İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nin 18/02/2018 tarihinde ... A.Ş.'den 200.000,00-TL 60 ay vadeli Esnaf Kefalet Kooperatif kredisi kullandığını, davacı ...'nın ticari işletmesinin nakit ihtiyacı için kendisine verildiğini, kredi taksit g…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1356 Esas KARAR NO: 2025/1682 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/06/2023 NUMARASI: 2022/118 E. - 2023/411 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'nin 18/02/2018 tarihinde ... A.Ş.'den 200.000,00-TL 60 ay vadeli Esnaf Kefalet Kooperatif kredisi kullandığını, davacı ...'nın ticari işletmesinin nakit ihtiyacı için kendisine verildiğini, kredi taksit günlerine ve taksit miktarlarına denk gelecek şekilde 60 adet bono keşide edilerek 18/03/2018 vade tarihinden başlamak üzere düzenlenerek davacı tarafından davalı ...'ye verildiğini, ... adına kullanılan kredilerin ödemesinin bankaya davacı tarafından yapıldığını, ödemesi yapılan kredi taksitlerine karşılık gelen bonoların davalı ...'den iade edilmesi istenildiğinde iade edilmediğini, sonrasında zaman aşımı dolmamış olan 36 adet bono hakkında davalı ... tarafından davalı ... ve davacı ... hakkında İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, fakat icra dosyasından davalı ... hakkında hiçbir işlem yapılmadığını, ödeme emri dahi tebliğ edilmediğini, başlatılan icra takibinin muvazaalı olduğunu, Halkbank nezdinde kullanılan kredinin 45. Taksidi olan 3.830,93 TL'nin ödenmemesi sebebiyle, bono sıra numarasının bulunduğu yer kesilmek suretiyle, ...'nin alacaklı taraf olarak davacıya karşı İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile 18.11.2021 vade tarihli 3.830,00-TL miktarlı bonoya dayalı olarak icra takibi başlatıldığını, borcun davacı tarafından ödendiğini, ... tarafından 18.11.2021 vade tarihli 3.830,00 TL miktarlı bononun İstanbul 12. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı icra takibine konu edilmesi sebebiyle, Halkbank nezdinde kullanılan 18.02.2018 tarihli 60 ay vadeli 200.000,00 TL miktarlı kredinin 46. Taksidi olan 3.815,14-TL'nin yine davacı tarafından davalı ... adına kayıtlı hesabına "... çekilen krediye istinaden 18.12.2021 tarihli senet bedeli "açıklaması ile ödendiğini, bunun üzerine davalı ... tarafından davacıya yönelik Beyoğlu 43. Noterliği'nin 22.12.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini, kredinin 47. Taksidi ve 47 numaralı 18.01.2022 vade tarihli 3.799,35-TL miktarlı bonoya ilişkin ödemenin 18.01.2022 tarihinde yine doğrudan ...'nin hesabına gönderildiğini, davacının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası borcunu 26/11/2021 tarihinde 225.397,51-TL olarak ödemek zorunda kaldığını beyan ederek öncelikle davalıların mal kaçırma ihtimali olduğu için davalıların menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibin iptaline, davacının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ödemek zorunda kaldığı 225.397,51 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen istirdadına, davalıların kötüniyetli davranmaları sebebiyle %20' den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından keşide edilen ve davalının elinde bulunan senetlerin İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, davacı borçlunun icra dosya borcunu ödemesi üzerine dosyanın infazen kapandığını, menfi tespit davasının takipten önce ya da takip sırasında para alacaklıya ödeninceye kadar açılabileceğini, para alacaklıya ödendikten sonra ise menfi tespit davası açılamayacağını, istirdat davası açılabileceğini, menfi tespit ve istirdat davasının birlikte açılmasının mümkün olmadığını, dosya borcunun tamının ödenip infaz olarak kapatılan dosyada menfi tespit iddiasının hukuki bir yararı bulunmadığını, davacının senet bedellerinin diğer davalıya ödendiğine ilişkin iddialarının, davacı ile diğer davalı arasındaki temel ilişkiden kaynaklanan iddialar olduğunu, davacı bu kişisel defileri ancak ilişkinin karşı tarafı olan diğer davalıya karşı ileri sürebileceğini, davalı ...'ın davacı ile diğer davalı arasındaki temel ilişkiye taraf olmadığını, davacı ile aralarında herhangi bir hukuki veya ticari bir ilişki bulunmadığını, davacının diğer davalı ile olan olayları davalı ...'ın bilmesinin mümkün olmadığını, kendisinin iyi niyetli hamil konumunda olduğunu beyan ederek davanın reddine, davalı ... lehine davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin borçlusunun, icra takibi alacaklısına karşı istirdat davası açabileceğini, davalı ...'nin İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin borçlusu olduğunu, menfi tespit davasının takip öncesi veya takip devam ederken ödeme yapmadan önce açılması gerektiğini, ancak davada, davaya konu icra takibi davacı tarafından ödenerek kapatıldığını, davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacının iddia ve beyanları hukuki dayanaktan yoksun ve ispata muhtaç olduğunu, davalı tarafından davacıya kredi çekilip verildiği ve davaya konu senetlerin krediye istinaden alındığı ve ayrıca senet bedellerinin davalıya ödendiğinin yazılı delille ispatlanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bir an için davalının davacıya kredi çekip verdiği kabul edilse dahi davaya konu senetlerin krediye istinaden davacı tarafından davalıya verildiğinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, ayrıca kredi çekilip verildiğini kesinlikle kabul etmediklerini, basiretli tacir olan davacının senet ödemesi yapmasına rağmen senetleri geri almadığı yada tahsilat makbuzu talep etmediği düşüncesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının delilleri arasında yer alan 2021 Aralık, 2022 Ocak, Şubat ve Mart aylarına ilişkin bankadan açıklama yapmak suretiyle davalıya senet ödemesi yaptığını, dekontlarda yer alan kötü niyetli açıklamaları kabul etmediklerini Beyoğlu 43. Noterliği'nin 22.12.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacıya ihbar edildiğini, davaya konu icra dosyasının dayanağı senetlerin düzenleme tarihi 2018 Şubat ve Mart ayları olduğunu, basiretli tacir olan davacının 2018 yılında verilen senetlerin 2019 yılında çekilen krediye ilişkin olduğu iddiasının tutarsız ve çelişkili olduğunu beyan ederek öncelikle davanın husumet ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine; mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "-DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, A) Davanın davalı ... yönünden kabulü ile davacının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu (aşağıda dökümü yapılan) senetlerden ötürü davalılardan ...'ye borçlu olmadığının tespiti ile;225.397,51-TL'nin 26/11/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine,B) İİK 72/5 maddesi uyarınca talep edilen senetlerin bedeli olan 149.522,00-TL'nin %20'si oranındaki 29.904,40-TL kötü niyet tazminatının davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Davanın davalı ... yönünden REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı, İİK. 72 kapsamında icra dosyasına borcu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödediği bedelinin istirdadı için hem takip borçlusuna hemde takip alacaklısına huzurdaki davayı açtığını, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının istirdat talebi reddettiğini, takip alacaklısı diğer davalı ... yönünden davanın reddine karar verildiğini, mahkeme davacının talebinin dışına çıkarak ve başka bir yargılamanın konusu olan hususta müvekkili açısından davanın kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili icra dosyasının borçlusu olup icra dosyası kapsamında aldığı bir para olmadığını, davacının, İİK. 72 maddesi kapsamında müvekkiline karşı istirdat talebinden bulunması hukuken mümkün olmadığını, davacı takibe konu senetlerin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, bu iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, ancak kesin bir delil sunamadığını, dolayısıyla takibe konu senetlerin teminat senedi olarak kabul edilmesi hukuken mümkün olmadığını, mahkemenin müvekkili açısından açılan davanın hukuki yarar ve husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermesi gerektiğini, davacının menfi tespit talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkeme davacının takibe konu senet bedellerini diğer davalıya ödemesi gerektiğine hükmettiğini, davacının senet bedelleri yönünden borcu bulunduğu yapılan yargılama sonucunda sabit olduğunu, müvekkili acısında menfi tespit kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, Davacı mükerrer ödeme iddiası ile istirdat davası açtığını, müvekkili icra dosyasının borçlusu olup kanunların tanıdığı haklarını kullanarak senetleri ciro ettiğini, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, İİK. 72. maddesi ve Yargıtay' ın yerleşik içtihatlarında sabit olduğu üzere istirdat davasında kötü niyet tazminatı talep edilemeyeceğini, müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme karar gerekçesini bilirkişi raporundan kopyalayarak oluşturduğunu, mahkeme dosyaya özgü bir biçimde gerekçe oluşturması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kararın hüküm kısmı hatalı olduğunu, davacının talebiyle bağlı kalmadan karar verdiğini, davacının istirdat talebine yönelik karar verilmesi gerektiğini, davaya cevap dilekçesinde usule yönelik itirazlarının sunulduğunu ancak mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin adil yargılanma ve kanun önünde eşitlik hakkı ihlal edildiğini, mahkemenin yaptığı yargılama hatalı olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin müvekkili açısından davayı kabul etmesi sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme diğer davalı ...'a yapıldığını, mahkeme davanın hukuki değerlendirmesinde hataya düştüğünü, sebepsiz zenginleşme gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermesi hukuken mümkün olmadığını, mahkeme taleple bağlı olup başka bir yargılamanın konusu olan bir hususta istirdat davasında karar veremeyeceğini, mahkeme davacı tarafından hiç ileri sürülmeyen bir hususu sırf bilirkişi raporunda yer aldığı için kabul ederek, davacının talebinin dışına çıkarak ve hukuki gerekçesini değiştirerek başka bir yargılamanın konusu olan hususta karar vermesi açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu, hukuki konularda alındığını, objektif ve somut verilerle hazırlanmayan ve ispat kuralları dikkate alınmadığından denetime elverişli olmadığını, denetime elverişli olmayan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece verilen kararın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu oluşturulduğunu, davacının müvekkili adına ...'na kredi ödemesi gerçekleştirdiği iddiasını kabul etmediklerini, ...'na yapılan ödemeler ile icra dosyasına ödenen senet bedelleri karşılaştırılması gerektiğini ve hesaplama yapılması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesi ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararda davalı ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, davalı ...'ın; dava konusu 36 adet bononun hangi amaçla yahut ne karşılığında teslim aldığına yönelik hiç bir açıklama yapmaması ve açıklama yapmaktan kaçınması, İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyasında diğer davalı ...'ye ait T.C. kimlik numarasına ve adres bilgisine yer vermemesi ile diğer borçlu ...'ye ödeme emrinin tebliğe dahi çıkmaması muvazaa olgusunu ispatlar nitelikte olduğunu, davalılar arasında uzun yıllardır ticari ilişki ve tanışıklık olduğunu, birbirlerinin adres bilgisini bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ...'nın davalı ...'a verilen bonoların teminat senedi niteliğinde verilip verilmeyeceğini bilecek konumda olduğunu, muvazaa olgusunda yaklaşık ispat kuralının geçerli olduğunu, davada müvekkili ile davalılar arasında süregelen uyuşmazlıkta davalıların eylemlerinin suç teşkil ettiğini düşünmemizden ötürü, tarafımızca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunduklarını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame kapsamında, davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde oldukları ve söz konusu bonoların muvazaalı bir biçimde ...'a devrolduğu sabit olduğunu, davalı ...'ın iyi niyetli hamil olmadığını, muvazaa olgusunun sübut bulması, davalı ... ve davalı ...'ın istirdattan müşterek ve müteselsil sorumlu olduğu bir bütün olarak düşünüldüğünde, mahkeme tarafından davanın davalı ... yönünden reddi kararının kaldırılması gerektiğini, Davalı ...'nin haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusunda bulunduğunu, iddialarının soyut ve gerçeklikten uzak olduğunu, ...'nin, davada hukuki yararlarını bulunmadığı iddiası salt kötü niyet arz ettiğini, davalı ... ile diğer davalı ...'ın eylemleri neticesinde müvekkilin İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün .... Sayılı dosyası ile mükerrer ödeme yapmasına sebep olduklarını, davayı konu bonoların teminat amacıyla verildiği ve davalı ...'nin işbu istinaf başvurusunda haksız olduğunun sabit olduğunu, davalı ...'nin haksız ve hukuka aykırı istinaf başvurusuna esas tüm açıklamaları, yargılamayı uzatma ve de sürüncemede bırakma gayesini taşıdığını belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile, mahkeme kararının kaldırılarak davanın her iki davalı yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi konumunda olduğunu, davacının muvazaa iddiasını ispat edemediği bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davacının şahsi bir defi olan ödeme defini müvekkiline karşı ileri süremeyeceği sübut bulduğunu, müvekkilinin konumundaki bir cirantanın, kıymetli evrakın doğumuna sebebiyet veren ilişkiyi bilmesi mümkün olmadığını, mahkemece verilen kararının yerinde olduğundan davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Dava, davalı ...’nin ...bank’tan kendi adına kullandığı 200.000 TL tutarındaki esnaf kefalet kredisinin aslında davacı ...’nın işletmesi için alındığı, kredi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı ve bu ödemelere karşılık olarak verilen senetlerin iade edilmeyerek davalı ... tarafından icra takibine konu edildiği takibin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı olup, davalılar ise, davacının hem menfi tespit hem istirdat davası açamayacağını, takibin kapatılmasından sonra menfi tespit talebinde bulunmasının hukuki yarar taşımadığını, ayrıca davacının kredi ilişkisi ve ödemelere ilişkin iddialarını yazılı delille ispatlayamadığını savunmaktadırlar. Uyuşmazlık , takip konusu senetlerin kredi ilişkisi nedeniyle verilip verilmediği, bedelsiz kalıp kalmadıkları, takibin muvazaalı olup olmadığı , senetlerin davacıya karşı icra takibine konu edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.23/11/2022 tarihli bilirkişi raporunda ; " kredi taksitlerinin 35 adedi bankaya bir adedi 12. İcra müdürlüğündeki takibe dayalı olmak üzere 36 adet taksitin davacı tarafından ödendiği, Davacı, ...'nın bir yandan kredinin kullanıldığı ...bank'a ödeme yaparken, diğer taraftan aynı temelli borç nedeniyle tanzim edilen bonolardan dolayı icra dosyasına ödeme yapmış olduğu, Davacı ...'nın temeli aynı olan borç ilişkisinden dolayı mükerrer ödeme yapmış olduğunun kabulü halinde, icra dosyasına yapılan ödeme tutarını İSTİRDADEN isteyebileceği, raporun benimsenmesi halinde, icra dosyasına ödenen 225.397,51 TL'nı ödeme tarihi 26.11.2021 'den itibaren yıllık %9 ve değişen oranlarda basit usulde işleyecek niteliksiz yasal faizi ile birlikte davalı ...'den isteyebileceği, Davalı ...'ın özellikle temel ilişki dışında kalmış olması nedeniyle iyi niyetli bir meşru hamil olduğu bu nedenle anılan davalının İstirdattan sorumlu olmadığının düşünüldüğü," belirtilmiştir. 10.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; "Dava konusu bonoların davalı ...’ye ... adına çekilen kredinin teminatı amacıyla verilmiş oldukları, kredi taksitleri ödenmek suretiyle bedelsiz kalan bonoların davacıya iade edilmesi gerekirken ciro edilerek sebepsiz zenginleşme yoluna gidildiği, bu bakımdan davalı ...’nin davacının oluşan zararlarını tazmin etmesi gerektiği, bu kapsamda, davacının icra takibine istinaden 26.11.2021 tarihinde 225.397,51 TL ödediğinden, ödenen bu bedelin ödeme tarihi olan 26.11.2021 tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faizi ile birlikte davalı ...’den isteyebileceği, anılan bedel için ayrıca kötüniyet tazminatı da talep edilebileceği, davalı ...’ın yetkili hamil olduğu, davacı tarafından, senetlerin teminat amacıyla verildiğinin ve karşılıklarının ödendiğinin davalı ... tarafından bilindiğinin, buna rağmen bile bile senetlerin devir alınarak tahsil için icraya konu edildiğinin, dolayısıyla da bir kötüniyetin bulunduğunun ispat edilmesi gerektiği, davacı tarafından bu yönde herhangi bir somut delil sunulmadığından, davacının, davalı ...’a karşı olan iddiasının ispata muhtaç olduğu" belirtilmiştir. İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında, davalı ... tarafından davacı ve diğer davalı aleyhine 36 adet bonoya dayalı olarak 145.612,00 TL asıl alacak ve işlemiş faizi olmak üzere toplam 192.940,83 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, takibe konu bonoların tamamının düzenleme tarihinin 18.02.2018 olduğu vadelerinin 18.11.2018 ile 18.10.2021 tarihleri arasında sıralı olduğu, keşidecisinin davacı ..., lehtarının ... olduğu, lehtar tarafından ciro edildiği , hamilinin davalı ... olduğu, davacının 26.11.2021 tarihinde dosya borcunu ödeyerek senetleri iade aldığı anlaşılmıştır.İstirdat istemli davanın , dosya borcunun tamamen ödenmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. Bedelsizlik (teminat) iddiası, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu 687. maddesi anlamında bir kişisel def'i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir ve borçlu tarafından yazılı delil ile ispatı gerektirir. Dosya kapsamı, taraf beyanları, bilirkişi raporları, ibraz edilen banka dekontları ve kayıtları birlikte değerlendirildiğinde: Davalı ... adına ...bank nezdinde 18.02.2018 tarihinde 200.000,00 TL tutarında, 60 ay vadeli esnaf kefalet kredisi kullandırıldığı, dava konusu senetlerin 60 adet olduğu gibi, kredinin ilk taksit vadesi olan 18.03.2018 tarihinin, 1 sıra numaralı senedin vadesiyle (bir günlük farkla) aynı olduğu, senetlerin vade ve tutarlarının söz konusu kredi taksitleri ile örtüştüğü, 45 nolu 18.11.2021 vade tarihli bononun Halkbank nezdinde kullanılan kredinin 45. taksiti olan 3.830,93 TL' nin ödenmemesi sonucunda davalı ... tarafından aynı miktardaki bononun İstanbul 12. İcra Müdürlüğü’nün... Esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edilmesi, krediye ilişkin taksitlerin, davacı ... tarafından ödendiği hususunun banka dekontları ile ispatlandığı dikkate alındığında kredinin davacı tarafından kullanıldığı bu nedenle senetlerin davalı ...’ye davacının kredi ödemelerini yapmaması ihtimalinde oluşacak alacağın tahsili amacıyla verildiği, kredi ödemeleri davacı tarafından yapılmış olduğundan senetlerin bedelsiz kaldıkları anlaşılmıştır. Davalı ...'nin bedelsiz kalan bu senetleri iade etmesi gerekirken, bunları davalı ...’a ciro ettiği,Türk Ticaret Kanunu’nun 687/1. maddesi uyarınca, hamil, bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmadıkça, borçlunun temel ilişkiye dayalı kişisel defilerini hamile karşı ileri süremeyeceği , davacı tarafından, davalı ...’ın senetlerin teminat amacıyla verildiğini ve bedellerinin ödendiğini bilerek kötü niyetli biçimde devraldığına dair kötüniyet ve muvazaa iddialarını ispat edemediği, bu davalının yetkili hamil olduğu davacının iyiniyetli hamile karşı senet bedellerinden sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer yandan davacının ciro edilen bedelsiz senetleri ödemek durumunda kaldığı dolayısıyla davalı ...'nin , TBK’nun 77 ve devamı maddeleri kapsamında sebepsiz zenginleştiği, senet bedellerini ödeyen davacının ...'ye rücu hakkı bulunduğu davalının ödenen senet bedellerinden davacıya karşı sorumlu olduğu, davacının icra takibine istinaden 26.11.2021 tarihinde ödediği 225.397,51 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı ...’den istirdadının gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak takibi yapanın davalı ... olmadığı, aleyhine sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde istirdat hükmü kurulduğundan takip alacaklısı olmayan bu davalı hakkında İİK ’nun 72/5. maddesi kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği anlaşılmıştır. İİK 72. Madde uyarınca takip alacaklısına karşı icra dosyasına ödeme yapıldıktan sonra açılması gereken davanın istirdat davası olduğu açık ise de eldeki davanın takip alacaklısı dışında lehtara karşı da açılmış olduğu bu davalıya yönelik istirdat talebinin değerlendirilebilmesi bakımından öncelikle davacının borçlu olmadığının tespitinin gerekli olduğu, davadaki esas netice talebin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı istirdat olması nedeniyle dilekçede menfi tespit istenmesinin ayrı bir menfi tespit davası olarak nitelendirilemeyeceği davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalıların muvazaalı olarak birlikte hareket ettikleri iddiası ve ödemeyi yapanın rücu hakkı çerçevesinde davalıların pasif husumetinin bulunduğu anlaşılmıştır.Ayrıca, mahkeme karar gerekçesinin 10.03.2023 tarihli bilirkişi raporundan aynen alınarak oluşturulduğu, bu durumun T.C. Anayasası'nın 141/3. Maddesi ile HMK 297/1-c maddesine aykırılık teşkil ettiği bu nedenle karar yerinde bilirkişinin değerlendirmelerinin gerekçe olarak yazılmış olması doğru görülmemiştir. Tüm bu açıklamalara göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... vekilinin kararın gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf talebinin kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı ... vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2023 tarih, 2022/118 E., 2023/411 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,A) Davanın davalı ... yönünden kabulü ile davacının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine konu (aşağıda dökümü yapılan) senetlerden ötürü davalılardan ...'ye borçlu olmadığının tespiti ile;225.397,51-TL'nin 26/11/2021 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ...'den alınarak davacıya verilmesine,- Davacının yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, -Davanın davalı ... yönünden REDDİNE,5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.396,90 TL karar harcından peşin alınan 3.849,23 TL'nin mahsubu ile 11.547,67 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, , 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 3.849,23 peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 4.100,00 TL bilirkişi ücreti, 488,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 8.529,63 TL'nin davalı ...'den tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,0 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a verilmesine,5/d-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, , 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı ... tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 90,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 828,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalı ...'ye verilmesine,6/c-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,80 TL harcın mahsubu ile 345,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,6/ç-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025