T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/910 KARAR NO : 2025/1460 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/187 KARAR NO : 2023/11 DAVA TARİHİ : 14.02.2022 KARAR TARİHİ : 11.01.2023 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat KARAR TARİHİ : 18.11.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 19.11.2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.01.2023 tarih ve 2022/187 Esas…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/910 KARAR NO : 2025/1460 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/187 KARAR NO : 2023/11 DAVA TARİHİ : 14.02.2022 KARAR TARİHİ : 11.01.2023 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Tazminat KARAR TARİHİ : 18.11.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 19.11.2025 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.01.2023 tarih ve 2022/187 Esas, 2023/11 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Taraflar arasında mülkiyeti davalıya ait olan .... Turgutlu Fabrikası İdari Bina-Çelik Bina ve Prefabrik Bina Güçlendirme ve Tadilat yapım işine ilişkin 22.07.2020 tarihinde sözleşme imzalandığını, 28.07.2020 tarihinde yer teslimi yapılarak müvekkili yüklenici firma sıfatı ile işe başlayıp sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirdiğini, söz konusu sözleşmeye göre müvekkilinin üstlendiği iş dört ana bölümden oluştuğunu, söz konusu işlerin yapılması esnasında sözleşmede olmayan ve işlerin yapılması anında tespit edilip anında yapılması gereken işler ile yine çevre düzenlenmesi işleri esnasında karşı taraf işverenin talebi ile yapılan bir kısım işlerin müvekkili tarafından güncel birim fiyatlar üzerinden yapılmış ve teslim edildiğini ek işlere ilişkin olarak tespit yapıldığını, tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile müvekkilinin tüm iş ve imalatlarını yerinde tespit edilerek sözleşme tarihi itibari ile bedelinin 198.630,00-TL olduğunun belirlendiğini, dava konusu hak ve alacaklara ilişkin olarak alacakları ödenmesi için arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde anlaşmaya varılamadığını belirterek alacağın nihai teslim tarihi olan 30.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile tespit giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Taraflar 22.07.2020 tarihinde müvekkili şirkete ait dava konusu fabrika binasının güçlendirilmesi ve renovasyonu amacı ile sözleşme imzaladığını, sözleşmeler anahtar teslim ve götürü bedel sistemi üzerine inşa edildiğini, davacının tespit konusu talepleri taraflar arasındaki sözleşme ve anlaşmalara aykırı olduğunu, davacı tarafın talep konusu ettiği imalatlara ilişkin olarak bizzat kendi hazırladığı hakedişleri ve bu hakedişlere bağlı düzenlediği faturaları müvekkile sunduğunu, bunların yanında davacı taraf halihazırda sözleşme ile kararlaştırılmamış ve ekstra yapılmış olan işler için ise müvekkili şirkete 307.000 TL bedelli ilave bir fatura kestiğini, faturanın açıklamasında bizzat ekstra işler yazıldığını, söz konusu fatura da müvekkilince ödendiğini, davacı tarafa ödenmesi gereken başkaca bir bedel söz konusu olmadığını, arz ve izah ettikleri sebeplerle mahkemece resen gözetilecek hususlar kapsamında haksız ve mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 11.01.2023 tarih ve 2022/187 Esas, 2023/11 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Dosyaya sunulan bilgi, belge ve bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı tarafça sözleşme dışı yapılan işlerin iş sahibi yararına olduğu, yapılan işlerin bedelinin davalı iş sahibi tarafından 6098 sayılı TBK’nın 526 ve devamı maddelerince düzenlenen vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca davacıya ödenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 14.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı müvekkili şirket ile inşaat sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşme uyarınca inşaat ve imalat işlerini sağladığını, sözleşmede bulunmayan ilave işler yaptığını, ilave işlerin bedelini tahsil edemediğini ifade ettiğini, davacının sözleşme dışında bir takım faydalı imalatlar yaptığını, bu imalatların "vekaletsiz iş görme" esaslarına göre tazmin edilmesi gerektiği doğrultusunda hüküm tesis ettiğini, bu kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3592 Esas sayılı emsal kararına dayandırdığını, davacı tarafın davasını sözleşme ve anlaşmalara dayandırdığına göre taraflar arasındaki yazılı ve sözlü anlaşmalarda ilave işlerin ne şekilde yapılacağına dair hükümleri incelemek gerektiğini, müvekkilinin iradesini olumlu veya olumsuz şekilde varsaymaya gerek bulunmadığını, tarafların ortak idaresi sözleşme ile net şekilde vücut bulduğunu, müvekkilinin iradesini varsayımlara dayandırarak ölçmeye çalışmasına gerek bulunmadığını, müvekkilinin iradesi açıkken ilave işlerin yapılmasına onay verdiğinin varsayılması abest olduğunu, taraflar arasında yazılı olarak mutabık kalınan ekstra imalatların davacının hak ediş raporu ile tespit edildiğini, davacı tarafından faturası kesilmiş ve bedeli müvekkilce ödendiğini, sözleşmenin 3. ve 7. maddeleri bu işler için işletildiğini, ortada yazılı bir sözleşmenin olduğunu, bu sözleşmede işverenin yazılı onayı alınmaksızın ilave inşaat yapılmayacağı, yapılırsa bedeli ödenmeyeceğinin belirtilmiş iken davacının iddia ettiği sözleşme dışı imalatların bedelinin vekaletsiz iş görme kapsamında varsayılan iradeye dayalı ödenmesine hükmetmek tarafların gerçek idarelerine davacının talebine, mantığına ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığını, hüküm altına alınan 191.329,88-TL'ye 30.01.2021 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verildiğini, faiz başlangıç tarihinin 30.01.2021 olmasının gerekçesinin anlaşılamadığını, müvekkilinin temerrüde düştüğünü, davacı taraf arasındaki sözleşmeye uygun bir şekilde mal ve hizmet teslimi yapılmadığından fatura da kesilmediğini belirterek mahkemece verilen kararın resen tespit edilecek nedenlerle incelenerek ortadan kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama sonuna değin icrasının durdurulmasına, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkinidir.İlk derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) ise 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak davacı yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise davalı iş sahibine aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Somut olayda, taraflar arasında ....Turgutlu Fabrikası İdari Bina-Çelik Bina ve Prefabrik Bina Güçlendirme ve Tadilat yapım işine ilişkin 22/07/2020 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, iş bedelinin 2.525,000,00-TL olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf sözleşme gereğince üstlendiği işlerle birlikte ilave işler de yaptığını, ilave iş bedelinin ödenmediğini belirterek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, sözleşmenin götürü bedelli olduğunu, ek işler yönünden sözleşme gereğince muvafakat verilmesi gerektiği, böyle bir muvafakat bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, sözleşme dışı ilave iş yapılıp yapılmadığı, ilave iş yapılmış ise bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Kural olarak götürü bedelli eser sözleşmelerinde, iş bedelinin tamamı veya bir kısmı ödenmemiş ise, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hakettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Yargıtay 6.HD’nin 2023/2651Esas ve 2024/628 Karar sayılı kararı) Sözleşme ilişkisi bulunduğu ispatlanmış ise yapılan veya yapılmayan işlerin ne olduğu, fazla yapılan iş olup olmadığı; konusu hukuki işlem niteliğinde olmadığından, bu nedenle senetle ispat kuralına tâbi bulunmadığından tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Kural olarak sözleşmenin ifa sürecinde gerçekleşen imalâtın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilir. Yargıtay İçtihatlarında sözleşme dışı iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 24/04/2017 tarih, 2016/1874E., 2017/1749K. sayılı ilamı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 09/10/2015 tarih, 2015/948E., 2017/1749K. sayılı ilamı ) Yargıtayın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre sözleşme kapsamı dışında kalan ilâve işlerle ilgili vekâletsiz iş görme hükümlerinde, iş sahibinin yararına olan imalatların işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması, piyasa fiyatlarının içinde katma değer vergisi ve yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmemesi gerekir. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2020/2407 Esas, 2020/3033 Karar sayılı ilamı, Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2021 tarihli ve 2017/15-2636 E., 2021/740 K. sayılı kararı). Bir sözleşme fesih ya da başka bir nedenle ortadan kaldırılmadıkça, o sözleşme kapsamında kalan işlerin, o sözleşmenin yüklenicisi tarafından yapıldığı kabul edilir. Bu karinenin aksini ileri süren tarafın, bu savunmasını kanıtlanması mümkündür. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2327E. 2023/2459.K. sayılı ilamı, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/2105E. 2023/2236.K. sayılı ilamı) Davalı tarafın, ek işlerle ilgili olarak onayı bulunmadığına ilişkin bir delil sunulmadığı anlaşılmaktadır. İlave işlerle ilgili olarak Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre bedelinin hesaplanması, piyasa fiyatlarının içinde yüklenici kârı bulunduğundan ayrıca eklenmemesi doğru ise de KDV eklenerek hesaplama yapılması doğru olmamıştır.Ayrıca, davalının daha önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken teslim tarihinin esas alınması da hatalıdır.Belirtilen nedenlerle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalının istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; 2-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.01.2023 tarih ve 2022/187 Esas, 2023/11 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B) Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, 156.890,50-TL alacağın dava tarihi olan 14/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.717,19-TL peşin harçtan davacı tarafça dava açılırken yatırılan 3.392,12 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 7.325,07-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 3.392,12 TL peşin harç, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılan 5.308,40 TL 'nin kabul - red oranına göre 4.193,63 TL'si olmak üzere toplam 7.666,45-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı lehine hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı lehine hesap ve takdir edilen 41.739,50-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13 maddesi gereğince UYAP sistem üzerinden arabuluculuk dosyasında yapılan inceleme neticesinde sarf kararında 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı tarafından karşılandığı görülmekle, arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-HMK 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, C) İstinaf Yargılaması Hakkında: 1-Davalı tarafın istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden, (3.088,00-TL+179,90-TL) 3.267,90-TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince, dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-HMK'nın 333/(1).maddesi gereğince artan gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde ilgililerine iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara/vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.