İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markası adı altında çeşitli platformlarda aksesuar satışı gerçekleştirdiğini, müvekkilinin söz konusu marka adı altında sattığı ürünlerden biri olan "kolye ucu" adlı tasarımının TPMK nezdinde 2021/011853 sayı ile müvekkili adına tes…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1820 KARAR NO : 2026/63 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 14/09/2023 NUMARASI : 2022/211 E. - 2023/199 K. DAVANIN KONUSU: Tasarım Hakkına Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markası adı altında çeşitli platformlarda aksesuar satışı gerçekleştirdiğini, müvekkilinin söz konusu marka adı altında sattığı ürünlerden biri olan "kolye ucu" adlı tasarımının TPMK nezdinde 2021/011853 sayı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken, davalı taraf tasarımı müvekkiline ait olan tasarımın aynısını ürettiğini ve sattığını, davalının kötü niyetli bu eylemleri neticesinde müvekkilinin satışlarının her geçen gün etkilendiğini ve nihayetinde müvekkilinin tasarımdan doğan haklarının ihlal edildiğini iddia ederek, müvekkili adına tescilli tasarımdan doğan haklara tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin takı - aksesuar ticareti ile iştigal etmekte olduğunu, son yıllarda gelişen imkanlar doğrultusunda e-ticaret yoluyla çeşitli internet mecralarında ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, bir süre önce müvekkilinin satış ve pazarlama için kullandığı e-ticaret sitesi olan....com sitesi davacının müvekkilinin yıllardır satışını yaptığı bazı kolye ve tasarımların hak sahibi olduğunu iddia etmiş olması nedeniyle bu ürünlerin satıştan kaldırıldığını, yapılan araştırmalar sonucu youtuber olarak internet üzerinden yayın yapan davacının, bir süre önce piyasada yıllardır mevcut ve maruf olan kolye ve takılar için TPMK nezdinde birçok tescil başvuruları yaptığını, ardında da yaptığı başvuruları dayanak yaparak e-satış sitelerine başvurup, satışları engellemeye çalıştığını, dava konusu 2021/011853 numaralı tasarımın, piyasada zaten mevcut ve maruf olan aynı zamanda ünlü çizgi filmlerde görsel ve çizimleri bulunan takılar için davacı tarafından kötü niyetli olarak yapıldığını, davacı adına tescilli tasarımların yenilik ve ayırt edicilik kriterlerine haiz olmadığını, iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/211 esas, 2023/199 karar sayılı, 14/09/2023 tarihli kararı ile; "Bilirkişi incelemesine karar verilen celse itibariyle davacı tarafça yatırılmış olunan 254,00 TL harcanmayan genel gider avansı bulunmaktadır. HMK'nun 120 maddesinde gider avansı düzenlenmiş olup, 120/3 maddesinde ise; "Taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen delil avansına ilişkin 324 üncü madde hükümleri saklıdır." denilerek genel gider avansının delil avansı olmadığı vurgulanmıştır. HMK'nun " Delil ikamesi için avans" başlıklı 324 maddesi ise "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır." şeklindedir. Bu itibarla davacı usulüne uygun ihtarata rağmen bilirkişi avansını yatırmadığından bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Davalı kullanımının davacının tasarım tescili kapsamında olup olmadığı, yani davalının davacının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüzünün olup olmadığının tespiti hususu, teknik bir husus olup, ancak uzman bilirkişi incelemesi ile bir sonuca ulaşılacaktır. Davacı taraf bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmakla, ispatlanamayan davanın REDDİNE " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ikame edilen işbu dava sonrası İzmir FSHHM 2023/58 Esas numaralı dava dosyası ile tasarım tescillerinin iptaline ilişkin dava açıldığını, mahkemenin 2 numaralı ara kararı ile müvekkile 2 haftalık süre içinde bilirkişi ücretini yatırması için kesin süre verdiğini, kesin süreye ilişkin usulüne uygun şekilde verilmemiş olup bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ücretinin verilen kesin süre içinde yatırılmamış olmasının yargılamayı uzatma amacı taşıyan bir durum olmadığını, bilirkişi ücretinin yatırılması için işbu davanın konusu tasarımların hükümsüzlüğüne ilişkin görülen İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/58 E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması, aksi kanaatte ise bilirkişi ücretini yatırmak için tekrar süre talep edildiğini, İzmir FSHHM tarafından görülen davanın akıbetinin eldeki davayı doğrudan etkileyecek nitelikte olup öncelikle İzmir'de devam eden davanın bekletici mesele yapılarak beklenmesi aksi durumda bilirkişi ücreti yatırılması için yeniden süre verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının hiçbir gerekçe ve mazeret göstermeksizin bilirkişi ücretini ödememiş olup bilirkişi delilinden vazgeçtiğini, davacının işbu davaya konu taleplerini ispatlayamadığını, halihazırda mahkemenin usul ve yasaya uygun kararının onanması gerektiğini, davacının usul ve yasaya aykırı istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından kesin süre içerisinde delil avansının yatırılmadığı, bilirkişi incelemesi yapılamadığından bahisle ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Somut olaya tatbiki gereken HMK'nın ''Kesin süre'' başlıklı 94. maddesi; ''(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/6 md.) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.'' şeklinde ''Delil ikamesi için avans'' başlıklı HMK'nın 324. maddesi; ''(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler.'' şeklinde düzenlenmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/9-651 esas, 2014/202 karar sayılı ve 05.03.2014 tarihli ilamında; "...6100 sayılı HMK'nın 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere YHGK’nun 18.02.1983 gün 1980/1-1284, 1983/141; 22.11.1972 gün 8/832, 935; 13.10.2010 gün 2010/17-510-485; 28.04.2010 gün 2010/2-221-241 ve 28.03.2012 gün 2012/19-55-2012-249; 12.12.2012 gün ve 2012/9-1200 E. 2012/1216 sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir..." tespitlerine varıldığı görülmektedir. Anılı kanuni düzenleme ve içtihatlar ışığında somut olaya bakıldığında; ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin de hazır bulunduğu 11/04/2023 tarihli celsede; ''1-Hükümsüzlüğe dair İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/155 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesine, mahkemesine yazı yazılarak karar kesinleştiğinde kesinleşme şerhli karar örneğinden bir suretinin gönderilmesinin istenmesine, 2-Usul ekonomisi açısından dosyanın resen seçilecek biri sınai mülkiyet uzmanı, biri endüstriyel tasarım uzmanı ve biri de mali müşavirden oluşacak heyete tevdi ile, bilirkişilere mahallinde davalı ticari defterlerini inceleme yetkisi de verilerek, dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bildirilen internet adresleri, taraf iddia ve savunmaları, taraf ticari defterleri incelenerek, davalının davacı adına tesclili 2021/011853 nolu tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüzünün olup olmadığı, maddi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı ve davacının tazminat seçeneği olan net kazanç seçeneğine göre isteyebileceği maddi tazminat tutarını gösterir rapor tanzimi istenmesine, Bilirkişilere 2.500,00'er TL den toplam 7.500,00 TL ücret takdirine, yatırması için davacı vekiline iki hafta kesin süre verilmesine, aksi halde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtarına, ihtarat yapıldı.'' şeklinde ara karar tesis edildiği, dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanıldığı, davacının tasarım hakkına tecavüz iddiasının tetkiki yönünden hukuki bilginin dışında teknik ve özel bilgi gerektirmesi kapsamında bilirkişi incelemesini gerekli kıldığı, kesin sürenin usulüne uygun olarak verilmiş olması için tayin edilen kesin süreye konu işlemin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının tutanağa geçirilerek ihtar edilmesinin gerektiği, nitekim Mahkemece duruşma ara kararı kapsamında gerekli ihtarın davacı vekilinin hazır olduğu celsede yapıldığı, kesin süreye konu işlemin duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklandığı, verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olduğu, ancak davacı vekili tarafından delil avansı yatırılmadığı gibi eski hale getirme isteminin de bulunmadığı, HMK'nın 94/3. maddesine göre süreye uyulmamasının yasal sonucu olarak işlemin yapılamayacağının açıkça düzenlendiği görülmüştür. Her ne kadar davacı vekilince hükümsüzlük talepli İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde devam eden davanın bekletici mesele yapılarak aksi durumda bilirkişi ücreti yatırılması için yeniden süre verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu ileri sürülmüş ise de ilk derece mahkemesi tarafından davacı tasarımının hükümsüzlüğü talebi ile açılan dava İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/155 esas sayılı dosyasında derdest olduğundan bu dosyanın sonucunun beklenmesine karar verildiği ancak usul ekonomisi açısından tecavüzün bulunup bulunmadığının incelenmesine yönelik bilirkişi inceleme ara kararının tesis edildiği, bu kapsamda kesin süre verildiği görülmüş olmakla hükümsüzlük davasının derdest olmasının işbu dava kapsamında teknik inceleme yapılmasına hukuken engel teşkil etmeyeceği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin kesin sürenin usulüne uygun olmadığına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 14/09/2023 tarih ve 2022/211 E., 2023/199 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026