İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yasal süresi içerisinde ödeme emrine, borca, imzaya itiraz edemediğini, dava şartı arabuluculuk kapsamında dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapıldığını, İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun 17/12/2021 tarih ve 2021/20114 sayılı dosyası açılmış ve neticeten…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1558 KARAR NO : 2026/20 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/07/2023 NUMARASI : 2022/181 E. - 2023/587 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yasal süresi içerisinde ödeme emrine, borca, imzaya itiraz edemediğini, dava şartı arabuluculuk kapsamında dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapıldığını, İstanbul Arabuluculuk Bürosu’nun 17/12/2021 tarih ve 2021/20114 sayılı dosyası açılmış ve neticeten 2021/137980 sayılı arabuluculuk dosyasıyla yapılan görüşmeler neticesinde 05/01/2022 tarihli anlaşmazlık tutanağı düzenlendiğini, söz konusu bonolarda müvekkilinin adının bulunduğu ...Şirket Kaşesini yer aldığını, söz konusu imzaların müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin mahkeme huzurunda ayakta ve oturarak atacağı imzaların bilirkişi marifetiyle tetkikinden de senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığının açıkça ispat olunacağını, HMK'nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen mahkemenin imzanın müvekkiline ait olmadığı konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise HMK'nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar vermesini ve müvekkiline ait imza örneklerinin ilgili kurumlardan celbini talep ettiklerini, söz konusu imza örnekleri geldiğinde icra takibine konu senetteki imza ile karşılaştırılarak bilirkişi incelemesi sonucunda da imzanın müvekkiline ait olmadığının orta çıkacağını, inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığını, açıklanan nedenlerle senetteki imzanın müvekkiline ait olmaması sebebi ile imzaya itirazlar neticesinde davanın kabulü ile takibin iptaline, dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren İstanbul 3. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibinin öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun bulunacak teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, alacaklı davalının asıl alacağın %20′ sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ikame etmiş olduğu davanın hukuki dayanaktan yoksun, tümüyle haksız ve müvekkili şirketin alacağının tahsilini geciktirmek amacına matuf mesnetsiz bir dava olduğunu, 2008 yılından bu yana borca yasal süresinde icra takibine itiraz etmeyen davacı borçlunun kötüniyetli olduğunu, davaya dayanak senetlerin davacı yanca imzalandığını, borcun temlik eden bankaya ödenmediğini, borcun ödenmemesi üzerine bankaca yasal takip işlemlerine başlanıldığını, akabinde borcun müvekkili şirkete temlik edildiğini, davacı yanın borcuna istinaden başlatılan yasal takip işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı borçlu tarafından işbu takibe yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, takip usulüne uygun şekilde itirazsız kesinleştirildiğini, itiraz bulunmaksızın kesinleşen takip dosyası hakkında davacı yanca borcun kendisine ait olmadığı yönünde bir iddiada bulunularak işbu dava ikame edildiğini, davacı tarafça borç dayanağında bulunan imzanın kendisine ait olmadığı ile borç dayanağı hukuki ilişki inkar edilmişse de, davacının, icra takiplerinin başlangıcı olan 2008 yılından 2022 yılına kadar sessiz kalmasının davacının kötüniyetle borçtan kurtulma saiki ile işbu davayı ikame ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, işbu davaya konu senetlerin, temlik eden bankaya ciro ile ulaştığını, davaya konu senetlerin geçmiş ciro silsilesin müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, Davacının lehtar ile ilişkisinin incelenmesi gerektiğini, davacının lehtara keşide ederek verdiği senetlerin ciro yoluyla temlik eden bankaya ulaştığını, temlik eden banka da bu senetlerin teminatı olan kredi borcu sebebiyle bu senetleri icra takibine koyduğunu, sürecin tamamen yasal ve hukuki olduğunu, davacının imza inkarının borçtan kurtulma için ürettiği bahaneden başka bir şey olmadığını, izah edilen nedenlerle davacı yanın davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....İcra takibine ve eldeki davaya konu bonolardaki düzenleyen imzasının davacı ...'e ait olmaması sebebiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacının kötü niyet tazminatı istemi bakımından yapılan değerlendirmede; dava konusu tüm bonolarda davalı hamilin cirosundan önce dava dışı lehtar ve ilk cirantaya ait cironun bulunduğu, dolayısıyla davalı hamilin kendisinden önceki cirolar sebebiyle senetteki imza sahteliğini bilmesinin mümkün olmadığı, zira davalının dava konusu bonoları davacı düzenleyen dışında üçüncü kişilerden ciro yoluyla iktisap ettiği, öte yandan davalının alacağı dava dışı Bankadan alacağın temliki yoluyla devralması ve bu suretle takibe devam etmesi karşısında icra takibinde kötü niyetli olduğu açıkça davacı tarafından ispat edilemediğinden 2004 s. İİK 72/5. maddesindeki tazminata yönelik yasal koşulların oluşmaması sebebiyle davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki, davanın açıldığı tarih itibariyle 6102 s. TTK'nın 5/A. maddesi uyarınca ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığından, başka bir anlatımla menfi tespit davalarının dava şartı zorunlu arabulucuğa tabi olmaması nedeniyle (YARGITAY 19. HD. 2020/85E. 2020/454K.) davacı tarafından dava öncesinde arabuluculuğa başvuru yapılarak masraf yapılmasına davacı kendisi sebebiyet verdiğinden bu yargılama giderinin yapılmasına gereksiz yere sebebiyet veren davacı taraftan tahsiline (Örnek karar bkz. YARGITAY 6. HD. 2022/3015E. 2023/1098K.) karar vermek gerekmiş, "Davanın KABULÜ ile, 1-İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile işbu icra dosyasına dayanak teşkil eden 30/12/2007 vade tarihli 7.000,00 TL bedelli, 30/01/2008 vade tarihli 7.000,00 TL bedelli, 28/02/2008 vade tarihli 7.000,00 TL bedelli üç adet bono sebebiyle davacının ayrı ayrı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin İİK 72/5. maddesi uyarınca yasal koşullar oluşmadığından REDDİNE, " karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı müvekkilinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu veya bu kanunla yürürlükten kaldırılan 4743 sayılı Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanunun 3'üncü maddesinin 7'nci fıkrası uyarınca kurulun çıkarmış olduğu yönetmelik kapsamında kurulmuş olup bu düzenleme kapsamında kurulan ... şirketlerinin yaptıkları işlemler ve bununla ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar, kuruluş işlemleri de dâhil olmak üzere kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre ödenecek damga vergisinden, 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan, her ne nam altında olursa olsun tahsil edilecek tutarlar 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu gereği ödenecek banka ve sigorta muameleleri vergisinden, kaynak kullanımını destekleme fonuna yapılacak kesintilerden ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 39 uncu maddesi hükmünden istisna olduğunu, harç istinaflarının bulunduğunu,-Davaya dayanak senetlerin davacı yanca imzalandığını, borç temlik eden bankaya ödenmediğini, Borcun ödenmemesi üzerine bankaca yasal takip işlemlerine başlanılmış olup, akabinde borcun müvekkili şirkete temlik edildiğini, Davacı yanın borcuna istinaden başlatılan yasal takip işlemleri usul ve yasaya uygun olup davacı borçlu tarafından işbu takibe yasal süresi içinde itiraz da edilmediğini, takibin usulüne uygun şekilde itirazsız kesinleştirildiğini, davacının, icra takiplerinin başlangıcı olan 2008 yılından 2022 yılına kadar 14 yıl sessiz kalması dahi davacının kötüniyetle borçtan kurtulma saiki ile işbu davayı ikame ettiğini, geçmiş ciro silsilesinin müvekkili şirket tarafından bilinmediğini, Davacının lehtar ile ilişkisinin incelenmesi gerekmektedir. Davacının lehtara keşide ederek verdiği senetler ciro yoluyla temlik eden bankaya ulaştığını, temlik eden banka da bu senetlerin teminatı olan kredi borcu sebebiyle bu senetleri icra takibine koyduğunu,-Taraflar arasında çıkacak uyuşmazlıklarda temlik veren bankanın defter ve kayıtlarının esas alınmasının gerektiğini, temlik edenden celbedilecek sözleşme, ihtarname, hesap özeti vs. Belgeleri ile müvekkili şirkete borcu ispatlanacak olan, davalı tarafından bu tarihe kadar dava konusu alacağa ilişkin hiç bir ödeme yapılmadığından, müvekkilinin alacağının devam ettiğini, alacaklı ... ... A.Ş. defter ve kayıtları, dava konusu alacağın dayandığı kredi sözleşmelerindeki hükümler gereği kesin delil niteliğinde olduğunu, -bilirkişi incelemesinde davacı/borçlunun yakın tarihli imzalarının dava dosyasına getirilmeden bilirkişi raporu alındığını, Davacı/borçlunun imza örneklerine dava tarihine yakın bir tarihte imzalamış olduğu evraklar eklenmediğini, eksik evrak ile yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan rapor hükme esas alınarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; imzalamadığı senetlerden kaynaklanan bir borcu ödemek zorunda bırakılan müvekkilinin işbu davayı açmasının kötü niyet olarak nitelendirilmeyeceğini, senetlerdeki imzaların müvekkili ...'in eli ürünü olmadığının bilirkişice de tespit edildiğini, Müvekkilinin yasal süresi içerisinde ödeme emrine, borca, imzaya itiraz edememiş olmakla birlikte işbu davayı ikame etmek üzere, dava şartı arabuluculuk kapsamında dava öncesi arabuluculuk başvurusu yapıldığını ve arabuluculuk dosyasıyla yapılan görüşmeler neticesinde 05/01/2022 tarihli anlaşmazlık tutanağı düzenlendiğini, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, icra takibinden sonra açılan kambiyo evrakı olan takibe konu bonolardaki imza inkarı / sahtelik hukuksal sebebine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul 3.İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı kambiyo senetlerine özgü icra takibi kapsamında 30.12.2007 vadeli 7.000-TL, 30.01.2008 vadeli 7.000-TL ve 28.02.2008 vadeli 7.000-TL tutarlı 3 adet bono için takip başlatıldığı anlaşılmıştır.Dosya, imza incelemesi için Grafoloji ve Sahtecilik Konularında uzman Kriminalistik ve Adli Bilimler Uzmanı Grafolog ...'ya edilmiş, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 05/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle ve sonuç olarak; "... Ayrıntılı olarak açıklanan ve mukayese tablolarıyla da desteklenen olumsuz bulgulara atfen inceleme konuları; Borçlusu "... — ...” alacaklısı “... A.Ş.” isimli şirket olan, 10.03.2007 düzenlenme ve 30.12.2007 tediye tarihli, #7.000 #” Yeni Türk Lirası / “Yedibin” YTL meblağlı senet aslı, Borçlusu "... — ...”, alacaklısı “... A.Ş.” isimli şirket olan, 10.04.2007 düzenlenme ve 30.1.2008 tediye tarihli, #7.000#” Yeni Türk Lirası / "Yedibin” YTL meblağlı senet aslı, Borçlusu “... — ...” alacaklısı "... . A.Ş.” isimli şirket olan, 15.03.2007 düzenlenme ve 28.2.2008 tediye tarihli, "#7.000 #” Yeni Türk Lirası / “Yedibin” YTL meblağlı senet aslı, Ön yüzlerinin düzenlenme tarihleri altında “...” adına atılı borçlu imzalarının, ... isimli şahsın dosya içerisindeki mevcut mukayeseye esas imzalarına kıyasla aralarında FARKLILIKLARIN bulunduğunun tespit edilmiş olması sebebiyle ... işimli şahsın eli mahsulü OLMADIKLARI yönünde, kanaat ve sonuca varılmıştır ..." şeklinde tespit edilmiştir. Denetime açık ve gerekçeli bilirkişi kök ve ek rapor taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştirSenetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. İmza incelemesine esas rapor içeriğinde yapılan incelemenin gerekçeli, ayrıntılı ve denetime elverişli olduğu, celp edilen belge asıllarından, senetlerin tanzim tarihi olan 2007 yılı öncesinde ait (2006 ve 2004 yılları) belge asıllarının getirtilerek inceleme yaptırıldığı, uzman bilirkişi tarafından çeklerin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgelerin mukayeseye esas alınması suretiyle ve yeterli teknik optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle usulüne uygun yapıldığı, kaligrafik ve karakteristik özelliklerinin ayrıntılı şekilde belirtildiği ve değerlendirildiği bu nedenle raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmıştır.Sahtecilik iddiası herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defilerden olup senet hamilinin temel ilişkide alacaklı olup olmamasının hukuki sonucu değiştirmeyeceği, bu nedenle ticari defter ve kayıtların incelenmesinin yerinde olmadığı, Davalı temlik nedeniyle taraflar arasında ticari ilişki olduğunu ileri sürmüş ve ticari ilişkiye ilişkin deliller sunmuş ise de, iş bu dava konusunun taraflar arasındaki ticari ilişki olmadığı, davanın kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davası olduğu ve ticari ilişki nedenli alacak davasına ilişkin hususların ayrı bir yargılama gerektirdiği, takip konusu senetlerdeki borçlu imzalarının keşideciye ait olmadığının tespiti ile takibin haksız olduğu, davacının takip konusu senet nedeniyle iyiniyetli olsa dahi senet hamillerine karşı sorumlu tutulamayacağı mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı tarafça harçtan muaf olduğu ileri sürülmüş ise de, ... Şirketlerinin 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu ile, 143. md. 7388 Sayılı Kan. 58. md. ile değiştirilen 6. fıkrası ile süresiz muafiyet tanınmasına ilişkin yasanın Anayasa Mahkemesinin 1/2/2024 tarihli 2023/110 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu nedenle bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2023 tarih ve 2022/181 E., 2023/587 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.560,77 TL nispi istinaf karar ve ilam harcın ile 2002,00 TL istinaf yoluna başvuru harcının davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026