İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhinde İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doyası ile müvekkil aleyhine arabuluculuk belgesine dayanılarak icra takibinin açıldığını, arabuluculuk anlaşmasında ucu açık bir şekilde bir çerçevede lisans sözleşmesinin hazırlanıp 5 iş günü …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/33 KARAR NO : 2026/270 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 06/07/2023 NUMARASI : 2022/71 E. - 2023/151 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhinde İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı doyası ile müvekkil aleyhine arabuluculuk belgesine dayanılarak icra takibinin açıldığını, arabuluculuk anlaşmasında ucu açık bir şekilde bir çerçevede lisans sözleşmesinin hazırlanıp 5 iş günü içerisinde imzalanacağı şeklinde ucu açık bir cümle ile tutanağın müvekkil aleyhine arabuluculuk anlaşma belgesinin ucunun açık bırakıldığını, davalı arabuluculuk anlaşması hakkında icra edilebilirlik şerhi alarak İstanbul Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine icra takibine giriştiğini, iş bu kötü niyetli takip sonrası müvekkilin borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açma zaruretlerinin hasıl olduğunu, bu nedenlerle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne, haklı davalarının kabulüne ve müvekkilin davalıya borçlu olmadığına karar verilmesine, ilgili arabuluculuk belgesinin iptaline, icra takibi başlatan kötü niyetli davalıdan alınmak üzere % 20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müzakerelerinin tamamına taraf vekillerinin ve pek çoğuna da ilave olarak her iki şirket yetkililerinin iştirak ettiği ve nihayetinde arabuluculuk faaliyeti sonunda 20.09.2019 tarihinde imzalanan Sözleşmeye Müvekkili Şirketin tüm iyi niyetli çabalarına rağmen Davacı yanın riayet etmemesi üzerine, icra edilebilirlik şerhi alınması için başvurulmuş olup, İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 11.08.2020 tarihli 2020/407 E. 2020/663 K. Sayılı kararı ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında arabuluculuk Kanunun 18/3 maddesi gereği Arabuluculuk Antlaşma İçeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olduğuna karar verilerek İcra Edilebilirlik Şerhi verildiği, huzurdaki davanın davacısına da beyanda bulunmak üzere şerhli tebligat gönderilmiş, tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir beyan dilekçesi sunulmadığını, İşbu dava ile iptali istenilen Arabuluculuk Sözleşmesi taraf avukatlarınca imzalanmış, görüşmelerin büyük bir kısmında şirket yetkilileri iştirak etmiş, huzurdaki davanın davacısının edimlerini yaklaşık 1 yıl boyunca yerine getirmemesi üzerine İcra Edilebilirlik Şerhi verilmesi için İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulmuş, karşı yana yapılan tebligata rağmen herhangi bir beyanda bulunulamamış, akabinde de İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden yapılan takip neticesi de dosya borcunun tamamı ödenmek suretiyle infaz edilerek kapatılmış olduğunu, Hal böyleyken davacının huzurdaki davayı ikame etmesinin çelişkili davranış yasağı kapsamında değerlendirilebileceği Kanunun amir hükmü nedeni ile dava açamayacak olan Davacı yan bu sefer arabuluculuk sözleşmesinin iptali sebebi ile huzurdaki davayı ikame ederek kanunu dolanmaya, kanuna karşı hileli davranışta bulunmaya çalıştığını, sözleşmenin iptali Genel hükümler çerçevesinde davacının iradesinin fesada uğramasının gerekli olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin tamamına davacının vekilinin de iştirak ettiğini, bazılarına davacı şirket yetkilisinin de katıldığını, somut olayda iradeyi sakatlayacak bir hata, hile yahut ikrah hali olmadığını bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 14/10/2021 tarihli 2021/1036 Esas numaralı 2021/1132 Karar sayılı Kararıyla; "...davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/01/2021 gün ve 2020/366 Esas, 2021/56 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE" karar verilmiştir.Dairemiz kaldırma kararı sonrasında İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...İncelenen dosya kapsamı, bilirkişi raporları kayıt ve belgeler, sicil dosyaları, taraf iddia ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, Dava, taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağı ile tarafların bağlı olup olmadığı tutanak ile karar altına alınan koşulların hangi taraf yönünden ihlal edildiği, sözleşmeye konu ... markasının davalılarca sözleşmeye aykırı kullandırılıp kullandırılmadığından kaynaklı ödenen bedelin tahsiline ilişkin olup taraflar arasında davalının tescilli sahibi olduğu ... markasının kullanımına ilişkin olarak 20/09/2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağı yapıldığı iş bu tutanağın İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/427 E - 2020/663 K sayılı kararı ile icra edilebilirlik şerhi verildiği davacının bu şerh üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu l İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğu, davacı tarafından icra dosyasının ödenerek kapatıldığı, iş bu dava konusunun da davalıya ödenen bedelin iadesine ilişkin olduğu, davacı tarafından gerekçe olarak arabuluculuk tutanağı imza edildikten sonra davalının lisans sözleşmesi konusunda tahin pekmez grissini ürünleri ile kombin yapılmasına karşı çıkarak sözleşme imzalamadığını bu nedenle davacının ... markasını kullanmadığını beyan ederek davalının kusurlu olduğunu davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ile arabuluculuk tutanağının ilam niteliğinde belge olduğunu, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağını belirttiği, mahkememizce aldırılan 25/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından kağıt helva, tahin pekmez nevi ürünler üzerinde ... markasının kullanılıp kullanılmadığını tespit edilemediğinin belirtildiği buna göre tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davalı şirketin ... numaralı ... ibareli ve yine ... görselinin bulunduğu çok sayıda markanın birçok sınıfta tescilli sahibi olduğu taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, davamıza konu olan uyuşmazlık ile ilgili olarak tarafların 30/09/2019 tarihinden başlamak üzere 2 yıl süreli lisans sözleşmesi imzalaması konusunda mutabakata vardıkları imzalanacak bu sözleşme kapsamında dosyamız davacısı ... A.Ş.' nin ... markasını ürünlerinde kullanacağı buna karşılık dosyamız davalısı ... ... A.Ş' ye 70.000 TL + KDV ve cironun %5' ini ödemeyi taahhüt edeceği yine lisans sözleşmesinin 5 iş günü içerisinde hazırlanacağı taraflardan birinin sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi halinde diğer tarafın arabuluculuk anlaşma tutanağını icra edilebilirlik şerhi alarak işleme konabileceğini belirttiği, tarafların tacir olduğu bu nedenle basiretli tacir olarak imza attıkları sözleşmeden sorumlu tutulabileceği gibi taraflar arasında düzenlenen arabuluculuk sözleşmesinin 6325 Sayılı arabuluculuk Kanununun 18/2. Maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesince şerh alınması ile ilam niteliğinde belge olduğu yine 18/5. Maddesi uyarınca anlaşmaya varılan maddeler hakkında dava açılamayacağı davacı tarafından davalının ... ibareli markasını tahin pekmez ürünleri ile kombin yapılmasına karşı çıkarak sözleşmeyi imzalamadığını iddia etmiş ise de davacı tarafından bu yönde herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, markanın kullandırılmasına ilişkin davalı yana herhangi bir ihtarname veya bildirim gönderilmediği buna ilişkin dosyamıza da herhangi bir delil sunulmadığı buna göre arabuluculuk tutanağından 5 gün sonra imzalanması gereken lisans sözleşmesinin davalının kusurlu tavırları sebebiyle imzalanmadığı husunun da ispat edilemediği gibi davacı tarafından ... markasının kullanımına engel olunduğu yönünde de herhangi bir delil sunulmadığı anlaşıldığından, bu yönde dava ispat edilemediğinden, davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Somut olayda yerel mahkemenin incelemesi gereken temel unsurların, sırasıyla arabuluculuk tutanağının geçerli olup olmadığı, geçerli ise tarafların yükümlülükleri, arabuluculuk tutanağının hangi kalemler açısından icra edilebileceğini incelenmesi şeklinde olması gerekirken yerel mahkemece bu unsurları taşımayan değerlendirme ile hüküm kurulduğunu, taraflar arasında imzalanan arabuluculuk anlaşması şarta bağlı olup hukuka uygun gerçerli bir anlaşma belgesi bulunmadığını, anlaşma belgesinin şarta bağlı yapılmaması gerektiği bilirkişi raporunda dahi belirtildiğini ancak ne var ki bu durum hukuki bir mesele olmasına rağmen üzerinde hiçbir tartışma yapılmadığını,-Taraflar arasında imzalanan arabuluculuk anlaşmasında, anlaşma hükümleri şarta bağlanmış olup bu hali ile icra edilebilir olmadığını, anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi verilmesi çekişmesiz yargı işi olmakla kesin esası hakkında inceleme yapılmadan karar verildiği için kesin hüküm de teşkil etmediğini, Sulh Hukuk Mahkemesince dosya üzerinden verilen iş bu hatalı karar nedeni ile anlaşma belgesinin esasına girilmekten imtina edilmesi ve tek başına bu hali ile hukuka uygun olduğunun varsayılmasının açıkça hatalı olduğunu, sunulu Yargıtay kararları ile de şarta bağlı olarak yapılmış arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunun hükme bağlandığını, Taraflar arasında 20.09.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendiğini, tutanakta davalı şirkete ait olan "..." isimli markanın kullanımı sebebiyle ödenmemiş olan bakiye alacağının ödenmesi ve ayrıca 2 yıl daha ... isimli markanın kullanımına ilişkin sözleşme akdedildiğini, 2 yıl için 70.000 TL + KDV ödeme yapılacağı asıl sözleşmenin 5 iş günü içerisinde hazılanıp imzalanacağı hususunda anlaşma sağlandığını, arabuluculuk anlaşmasında 5 iş günü içerisinde sözleşme yapılması kararlaştırıldığını, yani bir sözleşmenin bulunmadığı ve bunun yapılacağı kararlaştırılmış olmakla sözleşmenin yapılacak olması şartına bağlandığını, sözleşme yapma gayreti içerisinde olsalar da davalı ile herhangi bir sözleşme yapılamadığını, arabuluculuk anlaşmasında da 5 gün içerisinde sözleşme yapılamadığı takdirde davalının davacı müvekkilinden alacaklı olacağı veya davacı müvekkilinin davalı tarafı sözleşme yapmaya zorlayabileceği hüküm altına alınmadığını, -davalı şirketle sözleşme hazırlanması noktasında belirlenen 5 günlük süre içinde görüşmeler yapıldığını ancak yapılan bu görüşmelerde davalı yan tarafından lisanslı ürünün kullanılacağı ürünler noktasında net olarak olumsuz tavır sergilendiğini, Davalı şirket mail yazışmalarında da açıkça görüleceği üzere ''grisini içeren ürün ne yazık ki bizim önerebileceğimiz bir ürün değil, ... lisans çalışmasına isterseniz tahin-pekmez karışımı ile devam edelim'' , ''palm yağı, şeker, emülgatör gibi maddeler içermesi bizim için uygun değil ne yazık ki, bu tür ürünlerin tüketilmesini desteklemiyoruz ne yazık ki'' gibi mailler attığını ve mail yazışmalarının dışında yapılan görüşmelerde de açık bir şekilde bu ürünlerin kullanılması halinde fikri sinai haklar mevzuatı uyarınca bütün tedbir işlemlerinin uygulanacağını belirttiklerini, Yerel Mahkeme'nin ise bu mail yazışmalarını görmezden gelerek ''... ibareli markasını tahin pekmez ürünleri ile kombin yapılmasına karşı çıkarak sözleşmeyi imzalamadığını iddia etmiş ise de davacı tarafından bu yönde herhangi bir yazılı delil sunulmadığı,'' değerlendirmesi yapmış olamakla yeterli bir inceleme yapamadığını açıkça ortaya koyduğunu, -sözleşmenin kurulması için tutanakta 5 günlük süre belirlenmiş ancak mail yazışmalarından da görüleceği üzere lisanslı ürünün kullanılacağı ürünler açısından uyuşma sağlanamadığını, bu durum ...'nın grisini içerikli ürünlerin neden uygun olmadığını beyan edememesi ile ortada olduğunu, ayrıca yine davalı şirket çalışanlarından ...'nın "palm yağı, şeker, emülgatör gidi maddeler bizim için uygun değildir" denmesine karşın ... Gıda çalışanlarından ... "palm yağı yerine ayçiçek yağı kullanabiliriz. Şeker noktasında ise ürünleri şekersiz ya da pekmezli yapabiliriz. ... ürün üretebiliriz." şeklinde cevap verdiğini, ancak davalı tarafından çekincesi olduğunu öne sürse de bu çekincelerine karşı çözüm yollarına sebep göstermeden olumsuz davrandığını, davalının ne derece kötüniyetli bir şekilde hareket ettiğini ortaya koyduğunu, Davalı şirket hem yapılan anlaşmanın geçerli olduğunu ve anlaşmaya göre belirlenen ücretini talep edip hem de sözleşme görüşmelerinde ürünlere sınırlama getirip lisanslı ürünü kullandırmayıp lisans sözleşmesinin de oluşmadığını belirttiğini, müvekkili şirket ... lisanslı ürünleri kullanamadığı gibi banka hesaplarında bloke olmaması adına cebri icra tehdidi altında icra takibindeki borcu ödemek zorunda bırakıldığını, hal böyleyken ... markasını ürünlerde kullanılmasına izin vermeyip daha sonrasında da tutanakta yazılı bedeller üzerinden icra takibi başlatılması tam anlamıyla hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, taraflar arasında geçerli bir lisans sözleşmesi bulunmadığını, davalının lisansa konu ürünleri kullandırttığını ispat etmesi gerektiğini, davalının herhangi bir delili bulunmadığını,-5 günlük süre içerisinde asıl sözleşmenin yapılmadığı ve sözleşme ilişkisinin hiç kurulmadığı ortada olmakla aksinin kabulü halinde yani yorumlama ile davalıyla müvekkili arasında iki taraflı borç doğuran bir sözleşmenin kurulduğunun kabulü halinde bu sözleşenin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olacağını, bu durumda da davalının borcunu ifa etmeden müvekkilinden ücret talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, aksi halde davalının sebepsiz zenginleşmesi sağlanacağını, arabuluculuk anlaşma belgesine göre taraflar arasında 5 gün içinde ... ibareli ürünlerin 2 yıl süre ile kullanımı için bir sözleşmenin hazırlanarak imzalanacağı kararlaştırıldığını, sözleşmenin bir tarafça imzadan imtina etmesi halinde de anlaşma belgesinin geçerli olduğu maddesinin hukuki bir karşılığı bulunmadığını, sözleşmenin esaslı noktalarında anlaşma sağlanamadığını, bir lisans sözleşmesinin en esaslı konusu lisansa konu ürünler olduğunu, davalının ... ibareli hangi ürünü için anlaşma yapıldığı belirsiz olduğundan sözleşme kurulmadığını, sadece taraflar arasında ön sözleşme yapıldığını, davalı hem ürünü kullandırtmadığını, hem de bedel talebinde bulunduğunu, bir an için sözleşmenin kurulduğu kabul edilse dahi her iki tarafa borç yükleyen iş bu sözleşmede davalının edimini ifa etmeden bedel talebinde bulunmasının da imkansız olduğunu, bedelin öncelikli olarak ciro'nun %5'ine bu bedel düşük olursa diye 70.000+KDV olarak düzenlendiğini, geçersiz arabuluculuk tutanağına dayanılarak yapılan haksız ve hukuka aykırı icra takibinde ödeme yapmak zorunda kalan müvekkilinin ödemesinin istirdatına karar verilmesine, bir an için arabuluculuk anlaşmasının geçerli olduğunun kabul edilmesi durumunda ise davalı tarafın sözleşme yapmaktan kaçınması nedeniyle kurulamayan sözleşmeye istinaden ve davalının markasının da kullanılmadığı dikkate alınarak müvekkili şirketin yaptığı ödemenin bu nedenle de iadesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin tarafları ticari şirket olup, altına imza attıkları sözleşme hükümlerinin kendi leh ve aleyhlerine ne gibi etkiler doğurabileceğinin bilincinde basiretli tacirler olduklarını, müvekkili Şirketin tüm iyiniyetli çabalarına rağmen Davacı yanın riayet etmemesi ve edimlerini yaklaşık 1 yıl boyunca yerine getirmemesi üzerine, icra edilebilirlik şerhi alınması için başvurulmuş olup, İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11.08.2020 tarihli 2020/407 E. 2020/663 K. Sayılı kararı ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/3 maddesi gereği Arabuluculuk Antlaşma İçeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olduğuna karar verilerek İcra Edilebilirlik Şerhi verildiğini, Sözleşmenin iptali için Genel hükümler çerçevesinde davacının iradesinin fesada uğraması gerektiğini, arabuluculuk görüşmelerinin tamamına davacının vekili, bazılarına da bizzatihi davacı şirket yetkilisi katıldığını, Davacı taraf arabuluculuk sözleşmesini hür iradesi ile imzaladıktan sonra huzurdaki davayı açmasının ancak kötüniyet ile açıklanabileceğini, Bilirkişi raporunda Ticari kayıtların incelenmesi neticesinde, davacının, Müvekkili şirkete icra takibi öncesinde ve son tutanakta belirtilen tarihlerde belirlenmiş ödemeleri yapmadığını, Müvekkilinin icra takip tarihinde icra takibine konu alacağının mevcut olduğu tespit edilmiş olduğunu, İstinaf Taleplerinin Reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı tarafından İstanbul Anadolu 1.İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali talebine ilişkindir.Mahkeme dosyasından aldırılan 25/04/2023 uyap tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: Ticari kayıtların incelenmesi neticesinde, davacı ... tarafından davalı ... ... AŞ'ne icra takibi öncesinde ve son tutanakta belirtilen tarihlerde belirlenmiş ödemelerin yapılmamış olduğu, Bu nedenle davalı ... ... AŞ. nın icra takip tarihinde İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine konu alacağının mevcut olduğuna dair raporunu sunmuştur. Taraflar arasında 20.09.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağı düzenlendiği sonrasında İstanbul Anadolu 20. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 11.08.2020 tarihli 2020/407 E. 2020/663 K. Sayılı kararı ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/3 maddesi gereği Arabuluculuk Antlaşma İçeriğinin arabuluculuğa ve cebri icraya elverişli olduğuna karar verilerek İcra Edilebilirlik Şerhi verildiği anlaşılmıştır.Arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, ... ... AŞ yetkilisi ile ... arasında 26.07.2019 tarihinde başlayan sürecin 20.09.2019 tarihinde son tutanağın düzenlendiği, tutanakta; Taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden 11.09.2019 tarihine kadar geçen sürede, ... AŞ lehine 29.000 TL alacağın tahakkuk ettiği, bu rakamın ... tarafından ... AŞ ne ödenmesinde tarafların mutabakata vardıkları, Bunun yanı sıra Tarafların kendi aralarında 30.09.2019 tarihinden başlamak üzere 2 yıl süreli lisans sözleşmesi imzalamayı ve ticari ilişkileri sürdürme konusunda mutabık kaldıkları, lisans sözleşmesinin 2 yıl süreli ... markalı ürünlerin satışından gelecek rakamın (cironun) %5 ini ... AŞ ne ödenmesi Ve 2 yıl için en az 70.000 TL+KDV ödeme yapması konusunda mutabık kaldıklarını, söz konusu lisans sözleşme metninin bu anlaşmanın eki olarak anlaşma şartlarında taraf vekillerince 5 gün içerisinde hazırlanarak ve taraflarca imzalanacağı, taraflardan birinin sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi halinde işbu arabuluculuk tutanağı yukarıdaki şartlarda geçerliliğini koruyacak ve sözleşmeyi imzalamaktan imtina eden taraf hakkında diğer taraf bu arabuluculuk anlaşma tutanağını icra edebilirlik şerhi alarak işleme koyabileceği, anlaşmaya göre 70.000-TL+KDV'nın 6 eşit taksitte; 01.10.2019 , 01.12.2019, 01.02.2020, 01.04.2020, 01.06.2020 ve 01.08.2020 tarihlerinde 11.667,00-TL+KDV olacak şekilde ödeneceğini, Lisans sözleşmenin bitiminden 11.09.2019 tarihine kadar geçen sürede başvurucu ... AŞ lehine tahakkuk eden 29.000-TL'lik ödemenin 01.11.2019 tarihinde ... AŞ nin banka hesabına yapılacağı, Bundan başka tarafların sözkonusu lisans sözleşmesi nedeniyle birbirlerine başkaca borcu bulunmadığını, şayet varsa tarafların birbirleri aleyhine açtığı dava ve başlattığı takip varsa bunlardan feragat edeceği veya takipsiz bırakacağı hususlarında mutabakata varıldığı anlaşılmıştır.Taraflar arasında 20.09.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma tutanağının düzenlendiği, buna göre başvurucuya ait olan ... isimli markanın davacı şirket ürünlerinde lisans sözleşmesinin süresinin sona ermesine rağmen kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle 29.000 TL'nin davacı tarafça davalı tarafa ödeneceği, yeniden 2 yıllık lisans sözleşmesinin taraflarca akdedilmesi, iş bu lisans sözleşmesi için davacı şirketin 2 yıl için en az 70.000 TL+KDV ödeme yapacağı, lisans sözleşmesinin 5 iş günü içerisinde hazırlanıp imzalanması, oluşturulacak sözleşmenin imzalanmasından taraflarca imtina edilmesi halinde arabuluculuk anlaşma tutanağının geçerliliğini koruyacağı ve sözleşmeyi imzalamaktan imtina eden taraf hakkında diğer tarafın arabuluculuk anlaşma tutanağı hakkında icra edilebilirlik şerhi alarak tutanağı işleme koyabileceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafın başvurusu üzerine İstanbul Anadolu 20. SHM'nin 2020/407-663 EK sayılı dosyası ile taraflar arasında akdedilen arabuluculuk tutanağına ilişkin icra edilebilirlik şerhi alındığı ve tutanağın İstanbul Anadolu 1. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takibe konduğu ve infaz edildiği, huzurdaki dava ile davacı tarafça icra dosyasına ödenen bedelin istirdadının talep edildiği anlaşılmış ise de, arabuluculuk tutağı incelendiğinde iki ayrı kalem halinde düzenleme yapıldığı, ilk kalem düzenlemenin taraflar arasındaki sözleşmenin bitiminden 11.09.2019 tarihine kadar geçen sürede, ... AŞ lehine 29.000 TL alacağın tahakkuk ettiği, bu rakamın ... tarafından ... AŞ ne ödenmesinde tarafların mutabakata vardıkları hususunda olup, bu hususun taahhuk etmiş alacağa ilişkin olduğu, diğer kalem alacağın ise lisans sözleşmesi yapılması halindeki düzenlemeye ilişkin olduğu ve tarafların tacir oldukları, her ne kadar davacı tarafça, sözleşmenin davacı nedeniyle imzalanamadığı ileri sürülmüş ise de sözleşmenin haksız olarak davalı tarafça imzalanmadığının ispatlanamadığı, tutanağın son maddesinde açıkça "taraflardan birinin sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi halinde işbu arabuluculuk tutanağı yukarıdaki şartlarda geçerliliğini koruyacak ve sözleşmeyi imzalamaktan imtina eden taraf hakkında diğer taraf bu arabuluculuk anlaşma tutanağını icra edebilirlik şerhi alarak işleme koyabileceği" hususunun kararlaştırıldığı, yani sözleşmenin imzalanmamasının sonuca bağlandığı ve tarafların vekil ile temsil edildikleri dikkate alınarak Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/07/2023 tarih ve 2022/71 E., 2023/151 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026