İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan takibe dayanak yapılan 13.11.2018 keşide tarihli 28.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve ayrıca müvekkilinin davalıya karşı h…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1497 KARAR NO : 2026/39 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/06/2023 NUMARASI : 2022/426 E. - 2023/486 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan takibe dayanak yapılan 13.11.2018 keşide tarihli 28.000,00 TL bedelli ... seri numaralı çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ve ayrıca müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın menfi tespit davası olduğunu, davacının işbu tespit davasını açmakla hukuki yararı olduğunu ispat etmekle mükellef olduğunu, davacının huzurdaki davaya konu çekin yetkili yasal son meşru hamili olan müvekkiline karşı işbu davayı ikame ettiğini, davanın ikamesindeki hukuki menfaatini kanıtlar hiçbir belge veya delil ibraz edemediğini, davacının işbu davada hiçbir hukuki yararı bulunmadığını, izah edilen nedenlerle, huzurdaki davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "İnceleme konusu, ... ... A Ş. Kayapınar Şubesi’ne ait, 13.11.2018 keşide tarihli, 28.000TL. meblağlı, ... seri notu çek aslının ön yüzündeki, 25.11.2018 keşide tarihli, 25.000TL meblağlı, ... seri nolu çek aslının önyüzündeki,“... LTD.ŞTİ. ”ibareleri üzerinde atılı birer adet keşİdeci imzasının, mevcut mukayese imzalarına kıyasla, davacı şirket yetkilisi ... eli mahsulü olmayan, taklit yöntemiyle husule getirilmiş imzalar oldukları tespit edilmekle, bilirkişi raporunun denetime uygun, hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile, 1-Davanın kabulüne, İstanbul 11. İcra Dairesi ... Esas ve İstanbul 11. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyaları yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Takip konusu çeklerde davalıdan önce başka cirolar olduğundan ve koşulları sabit görülmediğinden davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin yetkilisi ...'a atılı birer adet keşideci imzasının taklit yöntemiyle oluşturulduğu tespitiyle davanın kabulüne ve davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu kararın istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme sonucu tanzim edilmiş olduğu ve hükme esas teşkil etmeye elverişli bir rapor olmadığı savunulmuş, yerel mahkemece ek rapor tanzimine ilişkin taleplerinin göz ardı edilerek usul ve yasaya aykırı karar tesis edildiği ifade edildiğini, sağlıklı bir değerlendirme için inceleme konusu çekin düzenlenme tarihine yakın ve tercihen bu tarihten önce başka amaçlarla atılmış oldukları bol ve samimi imzalarını içerir belgelerin çeşitli kurum ve kuruluşlardan temin edilerek mevcutlarla birlikte yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüş, bilirkişi raporunun içeriği incelendiğinde imzaların genel biçimsellik ve tersim tarzı bağlamında değerlendirilmesinin yapılmadığı, keşideciye ait imzanın kalem hareketleri, işleklik derecesi, kalem yürütme alışkanlıkları, tersim biçimi, ebat, istif, eğim, doğrultu, hız, seyir ve baskısı gibi grafolojik tanı unsurlarının değerlendirilip kıyaslandığına dair hiçbir açıklayıcı madde bulunmadığı, hatta eliptik şekillerin yapılandırma tarzı, oranı, başlangıç gövde ve son kısmın birbirlerine göre konumlandırılmaları dahil neredeyse hiçbir hususun dikkate alınmadığı belirtilerek raporun hükme esas teşkil etmediği ve eksik oluşturulduğu ileri sürülmüş, Yargıtay içtihatlarından örnekler verilerek raporda imzaların grafolojik tanı unsurlarının değerlendirilip kıyaslanmadığı ve fotokopi üzerinden inceleme yapılmasının mümkün olmadığı vurgulanmış, ayrıca borçlunun çek hesabının bulunduğu bankaların tespit edilmediği ve aynı zamana tekabül eden ödenmiş çeklerinin celbi ve mukayese edilmesi gerektiği belirtilmiş, sadece davacı yan tarafından ibraz olunan belgeler üzerinden inceleme yapılmış olmasının eksik incelemeye yol açtığı iddia edilmiş, ikinci sebep olarak müvekkili şirketin davaya konu çeki usul ve yasaya uygun şekilde Faktoring Sözleşmesi, alacak bildirim formu ve fatura tanzim edilerek ciro yoluyla iktisap ettiği ve iyi niyetli son meşru hamil olduğu açıklanmış, müvekkili şirketin çek üzerindeki keşideci imzasının geçerliliğini bilebilecek durumda olmadığı ve yerleşik Yargıtay içtihatları nazara alındığında çek üzerindeki imzanın sahteliği iddiasının iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceği ileri sürerek İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/426 E. 2023/486 K. Sayılı ilamının istinaf incelemesi sonucu ortadan kaldırılmasına, hükme esas alınabilecek bir rapor tanzim edilmek üzere dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul 11. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında 13/11/2018 keşide tarihli 28.000,00 TL., bedelli çeke ve İstanbul 11. İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyasında 25/11/2018 keşide tarihli 25.000,00 TL., çeke istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" İnceleme konusu imzalar ile mukayese imzalan arasında, genel şekil itibarı ile bazı benzerlikler görülmekte ise de, a) İmzaların başlangıcındaki “y” harfi ile bitimindeki “g” harfine benzer yapının inşa biçimleri, b)İmzaların işleklik dereceleri, c) İmzalar içersinde yer alan harf ve şekillerin yapılan, ebadlan ve tersim (resmediliş) biçimleri, d) Kıvrım, büklüm ve diziliş usulleri ile dizayn tarzları, gibi kaligrafik özellikler, karakteristik ve grafolojik birçok unsurlar yönünden farklılıklar tespit edildiği, Ayrıca, taklit yöntemiyle husule getirilen imzalarda tespit edilen bulgulardan, titreklik, duraklama, ağır bir el hareketi ile değişmeyen presyon, inceleme konusu imzaların hatları üzerinde de tespit edildiğini, belirlenen bulgulara göre; İnceleme konusu, ... ... A Ş. Kayapınar Şubesi’ne ait, 13.11.2018 keşide tarihli, 28.000TL. meblağlı, ... seri notu çek aslının ön yüzündeki, 25.11.2018 keşide tarihli, 25.000TL meblağlı, ... seri nolu çek aslının önyüzündeki,“... ........ ...LTD.ŞTİ. ”ibareleri üzerinde atılı birer adet keşideci imzasının, mevcut mukayese imzalarına kıyasla, davacı şirket yetkilisi ... eli mahsulü olmadığı" belirtilmiştir.Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir.İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Davalı ... şirketinin çekleri 31/07/2018 tarihli çek tevdi bordrosu ile teslim aldığı, ... tarafından keşideci ... ... Ltd., adına düzenlenen 26/07/2018 tarihli 28.000,00 TL bedelli faturanın bulunduğu, görülmüştür. 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesi ''Faktoring şirketi kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal ve hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez'' hükmünü içermektedir.Yasa metninden de anlaşılacağı üzere, faktoring şirketinin, faktoring işlemi ile devraldığı alacak, alacağın temliki hükümlerine tabidir. Nitekim, faktoring işlemlerinde alacağın temliki hükümlerinin uygulandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.11.2010 tarih, 2010/19-488 E, 2010/557 K sayılı kararında da açıkça belirtilmiştir. Öte yandan aynı kararda faktoring işleminin müşteri (firma), faktoring şirketi (faktor) ve borçlu olmak üzere üç tarafının bulunduğu da açıklanmıştır. faktoring işleminin bu tarafları arasındaki ilişkiler yönünden 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 188/1. maddesi hükümlerinin uygulanması gerekir. Buna göre borçlu, faktoring işlemini öğrendiği sırada önceki alacaklısına karşı sahip olduğu def'ileri alacağı faktoring sözleşmesine dayanarak devralmış olan faktoring şirketine karşı da ileri sürebilecektir. 6361 sayılı Yasa'nın 9/2. ve TBK'nın 188/1. maddesi karşısında faktoring işleminin tarafları arasındaki ilişkiler yönünden şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Somut olayda davacı tarafından icra takibine konu çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü imzaya itirazın mutlak itiraz olup herkese karşı ileri sürülebileceği, Kaldı ki, davalının ikili ilişkinin tarafı olduğu ve 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 ve 6098 sayılı TBK'nın 188/1. maddesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, şahsi def'ilerin ileri sürülebilmesinde faktoring şirketinin iyiniyetli ya da kötüniyetli olmasının sonuca etkisi bulunmadığı ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Davalı istinafında kurumlardan belge aslının istenmesinin genel bir ifade ile istendiği, somutlaştırılmadığı, davacının imza örneklerinin mahkeme huzurunda alındığı anlaşılmakla bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/06/2023 tarih ve 2022/426 E., 2023/486 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.620,43 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 905,11 TL harcın mahsubu ile bakiye davalı 2.715,32 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026