İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İş bu dava menfi tespit istemine ilişkin olup dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğunu, icra takibinde alacaklı olarak ... görünse de borcu kabul anlamına gelmemek üzere takibe konu çekteki cirantaların ve avalistlerin de davacıya rü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/205 Esas KARAR NO:2026/546 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/07/2023 NUMARASI:2022/546 E. - 2023/623 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İş bu dava menfi tespit istemine ilişkin olup dava açılmadan önce arabulucuya başvurmanın dava şartı olduğunu, icra takibinde alacaklı olarak ... görünse de borcu kabul anlamına gelmemek üzere takibe konu çekteki cirantaların ve avalistlerin de davacıya rücu etme hak ve ihtimali gözetildiğinden,... numaralı davalılara da borçlu olmadıklarının tespiti gerektiğini, davacı aleyhine yapılan icra takibine konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığını, imzanın farklı bir el ürünü olduğunun anlaşıldığı, bu sebeple İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi 2022/475 Esas sayılı dosyası ile imzaya itiraz edildiğini, davanın derdest olduğunu, davacının boş çek yapraklarının 03/02/2022 tarihinde çalındığını, derhal kolluk birimlerine şikayette bulunduğunu, takibe konu çekin muhatap bankaya ibraz edilmemiş olduğu, ... Bank A.Ş.'ye takas için sunulduğunu, ... Bank tarafından, "muhatap banka tarafından çek üzerindeki imzanın keşideci imzası ile uyuşmadığı belirtildiğinden herhangi bir işlem yapılmamıştır" şeklinde şerh düşüldüğünü, Bursa CBS tarafından muhatap bankaya verilen talimat gözetildiğinde, bu aşamada alacaklı görünen... A.Ş'nin çek yaprağının çalıntı olduğunun anlaşıldığını, çekin muhatap bankaya ibraz edilmediğini, başka bir kuruma takasa sunulduğunu, 1 numaralı davalı ..A.Ş., söz konusu şerhi görmesine ve çekin keşideci tarafından düzenlenmemiş olduğunu bilmesine rağmen, davacı aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, ayrıca İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1094 D.İş ve 2022/1106 Karar sayılı ihtiyati haciz kararını alarak davacının mal varlığı üzerine haciz tatbik ettiğini ve etmeye de devam etmekte olduğunu, İstanbul 32. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile takibe konu edilen, 30/07/2022 günlü ... Seri No lu 46.500,00 TL bedelli çek kapsamında, alacaklı görünen davalılara borcunun bulunmadığının tespitine, davalı ..A.Ş.'nin haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 51.510,22 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve icranın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ş. vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; müvekkili şirketin faktoring şirketi olup davalı ... (...) ile arasında Faktoring Sözleşmesi imzalandığını, dava konusu çekin davalı ...'dan faturaya istinaden tevdi alındığını ve çek bedelinin müşterisine ödendiğini,Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5. Maddesi uyarınca, yapılan istihbarat çalışmaları sonucu çekin keşidecisi olan davacının ... numaralı telefonundan arandığını, çekin çalıntı olduğunu bildirmeden çekin kendisinin olduğunu, davalılardan ...'dan mobilya alarak mobilyayı ve faturasını teslim aldığını, davacı / keşideciden teyit alındıktan sonra faktoring işlemi yapıldığını, müşteri ... ile davalılardan ... Tekstil 11/04/2022 tarihli fatura ile tevsik edilen dava konusu çeki ciro yoluyla devralındığını, davacının bizzat kendisinden alınan teyit esnasında çalıntı olduğunun bildirilmediği gibi istihbarat sorgusunda da tespit edilemediğini, ... de çeki... Bank'a tahsil cirosu ile verdiğini, çek üzerindeki keşideci imzasının muhatap banka tarafından tutmadığı belirtilerek çekin iade edildiğini, ancak yine çekin çalıntı olduğu bildirilmediğini, dolayısıyla davalı şirket iyi niyetli yetkili hamil olduğunu belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20’ den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firma yönünden de borçlu bulunmadığına ve takibe dayanak çek üzerindeki imzanın davalı firma yetkilisine ait olmadığına dair İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/474 esas sayılı dosyasıyla dava açıldığını, davaya konu takip dayanağı çek üzerindeki imzaların hiçbirinin davalı firmaya ait olmadığını, müvekkili şirket bakımından da imzaya itiraz sebebiyle açılmış dava bulunduğundan işbu davada taraflarına husumet yöneltilmesinde davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığını belirterek davalı şirket yönünden davanın usulden reddine, aksi kanaat olursa müvekkil şirket yönünden davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılara usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap verilmemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesi kararıyla; ... Menfi tespit davasında davacı borçlu lehine tazminata karar verilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Somut olayda davalılardan ... takip dayanağı çekte son hamil durumundadır.Hal böyle olunca, davalı ... ile davacı borçlu arasında temel ilişki bulunmadığından, davalı bonodaki borçlu imzasının davacı borçlu eli ürünü olup olmadığını bilebilecek durumda değildir. Bu durumda somut olayın özelliğine göre davalı takibinde haksız ise de, kötüniyetli kabul edilemeyeceğinden yasanın aradığı kötüniyet tazminatı şartları oluşmadığı gerekçesiyle; 1-Davacının icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine yönelik davasının davalılardan ..., ..., ..., ... yönünden davaya konu takipte alacaklı sıfatları bulunmadığından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davacının davalılardan ... yönünden kabulü ile 30/07/2022 keşide tarihli 46.500,00TL bedelli ... ... Şubesi'ne ait keşidecisi ..., Lehtarı ... olan, ... nolu çekin konu edildiği İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinden dolayı davacının davalı ...'ne borçlu olmadığının tespitine, 3-Davalılardan ..., ..., ..., ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddedildiğinden şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Davalılardan ... yönünden davalının kötü niyeti tespit edilemediğinden kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında hatalı değerlendirme yapıldığını, davasının belirli bir icra takibiyle sınırlı bir borçsuzluk tespiti değil, takibe konu edilen 30/07/2022 tarihli ve 46.500,00 TL bedelli çekten kaynaklı olarak borçlu bulunmadığının tespiti istemli olduğunu, yerel mahkemenin talep sonucunu açık bulmaması halinde HMK 119 uyarınca açıklama yaptırmak üzere süre vermesi gerekirken bu usulü işletmediğini, müvekkili tarafından icra hukuk mahkemesinde imza itirazlı takip iptali davası açılmış olmasının huzurdaki menfi tespit davasını açmaktaki hukuki yararını ortadan kaldırmadığını, zira çekin birden fazla kez cirolanmış olması sebebiyle takip alacaklısı dışındaki diğer davalı cirantaların da gelecekte müvekkiline rücu etme riskinin bulunduğunu, bu cirantalara karşı borçsuzluğun saptanmasında hukuki yararının sabit olduğunu belirterek usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ..A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacı lehine verdiği borçsuzluk tespitinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda imza incelemesine dayanak yapılan karşılaştırma belgelerinin çekin düzenleme tarihinden çok öncesine ait eski tarihli belgeler olması sebebiyle Yargıtay ilamlarında aranan yakın tarihli belge kriterini karşılamadığını ve tam bir kanaat vermekten uzak olduğunu, mahkemece çekin vekaleten imzalanmış olma ihtimalinin ve banka kayıtlarındaki yetki durumunun hiç araştırılmadığını, müvekkil şirketin basiretli bir faktoring kuruluşu olarak ilgili mevzuat uyarınca çekin devrinden önce davacı keşideciyi arayıp teyit aldığını, Kredi Risk Merkezi üzerinden yaptığı sorgulamada çek dolaşımda bilgisini alarak çekin sorunsuz olduğunu saptadığını, çeki ticari ilişkiyi tevsik eden faturayla birlikte iyi niyetli yetkili hamil sıfatıyla devraldığını ve çek bedelini müşterisine ödediğini, ciro silsilesinin düzgün olması ve müvekkilin davacının zararına hareket ettiğine dair hiçbir delil bulunmaması karşısında ağır kusur veya kötü niyet yüklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... .... Şti. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ilişkin verdiği kararın hukuka uygun olduğunu, davacının icra takibi değil çek kapsamında borçsuzluk tespiti yönündeki istinaf iddialarının mesnetsiz bulunduğunu, zira takibe konu çek üzerindeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını ve bu hususta İstanbul 28. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/474 E. sayılı dosyası ile imzaya itiraz ve takibin iptali davası açtıklarını, davacının müvekkilinin de söz konusu takibe itiraz ettiğini ve çeki kabul etmediğini bilmesine rağmen bu menfi tespit davasında müvekkiline husumet yöneltmesinin kötü niyetli ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından davacıya yönelik herhangi bir icra takibi veya alacak tahsili girişiminde bulunulmadığını, aksine çekin sahteliğini ileri sürerek hukuki mücadele verdiklerini, bu durumda davacının müvekkilinden çek kapsamında borçsuz olduğunun tespitini istemekte hiçbir hukuki yararı bulunmadığını ve müvekkili ile davacı arasında herhangi bir ticari veya hukuki ilişki de mevcut olmadığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır.İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlular aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.İcra takibine konu çekin, ... ...Şubesi'ne ait, 30/07/2022 keşide tarihli, ... çek nolu, 46.500,00TL bedelli, keşidecisinin davacı, lehtarının ..., son hamilin davalı ... şirketi olduğu görülmüştür.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Adli Tıp uzmanı bilirkişiye ait 17/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Mukayese örneği imzaların polimorfik olduğu dikkati çekmekle birlikte münker imzalar ile mukayese imzaları arasında tersim tarzı, istif, eğim, seyir, sürat, ebad, gelişmişlik, baskı derecesi ve alışkanlıklar gibi unsurlar yönünden benzerlik bulunmadığından inceleme konusu imzanın ...'ın eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı" belirtilmiştir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkemece, bir kısım davalılar yönünden takip alacaklısı olmadıkları gerekçesi ile davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş ise de, menfi tespit davasında davalının sadece takip alacaklısı olmasının gerekmediği çekte yer alan lehtar ve cirantalara karşı da menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğu, dava açabileceği, imzaya itirazın mutlak itirazlardan olup herkese karşı ileri sürülebileceğinden mahkemece alınan bilirkişi raporunda çekteki imzanın davacı-keşidecinin eli ürünü olmadığı tespit edildiği ve davanın sübut bulduğu anlaşılmakla ve davalı lehtar ... Ltd., cevap dilekçesinde, dava konusu çekteki kendi adına atılı imzanın kendisine ait olmadığını, bu konuda İstanbul 28 icra mahkemesinin ... sayılı dosyasında dava açtıklarını belirttiğinden dolayı bu davalı yönünden, dava açılmasına sebebiyet vermediğinden bu davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.İİK72/5 bendine göre, Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verileceğinin düzenlendiği, takip alacaklısının takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu dosyada sübut bulmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Davalı ... şirketi istinafında, davacının 3. Kişiye senet düzenleme konusunda yetki verip vermediğinin araştırılmasını talep etmiş ise de, HMK 357 maddesine göre davada ileri sürülmeyen hususlar istinafta ileri sürülemeyeceğinden dolayı bu istinaf sebebi değerlendirilmemiştir.Tüm bu nedenlerle, Davalı ..A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince Esastan Reddine, davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı ..A.Ş. vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2023 tarih, 2022/546 E., 2023/623 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın KABULÜNE, -Davacının, İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibine konu 30/07/2022 keşide tarihli 46.500,00TL bedelli ... .. Şubesi'ne ait ... nolu çekten dolayı DAVALILARA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, -Davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.518,66 TL karar harcından peşin alınan 879,67 TL'nin mahsubu ile 2.638,99 TL harcın davalılar ..., .... Şti., .... Şti., ...'den müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 879,67 peşin harç, 750,00 TL bilirkişi ücreti, 849,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.559,37'nin, davalılar ..., .... Şti., .... Şti., ...'den müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 45.00,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., .... Şti., .... Şti., ...'den müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.518,66 TL karar harcından peşin alınan 880,00 TL'nin mahsubu ile 2.638,66 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 200,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 938,00 TL'nin davalılar ..., .... Şti., .... Şti., ...'den müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d-İstinaf aşamasında davalı ..A.Ş. Tarafından yapılan masraf olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026