İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yiyecek ve içecek sektöründe dünya lideri olan ... Inc. Şirketinin Türkiye’deki şirketlerinden biri olduğunu, ... şirketi ile birlikte 215 ülkede faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetlerini Türkiye’de www.....com.tr alan adlı internet sites…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1450 KARAR NO : 2025/1818 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 02/05/2023 NUMARASI : 2021/148 E. - 2023/87 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması ve Önlenmesi İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yiyecek ve içecek sektöründe dünya lideri olan ... Inc. Şirketinin Türkiye’deki şirketlerinden biri olduğunu, ... şirketi ile birlikte 215 ülkede faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetlerini Türkiye’de www.....com.tr alan adlı internet sitesinde yürütüldüğünü, adına tescilli pek çok tanınmış markasının bulunduğunu, “...” markasının da ilki 2001 yılında olmak üzere 100’den fazla tescil edildiğini, 2... tescil numaralı “... ...” esas unsurlu markalarının 30. sınıfta tescilli olduklarını, bu markalarının https://frotolay.com.tr/....html ve www.....com.tr alan adlı internet sitesinde tanıtıldığını, internet sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının pek çok takipçisi olduğunu, markanın yüksek bilinirlik seviyesine ulaştığını, tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin de 2019 80200 tescil numaralı “... ...” markasını tescil ettirdiğini, davalıya Beyoğlu 38. Noterliği’nin 02/02/2021 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilerek bu markanın geri çekilmesini, kullanımının durdurulmasını, stokta bulunan ürünlerin imha edilmesini ihtar ettiklerini, ancak olumsuz cevap alındığını, müvekkiline ait “... ...” markası ile davalının “... ...” markalarının benzer olduklarını, müvekkili ile özdeşleşen ve öncelik hakkı sahibi olduğu “...” ibaresinin önüne “...” ibaresini koyarak tescil ettirdiklerini, ürün ve ambalajlarının dahi benzer olduğunu, markaların aynı sınıflar için tescilli olduklarını, tüketicilerin markalar arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunduğunu, davalının davacının markasının tanınmışlığından haksız olarak yaralanma amacı taşıdığını, burada markalarda yer alan “...” ve “...” ibarelerinin bir yana bırakılarak “...” ibaresine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, SMK’nun 6/1, 6/5, 6/9 ve 25. maddeleri uyarınca davalının markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının markayı kullanmasının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek; maddi ve manevi tazminat talep etmek de dâhil olmak üzere tüm sair yasal haklarını talep ve dava etme hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının, davacı şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara karşı tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespiti, durdurulması, davalı şirket adına 2019/80200 numara ile tescilli “... ...” markasının hükümsüzlüğüne ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkinine, ihtiyati tedbir isteminin öncelikle ve ivedilikle incelenip sonuçlandırılarak, müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarını ihlal ve bu haklara tecavüz teşkil eden davalıya ait “... ...” markalı tüm ünlerin üretiminin, satışının ve dağıtımının her türlü tanıtım vasıtasında, materyallerinde, web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, işyerinde kullanılmasının durdurulması için tedbir kararı verilmesine ve bu konuda verilecek ihtiyati tedbir kararının infazı için ilgili İcra Müdürlükleri'ne ve Gümrük Müdürlükleri'ne müzekkere yazılmasına, müvekkili şirketin önceki tarihli haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan, davalıya ait “... ...” markalı ürünlere, ambalajlarına ve bu ürünün üretilmesinde kullanılan ürün ve kalıplara tedbiren el konulmasına, davalı şirket adına 2019/80200 numara ile tescilli “... ...” markasının 3. kişilere devrinin önlenmesi için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve bu amaçla Türk Patent ve Marka Kurumu'na müzekkere yazılmasına, müvekkili şirketin önceki tarihli marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına; müvekkil şirkete ait hakları ihlal eden davalıya ait “... ...” markalı tüm ürünlere, reklam vasıtalarına, materyallere el koyularak muhafaza altına alınmasına, imhasına ve internet üzerindeki tüm kullanımların durdurulmasına, yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..." ibareli markaların tescilli hak sahibi olduğunu, TPMK nezdinde "..." ibaresini içeren 29 adet markası bulunduğunu, "..." markalarını tanıtmak için çeşitli reklam çalışmaları yaptığını, "..." markasının ilk reklam filminin 2010 yılında yayınlandığını, Müvekkilin "..." markasına yapmış olduğu yatırımlar ve reklam faaliyetleri neticesinde "..." markasının piyasada bilinir hale geldiğini, davacı yanın, "... ..." markalarıyla, müvekkiline ait işbu davanın konusunu oluşturan "... ..." markasının SMK'nun 6/1. maddesi kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesinin talep edildiğini, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik iddiasını da "..." ibaresine dayandırdıklarını, müvekkiline ait ... tescil numaralı "... ..." markasının üç kelimeden oluştuğunu, düz yazı markası olduğunu ve markada esas ve ayırt edici unsurun "..." ibaresi olup, "..." ibaresinin ürün adı olduğunu, davacı yan, müvekkiline ait markayı parçalara bölerek markada ürün adı olarak kullanılan ibareler üzerinden taraflara ait markalar arasında benzerlik değerlendirmesi yapmakta ise de markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin bütüncül olarak yapılması gerektiğini, müvekkilinin "... ..." markasını tescilli olarak ambalajlarında kullandığını, "..." ibaresine ambalajlar üzerinde ürün adı olarak yer verdiğini, görülebileceği üzere, müvekkilinin "..." ibaresini ürünü işaret eder şekilde kullandığını ve üründeki hangi kısmın ... olduğunu göstermek için de ürünün ilgili kısmını okla gösterdiğini, ambalajlarda ön planda olan unsurların "...", "...", "...", "..." ibareleri, ..., meyve ve nane yaprakları görselleri olduğunu, davacının gerek müvekkili ürünlerine ilişkin mevzuatta doğrudan bir tanımlama bulunmadığından dolayı müvekkilinin ambalaj üzerine satışa sunduğu ürünün alışıla gelen adı olan "..." ibaresini yerleştirdiğini, "..." ibaresinin burada ürünün adı olarak kullanıldığını, zira müvekkilinin ambalajlarında ön planda olan unsurun "..." ve "..." ibaresi olup, "..." ibaresinin ürünü işaret eder şekilde ve görünmeyecek derecede küçük yazıldığını, davacı yanın ürün adının müvekkiline ait ambalajlar üzerinde kullanılmasına engel olma yetkisi bulunmadığını, bu şekerleme ürünlerinin yurt dışında farklı firmalar tarafından satışa sunulduğunu ve ambalajlar üzerinde "... ..." ibaresinin ".../SIKIŞTIRILMIŞ ..." manasına gelmek üzere tanımlayıcı ibare olarak yer aldığını, ayrıca taraflara ait ambalajların da son derece farklı olduğunu, davacı yana ait ambalajlar yuvarlak iken, müvekkilinin ambalajının dikdörtgen veya silindir şeklinde olduğunu beyan ederek, haksız, kötüniyetli ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tümüyle reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/148 esas, 2023/87 karar sayılı, 02/05/2023 tarihli kararı ile; "Davacının şekil unsuru içeren tescilli markalarının renkli büyük bir daire içinde çevresinde beyaz renkli bir halkanın yer aldığı daha küçük yeşil renkli bir daire, bu dairenin içinde ön plana çıkacak şekilde koyu renkle çevrelenmiş beyaz harflerle "..." ibaresi, altında ise daha küçük harflerle ve dalga formu verilerek yazılan "..." ibaresinden oluştukları, davacının ambalajları üzerinde ise ambalajın sol tarafında en üstte beyaz renkle çerçevelenmiş kırmızı harflerle "..." markasının, altında koyu renkle çerçevelenmiş beyaz ve daha büyük puntolu harflerle "..." ibaresinin yer aldığı, ambalajın sağ tarafına daha yakın olacak şekilde ürün görselinin yer aldığı, bunun altında ve daha sağda yer alacak şekilde küçük puntoyla "..." ibaresinin yazılı olduğu, davalının tescilli markasının da şekil unsuru içermeyen kelime markası olduğu, davalının gerek tescilli markasının, gerekse bu markayı kullandığı ürün ambalajlarının davacının tescilli markası ile benzer olmadığı, davalıya ait ... ürününün iki renkli yuvarlak şeklinde olduğu, davacının bu ürün şekliyle ilgili bir tasarım tescilinin mevcut olmadığı, herkes tarafından kullanılabilecek harcıalem bir şekil olduğu, bu nedenle davalının marka ve ambalaj kullanımları ile ürün şeklinin haksız rekabet teşkil etmediği, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmadığı sonucuna varılarak, davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve esas yönünden yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, huzurdaki davaya ilişkin taleplerinin sadece ... ... ibareli marka tescili ve bu markanın kullanımına ilişkin olduğunu, buna rağmen mahkeme tarafından bilirkişilere tarafların ambalaj tasarımlarına ilişkin de inceleme yapılması için yetki verildiğini, bu hususta sundukları itirazların mahkeme tarafından nazara alınmadığını, davalı ürün ambalajlarına ve/veya tasarımlarına ilişkin bir talepleri bulunmadığını, buna rağmen mahkemece taraf ürün ambalajları üzerinde de bilirkişi yaptırılmasına karar verildiğini, mahkeme tarafından verilen bu yetkinin HMK m.26'da düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, bilirkişi heyetinin ambalajlar arasında farklılıklar olduğuna yönelik rapor düzenlediğini, bu değerlendirmenin baştan sona davanın kapsamının dışında yer aldığını, heyet raporu üzerine mahkemenin davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerine ait davaya dayanak ... ... markasının uzun yıllardır ülkemizde tescilli olduğunu ve markanın tanınmışlığının sabit olduğunu, ... markasının müvekkillerinin çatı markası ... ile kullanılmakta olduğnu, davalının çatı markası ... ile birlikte ... ibaresinin kullanılmasının tarafların aynı sektörde iştigal ettiği, markaları aynı tip ürünler üzerinde kullandığı göz önünde bulundurulduğunda davalı markasının hükümsüz kılınması ve kullanımın durdurulması gerekirken davanın reddi yönünde karar verilmesinin marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmadığını, çatı markaların göz ardı edilerek inceleme yapılması gerektiğinin Türkpatent marka kılavuzunda ve emsal kararlarda açıkça belirtildiğini, dosya kapsamında alınan 2 ayrı bilirkişi heyet raporu ile de davalıya ait ... ... ibareli marka ile müvekkiline ait ... ... markasının benzer olduğu ve aynı mallar kapsamında tescil edilmiş olmaları nedeniyle tüketici nezdinde karışıklık yaratacağının tespit edildiğini, müvekkillerine ait markada yer alan ... ibaresinin Türk Gıda Kodeksine göre şekerleme sektöründe bir ürün adı olarak yer almadığının, müvekkilleri tarafından oluşturularak tanınmış hale getirilmiş bulunan bir marka olduğunun, heyette yer alan gıda mühendisi bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ... markasının ayırt edici ve tanınmış olduğunun Bakırköy FSHHM mahkemesi kararı ile de sabit hale geldiğini, tüm bunlar göz ardı edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, taleple bağlılık ilkesinin ihlalinin söz konusu olmadığını, davacının iddiasının ancak iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi anlamına geldiğini, davacının müvekkillerine ait ürün ve ambalajların davanın konusu olmadığını, müvekkilinin kullanımının dava konusu olmadığını beyan eder halde olduğunu, davacının söylemlerinin ya müvekkillerinin kullanımlarının kendilerine ait markadan doğan haklara ihlal taşımadığını kabul etmek ya da müvekkillerinin kullanımlarını dava konusu dışında bırakmak, diğer bir deyişle davadan kısmen feragat etmek anlamına geldiğini, davacının birbiriyle çelişkili, kötü niyetli iddialarının hukuken karşılığı bulunmadığı gibi taleplerinin de açık olmadığını, davacı yanın ürün adının müvekkillerine ait ambalajlar üzerinde kullanılmasına engel olma yetkisi bulunmadığını, markada esas ayırt edici unsurun ... ibaresi olup "..." ibaresinin ürün adı olarak kullanıldığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalının "... ..." markasının davacının tanınmış olduğu iddia edilen "... ..." esas unsurlu markalarıyla iltibas oluşturduğu, kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ve davalının “... ...” markasının ürünler ve ürün ambalajları üzerinde kullanılmasının davacının “... ...” markası ile benzer olduğu iddiasıyla açılan marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1, tanınmışlığa dayalı SMK'nın 6/5, kötüniyete dayalı SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü istemi yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Tarafların markaları arasında iltibasa yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacının ve davalının markalarının aynı sınıfta, aynı mal / hizmetler için tescilli olduğu, davacı markalarının "... ...", davalı markasının ise "... ..." kelimelerinden oluştuğu, markaların ortak unsurunun "..." ibaresi olduğu görülmüştür. Türk Gıda Kodeksinde "..." isimli bir ürün bulunmasa bile "..." ibaresi ürün adı olup, "SIKI" ibaresi de dilimizde iyice sıkıştırılmış, doldurulmuş durumda olan, gevşek olmayanı tanımlamaktadır. Bu kapsamda tarafların markalarının esas unsuru "..." ve "..." ibareleri olup, "..." ibaresi markaların tescilli oldukları şekerleme ürünleri için ürünün özelliğini gösteren, tanımlayıcı nitelikte bir ibare olduğundan, markaların kelime, şekil ve renk unsurları ile bütünsel olarak bakıldığında benzerlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. İltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan toplumun her kesimine hitap eden ... ürünleri yönünden ortalama tüketici nezdinde tarafların markalarına bütünsel olarak bakıldığında, SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Mevcut delil durumu itibari ile davacıya ait "... ..." markasının SMK'nın 6/5. maddesinde tanımlanan tanınmış marka olduğunun davacı tarafça kanıtlanamadığı, tanınmış marka olarak kabul edilmesi için gereken yüksek düzeyde bir ayırt ediciliği ve derhal çağrışım yapacak derece bilinirliği olmadığı saptanmıştır. Son olarak kötüniyet iddiasına dayalı hükümsüzlük talebi tetkik edildiğinde, kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmakta olup TMK'nın 3. maddesi gereğince asıl olan iyi niyetin varılığı olduğundan aksinin davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiği, ancak dosya kapsamında davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ve SMK'nın 6/9 maddesine dayalı hükümsüzlük hâlinin sübut bulduğunu gösterir ispata elverişli somut delillerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalının ''... ...'' kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz ve aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilmiş ise de davacının şekil unsuru içeren tescilli markalarında renkli büyük bir daire içinde çevresinde beyaz renkli bir halkanın yer aldığı daha küçük yeşil renkli bir daire, bu dairenin içinde ön plana çıkacak şekilde koyu renkle çevrelenmiş beyaz harflerle "..." ibaresi, altında ise daha küçük harflerle ve dalga formu verilerek yazılan "..." ibaresinin yer aldığı, davalının markasal kullanımlarında en üstte beyaz renkle çerçevelenmiş kırmızı harflerle "..." markasının, altında koyu renkle çerçevelenmiş beyaz ve daha büyük puntolu harflerle "..." ibaresinin yer aldığı, sağ tarafına daha yakın olacak şekilde ürün görselinin yer aldığı, bunun altında ve daha sağda yer alacak şekilde küçük puntoyla "..." ibaresinin yazılı olduğu, davalının markasal kullanımlarının davacının tescilli markası ile benzerlik bulunmadığından eyleminin haksız rekabet teşkil etmediği, davacının tescilli markasından kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturmadığı sonucuna varılmasında isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça emsal olarak gösterilen Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/316 E. - 2022/281 K. dosyası tetkik edildiğinde, davalının marka tescili ile markasal kullanımlarında her iki markanın dairesel bir zemin üzerinde ... ürününde ilgili aromaya özgü meyve görsellerini ve aromaya göre belirlenen canlı zemin (turuncu, kırmızı, yeşil, mor) renk unsurlarının belirgin şekilde ön planda baskın unsur olarak yer aldığı, markalardaki tali unsurlar , renkler ve şekil bakımından yüksek benzerlik bulunduğu görülmüş ise de huzurdaki dava dosyasındaki davalının tescilli markası ile markasal kullanımlarında emsal gösterilen dosya ile örtüşen benzerlik durumunun bulunmadığı görülmüştür. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/05/2023 tarih ve 2021/148 E., 2023/87 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025