İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili talep ve dava dilekçesinde özetle; Davalının açık tecavüz eylemlerinin 19/11/2025 tarihli bilirkişi raporu tespitleri uyarınca sabit olduğunu, dolayısıyla marka tecavüzü konusunda yaklaşık ispattan öte bir ispat sağlandığını, eldeki uyuşmazlıkta, 19.11.2025 tarihli bilirkişi rap…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1597 Esas KARAR NO : 2026/141 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/11/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/205 E. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili talep ve dava dilekçesinde özetle; Davalının açık tecavüz eylemlerinin 19/11/2025 tarihli bilirkişi raporu tespitleri uyarınca sabit olduğunu, dolayısıyla marka tecavüzü konusunda yaklaşık ispattan öte bir ispat sağlandığını, eldeki uyuşmazlıkta, 19.11.2025 tarihli bilirkişi raporuyla ve sayın mahkemenize sunulan görsellerle de sabit olduğu üzere, davalı tarafın “...” ibaresini kullanmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Bu nedenle, Sayın Mahkemenizce; öncelikle dava dilekçemiz ekindeki “EK-2” listesinde yer alan linkler olmak üzere davalıların “...” ibareli tüm internet içeriklerine tedbiren erişimin engellenmesine ve davalıların bu ibareyi içeren fiziksel ve dijital tüm kullanımlarının yasaklanmasına yönelik tedbir kararı verilmesi gerektiğini, rapordaki tespitler ışığında belirtilen linkler olmak üzere davalılar tarafından gerçekleştirilen ''...'' kullanımlarının TV, İnternet, katalog, broşür ve diğer tüm mecralarda ilgili online ve fiziki, üretim, satış, pazarlama, dağıtım, reklam ve sair tüm kullanımların durdurulmasına ve davacının marka hakkına tecavüzün tedbiren durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 24/11/2025 tarihli arar kararıyla; alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmında açıkça ifade edildiği üzere, tedbir istemi yönünden sağlıklı değerlendirme yapılması için davalı yanın savunması ve toplanılacak deliller sonrasında bilahare esasa dair alınacak bilirkişi raporu sonrasında yeniden değerlendirme yapılması gerekmekte olup , alınan bilirkişi raporu ile salt davacı beyanları üzerinden gerçekleşen incelemenin sağlıklı sonuçlar vermeyeceği, sektörel değerlendirme de yapılması gerektiği yazıldığından, bu hali ile talebin yargılama gerektirmesi bu aşamada yaklaşık ispatın sağlanamaması sebebi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddederken HMK m. 389 kapsamında aranmayan "tam ispat" şartını aradığını, oysa tedbirin niteliği gereği yalnızca "yaklaşık ispat" ölçütünün yeterli olduğunu ve tüm delillerin toplanması ile davalı savunmasının alınması beklenmeksizin karar verilmesi gerektiğini, dosyada bulunan 19.11.2025 tarihli bilirkişi raporunun davalı tarafın "..." ibaresini markasal biçimde kullandığını ve bu kullanımların müvekkilinin markasıyla birebir aynı olduğunu açıkça tespit ederek yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla sağladığını, davalının internet içeriklerinde ve tanıtım mecralarında devam eden bu tecavüz eylemlerinin durdurulmaması halinde telafisi imkansız zararların doğacağını, mahkemenin sektörel bilirkişi yokluğu veya inceleme gerekliliği gibi gerekçelerinin geçici hukuki koruma kurumuyla bağdaşmadığını belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasını, davalının "..." ibaresini içeren online ve fiziki tüm üretim, satış, pazarlama ve reklam faaliyetlerinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosyadaki delil tespiti raporunda dava konusu ürünlerin müvekkiline ait tanınmış "..." ... markası altında sunulduğunun isabetli şekilde tespit edildiğini, ancak heyette sektörel bilirkişi bulunmaması nedeniyle nihai değerlendirmenin tüm deliller toplandıktan sonraya bırakıldığını, davacı tarafın raporun hataen müvekkiline atfettiği kendi kullanımlarını gerekçe göstererek yaptığı itirazların yersiz olduğunu, müvekkilinin dünya çapındaki güçlü tanınmışlığı ve ürünlerin müvekkiline ait internet sitesi üzerinden satılması karşısında tüketicilerin kaynak noktasında yanılmasının mümkün olmadığını, davacıya ait ürünlerin yüksek fiyatlı olması ve hitap ettiği tüketici kesiminin farklılığı nedeniyle iltibas ihtimalinin ortadan kalktığını, davaya konu edilen ibarenin piyasada yaygın olarak bulunan ve ayırt ediciliğini yitirmiş bir ifade olduğunu, tüketicilerin bu tür ibarelere değil doğrudan "..." markasına odaklanacağını, HMK m. 390/3 uyarınca aranan yaklaşık ispat koşulunun davacı lehine oluşmadığını, talep edilen tedbirin orantılılık ilkesine ve menfaat dengesine aykırı olduğunu belirterek davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. GÖRÜŞ: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi heyetine ait 19/11/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Markasal açıdan; Davalı yana ait olduğu iddia edilen kullanımların davacı markalarının tescilli olduğu 25. Sınıfta olduğu, Davalı yana ait olduğu iddia olunan kullanımlar kelime unsurundan ibaret olup ilgili kullanımlar davacı yan adına tescilli ... numaralı ... markasıyla aynı olduğu; Dosya somutunda mevcut davalı yan internet sitesinden alınan görsel incelendiğinde; ... ... ... ibaresinde ... ...’nin ürün rengi, ...’un ürün cinsi olduğu, diğer yandan ürün etiketleri üzerinde ... ibaresinin öne çıkarıldığı ve vurgulandığı böylelikle ... ... markası altında satışa arz edilen ürünlerdeki ... ibaresinin de tüm bu ibarelerin başında yer alan markasal bir kullanım olduğunun değerlendirilebileceği görüş ve kanaatine varıldığı ancak heyette sektörel bilirkişi olmaması nedeniyle ... ibaresi yönünden sektörel bir değerlendirme yapılması mümkün olmadığı, tüm bu şartlar altında halihazırda tüm incelemelerimiz salt davacı yan iddiaları ışığında değerlendirilebilmiş olup davalı yan beyanlarının alınmamış ve tüm delillerin toplanmamış olması gözetilerek konunun tüm detaylarıyla ancak davalı yan beyanları alındıktan ve tüm deliller toplandıktan sonra yapılacak bilirkişi incelemesi ile nihayete erdirilebileceği" belirtilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 159.maddesinde ihtiyati tedbirler düzenlenmekte olup, madde hükmü "(1) Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkiniğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir." şeklinde olup, söz konusu ihtiyati tedbir kararı, davacının sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilerek üretilen veya ithal edilen tecavüze konu ürünlere, bunların üretiminde münhasıran kullanılan vasıtalara ya da patenti verilmiş usulün icrasında kullanılan vasıtalara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engelleyecek şekilde, Türkiye sınırları içinde veya gümrük ve serbest liman veya bölge gibi alanlar dahil, bulundukları her yerde elkonulması ve bunların saklanması, herhangi bir zararın tazmini bakımından teminat verilmesi şeklinde verilebilir. Bu kanunda hüküm bulunmadığı durumda 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanır.HMK 389.maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelecek bir değişiklik nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. Somut olayda marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasında ihtiyati tedbir talep edildiği, bilirkişi heyet raporunda heyette sektörel bilirkişi olmaması nedeniyle ... ibaresi yönünden sektörel bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı tespit edilmiş olmakla, bilirkişi heyetinde sektör bilirkişisi bulunmadığından, bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi atanmak sureti ile bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak sonucuna göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2025 tarih, 2025/205 E. Sayılı ara kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026