T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1254 - 2025/789 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1254 KARAR NO : 2025/789 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN TALEP KONUSU : Konkordato BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Hasımsız olarak görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi konkordato talep eden vekili tarafından istenmiş, 6100 …
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1254 - 2025/789 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1254 KARAR NO : 2025/789 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN TALEP KONUSU : Konkordato BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 03/07/2025 Hasımsız olarak görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi konkordato talep eden vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Konkordato talep eden vekili; müvekkili şirketin 2002 yılından bu yana inşaat ve taahhüt sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, TOKİ ile birlikte çalıştıklarını ve hizmet alım yöntemi ile birçok proje alarak tamamlamış olduklarını, 2018 yılından itibaren yaşanan ekonomik kriz, döviz kurundaki dalgalanmalar ve yüksek enflasyon nedeniyle birçok projede zarar etmeye başladıklarını, işletme sermaye açığının artmaya başladığını ve borçları ödeyemez hale geldiklerini, şirketin ekonomik durgunluktan etkilendiğini beyan ederek, 2004 sayılı İİK'nın 285 vd. hükümleri uyarınca konkordato kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; konkordato talep eden şirketin mevcut durum itibariyle sunmuş olduğu konkordato projesinin ancak gerekli revizyonlar yapılmak suretiyle uygulanabilir olduğu, kaldırma ilamı öncesinde Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada konkordato komiserleri tarafından konkordato talep eden şirketin projesinin uygulanabilir olmadığı yönünde rapor sunulduğu, akabinde 06/10/2022 tarihli celsede talep eden vekiline projeyi revize etmek üzere kesin süre verildiği, ancak projesini revize etmediği, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ilgili kararı ile konkordato komiserlerinin rapor sunmasına kadar geçen 76 günlük süre içerisinde halen revize projenin sunulmadığı, devamında konkordato komiserleri tarafından sunulan raporda da yukarıda açıklandığı üzere projenin ancak revizyonlarla uygulanabilir olduğu, dolayısıyla revizyonsuz haliyle uygulanabilir olmadığı, konkordato komiserlerinin sunmuş olduğu raporun talep eden şirket vekiline tebliğ edilmesine karşın halihazırda revize projenin sunulmadığı, 11/05/2023 tarihli celsede konkordato komiserleri tarafından beyan edildiği üzere; komiserler tarafından talep eden şirket yetkililerine, projenin revize edilmesi gerektiğine ilişkin bildirimde bulunulduğunun ifade edildiği, şirket yetkilileri tarafından defalarca revize edileceğinin bildirildiğinin beyan edildiği, buna karşın herhangi bir projenin mahkememize sunulmadığı anlaşılmakla her ne kadar davacı vekili 11/05/2023 tarihli celsede borçlar ödendikten sonra kalan miktar dikkate alınarak revize projenin sunulacağı beyan edilerek süre istenilmiş ise de konkordato mühleti içerisinde konkordatoya tabi borçların ödenmesinin mümkün olmadığı, buna ilişkin mahkemece veya komiserler tarafından bir izin verilmediği, buna ilişkin bir talebin de olmadığı, konkordato müessesesinin İİK’nunda öngörülen belirli sürelere tabi olduğu, ayrıca mühlet içerisinde projenin her aşamada uygulanabilirlik niteliğini koruması gerektiği, talep eden vekili tarafından ileri sürülen talebin hakkın kötüye kullanılması ve yargılamayı uzatma niteliği taşıdığı, projenin uygulanabilir olmadığı hususunun; Mahkememizin 2021/2258 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin kaldırma kararı ve devamında iş bu esas üzerinden yürütülen yargılamanın her aşamasında sabit olmasına ve komiserler tarafından talep eden şirketin her aşamada uyarılmasına karşın, talep eden şirket tarafından hiçbir işlem yapılmaması ile sabit olup, yasa gereği Mahkememizce ayrıca süre verilmesinin zorunlu olmadığı, konkordato müessesesinin bir iyi niyet kurumu olduğu değerlendirilmekle, ayrıca süre verilmesine gerek görülmediği, konkordatonun başarıya ulaşmayacağı anlaşıldığından ve konkordato komiserleri tarafından sunulan 25.04.2023 tarihli rapor uyarınca talep eden şirket borca batık olmadığından talep eden şirket yetkilisinin duruşmaya davet edilmeksizin İİK’nun 292. maddesi uyarınca konkordato talebinin reddine karar verildiği, İİK 292/1-b maddesi uyarınca, kesin mühlet kararının kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilmesi halinde, konkordato talep eden şirketin borca batık olup olmadığına bakılmaksızın iflasına karar verilmesi yönündeki değerlendirmede; bu durumda İİK. 292. ve 308. maddelerinin birlikte yorumlanması gerektiği, öncelikle, konkordatonun borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun vade verilmek veya tenzilat yapılmak sureti ile borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulabilmek için başvurabileceği hukuki bir çare olarak tanımlandığı nazara alındığında, konkordato kurumunun mali ve finansal verilerilerinin iyileşmesi imkansız olmayan bir şirketin iflasına karar verme yolunu açtığının düşünülemeyeceği, müessesede iflasın son çare olduğu, ayrıca İİK 308. maddesi uyarınca İİK 305. maddesinde belirtilen konkordato tasdik şartları oluşmaması sebebiyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi halinde ancak doğrudan doğruya iflas sebeplerinin varlığı halinde konkordato talep eden gerçek veya tüzel kişi tacir için iflas kararının verileceğinin düzenlendiği, geçici ve kesin mühlet süresinin sonunda tasdik şartlarını gerçekleştiremeyen ve borca batık olmayan şirket hakkında iflas kararı verilemeyecek iken geçici mühlet süresi içerisinde veyahut kesin mühlette projeyi gerçekleştirme ihtimali olmayan ve doğrudan iflas koşulları olmayan şirkete iflas kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle konkordato talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, talep eden vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran talep eden vekili; mahkemece konkordato sürecindeki olumlu gelişmelerin gözardı edildiğini, komiser heyetinin birbiri ile çelişen raporlarının hükme esas alındığını, Komiser Heyetinin müvekkili Şirkete revize proje yapılması hususunu ihtar ettiği ve müvekkilince bu hususa uyulmadığı belirtilmiş ise de bu durumun gerçeği yansıtmadığını ve Komiser Heyetince yapılan rutin toplantı neticesinde oluşan tutanaklar incelendiğinde bu durumun sübut bulacağını, Komiser Heyetinin ilk aşamada raporlarında konkordato projesinin yürütülebilecek bir proje olarak tanımlarken ret kararı verilmeden önceki raporda projenin uygulanabilir olmadığını belirttiğini, ilk aşamada müvekkilinin borçlarının stabil bir durumdayken olumlu rapor veren heyetin sonrasında şirket borçları ciddi bir şekilde azaltmasına rağmen projenin uygulanamaz olduğu yönünde rapor verdiğini, oysa müvekkili şirketin komiser raporlarında da yansıdığı üzere şirkete yük getirmeksizin borçların azaltıldığını, bu hususun dahi tek başına konkordato sürecinin doğru yönetildiğinin ve suiistimal edilmeyeceğinin açık bir göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin çabaları ve gelecek gelirleriyle kolaylıkla konkordato sürecini yönetebileceğini ve alacaklıların alacağına kavuşacağını, mahkemece revize projenin sunulmadığı belirtilmiş ise de yaşanan deprem felaketi ve öncesinde verilen iflas kararının göz ardı edildiğini, istinaf ilamı ile kaldırılan iflas kararının müvekkilinin faaliyetlerini ciddi anlamda akamete uğrattığını, 11/05/2023 tarihli celsede 6 aylık süre taleplerinin haksız olarak reddedildiğini, müvekkili şirketin deprem bölgesinde faaliyet gösteriyor olması ve depremden ciddi bir şekilde etkilenmiş olduğunun nazara alınmadığını, makul olan 6 aylık sürenin verilerek sürecin sağlıklı şekilde yürütülebileceğini beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Talep, 2004 sayılı İİK'nın 285 vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Mahkemece, kesin mühlet kararının kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve 2004 sayılı İİK m. 292/1-b hükmü gereğince şirketin iflâsına dair karara karşı konkordato talep eden Şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/3298 E.-2023/133 K. sayılı ve 24/01/2023 tarihli karar ilamı ile kesin mühlet bakımından kanundaki azami süreler dolmadığı halde, Mahkemece revize proje için makul ve yeterli süre tanınmaksızın ve konkordato talep edenin bu konudaki ek süre talebi değerlendirilmeksizin sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, konkordato talep eden şirketin borca batık olup olmadığı konusunda, komiserler kurulu tarafından verilen raporlar çelişkili olduğu halde, Mahkemece şirketin borca batıklık durumu tam ve net olarak belirlenmeden eksik inceleme ile karar verildiği, ayrıca şirkete ait araçların değer tespitinde alanında uzman makine mühendisinden rapor alınmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama neticesinde eldeki istinaf incelemesine konu karar verilmiştir. Dosya kapsamından; mahkemece talep eden Şirkete 31/12/2021 tarihli ara kararı ile 3 aylık geçici mühlet ve 03/03/2022 tarihli ara kararı ile 2004 sayılı İİK m. 289/3 hükmü uyarınca 1 yıllık kesin mühlet verildiği, mühlet dolmadan Mahkemece 20/10/2022 tarihli karar ile konkordato talebinin reddine ve talep eden şirketin iflasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılmasından sonra 03/02/2023 tarihli tensip zaptı ile talep eden Şirkete 4 ay 17 gün kesin mühlet verildiği, talep eden şirketin malvarlığının rayiç değerinin tespiti yönünden bilirkişi raporları alındığı, komiserler kurulunun 12/04/2023 ve 28/04/2023 tarihli raporlarının sunulduğu, 11/05/2023 tarihli celse komiser kurulunun projenin uygulanabilir olmadığını, daha önceki raporlarında da belirtildiği üzere projenin revize edilmesinin gerektiğini ve bu hususun şirket yetkililerine bildirilmesine karşın projenin revize edilmediğini beyan ettikleri, aynı celse talep eden vekilince borçların ödenmiş olması ve ödenmeye de devam edilmesi nedeniyle ödenebildiği kadar borcun ödenip kalan borçlar yönünden revize yapılacağının bildirildiği anlaşılmaktadır. İİK'nın 287.maddesinde, borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme olasılığına sahip olmasıdır. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku - Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1.Cilt). Konkordato mühletinin amaçlarından biri de, "borçlunun iyileşmesi" olarak kabul edilmektedir. İyileşmeden söz edilebilmesi açısından bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp, yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. (Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187) İİK'nın 286/1.a maddesinde "borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Konkordatonun amacı borçluyu borçlarından ve eğer iflas şartlarını taşıyorsa muhtemel bir iflastan kurtarmak, alacaklıların da belirli bir vadede ve/veya indirimle alacaklarını tahsil etmelerini sağlamaktır. Bu yapılırken özellikle alacaklıların sürece dahil edilmesi, alacaklıların, komiserin ve mahkemenin katılımı ile nihai projenin oluşturulması ve konkordatonun başarıya ulaşması için iş birliğine gidilmesi gerekir. Projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığının değerlendirilebilmesi yönünden, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalıdır. Borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ile konkordato amacına ulaşacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değenlendirilmesinde; gerek kaldırma kararı öncesinde gerekse kaldırma kararı sonrasında komiser kurulunca projenin uygulanabilir olmadığının belirtildiği, talep eden şirket vekilince projenin revize edileceğinin bildirilmesine karşın revize projenin sunulmadığı ve 11/05/2023 tarihli celse açıkça ödenebildiği kadar borç ödendikten sonra kalan borca ilişkin projenin revize edileceğinin beyan edildiği, konkordatonun zaman kazanma aracı olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, nitekim Kanunen öngörülen sürelerin kesin olduğu ve mahkemece kesin mühlet içerisinde bir karar verilmesi gerektiği gözetildiğinde mahkemece konkordato talebinin reddine karar verilesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan İİK'nın 292. maddesinin "...İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir" hükmü uyarınca, aynı maddenin a, b ve c fıkraları bakımından borçlunun iflasına karar verilmesi için borca batık durumda olmasına gerek bulunmadığı, bu fıkralardaki koşullardan birisi gerçekleştiğinde mahkeme iflasa tabi borçlu bakımından re'sen iflasa da hükmetmek zorunda olduğu, borca batıklık ise sadece d fıkrasında yazılı halde dikkate alınması gerektiği, somut istemde, hükmün b fıkrasındaki koşulun gerçekleştiğinden mahkemece resen iflas kararı verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1817 E.- 2023/2077 K. Sayılı ilamı). Ne var ki; konkordatonun kamu düzeni ile ilgili hükümleri var ise de, tümünün kamu düzeni ile ilgili olduğu kabul edilmemektedir. Konkordato sonucunda borca batıklık nedeniyle iflas kararı verilmesi gerektiği halde kamu düzeninden bahsedilebilir. Bunun dışında mahkemelerin “tasarruf ilkesi” doğrultusunda talep edilmeyen bir hususta karar vermeleri mümkün değildir. Eldeki davada ilk derece mahkemesince iflas kararı verilmemiştir. Talep eden şirket borca batık olmadığından kamu düzenini ilgilendiren bir husus bulunmamaktadır. Bu nedenle re’sen inceleme yapılamayacağından bu hususa değinilmekle yetinilmiş, kaldırma nedeni yapılmamıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede, yukarıda değinilen husus dışında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, talep eden vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Talep eden vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilâm harcından peşin alınan 179,90 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 435,50 TL harcın talep eden Şirketten tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin talep eden Şirket üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4 maddesi uyarınca kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde YARGITAY nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/07/2025