KTK'nın 78. maddesinde belirtilen "sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur" hükmünün ve TBK'nın 52. maddesi hükmü gereği davacılar zararın oluşmasında müterafik kusur sahibi olduğundan bilirkişi tarafından yapılacak tazminat hesabından en az %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının gerektiğini, hükme esas alınan hesabın hatalı olduğunu, faizi kabul anlamına gelmemekle birlikte; yasal faiz yerine avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu belirterek, tehir-i icra taleplerinin kabulü ile, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/03/2024 tarihli, 2022/215 Esas ve 2024/312 Karar sayılı hükmünün kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği görülmüştür. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme dosya üzerinden yürütülmüştür. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde; Dava; trafik kazasından kaynaklanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan maddi tazminat ve aynı Kanun'un 56/1. maddesi gereği manevi tazminat istemlerine ilişkindir. A-) Davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ...A.Ş. vekilinin ortak istinaf nedenleri yönünden yapılan incelemede; Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Yargıtay uygulamalarına göre, maluliyet raporu adli tıp uzmanları tarafından düzenlenmeli ve maluliyet oranı kaza tarihindeki mevzuata uygun olarak belirlenmelidir. "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan" başlığı altında düzenlenen TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/590 Esas, 2024/13747 Karar sayılı emsal ilamı) . Somut olayda, ilk derece mahkemesince, davacılar hakkında usulüne uygun teşekkül ettirilmiş olan Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında alınmış olan raporların mevzuata uygun kuruluşlardan ve maluliyet yönünden mevzuata uygun yönetmelik uygulanarak alınmış olduğu dikkate alındığında davalı ... vekilinin bu konudaki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek bu raporda kaydedilen mevcut bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılan değerlendirildiğinde; davacı ...'ın ...tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen yumuşak doku yaralanması nedeniyle; bir (1) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı tıbbi şifa süresinin 1 (bir) ay olduğu ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu kanaati bildirilmiştir. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek bu raporda kaydedilen mevcut bilgi ve bulgularla birlikte değerlendirildiğinde, davacı ...'ın ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen yumuşak doku yaralanması nedeniyle başka birinin geçici ya da sürekli bakıma muhtaç olmadığı kanaati bildirilmiştir. Oysa ki, davacılar vekili tarafından sunulan 09/04/2023 tarihli dilekçede Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan raporda her ne kadar müvekkillerinden ...'ın sadece 1 ay süreyle mutat iş gücünden yoksun kaldığından ve maluliyetinin % 0 olduğundan bahsedilmişse de bunu kabul etmek mümkün olmadığı, zira bu müvekkilinin raporda belirtildiği şekilde 1 ay içinde iyileşmediğini, iyileşmesinin raporda belirtilenin aksine aylarca sürdüğünü ve halen de tamamen iyileşmediğini, müvekkilinde kazadan bacağında ağrı ve kramplar hasıl olduğunu ve günlük hayatını eskisi gibi sürdüremez olduğunu, dava açılmadan önce müvekkilinin Kayseri Şehir Hastanesi'ne giderek muayene olduğunu ve bu müvekkiline %5 oranında maluliyet oranı verilmişken bu orana ve bu rapordaki tespitlere hiç değinilmemesinin eksik incelemeyle rapor tanzim edildiğini gösterdiğini, bu sebeple bu müvekkili yönünden gerçek maluliyet oranının belirlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından dosyanın ve müvekkillerinden ...'ın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar vekili tarafından sunulan 21/03/2024 tarihli dilekçede müvekkili ...'ın muayene olunarak Kahramanmaraş Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli adli kurul raporunda bu müvekkilinin maluliyetinin %13 olarak hesaplandığını, söz konusu durumdan dolayı müvekkili yönünden gerçek maluliyet oranının belirlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi açısından dosyanın ve müvekkillerinden ...'ın İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderilerek yeniden rapor aldırılmasını talep ettiği görülmüştür. Davacılar vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde de aynı beyan ve itirazlar tekrar edilmiştir. Dava dosyası incelendiğinde davacılar vekilinin 03/04/2022 tarihli delil dilekçesinde davacı ... yönünden Kayseri Şehir Hastanesi'nden verilmiş engel oranını gösterir rapora da delil olarak dayandığı, ancak bu rapor örneğinin dosyaya sunulmadığı, yine Kahramanmaraş Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan alındığı belirtilen raporun dosyaya sunulmadığı gibi mahkemece de Kayseri Şehir Hastanesi'nden ve Kahramanmaraş Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan celp edilmeden ve incelenmeden hüküm tesis edildiği görülmüştür. Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... yönünden Kayseri Şehir Hastanesi'nden ve Kahramanmaraş Üniversitesi Sağlık Uygulama Ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı'ndan verildiği ileri sürülen maluliyet raporunun dosyaya kazandırılarak, söz konusu raporların hangi yönetmelik, usul ve esaslara göre ne amaçla düzenlendiğinin, geçici veya sürekli kanaat raporu olup olmadığının araştırılması, davacıların maluliyet raporuna ve oranına itirazlarının bulunması karşısında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde bu davacının maluliyet/özür oranı, iyileşme süresi, bakıcıya muhtaçlık durumu hususlarının ve davacıların itirazlarının değerlendirildiği ayrıca yukarıda belirtilen üç ayrı rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazı yerinde görülmüştür. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek bu raporda kaydedilen mevcut bilgi ve bulgular birlikte değerlendirildiğinde; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında birlikte değerlendirildiğinde, davacı ...'un ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen alt ekstremitede mevcut (intramedullar metalik fiksatör içeren deforme görünümde tibia kırığı, malunion ile iyileşmiş fibula kırığı, sural sinir duyu hasarı, eklem hareket kısıtlılığı) patolojiler nedeniyle; dört (4) ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı ftbbi şifa süresinin 4 (dört) ay olduğu), tüm vücut fonksiyon kaybı oranının ve/veya engel oranının %8 (yüzdesekiz) olduğu kanaati bildirilmiştir. Erciyes Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan ... tarihli raporda tıbbi evrak tetkiki ile muayenesinden elde edilerek bu raporda kaydedilen mevcut bilgi ve bulgularla birlikte değerlendirildiğinde, davacı ...'un ... tarihli trafik kazası sonucu meydana gelen alt ekstremitede mevcut (intramedullar metalik fiksatör içeren deforme görünümde tibia kırığı, malunion ile iyileşmiş fibula kırığı, sural sinir duyu hasarı, eklem hareket kısıtlılığı) patolojiler nedeniyle; bir (1) ay süreyle bakıcı/yardımcı desteğinin tıbben uygun olacağı, başka birinin sürekli bakıma muhtaç olmadığı kanaati bildirilmiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvuru dilekçesi ekinde bulunan 21/09/2023 tarihli tıbbi mütalaada özetle "...'un ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması "Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine" göre zarar görende %4 tüm vücut fonksiyon kaybı oranına neden olacağından, Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın ... tarihli ... sayılı kurul raporunda tespit edildiği bildirilen %8'lik oran olması gerekenin üzerindedir. ...'un ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine" göre zarar görende 967,3 iş göremezlik (çalışma gücü kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı) oranına neden olmaktadır. ...'un ... tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen sekeli bir başkasının sürekli bakımını gerektirmemekle birlikte, 9 (dokuz) ay geçici iş göremezlik süresine neden olduğu, bu sürenin ilk 3 (üç) ayında bir başkasının bakımına muhtaç olduğunun kabulü gerekmektedir." tespitinin yapıldığı görülmüştür. Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince, davacı ... yönünden davacıların, davalı ...'in ve davalı sigorta şirketinin maluliyet raporuna ve oranına itirazlarının bulunması karşısında, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde bu davacının maluliyet/özür oranı, iyileşme süresi, bakıcıya muhtaçlık durumu hususlarının ve davacıların, davalı ...'in ve davalı sigorta şirketinin itirazlarının değerlendirildiği ayrıca yukarıda belirtilen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru bulunmamış, anılan taraf vekilinin bu kapsamdaki istinaf itirazı yerinde görülmüştür. B-) Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6241 Esas, 2021/8658 Karar sayılı emsal ilamında "Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa'dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi'nin çalışmalarıyla "TRH 2010" adı verilen"Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir." demek suretiyle bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Tablosu'na göre belirleneceğini açıklamıştır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/5068 Esas, 2021/3211 Karar Sayılı ilamında ve aynı Dairenin 2021/2781 Esas, 2021/2223 Karar sayılı ilamında ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/6352 Esas, 2020/8575 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması; bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması gerekmekte olup, davalı ... vekilinin tazminat hesabının %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf istemi yerinde değildir. Tüm tedavi giderlerinin belge ile ispatlanması mümkün değildir. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi hukuka uygun değilidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesinde de belirtildiği üzere, zarar gören tarafından hayatın olağan akışı gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, mahkemece zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenmesi gerekir. Hiçbir belge sunulmasa bile hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür (HGK'nın 26/04/1995 tarihli, Esas: 1995/11-122 Karar: 1995/430). Trafik kazasının niteliği gereği bütün giderlerin belgelendirilmesi veya ispatlanması hayatın olağan akışında mümkün değildir. Yargıtay kararlarınca belgelendirilemeyen masraflar olarak tanımlanan tedavi giderleri trafik kazası ile illiyet bağı olan yemek, yol ve evde özel bakım giderleri başta olmak üzere bir belgeye dayalı olmayan, uzman doktor bilirkişi tarafından belirlenen tedavi giderler olarak değerlendirilmektedir. İlk derece mahkemesince SGK ödeme kapsamında olmayan ve belgelendirilemeyen tedavi gideri zararı yönünden 25/01/2024 tarihli rapor ile adli tıp uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılmıştır. Bu kapsamdaki davalı ... vekilinin bu konudaki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. Davaya konu kazaya karışan forklift cinsi aracın ticari nitelikte olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine göre avans faize hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu kapsamdaki davalı ... vekilinin istinaf istemi de yerinde görülmemiştir. Mahkemece içinde makine mühendisinin bulunduğu bilirkişi kurulundan kusur raporu alınmıştır. Makine mühendisi trafik bilirkişisi raporunda Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin dosyasında mevcut bilgilerden yararlanmak suretiyle forklift operatörlük belgesi olmadığı halde iş yerine ait tescilsiz forklifte binerek iş yeri önünde bulunan tıra yükleme yapmaya çalışırken geri geri manevra yapması sırasında kendi yolunda hareket halinde ve geçiş üstünlüğü olan ... plakalı açık kasa kamyonun kendisine çarpmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından davalı ...'in kazanın oluşumunda asli, 2918 sayılı, KYTK'nun da belirtilen sürücü asli kusurlarından 67/a-b fıkralarında belirtilen; "Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır." kuralını ihlal ettiği ve asli (tam) kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ın; sevk ve idaresindeki ... plakalı açık kasa ... marka kamyonla önüne aniden çıkan tescilsiz ... nolu forkliftin sol kısmına çarpmasını engelleyemeyeceği, dosya içeriğindeki ifadelerde, bilgi ve belgelerde görüldüğü üzere kazanın oluşumunda, yolcu konumunda bulunan iş arkadaşının yaralanmasında, araçların hasarlarında kusur ve ihlallinin bulunmadığı ve davacı ...'un; iş arkadaşının kullandığı araçta yolcu olarak bulunduğundan kaza sırasında herhangi bir kural ihlalinin olmadığı tespiti yapılmıştır. Dava dosyasının incelenmesinde Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/212 Esas 2023/47 Karar sayılı dava dosyasının fiziki olarak yer almadığı, Uyap sistemi üzerinden 17/03/2022 tarihinde bu dosyanın bir kısım kayıtlarının gönderilmiş olsa da, savcılık soruşturma evraklarının, kaza tespit tutanağının ilk sayfası dışındaki diğer sayfalarının, alınan kusur raporlarının, soruşturma ve yargılama sırasında toplanan delillerin tamamının, gerekçeli kararın ve kesinleşme şerhinin bulunmadığı görülmüştür. Yukarıda anılan kusur bilirkişisinin raporunun denetlenmesi ve davalının istinaf itirazlarının değerlendirilmesi için Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/212 Esas 2023/47 Karar sayılı dava dosyasının tümünün fiziken veya Uyap kayıtlarının dosyaya kazandırılması gerekli olup, mevcut dosya içeriğine göre Dairemizce kusur yönünden istinaf itirazlarının incelenmesi mümkün görülmemiştir. C-) Davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamında bulunan sigorta poliçesinin incelenmesinde davacı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın, sigortalı ... Ltd. Şti.'ne ait olduğu, davalı ... A.Ş. nezdinde ... poliçe numarası ile 29/12/2019 - 29/12/2020 tarihleri arasında genişletilmiş kasko klasik sigorta poliçesi ile sigortalandığı ve bu poliçe kapsamında bedeni ve maddi zararlar için teminat limitinin 100.000,00-TL ile sınırlı olduğu görülmektedir. Poliçe özel şartlarında ihtiyari mali mesuliyet teminatına manevi tazminat talepleri dahil edilmiş olup, manevi tazminat teminatı poliçede belirtilen İMMS teminatı ile sınırlıdır. Davacı ...'un, kaza sırasında davacı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunmaktadır. Uyuşmazlığa konu kaza tarihi itibarı ile davalı ... A.Ş. nezdinde düzenlenmiş bir ZMMS poliçesi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde de davacıların içinde bulunduğu ... plaka sayılı aracın, davacıların işvereni olan ... Ltd. Şti.'ne ait olduğu, davalı ... A.Ş. nezdinde ... poliçe numarası ile genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığı, davacıların bu araç içerisindeyken geçirdikleri trafik kazasında yaralandıkları, ancak kusurlarının bulunmadığı, bu nedenle davalı sigorta şirketinin de davacıların maddi ve manevi zararlarından sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülerek sigorta şirketine husumet yönelttikleri açıklanmıştır. Oysa ki, ilk derece mahkemesince ... plaka sayılı aracın ve davalı ... sevk ve idaresindeki ... nolu forklift cinsi aracın kaza tarihi itibarı ile ZMMS poliçesi olup olmadığı ve varsa hangi sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi olduğu araştırılmadan, bu yönde de bir iddia ve talep bulunmadığı halde ... nolu forklift cinsi aracın kaza tarihinde davalı ... A.Ş. nezdinde düzenlenmiş bir ZMMS poliçesi varmış gibi kabul edilerek ZMMS ve İMMS poliçeleri kapsamında sorumlu olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olmuştur. Yine ... plaka sayılı aracın, davalı ... A.Ş. nezdindeki ... poliçe numaralı genişletilmiş kasko klasik sigorta poliçesi kapsamında bedeni ve maddi zararlar için teminat limitinin 100.000,00-TL ile sınırlı olduğu olduğu halde mahkemece garame hesabı yapılmaksızın davacılar lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlarda poliçe teminat limitinin aşılması doğru olmamıştır. Davalı ... A.Ş. vekilinin bu konudaki istinaf itirazı yerindedir. Dosya kapsamına göre davalı ... A.Ş. genişletilmiş kasko poliçesi ile davacı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan aracın İMMS şirketidir. Motorlu Kara Taşıt Araçları İMMS Genel şartlarının, sigorta teminatının kapsamını belirleyen 1. maddesine ile "Sigortacı, işbu poliçede gösterilen aracın kullanılmasından doğan ve Karayolları Trafık Kanunu'na ve umumi hükümlere göre aracın işletenine terettüp eden hukuki sorumluluğu ve bu poliçe teminat kapsamında olmak şartıyla Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmını, poliçede yazılı hadlere kadar temin eder. Yasa koyucu, uğranılan maddi zararlar yönünden trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müşterek ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla meydana gelen zarar ZMMS kapsamında ise İMMS şirketinin sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak limit aşımında İMMS şirketinin sorumluluğu söz konusu olacaktır. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın (İMSSGŞ) 1. maddesinde sigorta teminatının kapsamı, 3. maddesinde ise Ek Sözleşmeyle Teminat Kapsamına Alınabilecek Hal ve Teminat Dışında Kalan Haller düzenlenmiştir. İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın (İMSSGŞ) 3/b. maddesi uyarınca, aracı sevk ve idare edenin, aracı sevk ve idare ederken uğrayacağı zararlar dolayısıyla ileri sürülen taleplerin teminat dışı olduğu kabul edilmiştir. Mahkemece İMMS poliçesiyle sigortalanmış ... plaka sayılı aracın sürücüsü olan davacı ...'ın tazminat talepleri İMMS teminatı dışında olduğu gözetilmeksizin hüküm kurulması hatalı olmuştur. Yine ilk derece mahkemesince dava konusu kazada sigortalı ... plaka sayılı aracın kusursuz olduğu kabul edilmiştir. Sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağından, uyuşmazlığa konu kazada sigortalı aracın kusursuz olduğunun kabul edilmesi halinde davacıların maddi ve manevi talepleri için davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmayacağının gözetilmemiş olması da isabetsizdir. Kabule göre; davalı sigorta şirketinin nezdinde ... plaka sayılı aracın ZMMS poliçesi olduğu bir an için kabul edilse dahi davacı ...'ın sigortalı aracın sürücüsü olduğundan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (b) ve (c) bendine göre, ancak üçüncü kişinin yaralanması dolayısıyla oluşan maddi zararları teminat kapsamındadır. Bunun sonucu olarak, sigortacının zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Kabule göre, ZMMS limitini aşan zarar tutarları için sorumluluğun nasıl uygulanacağı ile asıl alacağa tekabül eden feriler adına da (vekalet ücreti, yargılama gideri, yargılama harçları hakkında) kararın açık olmaması nedeniyle hükmün infazı noktasında tereddüt uyandırmaktadır. Yine kabule göre, aleyhine davanın kısmen kabulüne karar verilen sigortacı, dava sonucunda hükmedilen yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinden kısmen kabule göre poliçe teminat limiti oranında sorumludur. Mahkemece davalı sigorta şirketi yönünden hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hatalı hesaplanmıştır. Davalı ... A.Ş. vekilinin yukarıda sözü edilen konulardaki istinaf itirazı yerindedir. D-) Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacılar vekili tarafından ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğu ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince davacılar hükmedilen manevi tazminat miktarlarının denetlenebilmesi için yukarıda A ve B bentlerinde değinilen iş göremezlik raporu ve kusur raporu ile ilgili eksiklerin giderilmesi gerekli olup, bu aşamada Dairemizce manevi tazminata ilişkin istinaf itirazları incelenememiştir. Yukarıda izah edilen sebeplerle davanın çözümünü sağlayacak ve esasına etki edecek nitelikteki deliller usulünce ve tam manasıyla toplanmadan dolayısıyla değerlendirilmeden ilk derece mahkemesince hüküm kurulmuş olunduğundan, davacılar vekilinin, davalı ... A.Ş. vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye iadesine karar aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacılar ... ve ... ile davalı ... Anonim Şirketi ve davalı ...'in istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/215 Esas, 2024/312 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-)Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 3-)Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvuran taraflara iadesine, 4-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-)İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-)İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine, 7-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 ve 362/1-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 23/10/2025