İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyaca meşhur "..." markası ve ilgili şekil, logo, yazı, sözcük ve sairenin TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici unsuru ve logosu olan "..." kelimesi ve yan şerit şekli sıçrayan kedi logosunun da TPMK n…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/49 Esas KARAR NO:2026/366 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/06/2022 NUMARASI:2021/305 E. - 2022/158 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin dünyaca meşhur "..." markası ve ilgili şekil, logo, yazı, sözcük ve sairenin TPMK nezdinde tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici unsuru ve logosu olan "..." kelimesi ve yan şerit şekli sıçrayan kedi logosunun da TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken davalının, ... internet sitesinde ticaretini yaptığı ayakkabılar üzerinde yer alan yan şeritlerin, müvekkilinin ... şekil markasına birebir benzer olduğunu, bu hususun tespiti için Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/96 değişik İş sayılı dosyasında delil tespiti ikame edildiğini, davalının ayakkabılarında aynı şekil markasını kullanmasının tüketici nezdinde yanılmaya sebebiyet verdiğini, davalı ürünleri ile müvekkili ürünleri arasında seri marka algısı oluştuğunu, davalıya tecavüz teşkil eden eylemlerini sonlandırması için noter aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini, ancak davalının eylemlerinin son bulmadığını ve bu eylemlerin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, markaya tecavüzün tespitini, men'ini, davalının tecavüz teşkil eden ürünleri piyasaya sürmesinin ve satışının engellenmesini, bu şekilde ürünlere el konularak, imhasını, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 22/03/2017 tarihli dilekçesi ile, 1.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 25.000,00 TL tutarında ıslah ederek, harcını yatırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin hazır giyim sektöründe yurt içinde birçok şube ve bayisi bulunan ayrıca ... alan adı üzerinden online satış yapan ve önemli bir pazar payına sahip olan itibarlı bir firma olduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyetleri arasında üretim faaliyetinin bulunmadığını, müvekkili şirketin çeşitli üretim firmalarından üretmiş oldukları ürünleri fatura karşılığı satın alarak, gerek online, gerekse şube ve bayilerinde satışa sunduğunu, davacı tarafça yapılan delil tespiti işlemi sonrası dava konusu edilen ürünlerin ... alan adlı internet sitesinden ve tüm mağazalardan kaldırıldığını, müvekkilinin söz konusu ayakkabıları üretici firmaya iade ettiğini, müvekkili şirket nezdinde ihlale konu ayakkabılardan bulunmadığını ve bu nedenle davacının davasının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama başladıktan sonra olağanüstü hal kapsamında TMSF davalı şirkete kayyım olarak atanmış ise de, bilahare kayyımlık kararının kaldırıldığı ve şirketin organları vasıtasıyla temsil edildiği anlaşılmakla, TMSF dosyadan çıkarılmıştır. İlk Derece Mahkemesinin 31/10/2017 Tarih, 2017/227 Esas ve 2017/202 Karar sayılı kararı ile; "....Davacı tarafın davasının davacı tarafa ait ... markasının davalı tarafından internet üzerinde satışı yapılan ürünler üzerinde kullanımının markaya yönelik tecavüz olduğunun tespiti, men'ine, Davalı tarafın ürünlerin piyasaya sürmesinin ve satışının engellenmesine ürünlere el konulmasına ve imhasına, internet üzerinde ilgili ürünlerin satışının yapılmasına yönelik bu ürünler yönünden erişimin engellenmesine, Maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile lisansa dayalı tam bir maddi tazminat hesabı yapılması mümkün olmadığından davacı taraf markasının değeri davalının kullanımı hakkaniyet gereği 12.500, 00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizle davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine" karar verilmiştir.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi'nin 25/11/2021 Tarih, 2020/645 Esas ve 2021/1433 Karar sayılı ilamı ile; "...Dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan ve bu itibarla somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 Sayılı KHK'nın 61/c. maddesi uyarınca, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Mahkemece davalının tasarım hakkına tecavüz olduğunun tespiti, men’i ve önlenmesine karar verilmesi isabetli olmuştur. Ancak, taklit tasarımlı malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarını birbirinden ayırmak gerekir. Taklit tasarımlı malların üreticileri kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekirken, bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin men ve ref sorumlulukları yönünden kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumlulukları kusur esasına dayalıdır. Nitekim olaya uygulanacak Mülga 554 Sayılı Tasarım KHK’nın 50. maddesi uyarınca tazminat sorumluluğu kusur esasına dayalı olup, taklit tasarımlı malların satıcısı yönünden tasarım hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için; satıcının bu malların taklit olduğunu bilerek satması ve bu hususu bilebilecek durumda olması gerekir. Somut olayda, taklit tasarımlı malları üretenlerin ürettikleri malların tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilmeleri gerekirken, satıcılar yönünden ise, sektörel araştırma yapılarak malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satıcıların satışa sundukları tasarıma konu malların tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilip bilmedikleri veya bilebilecek durumda olup olmadıkları hususları değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde tazminat isteminin kabulü doğru görülmemiş, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, markayı taşıyan ürünlerde lisans bedeli istenmiş ise de, hesaplamada tam bir netlik sağlanamadığı, sadece 5.000,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirildiği, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama her ne kadar farazi bir hesaplama olsa da, bu miktarın üzerinde bir miktara hükmedilmesinin gerekçelerinin açıklanmadığı anlaşılmakla belirtilen şekilde inceleme yapılarak karar verilmek üzere 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrası İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava konusu olaya bakıldığında, davacı adına tescilli markanın niteliği, davalı tecavüz teşkil eden ürünü imal eden olmayıp, üçüncü kişiden satın alıp internet sitesi üzerinden satışa arz etmesi, yukarıda da değinildiği üzere ihlal teşkil eden ürün üzerinde ayrıca üçüncü kişiye ait marka yazısı olduğu gibi üründe kullanılan yan şerit şekli nedeniyle davacının şekil markasına benzemesi karşısında davalının kastının bulunmadığı gibi, ihmalinin de bulunduğunun kabulünün mümkün olmaması karşısında, kusur şartı gerçekleşmediğinden davacı yararına maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, davacının maddi ve manevi tazminata dair talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkeme tarafından verilen 2022/158 K. Sayılı karada da tecavüzün tespitine hükmolunduğunu ancak hatalı değerlendirme sonucu tazminat taleplerinin reddolunduğunu ve aleyhlerine vekalet ücretine de hükmolunduğunu, kararın, 14.11.2025 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini, davalının kusurunun bulunmadığına yönelik tespitin hukuk ve mantığa aykırı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanununun 29 maddesi, Sayın Mahkemenin vermiş olduğu karar ile tamamıyla zıt olduğunu, Mahkeme ve İstinaf kararının hatalı olduğunu, Sınai Mülkiyet Kanununa göre tazminatla sorumlu olan tüzel veya özel kişilerin kim olduğu belirtilmiş olup, davalarında davalı ... Şirketinin Ticaret Kanunu çerçevesinde basiretli tacir olmakla ve Türkiye çapında geniş satış ağına sahip olması çerçevesinde eyleminin , müvekkili markasına tecavüz teşkil ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu konusunda şüphe olmadığını, davaya konu olan yani şerit markasının, Türk Patent Kurumu kararlarında ve Tanınmış Markalar Sicilinde kayıtlı olmakla (...) tanınmış marka olduğunu, sunulu Yargıtay kararlarına göre, davalı tarafın tacir olduğu ticari işlerinde daha dikkatli ve özenli davranmak durumunda olduğu, ayrıca 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 49 uncu maddesi uyarınca davacı tarafın markasının davalı tarafça haksız kullanımı nedeniyle manevi tazminat talebinde haklı olduğuna karar verilmesi gerektiğini, -Haksız fiilin mevcut olduğu bir olayda haksız fiile uğrayan kişiye tazminatla, haklarının iade edilmesi hukukun genel kaidesi olup, mahkemenin hem tecavüzün varlığına hükmetmesi, tecavüz teşkil eden fiilleri ortadan kaldırması söz konusu olmasına rağmen müvekkili lehine zararını ortadan kaldıracak tazminata hükmetmemesinin hukuk mantığıyla tamamen çeliştiğini, Sınai Mülkiyet Kanununun, Md. 29 c bendinde sorumlu kişileri açıkça göstermekte ve bu çerçevede davalı tarafın işbu sayılan tazminat sorumlularından olduğunu bu nedenle kararın tazminata hüküm yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı taraf 22.03.2017 tarihli dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talebinin 25.000,00 TL olarak ıslah ettiğini, bu miktar maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek faizle davalıdan tahsili talep etmiş, maddi tazminat talebi bu miktar üzerinden değerlendirilmiştir. Dosyaya celp edilen Bakırköy 2 FSHHM nin 2014/96 D.İş sayılı dosyasının incelenmesinde; yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde ibraz edilen tespit raporunda ... sitesi üzerinde davaya konu ayakkabıların görüntülerinin bulunduğu rapor edilmiş, dosya delil olarak değerlendirilmiştir. Davacı tarafa ait tescilli marka kayıtları celp edilmiş davacı taraf adına tescilli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescilli ... ve şekil markalarının olduğunu, markaların halen geçerliliklerini koruduğu, ... sayılı markanın hükümden düşerek geçerliliğini kaybettiği gelen kayıttan anlaşılmıştır. Dosya tüm deliller ile birlikte bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyeti yaptığı inceleme ve değerlendirmede, davalının satışını yaptığı ürünler ile davacı markaları arasında orta derecede benzerlik, mallarda ayniyet ve davacı taraf markalarının yüksek ayırt ediciliği, satışı yapılan ürünlerde ortalama tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,davalı tarafın söz konusu ürünleri kendisinin üretmeyip sadece satışını yapıyor olsa bile eylemin marka hakkına yönelik tecavüz olduğu, davalının satışa sunduğu ürünler üzerinde yan şerit markalarının karıştırılma ihtimali bulunduğu beyan edilmiş, rapor mahkememizce uygun görülerek hükümde dayanak yapılmıştır.Davacı tarafın tazminat talebine uygun mali hesap bilirkişisi için Samsun 3.Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış, Samsun'da yapılan inceleme sonucunda davalı firmanın dava konusu dönemde ... ticari unvanlı firmadan 15.10.2014 tarih ve ... nolu fatura ile 600 adet merdane Spor tabir edilen ayakkabıların tanesinin 20 TL den 12.960 TL olarak alındığı, 580 adedin alış fiyatı üzerinden iade edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan emsal lisans marka sözlşemesi incelendiğinde 2006 yılı için 67.500 euro sabit ücreti ve cirodan %7 alıncağı söz konusu yapılan tespit ve değerlendirmeler birlikte dikatte alındığından Samsun iline münhasır lisans sözleşmesinin yıllık 5.000 TL karşılığı verilebileceği beyan edilmiş, davacı taraf lisans bedelleri dikkate alındığında marka değeri dikkate alındığında, davalı tarafın alım satımının süresi, davacı taraf markasının değeri dikkate alındığında lisans bedeline göre tam bir hesap yapılması mümkün olmadığı belirtilmiştir.Somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirket tacir olup, basiretli tacir gereği aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirketin tanınmış markasından haberdar olmadığı düşünülemeyeceği gibi , davalı vekilinin cevap dilekçesinde yurt içinde birçok şubesi bulunduğunu, bayiler üzerinden de satış yaptığını beyan ettiği, bu ölçekte ticari faaliyeti bulunan davalının davacı firmanın tanınmış markasını taşıyan ürünlerin taklit olup olmadığını bilmesi gerektiği, Mahkemece tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir. (Aynı konuda Dairemiz'in 2023/1095 Esas 2024/220 Karar, Yargıtay 11 HD 2024/2228 Esas 2025/610 onama kararı)Bu kapsamda maddi tazminat talebi yönünden yapılan incelemede; Davacı tarafça her ne kadar SMK uyarınca tazminata hak kazanıldığı ileri sürülmüş ise de, somut olayda uygulanması gereken kanun maddesinin dava tarihinde yürürlükte olan 556 Sayılı KHK 66. Maddesi olduğu anlaşılmaktadır. Davacı maddi tazminat talebinin, dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK 66.1.c maddesinde düzenlenen, "marka hakkına tecavüz edenin markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedeli" üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. Dosyaya emsal lisans sözleşmesi sunulamamış ise de, tespit tarihinin 24/12/2014 tarihi, dava tarihinin ise 05/06/2015 tarihi olduğu anlaşılmakla, ihlal süresi, davacı markasının tanınmışlığı, davalı tarafın ürünleri internet üzerinden satarak pazarladığı, göz önüne alınarak lisans bedelinin sunulan sözleşmeye göre belirlenmesi mümkün olmadığından,TBK 51. Maddesine göre hesap yapılması gerektiği, buna göre davacı tarafın markasının değeri, kullanım şekli, hakkaniyet gereği ve ilk karara karşı sadece davalı istinaf isteminde bulunduğundan kazanılmış haklar gereği 12.500,00TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı taraf markasının kullanım şekli, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumu hakkaniyet gereği 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar vermek gerekli ve yerinde görülmüştür. Mahkemece verilen kararda " internet üzerinde ilgili ürünlerin satışının yapılmasına yönelik bu ürünler yönünden erişimin engellenmesine" şeklinde hüküm kurulmuşsa da, Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan inceleme neticesinde, hükmün infazının mümkün olmadığı, belirsizlik içerdiği gözönüne alınarak, hükmün düzeltilerek, yeni hükümde; Davalı tarafın ... web sitesinden tecavüze konu ürünlere ait tanıtım ve satış görsellerinin içerikten çıkartılmasına, karar verilmiştir.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/06/2022 tarih, 2021/305 E., 2022/158 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Açılan davanın kısmen kabulü ile, -Davacı tarafın davasının davacı tarafa ait ... markasının davalı tarafından internet üzerinde satışı yapılan ürünler üzerinde kullanımının markaya yönelik tecavüz olduğunun tespiti, men'ine, -Davalı tarafın ürünlerin piyasaya sürmesinin ve satışının engellenmesinin, ürünlere el konulmasına ve imhasına, -Davalı tarafın ... web sitesinden tecavüze konu ürünlere ait tanıtım ve satış görsellerinin içerikten çıkartılmasına, -Maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile lisansa dayalı tam bir maddi tazminat hesabı yapılması mümkün olmadığından davacı taraf markasının değeri davalının kullanımı hakkaniyet gereği 12.500,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda ticari faizle davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, -5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 732,00 TL, maddi tazminat davası yönünden 853,87 TL, manevi tazminat davası yönünden 732,00 TL karar harcı olmak üzere toplam 2.317,87 TL'den 437,70 TL'nin mahsubu ile 1.880,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 27,70 TL başvuru harcı, 437,70 TL karar harcı, 525,00 TL tebligat ve müzekkere ücreti, bilirkişi ücreti 1.800,00 TL, ( Bakırköy 2. FSHHM'nin 2014/96 D.iş dosyasından yapılan 25,20 TL, başvurma harcı, 41,50 TL Peşin harç, tebligat gideri 18,00 TL, bilirkişi ücreti 700,00 TL olmak üzere 784,7 TL ) olmak üzere toplam 3.575,10 L yargılama giderinin davanın red ve kabul oranı %75'i 2.681,32 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 100.00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre 25,00 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, fazlaya ilişkin giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen maddi tazminat davası yönünden 12.500,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 5.000,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 12.500,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.023,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 26/02/2026 MUHALEFET ŞERHİ:Maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için zarar ile fiil arasında nedensellik bağı yanında mütecavizin kusurun varlığı da gerekli olmakla birlikte kusur kasıt biçiminde olabileceği gibi, ihmal biçiminde de ortaya çıkabilir. Fail, hukuka aykırı sonucu isteyerek hareket etmiş ise kasıt, hukuka aykırı sonucu istememiş, ancak bundan kaçınmak için iradesini yeterli ölçüde kullanmamış, yeterli özeni göstermemiş, bu yönden irade kullanmamış ise ihmal mevcuttur. İhmal halinde gösterilecek özenin derecesi belirlenirken, objektif kriterler yanında, failin mesleği, iştigal alanı, tacir olup olmadığı, somut olayın özellikleri gibi hususların da gözetilmesi gereklidir.Davalı tarafın, dava konusu ürünlerin üreticisi olmadığı, davalı tarafa ait ... internet sitesinde çeşitli firma ve markalara ilişkin satış bulunduğu, davalının internet sitesi üzerindeki satış hacminin yüksek ve çeşitli olması nedeniyle, üçüncü kişiden satın alıp internet sitesi üzerinden satışa arz ettiği ürünlerin, her bir ürün için ayrı ayrı tecavüz oluşturup oluşturmadığı yönünde değerlendirme yapmasının beklenemeyeceği gibi, davalının anılan e - ticaret sitesinin sahibi olarak internet yer ve hizmet sağlayıcısı konumunda olup olmadığının da tartışılması gerektiği, ihlal teşkil eden ürün üzerinde ayrıca üçüncü kişiye ait marka yazısı olduğu gibi üründe kullanılan yan şerit şekli nedeniyle davacının şekil markasına benzemesi karşısında davalının kastının bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu nedenle maddi ve manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı görüşünde olduğumdan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.