İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurum nezdinde 01-45 arası birçok sınıfta tescilli ...ve ...asli unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, aynı zamanda ... nolu “...” ibareli tanınmış markasının bulunduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın müvekkilinin markal…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/479 KARAR NO : 2025/1212 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 31/01/2023 NUMARASI : 2022/82 E. - 2023/17 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurum nezdinde 01-45 arası birçok sınıfta tescilli ...ve ...asli unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, aynı zamanda ... nolu “...” ibareli tanınmış markasının bulunduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın müvekkilinin markalarına görsel, işitsel, anlamsal açıdan benzer olduğunu, bu durumun tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, davalı markasının tescil edildiği sınıfların da müvekkilinin markası ile aynı olduğunu, davalının markanın başındaki “B” harfi yerine “P” harfini kullanarak farklılık yaratmaya çalıştığını, ancak tek harf değişikliğinin oluşturulan markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, davalı markasının müvekkilinin markaları ile ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalı markasını gören tüketicilerin söz konusu markayı müvekkiline ait seri marka zannedeceğini, “...” ibaresinin müvekkiline ait ticaret unvanında da çok uzun yıllardır kullanıldığını, yine müvekkilinin marka üzerinde üstün ve öncelik hakkının mevcut olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi ile özdeşleştiğini ve kullanım sonucu da ayırt edicilik kazandırdığını, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 2004 yılından beri yayıncılık sektöründe hizmet verdiğini, davacının kurum nezdinde gerçekleşen itirazının reddedildiğini, markasının tescilli olduğunu, taraf markaları arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeşme iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, kullanılan yazı tipi ve logonun farklı olduğunu, müvekkilinin logosundaki “P” harfinin konum işareti şeklinde olduğunu ve markanın ilk bakışta “...” diye anlaşıldığını, ilgili iki farklı markanın sahip olduğu algının birbirini etkilemesinin söz konusu olmadığını, davacıyla iştigal konularının tamamen farklı olduğunu, davacının gıda müvekkilinin ise yayıncılık alanında faaliyet gösterdiğini, davacının somut hiçbir veriye dayanmadan markasının lekeleneceğini iddia etmesinin akla ve mantığa aykırı olduğunu, yayıncılık sektöründe genellikle yunan mitolojisinden terimler kullanıldığını, müvekkilinin de Kızılderili dilinde blackfoot kabilesince kullanılan ve altın kartal anlamına gelen "..." kelimesini marka olarak seçtiğini, davacının iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Davacı markası yüksek ayırt ediciliğe sahip, giderek çay emtiası yönünden tanınmış bir markadır. Bu değerlendirmenin önemi, markanın Türkiye'deki tanınmışlığından haksız olarak faydalanılıp faydalanılmadığını tespittir. İtibardan haksız faydalanma benzerlik veya çağrıştırma şeklinde olabilir. SMK m.6/f.5 markalar arasındaki iltibas kavramını genişleten, hatta iltibas olmasa bile markaları farklı mal ve hizmetlerde bile koruyan bir maddedir. Genişletici korumanın varlığı için, tanınmış marka ile sonraki başvuru konusu markaya konu işaretler arasında, markaları üreten firmalar arasında idari/ekonomik bir bağ olduğu konusunda ilişkilendirilme ihtimali bulunmasının şart olmayıp, sonraki markanın tanınmış markayı çağrıştırmasının yeterli olduğu kabul edilmektedir. Tüketici iki farklı marka karşısında olduğunu bilmesine rağmen eğer markalar arasında bir bağlantı, çağrıştırma olduğunu düşünüyorsa da, önce aklına tanınmış marka geliyor ama sonra farklı bir marka karşısında olduğunu biliyorsa da taraf markaları arasında itibardan faydalanma ve dolayısıyla bağlantı oluşur. Bazen markalar arasındaki tek harf değişikliği, ... unsurunun varlığı, markanın tertip tarzı itibarıyla bu çağrışım ortadan kalkabilir. Davalı markası internette konum olarak değerlendirilen ... görselini havi olup, davacı markası ...ise, Yunan alfabesinin ikinci harfidir. Davalı markasındaki “P” harfinin kullanılış şekli, görsel olarak davacı markasından farklılaşmayı artırmaktadır. ...ve ... işaretleri arasında sözcük olarak okunduğunda kısmi bir işitsel benzerlik olsa da, yukarıda açıklandığı üzere kaç harfin aynı kaç harfin farklı olduğu değil markalara bütüncül bakış açısıyla bakıldığında ortalama tüketici nezdinde işaret düzeyinde ve/veya işletmesel bağlantı kurulması sonucunu doğuracak bir benzerliğin olup olmadığı önem arz eder. Olayda davacı markasının ilk harfinin B- sonraki harflerinin ... olduğu, ilk bakışta ve derhal ... şeklinde okunsa bile davalı markasının ilk harfinin P- sonraki harflerinin ... olduğu görülmektedir. Ancak, ilk harflerinden sonraki 3 harfin aynı (...) olması sebebiyle peşinen iltibas bulunduğu sonucuna varılamayacaktır. Davacı markası BE-TA şeklinde davalı markası PE-TA şeklinde hecelenerek okunmakta; ancak bu kısmi iştisel benzerlik, markaların bütüncül değerlendirmesinde, davalı markasındaki “P” harfinin kullanılış biçimi ve bu şeklin vurgulayıcı olarak markada yer almasının doğurduğu görsel (ve kavramsal açıdan da) bıraktıkları farklı izlenim karşısında iltibas için yeterli değildir. Sonuç olarak, taraf markaları arasında karıştırılma ve bağlantı kurma ihtimalinin bulunmadığı, davacı markasının olağan alıcısının davalı markasını davacı markasından ayırt edebileceği ve taraf markaları arasında işletmesel bağlantı da kurmayacağı bu sebeple SMK m.6/f.1'in şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Taraf markaları arasında tanınmış marka özelinde çağrıştırmanın da söz konusu olmayacağı kanaati hasıl olmuştur. Tanınmış marka söz konusu olduğunda somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılması ve her şeyden öncelikle ilgili tüketici kesiminin gerçekten tanınmış marka ile çağrışım kurması gerekmektedir ki, somut olayda davacı markasının tanınmış olduğu alan ile davalı markasının tescilli olduğu ve kullanıldığı alanın birbirinde uzak olduğu, iltibas tehlikesi bulunmadığı, davalı markasını gören tüketicinin aklında davacı markasının çağrışmayacağı, davalı markasının davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine, itibarına zarar verilmesine ve tanınmışlığından haksız yararlanılmasına sebep olmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Tüketicinin taraf markaları arasında çağrıştırma olduğunu düşünmesi, davalı markasını gördüğünde davacı markası ile bağlantı kurması, taraf markaları arasında itibardan faydalanma ve dolayısıyla bağlantının oluşması ve itibarın aktarılması söz konusu olmayacaktır. Davacı markasının tanınmışlığının ve itibarının davalı markasının tescilli olduğu hizmetlere aktarılması ve davacı markasının tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalının haksız bir yarar sağlaması olanaklı görünmemektedir. Bu sebeplerle, davalı markasının hükümsüzlüğü yönünden SMK m.6/f.5'in şartları da oluşmamıştır. Diğer husus, davacı markasının tanınmışlığı da dikkate alındığında, davalının çağrıştırma, bağlantı kurulma veya karıştırılma amacının diğer bir deyişle kötü niyetinin bulunup bulunmadığı konusudur. Davalı markasının farklı alanlarda tescilli olduğu, fiilen de yayıncılık sektöründe kullanıldığı, davacı markasının tanındığı alan ile bir yakınlığının söz konusu olmadığı, davalının neden bu ibareyi seçtiğini açıkladığı ve en önemlisi de taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı için, davalı marka tescil başvurusunun kötü niyetle yapıldığından bahsedilmesi mümkün görülmemiştir. Kötü niyet iltibas olmasa da pekala söz konusu olabilir. Ancak kötü niyetin varlığının somut ve sarih emarelerle ortaya konulması gerekmektedir ki, somut olayda bu yönde açık ve somut bir delil mevcut değildir. Davacı ayrıca gerçek hak sahipliği iddiası ile de davalı markasının hükümsüzlüğünü istemektedir. SMK m.6/f.3'te düzenlenen önceki kullanıma dayalı hak sahipliği, tescilsiz işaretlerin-markaların sahiplerine, eskiye dayalı ve belirli bir bilinirlik kazandıracak şekilde kullanım söz konusu olduğunda, sonraki koruma tarihli tescilli markaların hükümsüzlüğünü talep etme imkanı vermektedir. Olayda davacının zaten önceki tarihli tescilli markaları mevcut olduğundan, esasen gerçek hak sahipliğinin şartlarının ayrıca oluşmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, gerçek hak sahipliği aynı ya da iltibasa sebep olan markalar için bir nispi ret ve hükümsüzlük nedenidir. Davalı markasının davacı markası-markaları ile iltibasa sebep olmadığı değerlendirildiğinden ve davacının davalı markası ile iltibas doğurur şekilde benzer bir tanıtıcı işareti davalı markasının tescilli olduğu hizmetlerde önceye dayalı kullanımı söz konusu olmadığından, davacının davalı markasının hükümsüzlüğünü SMK m.6/f.3 ve SMK m.25/f.1 hükümlerine dayalı olarak talep edemeyeceği sonucuna varılmıştır. Neticede; bütünsel olarak, yan yana konulan taraf markaları arasında, her ne kadar 41 ve 35. Sınıflar tünden sınıfsal benzerlik bulunsa ve ayrıca davacı markası tanınmış marka olsa da markaların bütüncül yaklaşımda bıraktıkları izlenimin benzer olmaması sebebiyle olağan alıcılar nezdinde davacı markası ile davalı markası arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali (SMK m.6/f.1)doğmadığı, SMK m.6/f.5'te tanınmış markaya tanınan genişletici korumanın şartlarının oluşmadığı, davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine dair sarih ve somut verilerin olmadığı ve davacının gerçek hak sahipliğine (SMK m.6/f.3) dayalı hükümsüzlük talebinin de yerinde olmadığından," Davacının davasının REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ...- ... markalarının benzerliği ve karıştırılma ihtimali değerlendirildiğinde iltibas oluşturma iddialarının Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2011/150 E., 2012/216 K. Sayılı dosyasına markalarının benzerliği ve karıştırılması iddialarının kabul edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/4397 E., 2013/21066 K. Sayılı 21.11.2013 tarihli kararı ile onandığını, ...-... markaları arasındaki benzerlik Ankara 1.Fikri ve sınai haklar mahkemesinin 2016/111 sayılı dosyası ile ...Kimya tarafından ... markalarının benzer olması nedeniyle davanın kabul edildiğini, ...-... ... markalarının benzerlik Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2017/111 E sayılı dosyası ile kabul edildiğini, Dava konusu edilen markalar ise ...ve ... markaları olduğunu, davalı tarafından ... numaralı ... isimli markası 14.10.2019 tarihinde marka ilan bülteninde yayınlandığı ve 28.10.2021 tarihinde 35 ve 41. sınıflar için tescil edildiği tespit edildiğini, tescilin iptali için Marka Daire Kurumununda itiraz başvuruları yapıldığını ancak TPMK tarafından itirazlarının reddedildiğini, bu red kararı patent firması tarafından müvekkiline geç bildirilmesi nedeniyle tescilin iptali davası açma süresi kaçırıldığını, markanın mutlak hükümsüzlük hallerini taşıması, müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olması, iltibas oluşturması, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması ve Yargıtay kararları ve kurum kararlarında belirtilen benzer markalarla ilgili verilen kararlara aykırı tescil işleminin yapılması nedenleri ile markanın hükümsüzlüğü ve sair talepleri yönünden iş bu haklı davalarını ikame ettiklerini, Müvekkili firmaya ait "..." ve ...asli unsurlu seri markaları olan ve TPE Markalar Daire Başkanlığının 19.09.2016 tarih ve 2016-ge-... sayılı tutanak ile, ... tescil nolu “...” markası özel koruma altında bulunan tanınmış bir marka olduğunu, tanınmış marka sahibi, hukuki korumayı uygulamada tam bir güvenceye almak istemekte ayrıca bu tescil ile marka hakkının sulandırılmasının (dilution) engellenmesini esas tuttuğunu, tanınmış markanın ayırt edici karakteri ve şöhreti, gerek uluslararası sözleşmelerde gerekse bu sözleşmeler çerçevesinde düzenlenen marka hukukuna dair ulusal mevzuatlarda geniş bir korumadan yararlanmasını sağlamakta ve buna bağlı olarak kullanmama nedeniyle hükümsüz kılınmasını yasakladığını, tanınmış markanın savunma markası olarak tescil edilmesi halinde, onun hükümsüzlüğü yoluna gidilemeyeceğini, tanınmış bir markanın kullanmama nedeniyle tescil edildiği sınıftan hükümsüzlüğünün mümkün olması, Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markalar açısından yatırım ve benzeri sebeplerle de sorunlar meydana getireceğini, tanınmış bir markanın hükümsüzlüğü iddiası, kullanmama nedeniyle bir hükümsüzlük iddiasında, m.8/4’deki ihlâl şartlarının yokluğu dışında, kötü niyetli tescilin açıkça varlığı halinde söz konusu olabileceğini, müvekkili şirket ...ibaresini, ticaret unvanında da 1992 yılından beri kullandığını, müvekkili firma ve unvanı ile özdeşleştiği gibi özellikle gıda sektörünün 01,03,05,07,08,09,11,16,21,22,23,24,26,27,29,30,31,32,33,35,36,38,41,43,44,45. sınıflarda ve bu ürünlerin tüketiciye sunulduğu 35. sınıfta dahil olmak üzere bir tanınmışlığa üne ve marufiyete sahip tescilli bir marka olduğunu, ...Gıda San. ve Tic. A. Ş. adına kayıtlı ve tescilli olan ...MARKASI, müvekkilinin aynı zamanda ana markası olması nedeniyle 100 e yakın tescilli markası ve başvurusu bulunduğunu, tanınmış markanın aynı ya da benzeri ibarelerin, hangi sınıfta olursa olsun tescili mümkün olmadığını, itiraza konu “...” markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkile ait “...” markaları ile itiraza konu “...” markası; görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, bu benzerlik her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandırmaya yeterli olacağını, iki marka aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, sadece markalar arasında B ve P harflerinin değiştirildiğini, bu harflerin markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, markaların tüketiciler arasında ayırt edilmesinin mümkün olduğunu, iki marka görsel olarak da ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, işitsel olarak da farklılık içermediğini, markalar arasındaki tek harf değişikliğinin iltibası ortadan kaldırmayacağını, müvekkiline ait “...” markası müvekkilin inhisarında olduğunu, tüketici nezdinde “...” ibaresi müvekkili firmanın bir alt veya yan markası olarak algılanacak ve söz konusu firmanın sebepsiz zenginleşmesine yol açacak mahiyette olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davalarının kabulünü talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... markası 28/10/2021 tarihinde 35 ve 41. sınıflar için ... marka numarası ile Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edildiğini, tescilli marka için davacı tarafından Marka Daire Kurumu'na itiraz etmiş ancak itirazı reddedildiğini, red kararı üzerine Yeniden Değerlendirme Kurumu'na başvuru yapmadıklarından da itiraz yolları tükenerek marka tescillerinin kesinleştiğini, tescil ile kesinleşen markalarına dair yalnızca mutlak hükümsüzlük itirazlarına gidilebilecekken davacı tarafından gerçek hak sahipliği iddiası ile markalarının nispi nedenlerle hükümsüzlüğünü talep etmenin mümkün olmadığını, İki marka arasında, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeşme iddiasının mümkün olmadığını, markaların görünüş, renk, kullanılan yazı tipi ve logoları uzaktan yakından alakasız olduğu gibi, ... logosundaki P harfi konum işareti şeklinde olduğundan ilk bakışta "..." diye anlaşılmaya dahi sebebiyet verdiğini, davacının taleplerinin kötü niyetli olduğunu, iki marka arasında benzerlik mümkün olmadığını belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkemece verilen usul ve yasaya uygun kararın onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına tescilli ... nolu ... ... markasının hükümsüzlüğü davasıdır.Davacı, kurum nezdinde 01-45 arası birçok sınıfta tescilli ...ve ...asli unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, aynı zamanda ... nolu “...” ibareli tanınmış markasının bulunduğunu, davalı adına ... sayı ile tescilli markanın markalarına görsel, işitsel, anlamsal açıdan benzer olduğunu, bu durumun tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceğini, tüketicilerin söz konusu markayı müvekkiline ait seri marka zannedeceğini davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu belirterek markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi ile, 2004 yılından beri yayıncılık sektöründe hizmet verdiğini, davacının kurum nezdinde gerçekleşen itirazının reddedildiğini, markasının tescilli olduğunu, kullanılan yazı tipi ve logonun farklı olduğunu, logosundaki “P” harfinin konum işareti şeklinde olduğunu ve markanın ilk bakışta “...” diye anlaşıldığını, iştigal konularının tamamen farklı olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Marka vekili tarafından düzenlenen 05/01/2023 havale tarihli raporda özetle;" bütünsel olarak yan yana konulan taraf markaları arasında her ne kadar 41 ve 35. sınıflar yönünden sınıfsal benzerlik bulunsa ve ayrıca davacı markası tanınmış marka olsa da, markaların bütüncül yaklaşımda bıraktıkları izlenimin benzer olmaması sebebiyle, olağan alıcılar nezdinde davacı markası ile davalı markası arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali (SMK m.6/f.1) doğmadığını, SMK m.6/f.5’te tanınmış markaya tanınan genişletici korumanın şartlarının oluşmadığını, davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine dair sarih ve somut verilerin olmadığını ve davacının gerçek hak sahipliğine (SMK m.6/f.3) dayalı hükümsüzlük talebinin de yerinde olmadığını, davalı adına tescilli ... nolu markanın dava dilekçesinde belirtilen gerekçelere dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı" belirtilmiştir.Ankara 1. FSHHM nin 2017/111 esas, 2020/42 karar sayılı kararında davacının ,dosyamız davacısı ile aynı olduğu TPMK aleyhine YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğünün talep edildiği, davacı tarafından davaya konu olan markanın başvurusunu yapması ile kötü niyetli olduğunu beyanla; 2015/81827başvuru numaralı “... ...” markasının iptaline, tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, TPMK YİDK'nin 06.02.2017 tarih ve 2017-M-785 sayılı kararının iptaline, karar verilmesini talep ve dava ettiği mahkemece, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile TPE YİDK'nın 06/02/2017 tarih 2017-M-785 sayılı kararının davacının itirazının reddiyle ilgili kısım yönünden kısmen 05 sınıf tıbbi amaçlı diyet maddeleri zayıflatıcı ürünler bebek mamaları tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler 43 sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden iptaline, YİDK iptaline yönelik Fazlaya dair talebin reddine, Hükümsüzlük talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalı şirket adına tescilli 2015/81827 sayılı ... ... ibareli markanın 05 sınıf tıbbi amaçlı diyet maddeleri zayıflatıcı ürünler bebek mamaları tıbbi amaçlı bitkiler ve bitkisel içecekler 43 sınıfta yer alan tüm hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir.6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesine göre 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. "Marka tescilinde mutlak ret nedenleri" Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: .... d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.....(2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez." hükümlerine amirdir."Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı Madde 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir....(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı). Davalının kötü niyetli olduğuna ilişkin koşullar somut olayda oluşmamıştır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı adına tescilli ... nolu ... ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, tarafların iştigal konularının tamamen farklı olduğu, davacının gıda sektöründe, davalının hizmet-yayın sektöründe faaliyet gösterdiği,bütünsel olarak yan yana konulan taraf markaları arasında her ne kadar 41 ve 35. sınıflar yönünden sınıfsal benzerlik bulunsa ve davacı markası tanınmış marka olsa da, markaların bütüncül yaklaşımda bıraktıkları izlenimin benzer olmaması sebebiyle, olağan alıcılar nezdinde davacı markası ile davalı markası arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali (SMK m.6/f.1) doğmadığı, SMK m.6/f.5’te tanınmış markaya tanınan genişletici korumanın şartlarının oluşmadığı, davalı markasının kötü niyetle tescil ettirildiğine dair sarih ve somut verilerin olmadığını ve davacının gerçek hak sahipliğine (SMK m.6/f.3) dayalı hükümsüzlük talebinin yerinde olmadığı bilirkişi raporu ile de tespit edildiğinden mahkemece davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 31/01/2023 tarih ve 2022/82 E., 2023/17 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025