İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllar davalının babası ve diğer 3 kişi tarafından kurulan... San. Tic. A.Ş.'de 1987-2007 yılları arasında müdür sıfatıyla çalıştığını, davalının babasının vefat etmesi nedeniyle davalının da aralarında bulunduğu varisler ve diğer or…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1496 KARAR NO : 2025/1822 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/04/2023 NUMARASI : 2021/257 E. - 2023/304 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllar davalının babası ve diğer 3 kişi tarafından kurulan... San. Tic. A.Ş.'de 1987-2007 yılları arasında müdür sıfatıyla çalıştığını, davalının babasının vefat etmesi nedeniyle davalının da aralarında bulunduğu varisler ve diğer ortaklar tarafından şirketin idare edildiğini, ortaklar arasında sorun çıkması sonucu şirketin 2005 yılında başka kişiye satıldığını ve satım sözleşmesinde davalının 2008 yılına kadar aynı iş kolunda ve aynı iş kapsamında çalışmasının yasaklandığını, bu yasağın aşılması amacıyla... A.Ş'de çalışan müvekkili ile birlikte ... ile birlikte ... ... San. .. Kollektif Şirketi'nin kurulduğunu, ortaklıkta emek ve sermayenin müvekkili ve diğer ortaklar tarafından, nakit sermayenin ise davalı tarafından verildiğini, rekabet yasağı nedeniyle davalının ortak olarak gösterilmediğini, şirkette taraflar arasında meydana gelen anlaşmazlık nedeniyle davacı ve diğer emek sermayesi koyan tarafların ortaklıktaki tüm paylarını 2008 tarihinde davalı tarafa devrettiklerini, ayrılma payı olarak 350.000,00 USD üzerinden anlaşmaya varıldığını, davalı tarafından müvekkiline 4 adet senet verildiğini, ilk senet bedeli olan 100.000,00 USD'nin ödendiğini ancak kalan miktarın davalı tarafından ödenmediğini, bu nedenle müvekkilinin 2013 tarihinde şirketten ayrıldığını, davalıdan alınan toplam 250.000,00 USD bedelli senetler nedeniyle İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, taraflar arasındaki ilişkide müvekkilinin davalından alacaklı olduğunu, davalı tarafından İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından 600.000,00 USD bedelli bonoya dayalı olarak ve İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasından 250.000,00 USD bedelli bonoya ilişkin olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra dosyalarına itiraz ettiklerini ve yargılamanın sürdüğünü, davalı tarafça takibe konu edilen bonolar yönünden müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, aksine müvekkilinin şirketteki paylarının devrinden dolayı davalıdan alacaklı olduğunu, dava konusu bonolar altındaki imzanın müvekkilinin 2007 tarihinde kullandığı imzaya az da olsa benzediğini ancak 2017 tarihinde kullandığı imzaya benzemediğini, bonoların davalının elinde bulunan imza örnekleri kullanılarak ve sahte düzenlendiğini, davalı aleyhine sahte bono düzenlediği gerekçesiyle daha önce bir çok dava açıldığını, bono üzerindeki tüm rakam ve tarihlerin başkasının eli ürünü olduğunu, müvekkiline ait olmadığını, bu kadar yüksek miktarda bir paranın müvekkili tarafından davalıya verilmesinin imkansız ve dayanaksız olduğunu belirterek müvekkilinin İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı ve İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyaları üzerinden 2 adet emre muharrer senede dayalı borcunun bulunmadığının tespitiyle takiplerin iptaline, bonoya veya herhangi bir sebebe dayalı bir alacağa dayanmaksızın icra takibi yapılması nedeniyle davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, temerrüt oluşmaması ve fahiş olması nedeniyle işlemiş faiz talebinin ve talep edilen faiz oranın iptaline, yapılan hacizlerin kaldırılmasıyla mahcuzların iadesi ve yapılan tahsilatların da iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bir takım ticari faaliyetler nedeni ile müvekkilinden yüklü miktarlarda nakit borç aldığını ve borcunu ödemediğini, davacının kendi kurduğu şirketi müvekkiline 1.400.000,00 dolar karşılığında sattığını, müvekkilinden sık sık borç para aldığını, bonoların davacı tarafından ödenmeyeceğinin anlaşılması üzerine borcun tahsili için yasal süreci başlattığını, müvekkilinin daha önce ödediği ancak davacının kaybettim diyerek iade etmediği senetleri işleme koyduğunu, davacı iddialarının doğru olmadığını, müvekkili ile davacının farklı konularda defalarca görüştüklerini, davacının ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğu şirket ile müvekkiline ait şirket arasında ticari ilişki olduğunu ve halen daha sürdüğünü, takibe konu senetlerin kambiyo senedi olduğunu, Ticaret Kanunundaki tüm şartları taşıdıklarını, mahkemece mücerretlik ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığını, dava konusu senetlere ilişkin İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/582 esas sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile her iki senetteki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddini ile davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/257 esas, 2023/304 karar sayılı, 12/04/2023 tarihli kararı ile; "Dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü oldukları belirlenmiş olup, nakden düzenlenmiş her iki senet yönünden borçlu olmadığını yazılı delil ile ispat yükü davacı üzerinde olduğundan ve dosyaya bunu ispatlayan yazılı delil sunulmadığından davacı yanın delil listesinde yemin deliline dayandığı görülmekle davacı vekiline yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı vekili davalıya karşı yemin teklif etme hakkını kullanmıştır. Davalı asil katıldığı 08/03/2023 günlü duruşmada yeminli beyanında aynen " davacı ...'e bizzat elden verdiğim borç para karşılığı olarak dava konusu 20/06/2017 düzenleme, 04/07/2018 ödeme tarihli 250.000 USD bedelli, 20/06/2017 düzenleme 04/08/2018 ödeme tarihli 600.000 USD bedelli lehtarının ben olduğu, keşidecisi davacı olan her iki senet nedeniyle davacıdan toplam 850.000 USD alacaklı olduğuma yemin ediyorum."şeklinde beyanda bulunmuştur. Toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davaya konu her iki senetteki imzaların davacının eli ürünü olduğu, bedelsizlik iddiası yönünden davacının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği, bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığı sonucuna varılarak davanın reddine ve dosya kapsamında davalının alacağını tahsil etmesine engel olacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davanın REDDİNE, davalı tarafın tazminat talebinin reddine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafça takibe konu edilen 600.000 USD ve 250.000 USD tutarlı bonolar yönünden herhangi bir borcu bulunmadığını, bonoların, davalının rekabet yasağını aşmak amacıyla kurulan şirketteki %90 payını 2008 yılında nominal bedeli hariç 350.000 USD ayrılma payı karşılığında davalıya devretmesi sonucu düzenlenen ancak ödenmeyen bonoların borcunun karşılığı olmadığını, davalı tarafın hile ile birçok evrak imzalatıp bunları ihtiyacına göre doldurarak kullandığını veya sahte evrak düzenlediğini, bu bonoların da bu şekilde üretilmiş/elde edilmiş evraklardan olduğunu, 2013'ten bu yana aralarında herhangi bir irtibat olmamasına rağmen alacaklı olması gereken davacının 8 yıl sonra ortaya çıkan bonolar nedeniyle borçlu yapılmaya çalışıldığını, bonodaki imzanın 2007'deki imzaya az benzemesine karşın 2017'deki imzalara hiç benzememesinin bononun sahte düzenlendiğini veya hile ile imzalatıldığını gösterdiğini, davalı tarafın alacağın kaynağı hakkında belirsiz ve çelişkili ifadeler kullandığını, bonolardaki tüm yazıların bir başkasının eli ürünü olduğunun incelemeyle tespit edildiğini, bu yüksek miktarlı para transferlerinin banka aracılığı olmaksızın yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davacının ekonomik durumunun bu paraya sahip olmadığını gösterdiğini, dolayısıyla Yerel Mahkeme'nin senetle ispat kuralını katı şekilde uygulamasının, yazılı delilleri dikkate almamasının ve tanık dinletilmesi talebini reddetmesinin HMK md. 202 ve 203'e aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme'nin birikmiş ve işleyen faizler yönünden fahiş talepler hakkında inceleme yapmamasının kararı usulsüz kıldığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'in müvekkilinin alacaklı olduğu icra takipleri borçlusu olduğunu, davacının imza itirazı davalarının reddedilerek imza inkarının gerçek dışı olduğunun ispatlandığını, sahtecilik iddiasıyla yapılan suç duyurusundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, alacağın gerçekliği ispatlanmasına rağmen davacının müvekkilin alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla mal varlığını muvazaalı olarak elinden çıkardığını ve ihtiyati tedbir talebinde ısrarcı olmadığını, davacının istinaf dilekçesindeki bonoların hile ile tanzim edildiği ve tarafların 2013'ten beri irtibat kurmadığı yönündeki beyanlarının gerçek dışı olduğunu, dava konusu bonoların davacının savurgan hayatı nedeniyle ...'dan aldığı borçlara karşılık kendi iradesiyle gönderildiğini, ticari hayatla uğraşan davacının bonoların sahteliği iddiasının hukuki garabet olduğunu ve tüm yasal süreçlerin davacı aleyhine sonuçlandığını, ...'ın ekonomik imkanlarının yüksek tutarlı borç vermeye yeterli olduğunu gösterdiğini beyan ederek, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin hükmünün uygun, ancak haksız ve hukuka aykırı eylemleri sabit olan davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin reddine dair kısmının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüş ve bu nedenle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilerek düzeltilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72.maddesi kapsamında icra takiplerine dayanak bonolar yönünden imza inkarına ve bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin davanın kabulü gerektiğinden bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu, davalı vekilinin ise kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; İstanbul Anadolu 5.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası kapsamında, takip alacaklısının davalı ..., takip borçlusunun davacı ... olduğu, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibin konusunun 20/06/2017 düzenleme 04/08/2018 ödeme tarihli, 600.000 USD bedelli keşidecisi davacı, lehdarı davalı olan nakden düzenlenmiş bono olduğu, İstanbul Anadolu 10.İcra Müdürlüğünün... sayılı takip dosyası kapsamında, davalı tarafından davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, takibin konusunun 20/06/2017 düzenleme, 04/07/2018 ödeme tarihli 250.000 USD bedelli keşidecisi davacı ve lehdarı davalı olan nakden düzenlenen bono olduğu, imza inkarının mevcut olması nedeni ile ilk derece mahkemesi tarafından davaya konu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının tespiti bakımından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından 24/11/2022 tarihli rapor alındığı ve raporda her iki senette davacıya atfen atılan imzaların davacının eli ürünü olduğunun belirlendiği görülmüştür. Mevcut raporun yeterli incelemeye dayalı olduğu, İstanbul Anadolu 17. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında alınan bilirkişi raporu ve ATK raporu ile örtüştüğü, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça senetteki yazılara da itiraz edilmiş ise de senedin metin kısmının borçlunun eli ürünü olmasını gerektirir bir yasal düzenleme mevcut olmadığından davacı tarafın sahtelik iddiasına cevaz verilmesi mümkün olmamıştır. Dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü oldukları belirlenmiş olup bono, mücerret borç ikrarı içerir kambiyo senedi olduğundan bedelsizlik iddiası yönünden ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacı taraf üzerinde olduğu açıktır. Dolayısıyla nakden düzenlenmiş her iki senet yönünden borçlu olmadığını HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı delil ile ispat etmesi gereken davacının bu yöndeki iddiasını ispata elverişli yazılı delil sunamadığı, böylece dosya kapsamında bedelsizlik iddiasının kanıtlanamadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar ilk derece mahkemesi tarafından davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış ve davalı tarafça yemin icra edilmiş ise de HMK'nın 226. maddesinin 1/c bendi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamayacak ise de bu yanılgının sonuca etkisi görülmediğinden eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir. Ayrıca İİK'nın 72/4. maddesi gereğince alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alması mümkün olup dosya kapsamında davalının alacağını tahsil etmesini geciktirecek herhangi bir ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davanın reddi ile birlikte davalı yanın tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12/04/2023 tarih ve 2021/257 E., 2023/304 K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025