İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin "..." , "..." , "..." ve "..." gibi sektörün en bilinen ve tüketilen markalarıyla sektörde yer aldığını, müvekkilinin markalarının bir kısmının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait "..…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/518 KARAR NO : 2025/1364 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 27/12/2022 NUMARASI : 2020/316 E. - 2022/281 K. - BİRLEŞEN BAKIRKÖY 2.FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2021/395 ESAS SAYILI DOSYASI - DAVA: Tasarımın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin "..." , "..." , "..." ve "..." gibi sektörün en bilinen ve tüketilen markalarıyla sektörde yer aldığını, müvekkilinin markalarının bir kısmının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait "..." markasının en eskisi 2003 yılı olmak üzere TPMK nezdinde seri marka olarak tescilli olduğunu, müvekkilinin zaman içerisinde "... ..." markalı ürünlerini piyasaya sunduğunu "..." kavramının, müvekkili şirket tarafından yapılan reklam yatırımları ve tanıtımlar itibariyle "..." markaları ile özdeşleşmiş ve tanınmış hale getirildiğini, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, ancak hal böyle iken, davalı şirketin müvekkili şirkete ait "... ..." markasıyla ayniyete varacak derecede benzer olan ve aynı sınıflarda tescilli "..." ibaresini içerir markalar üzerinde hak tesis etmeye çalıştığını, TPMK nezdinde 2016/57271, 2016/57264, 2016/57258 ve 2016/57272 sayılar ile tescilli markaların davalı adına tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait "... ..." ve "... ..." markalı ürünlerin piyasadaki takdim biçimini kopyaladığını, müvekkili şirkete ait tanınmış "..." markaları ürünlerin takdim biçiminin kopyalanması suretiyle oluşturulmuş şekerleme/... ürünlerini halihazırda aktif biçimde ürettiğini, piyasaya satışa sunduğunu, davalının bu fiillerini internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında da sürdürdüğünü, bu eylemler neticesinde müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, öncelikle bilirkişi marifetiyle internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında davalı kullanımının olup olmadığı hususlarında delil tespiti yapılmasını, davanın esasına ilişkin ise davalı adına TPMK nezdinde 2016/57271, 2016/57264, 2016/57258 ve 2016/57272 sayılar ile tescilli markaların hükümsüzlüğünü, davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, men'ini ve ref'ini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE KARŞI DAVA; Davalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile, davacının "... ..." markasına ait herhangi bir endüstriyel tasarım tescili bulunmadığını, müvekkiline ait "... ..." markası ile "... ..." markaları arasında iltibasa sebebiyet verecek ya da haksız rekabet teşkil edecek bir benzerlik bulunmadığını, TPMK nezdinde 2012/03111 sayı ile tescilli '... ..." isimli tasarımların müvekkili adına tescilli olduğunu, "... şeker" ve "... Şeker" isimlerinin bilindiği üzere marka bakımından herhangi bir koruma altında alınmadan anonim olarak toplum tarafından bilinen şekerler olduğunu, gerek Türkiye'de gerekse dünyada birçok firma tarafından ... ve lolilop üretimi yapıldığını, bu ibareleri markalarının yanında kullandığını ve benzer şekilde sunumlar gerçekleştirildiğini, iltibas teşkil edildiği iddia edilen şeker kabı tasarımının müvekkiline ait olduğunu, davacı karşı davalı şirkete ait "... ..." markasının müvekkili şirkete ait "... AIRBALL" markasının endüstriyel tasarımına tecavüz teşkil ettiğini, davacı karşı davalının müvekkili adına tescilli tasarımı taklit ederek kendi markasının gücüyle yine müvekkilinin piyasasını domine etmeye çalıştığını, davacının kutu tasarımının müvekkilinin tasarımı ile birebir aynı olduğundan müvekkilinin ürettiği sakızların "... ..." olarak algılandığını iddia ederek, öncelikle asıl davanın reddini, müvekkili adına tescilli tasarıma yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, ref'ini, 100.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın ticari avans faiziyle birlikte davacı/karşı davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. BİRLEŞEN DAVA: Birleşen Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/395 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin "..." , "..." , "..." ve "..." gibi sektörün en bilinen ve tüketilen markalarıyla sektörde yer aldığını, müvekkilinin markalarının bir kısmının TPMK nezdinde tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, müvekkili şirkete ait "..." markasının en eskisi 2003 yılı olmak üzere TPMK nezdinde seri marka olarak tescilli olduğunu, TPMK nezdinde 2010/28412 sayı ile tescilli "... ..." ibareli markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin bu tescil akabinde "... ..." ibareli markayı taşıyan ürünlerini piyasada satışa sunduğunu, ancak hal böyle iken davalının TPMK nezdinde ... tescil numaralı tasarımların tescili için başvurusunda bulunduğunu, davalının yeni ve ayırt edici olmayan ve kötü niyetli tasarım tescil başvurusunun müvekkilini şirketin dana önceki tarihte kamuya sunulmuş olan "... ..." markalı ürünlerinden sonra yapıldığını, davalının bahse konu ihlale dayalı kullanımlarının sona erdirilmesi ve markalarının hükümsüzlüğü istemiyle mahkememizin 2020/316 Esas sayılı dosyasına dava bulunduğunu, davalı adına 2012/03111 ve 2016/04905 sayılar ile tescilli tasarımların hükümsüzlüğünü, işbu dava dosyasının mahkememizin 2020/316 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davacıya ait önceki tarihli “...” markaları ile davalıya ait markaların görsel ve şekil unsurları bakımından baskın ve benzer nitelikte olduğu, marka yazılarının küçük olması nedeniyle nihai tüketici nezdinde okunamayacak derecede önemsiz kaldığı, markaların hitap ettiği tüketici kitlesi dikkate alındığında karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davalının davacının markasıyla özdeşleşmiş “...” ibaresini kullanmasının ve benzer şekil unsurunu seçmesinin tesadüf olamayacağı, bu nedenle SMK m.6/1 uyarınca karıştırılma ihtimali ve SMK m.6/9 kapsamında kötü niyetli tescil bulunduğu, kötü niyetin bölünmezliği ilkesi gereği davalı markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, bu markaların kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, karşı dava yönünden, davacı/karşı davalının davalı-karşı davacıya ait ... numaralı tasarımlara tecavüz teşkil eden bir eylemi tespit edilemediği, ayrıca bu tasarımların başvuru tarihi itibarıyla yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine, birleşen Bakırköy 2. FSHHM 2021/395 E. sayılı dosya yönünden de, bilirkişi raporları doğrultusunda dava konusu endüstriyel tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte bulunmadığı tespit edilerek tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmiş, "A-ASIL DOSYA YÖNÜNDEN : davacının davasının KABULÜNE, Davalı adına tescilli ..., 2016/57264, ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının hükümsüzlüğe karar verilen ... tescil nolu bu markaları kullanımının davacının önceki tarihli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin, yine bu markalardaki davalının ticari takdim şeklinin davacı ticari takdim şekli ile karışıklığa sebep olacak şekilde olması nedeniyle haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden davalı ürün ambalajlarına ve reklam vasıtalarına el konularak imhasına, yine davalının ihlal teşkil eden internet kullanımlarının da durdurulmasına, B-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN : davalının karşı davasının REDDİNE, " şeklinde hüküm kurulmuştur. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan 01.03.2022 tarihli raporda karşılaştırması yapılan ... şeker ile müvekkiline ait ... şeker yönünden anlam ve yazı karakteri benzerliği bulunmadığı, ortalama bir müşterinin her iki ürünü karıştırma ihtimalinin olmadığı, ürün renkleri ve ambalaj farklılıklarının da haksız rekabet iddiasını desteklemediği, ... markasının 02.05.2012 tarihinden itibaren koruma altında olduğu ve davacının yıllar sonra açtığı davanın hukuka aykırı bulunduğu, ürünlerin asetatlı-PWC ambalajlarda sunulmasının sektörde genel ve zorunlu bir uygulama olup rekabete aykırılık oluşturmadığı, bilirkişi raporunda da yazı karakteri dışında karıştırılma ihtimali bulunmadığının belirtildiği, birleşen Bakırköy 2. FSHHM 2021/395 E. dosyasında müvekkiline ait 2012/03111(1) ve 2016/04905 no’lu tasarımların hükümsüzlüğüne dair raporların hatalı olduğu, zira “...” endüstriyel tasarımını Türkiye’de ilk müvekkilinin kullandığı ve davacının bu tasarıma ilişkin öncelik hakkı bulunmadığının bilirkişi raporlarında da belirtildiği, davacının Türkiye’de bu ürünü satmadığının açık olduğu, ana dava yönünden müvekkili adına tescilli markalar ve endüstriyel tasarımın müvekkiline ait olduğu, davacının “...” ibaresinin icat edilmiş bir buluş olmayıp üretim tekniğini ifade ettiği, preslenmiş veya sıkıştırılmış şekerlerin piyasada yaygın olarak bulunduğu, bu nedenle markasal korumaya elverişli olmadığı, ayrıca gerekçeli kararda davacı lehine 15.000 TL AAÜT üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek , tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. Davacı-karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalıya ait endüstriyel tasarım tescillerinin 6769 sayılı SMK’da aranan yenilik ve ayırt edicilik şartlarını taşımadığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu, bu nedenle tescillerin hükümsüzlüğüne karar veren yerel mahkeme kararının hukuken isabetli bulunduğu, davalı-karşı davacıya ait marka tescillerinin müvekkiline ait ... markasını içerdiği gibi ... ... markalı ürünlerin ticari takdim biçiminin de kopyalanması suretiyle oluşturulduğunun farklı bilirkişi heyet raporlarıyla da ortaya konulduğu, bu nedenle davalı-karşı davacı markalarının hükümsüzlüğüne ilişkin kararın doğru olduğu, ... markasının müvekkili tarafından piyasada tanınmış hale getirildiği ve ... markalarıyla özdeşleştiği, “sıkılaştırılmış şeker” ibaresinin İngilizce karşılığının compressed candy olduğu, dolayısıyla ... ibaresinin jenerik bir tanım değil ayırt edici bir marka unsuru olduğu, istinaf dilekçesinde ... ve ... markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını ileri sürmesinin yerinde olmadığı, zira davadaki taleplerin bu iki kelime unsurunun karıştırılmasına değil, davalının müvekkiline ait tescilli şekil ve ticari takdim biçimini kopyalamasına ilişkin bulunduğu, hükmedilen vekalet ücretine yönelik itirazların da yersiz olduğu belirtilerek davalı-karşı davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep edilmiştir. Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava , davalı adına tescilli ... ve ... sayı markaların hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i istemlerine, karşı dava, karşı davalının tescilli tasarıma yönelik tecavüzünün tespiti, önlenmesi, men'i, ref'i, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine, birleşen dava ise , birleşen davalı adına tescilli 2012/03111 ve 2016/04905 sayılı tasarımların hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin ... markasının 2003’ten itibaren seri marka olarak tescilli olduğunu, bu markayla özdeşleşen “... ...” ibaresinin yoğun tanıtım faaliyetleri sonucu kamu nezdinde ayırt edici hale geldiğini, davalı şirketin, “...” ibaresini içeren 2016/57271, ... numaralı markaları aynı sınıflarda tescil ettirdiği, müvekkilin ürünlerinin ambalaj ve takdim biçimini taklit ederek piyasaya sunduğunu bu fiillerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu beyanla markaların hükümsüzlüğünü, ihlal oluşturan fiillerin tespitini, men’ini ve ref’ini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekili , davacının "... ..." markasına ilişkin herhangi bir endüstriyel tasarım tescilinin bulunmadığını, müvekkiline ait "... ..." markası ile "... ..." arasında iltibas veya haksız rekabet doğuracak bir benzerliğin mevcut olmadığını "... ..." tasarımının ... numarasıyla müvekkili adına tescilli olduğunu, şeker kabı tasarımının müvekkiline ait olduğunu, davacının "... ..." ambalajının bu tasarımı birebir taklit ettiğini, bu eylemin tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiğini öne sürerek, asıl davanın reddini; tasarıma yönelik ihlalin tespitini, men’ini ve ref’ini, 100.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/395 Esas sayılı dosyasına davacı vekili, müvekkilinin ... markasının 2003 yılından itibaren seri marka olarak tescil edildiğini, ayrıca 2010/28412 numarası ile tescilli "... ..." markasının da müvekkili adına kayıtlı olduğunu, davalının, müvekkilinin daha önce kamuya sunduğu "... ..." ürünlerinden sonra, 2012/03111 ve 2016/04905 numaralı tasarım tescil başvurularında bulunduğunu, bu başvuruların yeni ve ayırt edici nitelikten yoksun olduğunu belirtilerek, 2012/03111 ve 2016/04905 numaralı tasarımların hükümsüzlüğünü talep etmiştir. 03/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda , davacı/karşı davalıya ait ... tescil numaralı "... ... İBARELİ+ ŞEKİL" tescilli markalarının hitap edilen ortalama tüketicinin gözünde kalan izine, hatırlayabildiği kadar hafızasında kalan özelliklerine dayanarak, davalı karşı davacının "... ..." kullanımları ile satmakta olduğu ürünleri ile görsel benzerliği, renk kombinasyonları ve "... ibaresinin aynı oluşu nedeniyle bu rapordaki fotoğraflardaki gibi altlı üstlü görüp karşılaştırma imkanları da olmayacağından karıştırılma ihtimalinin kuvvetli olduğu, davacı karşı davalıya 2007/11877 "... ... ŞEKİL" tescilli markası ile Davalı karşı davacının "..." ibaresiyle satışa sunduğu "..." açısından ise karıştırma ihtimalinin olmadığı, öte yandan davalı karşı davacının ticari takdim olarak farklı sunumların mevcut olmasına rağmen ürünlerini davacı karşı davalıya ait ürünlerinin ticari takdimine dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde yaklaştırdığı bu bakımdan haksız rekabet oluştuğu, davalı/karşı davacının 2016/57271, 2016/57264, 2016/57258 ve 2016/57252 başvuru numaralı markalarına hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, davalı/karşı davacının davacı karşı davalı ile aynı sektörde olmasıyla markalarından haberdar olduğu, onun imajından yararlanma amacı olabileceği ve kötü niyetin varlığının Mahkemenin takdirinde olduğu, 2012/03111 ve 2016/04905 tescil nolu tasarımların yeni ve ayırt edici nitelikte olmadıkları, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiştir. 23/11/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda, asıl dava yönünden; davacı/karşı davalıya ait 2016/33751, 2016/33750, 2016/33748, 2016/33744, 2016/33743 nolu markaları ile davalı/karşı davacının 2016/57271, 2016/57264, 2016/57258 ve 2016/57252 nolu markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, ve davalı adına 2016/33751, 2016/33750, 2016/33748, 2016/33744 no ile tescilli markaların tescil kapsamlarında yer alan “30 sınıftaki “Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar.” ile 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri açısından kısmen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu, davacı/karşı davalıya ait 2007/11877 “... ... şekil” markası ile davalı karşı davacının ... markaları açısından karıştırılma ihtimalinin olmadığı, davalının kullanımlarının aynı zamanda TTK hükümlerine göre haksız rekabet teşkil ettiği, davalının... tescil nolu marka başvurularını kötüniyetle yapmış olabileceği, nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, birleşen dava yönünden; davalı-karşı davacı adına Türk Patent nezdinde tescil edilmiş olan 2012 03111 (1) nolu tasarımın başvuru tarihi olan 02/05/2012 ile 2016/04905 tescil no ile tescilli tasarımların başvuru tarihleri itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı, karşı dava yönünden; 2012/03111 (1) nolu ve ... tescil no ile tescilli tasarımların birleşen “tasarım hükümsüzlüğü” davası açısından yapılan inceleme neticesinde başvuru tarihleri itibariyle yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı tespit edilmiş olduğundan bu tasarımlar açısından , davacının tasarım haklarına tecavüz teşkil eden eylemlerinin mevcut olmadığı, davalı-karşı davacı adına ... nolu tescilli tasarıma ilişkin davacı-karşı davalının tasarım tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil eden eyleminin tespit edilememiş olduğu belirtilmiştir.- ... numaralı "... ... + ŞEKİL" ibareli markaların 2007/55068 numaralı "... ... ibareli ve 2007/11877 numaralı "... ... " ibareli markaların 30. Sınıfta davacı adına tescilli olduğu, - ... numaralı "... ...+ ŞEKİL" ibareli markaların 30. Ve 35. Sınıfta davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. -012/03111 ve 2016/04905 numaralı ambalaj tasarımlarının davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Asıl davada hükümsüzlük talebi yönünden; davacı adına tescilli davaya mesnet "... ... + ŞEKİL" ibareli markaların kelime unsurunun ... ibaresi olduğu, hükümsüzlüğü talep olunan "... ...+ ŞEKİL" ibareli markaların kelime unsurunun ise ... ibaresi olduğu, markaların kelime unsurları arasında benzerlik bulunmadığı ancak söz konusu taraf markalarında "..." şeklindeki slogan ibarenin aynı olduğu ve her iki markanın dairesel bir zemin üzerinde şeker ürününde ilgili aromaya özgü meyve görsellerini ve aromaya göre belirlenen canlı zemin (turuncu, kırmızı, yeşil, mor) renk unsurlarının belirgin şekilde ön planda baskın unsur olarak yer aldığı, markalardaki tali unsurlar , renkler ve şekil bakımından yüksek benzerlik bulunduğu, söz konusu markaların tescil sınıfları yönünden de benzerlik/ayniyet bulunduğu, markaların şeker ürününde kullanıldığı ve ağırlıklı olarak çocuklara hitap ettiği dikkate alındığında, markalar arasında ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimalinin olduğu, davalının sonraki tarihli 2016/57264 , 2016/57258, 2016/57252, 2016/57271 numaralı markalarının SMK 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde müvekkiline ait 2012/40466 nolu marka yönünden itirazlarını ileri sürmüş ise de, bu markanın dava konusu olmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşıldığından dikkate alınmamıştır. Ayrıca asıl dava konusu marka hükümsüzlüğü yönünden mahkemece davalı marka tescillerinin kötüniyetli tescil olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu bu hususun istinaf sebebi yapılmadığı anlaşıldığından istinaf incelemesinde de değerlendirmeye alınmamıştır. Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet taleplerine gelince; işaretlerin ve tescil sınıflarının benzer olması ile karıştırılma ihtimali hükümsüzlük sebebi olduğu gibi tecavüz halidir. Taraf markalarının benzer olduğu, davalının markalarını fiilen kullandığı, davalı tarafından kullanılan ambalajların ve kullanılan markaların benzer olması nedeniyle iltibasa sebebiyet verdiği, sözkonusu ürünlerin hitap ettiği orta düzeydeki tüketici kitlesi nezdinde karıştırma ihtimalinin mevcut olduğu bu nedenlerle davalının bu kullanımlarının SMK 7ve 29 .maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve başkasının iş ürünleri ile iltibasa sebebiyet veren kullanımlar ticari dürüstlük kurallarına aykırılık oluşturduğundan TTK 55 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine ulaşılmıştır. Karşı dava tasarıma tecavüz, birleşen dava ise tasarım hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. SMK 79.maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ilişkin karar geçmişe etkili olup , tasarıma sağlanan koruma hiç doğmamış sayıldığından uyuşmazlığın çözümü için öncelikle birleşen dava konusu birleşen davalıya ait ambalaj tasarımlarının hükümsüzlüğü talebinin incelenmesi gerekmektedir. Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2021/395 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ; birleşen davalıya ait 02/05/2012 başvuru tarihli 2012/03111 ve 30.06.2016 başvuru tarihli 2016/04905 numaralı ambalaj tasarımlarının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup ,SMK 56/1 maddesine göre, tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. Bilirkişi raporlarına göre,davalının sonraki tarihli başvurularına konu olan ambalaj tasarımlarının, davacının daha önceden beri kullandığı ve kamuya sunduğu ambalaj tasarımları ile karşılaştırıldığında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve benzer olarak algılandıkları, dava konusu tasarımların koruma şartı olan tescil başvuru tarihi itibariyle , seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme yeni ve ayırt edici nitelikte olmadıkları , bu nedenlerle SMK 77. Maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Asıl dosyada karşı dava konusu 2012/03111 (1) ve 2016/04905 tescil nolu tasarım tescillerine tecavüz iddiası yönünden ise, birleşen dava konusu tasarımların hükümsüzlüğüne karar verildiğinden SMK 79. Maddesi gereği hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olup tasarımın sağladığı haklar hiç doğmamış sayılacağından karşı davanın reddi kararında bir isabetsizlik söz konusu değildir. Karşı dava konusu tazminat istemi ile ilgili vekalet ücreti yönünden istinaf talep edilmiş ise de; karşı dava dilekçesinde 100,000-TL ve 5,000-TL tazminat istendiği her iki talep için manevi yazıldığı ancak bu durumun maddi yazım hatasından kaynaklandığının anlaşıldığı, istemin 100,000-TL maddi ve 5,000-TL manevi tazminat şeklinde olduğu, davacı vekilinin belirttiği üzere 100,000-TL manevi ve 5,000-TL maddi tazminat şeklinde olduğu kabulünde de karşı davacı yönünden sorumlu tutulduğu vekalet ücretinin miktarı yönünden sonucun değişmeyeceği anlaşıldığından , hüküm altına alınan vekalet ücretlerine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı vekilinin, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih ve 2020/316 E., 2022/281 K. sayılı kararına karşı asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken asıl dava yönünden 615,40 TL, birleşen dava yönünden 615,40 TL ve karşı dava yönünden 615,40 TL olmak üzere toplam 1.846,20 istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.306,50 TL harcın asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Asıl ve birleşen davada davalı, karşı davada davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 23/10/2025 MUHALEFET ŞERHİ Davacı taraf, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.