İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket sahibi ve yayıncısı olduğu... isimli aylık derginin Eylül 2013 tarihli ve 240. sayısının 3-28. sayfalarında... Dergisi'nin sorumlu yazı işleri müdürü ve başyazarı olan diğer müvekkil ... tarafından kaleme alınan ...'nin Önemi, ... başl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/281 KARAR NO:2026/506 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:08/11/2023 NUMARASI:2021/351 E. - 2023/252 K. DAVANIN KONUSU:Maddi ve Manevi Tazminat (FSEK Kapsamında) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket sahibi ve yayıncısı olduğu... isimli aylık derginin Eylül 2013 tarihli ve 240. sayısının 3-28. sayfalarında... Dergisi'nin sorumlu yazı işleri müdürü ve başyazarı olan diğer müvekkil ... tarafından kaleme alınan ...'nin Önemi, ... başlıklı bir yazı yayınladığını, bu yazının mali haklarının davacı müvekkil şirkete, manevi haklarının ise eser sahibi sıfatı ile diğer davacı müvekkili ...'a ait olduğunu, müvekkil şirketin ...'un iş vereni statüsünde olduğunu, ... isimli kişinin 11/08/2024 tarihine kadar münferiden temsile yetkili müdürü olduğu, davalı ...'nın ise editör olduğu ... Şirketi-... tarafından neşredilen ... isimli 232 sayfadan ibaret (Aralık 2017) baskı tarihli kitabın 22-25, 103-119. sayfalarındaki yazıların davacı müvekkil şirketin... Dergisi'nin Eylül 2013 tarihli 240. sayfasındaki yazıdan olduğu gibi alındığını, ... Dergisi'nden iktibas edildiğinin belirtilmediği, müvekkil şirketten ve yazı sahibinden bunun için de izin alınmadığını, sonuç olarak her iki davalının müvekkil davacı şirketten ve yazı sahibi olan diğer davacı müvekkil ...'dan izin almadan intihaller yapmak suretiyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndaki telif haklarını koruyan düzenlemelere aykırı davrandıklarını, bu nedenlerle FSEK m. 68 uyarınca davacı müvekkil şirketin mali hakları ile ilgili tazminat talebine ilişkin olarak; zararın 3 katı talep hakları dahil fazlaya dair mali hakları saklı tutularak şimdilik 1.000 TL'nin intihal tarihinden itibaren (Aralık 2017) işleyecek olan reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine, FSEK m. 70/1 uyarınca diğer davacı müvekkil ...'un ihlal edilen manevi haklarına karşılık olmak üzere 20.000 TL'nin intihal tarihinden itibaren (Aralık 2017) işleyecek olan reeskont faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekilinin talep arttırım dilekçesi ile maddi tazminat miktarının 7.242-TL olarak talep edildiği görülmüştür. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinde gözetilmesi gereken zamanaşımı süresi 2 yıl olup, dava konusu kitabın ilk basım tarihi 2017 yılı olmakla, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 2017 yılından beri yayınlanmakta olan kitaptan davacının haberdar olmaması, taraflarından 2013 yılına ilişkin davacı "..." dergisinden haberdar olunmasının beklenilmesi karşısında ihtimal dahilinde bile olamayacağını, davacının tüm taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin yaklaşık 11 yıldır sürdürmekte olduğu yayıncılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, faaliyet gösterdiğinden bu yana hiçbir hukuksal sorunla karşılaşmadığı gibi dava dışı eser sahibi ... ile müvekkil arasında 2014 ve 2015 yıllarında da eser sözleşmesi imzalandığını ve yazarın başka kitaplarının da yayınlandığını, her ne kadar davacı davaya konu "..." adlı kitabın yazarının olmadığını iddia etmekte ise de sözleşme maddeleri incelendiğinde yazarın istediği üzerine kitapta yazar ismi "..." mahlasıyla neşredildiğini, müvekkillerinin, davacının Eylül 2013 tarihli "..." isimli dergisinin adından da, dergisinin sorumlu yazı işleri müdürü diğer davacı ... tarafından kaleme alınan yazılardan da ilk kez davacı tarafından Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na yapılan şikayet ile birlikte haberdar olduklarını, dava konusu kitabın ve davacının intihaller yapıldığı iddia edilen... dergisinin ilgili bölümleri incelendiğinde çoğu İslam dünyasının ortak değerleri olan ayet, hadis ve kıssalardan oluşmakta olup kimsenin ayet, hadis ve kıssalar üzerinde tasarruf hakkı bulunmadığını, hiç bir kimsenin inhisarında olmadığını, bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz iddiaların ve davanın öncelikle zamanaşımına uğramış olması sebebiyle usulden reddine, davacının tüm talepleri haksız ve yasal dayanaktan yoksun olup, davanın ve davacının tüm taleplerinin esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/351 esas, 2023/252 karar sayılı, 08/11/2023 tarihli kararı ile; "Toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafça yayınlanan "..." isimli kitabın ihlal olduğu belirtilen kısımları karşılaştırıldığında ... isimli 232 sayfadan ibaret (Aralık 2017) baskı tarihli kitabın 22-25 ila 103-119. sayfalar arasındaki kısımlarının, ... Dergisi'nin Eylül 2013 tarihli 240.sayısının 3-28. sayfalarından birebir olduğu gibi alındığı ve bu dergiye herhangi bir kaynak gösterilmediği, bu itibarla davalıların davacılara ait eseri izinsiz çoğaltarak dağıttıklarının ve bu haliyle davacıların eserden doğan çoğaltma ve yayma hakları ile eser sahibi olarak belirtilme haklarını ihlal ettikleri kanaatine ulaşılmıştır. Her ne kadar davalılar vekili, davalılardan ...'nın editör olmasından bahisle tazminat sorumluluğunun olmadığı yönünde beyan ve savunmalarda bulunmuş ise de, toplanan deliller, davaya konu eserin mahiyeti ve davalıların tecavüz fiilinin kapsamı karşısında, editör olan davalının tecavüz fiilinden kaynaklı sorumluluğunun bulunduğu, aynı yönde yerleşmiş Yargıtay uygulamalarının editör olan davalılar hakkında verilen maddi ve manevi tazminat kararlarının onanması şeklinde olduğu(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 2015/1181-2015/6438 E-K, 2016/14952-2017/793 E-K, 2009/14160-2011/6567 E-K, 2011/9890-2012/17245 E-K, 2013/12909-2014/2521 E-K, 2008/1047-2008/10933 E-K, 2008/1050-2008/10934 E-K) anlaşıldığından davalının bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. FSEK 68 hükmüne göre bilirkişilerce tespit olunan tazminat miktarının dosya içeriği ile de uyumlu olduğu ve talep gereği üç kat arttırılarak hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış, 7.242,00 TL maddi tazminat talebi üç katı üzerinden 31/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle kabul edilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; ihlal edilen hakkın boyutu, davalıların kusurun derecesi ve mali durumuna göre 20.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olduğu hukuki ve vicdani kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, FSEK 68. hükmü çerçevesinde üç kat artırılmak suretiyle bulunan 7.242,00 TL maddi tazminatın 31/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı... A.Ş.'ye verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın, 31/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine " karar vermiştir. İSTİNAF:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin, davacı ...'un davaya konu yazısının, mali hakkını kullanma yetkisi olmadığını, davacı şirket yönünden davacı dilekçesinde talep edilen şirketin mali hak ile ilgili tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacı kök rapora itiraz ederek ek rapor alınması talebinde bulunduğunu, alınan ek raporun hatalı olduğunu, FSEK madde 18 maddesine göre mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine ait olduğunu, bir eserin yapımcısı veya yayımcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre mali hakları kullanabileceğini, özel sözleşmeden ya da işin mahiyeti gereği, çalışan o eseri meydana getirmek zorunda değilse, eser üzerinde işverenin herhangi bir hak ve yetkisi doğmayacağını, davacı ..., işinin mahiyeti gereği pazarlama ile görevli olduğunu, işyerindeki görevi gereği bir eser meydana getirmediğini, yaratılan eser ile yapılan iş arasında bir bağ olmadığından ve işin gereği olmayan bir durum olduğundan, işveren davacı şirketin söz konusu eser üzerinde herhangi bir hak ve yetkisi olmadığını, editör olan davalı müvekkili ...'nın, eserin telif hakkı yasalarına uygun olup olmadığının kontrol sorumluluğu ve eser içeriğine ilişkin hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat yönünden müvekkili ... hakkında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin editör olan davalı müvekkil ... hakkında tecavüz fiilinden kaynaklı sorumluluğunun bulunduğu yönündeki kararının hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında müvekkili davalı ...'nın kitabın eser sahibi olmadığını, editörü olduğunu ve editoryal faaliyetlerin kitabın içeriğini oluşturma değil, kelime ve baskı hatalarını giderme faaliyeti olduğu tespit edildiğini, editörü olarak çalışan birinin fotoğrafın telif temizliğini yapma sorumluluğunun bulunmadığını, davalı müvekkili editör ... tarafından eserin mahiyetine ilişkin hiçbir müdahalede bulunulmadığını, sadece kelime ve baskı hatalarını giderme işlemi yapıldığını, verilen tazminat miktarları fahiş olduğunu, davacı eseri için bilirkişi raporunda belirtilen intihal oranı %8 olduğunu, davacı dilekçesinde talep edilen 20.000 TL manevi tazminatın kabulü mümkün olmadığını, Yargıtay kararlarına bakıldığında manevi tazminat miktarının makul ve ılımlı bir rakam olması gerektiği vurgulandığını, sözleşme dikkate alındığında telif hakkı ihlali nedeniyle üçüncü şahıslarca vuku bulacak hak talebi veya açılacak davalarda müvekkillerin hiçbir sorumluluğunun olmadığını, tüm sorumluluğun dava dışı yazara ait olduğu açık olduğunu, eser sahibi tarafından verilen bu taahhüt dikkate alındığında müvekkillerin intihaller yapmak suretiyle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndaki telif haklarını koruyan düzenlemelere aykırı davrandıklarının kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, mahkeme verilen kararın kaldırılarak davanın müvekkili yönünden reddine, maddi tazminatın reddi ile 31.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde sundukları kitap satış faturaları dikkate alınarak maddi tazminat hususunda yeniden hesaplama yapılmasına, manevi tazminatın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; FSEK 68. madde kapsamında davacı şirket yönünden üç kat maddi tazminat ile FSEK 70. madde kapsamında davacı gerçek kişi yönünden manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Dosyanın tetkikinde; davalı şirket tarafından yayınlanan, davalı gerçek kişinin ise editörlüğünü icra ettiği "..." isimli kitabın 22-25, 103-119.sayfalarındaki yazıların, davacı şirketin mali haklarını kullanma yetkisine sahip olduğu... Dergisi'nin Eylül 2013 tarihli 240.sayısının 3-28. sayfalarından birebir olduğu gibi alındığı ve kaynak gösterilmediği, böylece davacı ...'un yazdığı "...'nin Önemi, ..." başlıklı yazıdan intihal yapıldığı iddiası ile davacı şirket yönünden FSEK 68.madde kapsamında 3 kat maddi tazminat, davacı gerçek kişi yönünden FSEK 70. madde kapsamında manevi tazminat talep edildiği, davalıların ise davacı şirketin mali hak sahibi olmadığını, davalı editörün kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, ceza mahkemesi kararı ile beraatine karar verildiğini, maddi ve manevi tazminatların haksız ve fahiş olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ettikleri görülmüştür.Davacı ...'un yazdığı... Dergisi'nin Eylül 2013 tarihli 240.sayısında yayınlanan "...'nin Önemi, ..." başlıklı yazı bilirkişiler marifeti ile eser vasfı yönünden tetkik edildiğinde; FSEK'in 1/B maddesinde tanımı yapılan; ''Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir.'' düzenlemesi ile FSEK 2. maddesinin; '' İlim ve edebiyat eserleri şunlardır: 1. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koşuluyla bunların hazırlık tasarımları...'' şeklindeki düzenlemeleri kapsamında hususiyet arz eden ilim ve edebiyat eseri niteliğini hâiz olduğu saptanmış olup her ne kadar davalılar vekili tarafından davacı şirketin mali hak sahibi olmadığı ileri sürülmüş ise de davacı eser sahibi ...'un, davacı şirketin yayınladığı... Dergisi'nin künyesinde sorumlu yazı işleri müdürü olarak görev yaptığı ve ... kaydının davacı şirket tarafından sunulduğu görülmüştür. Nitekim FSEK 8. maddesi gereğince gerçek kişilerin eser sahibi olabilmesi mümkün ise de tüzel kişilerin FSEK 18/2. maddesi kapsamında eser üzerindeki mâli hakları kullanabilmeleri mümkün olup mevcut deliller ışığında davacı şirketin eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisini hâiz olduğu anlaşılmıştır.Davalılar vekili tarafından davalı editör ...'nın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı, ceza mahkemesi nezdinde beraatine karar verildiği ileri sürülmüş ise de 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen beraat kararı hukuk hakimini bağlamayacaktır. Nitekim ceza yargılaması neticesinde Bakırköy 2. FSHCM'nin 2020/841 esas, 2023/66 karar sayılı dosyası kapsamında davalı editör hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca kesin ve yeterli delil elde edilememesi nedeni ile beraat kararı verilmiş olup hukuk hâkimini bağlayıcı bir etkisinin bulunmadığı saptanmıştır. Böylece davalı şirket tarafından yayınlanan "...e" isimli kitabın (Aralık 2017 baskı tarihli) 22-25 ila 103-119. sayfalar arasındaki kısımlarının, ... Dergisinin Eylül 2013 tarihli 240.sayısının 3-28. sayfalarından birebir olduğu gibi alındığı ve dergiye herhangi bir kaynak gösterilmediği, bu itibarla eserden doğan çoğaltma ve yayma hakları (mali haklar) ile eser sahibi olarak adın belirtilmesi haklarını (manevi hak) ihlal ettikleri, intihale konu yazıların davalı gerçek kişinin editörlüğünü yaptığı kitapta yayınladığı, bu durumda FSEK 66. ve 67. maddeleri kapsamında kusurun şart olmadığına ilişkin düzenlemesi ışığında davalıların FSEK kapsamında mali ve manevi hakların ihlalinden ve tazminattan birlikte sorumlu oldukları, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen maddi ve manevi tazminatların dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu ve somut olay adaletine uygun olduğu anlaşılmıştır. (Emsal ilam; Yargıtay 11 HD 2012/18892 esas, 2014/3464 karar sayılı ilamı) Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/11/2023 tarih ve 2021/351 E., 2023/252 K. sayılı kararına karşı, davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.860,90 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 470,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.390,90 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026