İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .... Ltd. Şti. 20/08/2013 tarihinde Ticaret Odası'na kayıt olduğu yetkilisi ve sahibi ... tarafından uzun süredir eğlence sektöründe hizmet vererek adından söz ettirdiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından 2019 yılında .../ Kadı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/34 Esas KARAR NO : 2026/305 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/07/2023 NUMARASI : 2021/145 E. - 2023/167 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Devri, Aksi Halde Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı .... Ltd. Şti. 20/08/2013 tarihinde Ticaret Odası'na kayıt olduğu yetkilisi ve sahibi ... tarafından uzun süredir eğlence sektöründe hizmet vererek adından söz ettirdiğini, davacı şirket yetkilisi tarafından 2019 yılında .../ Kadıköy'de bir eğlence mekanı açmaya karar verdiği, bir mekanın işletmeciliğini de davalılar ... ve ...'ın yapması konusunda anlaşmaya vardıklarını, mekanın isminin ... olarak kararlaştırıldığını, ... ibareli markanın davacı şirket adına marka olarak Türk patent nezdinde tescili için yetkilendirildiğini, davacı şirket yetkilisinin sadece işlemeciliği için anlaştığı davalılar ... ve ... kendilerine verilen yetkiyi kötüye kullanarak dava konusu markayı davacı şirket adına değil kendi adlarına tescil ettirdiğini, hatta tescilin davacı şirket adına yapıldığı zannı ile tescile ilişkin harç ve ücretlerin de davacı tarafından karşılandığını, davalılar adına ... tescil numarasıyla tescilli olan "... ..." ibareli markanın müvekkil şirkete devrine , aksi halde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddialarının tamamının gerçeğe aykırı olup, hiçbir şekilde hak sahibi olmadığı bir marka tesciline yönelik haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddinin gerektiğini, mahkemenin tesis edilen ihtiyati tedbir ara kararından rücu edilerek davalılara ait marka üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/145 esas, 2023/167 karar sayılı, 13/07/2023 tarihli kararı ile; "Dava davalılar adına tescilli ... numaralı "... ..." ibareli markanın gerçek hak sahipliği sebebiyle öncelikle davacıya devri olmadığı takdirde hükümsüzlüğü ayrıca kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı tarafından davacı şirket yetkilisi dava dışı ... tarafından 2019 yılında ... Kadıköy' de eğlence mekanı açmaya karar verdiğinin isminin de ... olarak kararlaştırıldığını, iş yerinin işletmeciliğini davalılara verilmesi konusunda anlaşıldığını ayrıca ... ibareli markanın tescili için de davalıların yetkilendirildiğini, davalıların davacı şirkette işçi olarak çalıştıklarını verilen yetkiyi kötüye kullanarak markayı kendi adlarına tescil ettirdiklerini iddia ettiği, davalılar vekili cevap dilekçesi ile, davaya konu "... ..." isminin davalılar tarafından belirlenip tescil ettirildiğini, markanın davalılara ait olduğunu belirterek davanın reddini talep ettiği, mahkememizce davaya konu uyuşmazlığın gerçek hak sahipliğine dayanması sebebiyle tanık dinlenmesine karar verilmiş dinlenen davacı tanığı ...' nun alınan beyanında ... ... markasının davacı şirketin yetkilisi Barkın' ın kurduğunu, yaklaşık 4 yıl önce iş yeri açtığını iş yerinin unvanının ... ... olduğunu o iş yerinin davalılarca işletildiğini, markanın tescili için davalıları gönderdiğini fakat daha sonra davalıların kendi adına tescil ettirdiğini duyduğunu beyan ettiği, diğer davacı tanığı Kağan Akpınar' ın alınan beyanında davacı şirkette 2018-2019 yıllarında müdür olarak çalıştığını iş yerinin 2018 yılında köşe başı olarak açıldığını 2019 yılında isminin ... ... olarak değiştiğini, iş yerinin sahibinin davacı şirket yetkilisi Barkın olduğunu, davalılar ile birlikte kendisinin de işletmeci olarak aynı pozisyonda çalıştığını markanın tescilini davalılara ...' in söylediğini, davalıların ayrılmasına rağmen iş yerinin halen ... ... ismi ile faaliyette bulunduğunu, diğer davacı tanığı ...' ın alınan beyanında davacı şirkette çalıştığını, 2019 yılında davacıya ait iş yerinin isminin ... ... olarak değiştirilmesine karar verildiğini, bu ismin ...' in bulduğunu, tescil için davalıları görevlendirdiğini hatta tescil ücretini de davacı şirket yetkilisi ...' in ödediğini belirttiği, mahkememizce tüm dosya kapsamı yönünden aldırılan bilirkişi raporunda davacının ... ... markasını davalıların marka tescil başvurusundan bir ay önce facebook hesabında kullandığını, gerçek hak sahibinin davacı şirket olduğu kanaatine ulaşıldığı yönünde görüş bildirdikleri buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde davalılar adına 1/2 olacak şekilde ... numaralı "... ..." ibareli markanın 41 ve 43. Sınıflarda tescil edildiği, gerçek hak sahipliği yönünden yapılan değerledirmede alınan tanık beyanlarına göre davalıların tescilinden önce davacı şirkete ait iş yerinde ... ... markasının kullanıldığı yine tanık beyanlarına göre bu marka isminin davacı şirket yetkilisince bulunduğu ayrıca markanın şirket adına tescili için ... ... isimli iş yerinin o dönem işletmecileri olan davalıları yetkilendirdiği yönünde mahkememizde kanaat oluştuğu yine bilirkişi raporuna göre de davacı şirket tarafından davalıların marka tescil başvurusundan yaklaşık bir ay önce facebook hesabında ... ... ibaresinin kullanılmaya başlandığı yine davalılardan markanın tescil edildiği tarihte davalı iş yerinde çalıştığının resmi SGK kayıtları ile tespit edilmesi diğer davalı ...' ın ise SGK olmaksızın çalıştığının tanık beyanları ile sabit olması sebebiyle davaya konu "... ..." markası üzerinde yer alan ... ... esas unsuru üzerinde gerçek hak sahibinin davacı şirket olması sebebiyle yine davalıların markanın davacı şirkete ait olduğunu bilmelerine rağmen kendi adlarına tescil ettirmelerinin kötü niyetli davranış olduğu kanaatine ulaşıldığından markanın SMK 6/1 ve 6/9. Maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiş her ne kadar davacı tarafça markanın devri talep edilmiş ise de davacının gerçek hak sahibi olduğu markanın ... ... ibaresinden oluşmuş olması davaya konu tescilli marka ile birebir aynı olmaması yine marka tescilinin kötü niyetli olduğu hususları da gözetilerek marka devri koşullarının oluşmadığı bu sebeple markanın hükümsüzlüğüne karar verilerek, davanın kabulü ile markanın devri yönündeki terditli talebin reddi ile, hükümsüzlük yönünden davanın KABULÜ ile davalılar adına tescilli ... numaralı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu ve kötü niyetle hareket ettiğini, taraflar arasında bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin uzun yıllardır hizmet sektöründe işletmeci olarak faaliyet gösterdiğini, davacının başarısız bir projesinden sonra müvekkili ve diğer davalıya ortaklık teklif ederek ulaştığını, dava konusu "... ..." isminin tamamen müvekkilinin fikir ürünü olup bu ismin ortaklık süresince kullanılmasına müsaade edildiğini, davalılardan ...'in davacı tarafta bir süre sigortalı olarak gözükmesinin tek sebebinin bu ortaklık ile ilgili prosedürlerin beklenmesinden kaynaklandığını, müvekkili ... da davacı şirkette sigortalı olarak gösterilmediğini, tescil sürecinden davacının en başından beri haberdar olduğunu ve hatta tescil harçlarını ödeyerek bu durumu zımnen kabul ettiğini, davacının iddia ettiği ticari temsilcilik veya yetkilendirme ilişkisinin hiçbir somut belgeyle ispatlanamadığını, davacı şirket yetkilisinin müvekkili başvurusu yayındayken benzer isimlerle marka başvurusu yapmaya çalışmasının kendi kötü niyetini ve müvekkilinin hak sahipliğinden haberdar olduğunu gösterdiğini, markanın tescil masraflarının müvekkilince karşılandığını, tanık beyanlarının yönlendirilmiş ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, SMK hükümleri uyarınca gerçek hak sahipliğinin markayı ihdas eden müvekkilinde bulunduğunu ve davacının haksız tescil çabasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin davaya konu markanın gerçek hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin birçok kullanımı ve tanık beyanları dışında, mart 2019 tarihli instagram gönderileri ve fatura ile zaten müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu ortaya koyduğunu, 6769 sayılı SMK’nın 10. maddesi gereği markanın müvekkile devri gerektiğini, marka devri için gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmasının yeterli olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak markanın müvekkiline devrini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu markanın gerçek hak sahibi olduğunun açık ve net bir şekilde tespit edildiğini, dava konusu markaya ilişkin ücretin, müvekkil tarafından davalılara gönderildiğine dair açıklamalı dekont bulunduğunu, davalının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalılar adına ... tescil numarasıyla tescilli olan "... ..." ibareli markanın davacıya devri, aksi halde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, markanın devri yönündeki terditli talebin reddi ile, hükümsüzlük yönünden davanın kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından gerçek hak sahipliğine dayalı olarak markanın devri koşullarının oluştuğundan bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı ... vekili tarafından markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacının tescil edilen marka yönünden gerçek hak sahibi olduğunu, davalıların tescilinin kötüniyetli olduğunu iddia ederek "... ..." ibareli markanın devrini, aksi halde hükümsüzlüğünü talep ettiği, dava konusu markanın 01.04.2019 tarihinde başvurusunun yapıldığı, 31.03.2020 tarihinde ... Ltd. Şti tarafından davalılar ... ve ... adına tescil edildiği, davacı şirketin yetkilisi ... ... tarafından ... Bankası A.Ş Bayrampaşa şubesinden ''... ... ... ... patent ödemesi'' açıklaması ile para gönderildiğine ilişkin dekont sunulduğu, davalı ...'in davacı şirketin iş yerinde çalıştığının SGK kayıtları ile görüldüğü, diğer davalı ...'ın ise davacı işletmesinde çalıştığının tanık beyanlarından anlaşıldığı, iş yerinin içkili lokanta olarak çalışma ruhsatının Kadıköy Belediyesi tarafından davacı şirket adına 2013/134 belge no ile düzenlendiği, davacı şirketin 19.12.2013 tarihinde içkili lokanta fotoğrafları ile reklamını yaptığı görsellerinde “...” ibaresini kullandığı, ''ajdakoşuyolu'' isimli instagram sayfasının 01.03.2019 tarihinde oluşturulduğu tespit edilmiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ve sunulan belge içeriklerinden; www...com internet haber sitesinde 19/12/2019 tarihinde yayınlanan haberde, işletme sahibinin ... olduğu, işletmeciliğini ... ve ...'in üstlendiğinin yazılı olduğu, davacı vekilinin de dava dilekçesinde işletmeciliğinin davalılar tarafından yapıldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Davalıların davacı şirketin teklifi üzerine ortaklık ilişkisi içinde olduklarını ve markayı kendilerinin oluşturduğunu, markanın ortaklık tarafından kullanılması konusunda anlaştıklarını savundukları anlaşılıyorsa da; davacı şirketin ... adresindeki işletme için belirlenen ''... ...'' ibaresi üzerinde gerçek hak sahibinin mevcut tüm deliller ışığında davacı şirket olarak kabul edilmesi gerekmiş ve davacı şirketin rızası olmaksızın, "... ..." ibareli markayı davalıların kendi adına tescil ettirmesi karşısında işbu eylemin TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, tescil başvurusunda davalıların kötüniyetli oldukları anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davalının istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.Markanın devrine ilişkin düzenleme "Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler" başlıklı SMK'nın 10. maddesinde, marka sahibinin izni olmadan, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin ticari vekil veya temsilcisi adına tescilinin yapılması halinde markanın kullanımının yasaklanması ve tescilin devrinin istenebileceği şeklinde düzenlenmiş olup Türk Borçlar Kanunu'nun 547/1 maddesinde ticari mümessil; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Somut olaya bakıldığında, davalıların işletmeci olarak davacı şirketin iş yerindeki faaliyetleri kapsamında ticari temsilci olarak kabul edilmesi gerekirken ve ''... ...'' markasının gerçek hak sahibi davacı şirket olarak kabul edilmiş iken işbu markanın yanına eklenen ''yeni nesil meyhane'' ibareleri tanımlayıcı olmakla markanın aynı ya da ayniyet derecesinde benzer olması şartının da gerçekleştiği nazara alınmayarak markanın devri isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, '' Davanın KABULÜNE, ... sayılı “... ...” ibareli markanın Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10.maddesi uyarınca davacı şirkete DEVRİNE '' karar verilmesi, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/07/2023 tarih, 2021/145 E., 2023/167 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4-Davanın KABULÜNE, ... sayılı “... ...” ibareli markanın Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10.maddesi uyarınca davacı şirkete DEVRİNE 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile 672,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 59,30-TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 915,40 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.542,50 TL'nin, davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 137,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 875,00 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026