T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/656 KARAR NO : 2026/105 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/117 KARAR NO : 2022/817 DAVA TARİHİ : 12/02/2020 KARAR TARİHİ : 29/11/2022 DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.11.2022 tarih ve 2020/117 Esas, 2022/817 Karar sayılı karar…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/656 KARAR NO : 2026/105 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/117 KARAR NO : 2022/817 DAVA TARİHİ : 12/02/2020 KARAR TARİHİ : 29/11/2022 DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 22.01.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 22.01.2026 İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.11.2022 tarih ve 2020/117 Esas, 2022/817 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin zemin beton slim ve cila uygulamaları yapan bir şahıs firmasının sahibi olduğu, davalı ile aralarında geçmişten gelen dostluk ve ticari ilişkiler nedeni ile whatsapp, telefon, e-posta iletişi ile icap ve kabulün gerçekleştiği, bu şekilde kurulan sözleşmeye göre İzmir Karşıyaka Otobanı üzerindeki .... otoparkında 35.000 m2 beton slim ve cila imalatı işi yapılması konusunda anlaştıkları, akdin kurulması ile 05.10.2017 tarihinde iş ile ilgili makine, teçhizat, malzeme, ekip ve ekipman temini ile iş planlaması yapılmış akabinde de 17.10.2017 tarihinde .... otopark alanında şantiye şefliğinin bilgisi ve onayı dahilinde uygulama çalışmalarına başlandığı, çalışmanın aralıksız 7 takvim günü sürdüğü ve yaklaşık 7.000 m2 den fazla beton slimi ve cila işlemi yapıldığı, ancak bu esnada 24.10.2017 tarihinde işbaşı yapıldığında İzmir’de yaşanan yoğun yağışlar nedeniyle yapının dilatasyon derzlerinden ve kule vincinin bulunduğu boşluklardan giren yağmur suyunun otoparktaki şantiye sahasını bastığı görüldüğünden şantiye şefliğinin isteği doğrultusunda uygulamaya iki hafta ara verilerek gerekli izolasyonun yapılmasından sonra imalata devam kararı alındığı, bu gelişme üzerine müvekkilinin izolasyonun tamamlanmasını beklemeye başladığı ve 07.11.2017 tarihinde şantiye şefi ile telefon ile yaptığı görüşme üzerine kalan malzemelerin temini için kendisine 60 gün vadeli 75.000-TL tutarında bir çek verileceğinin vaadedildiği, nunun üzerine müvekkilinin de çekle vaadedilen ödemeyi alacağı inancı ile 30.000-TL ön ödeme yaparak toplamda 150.000-TL (kdv hariç) malzeme siparişi yapıldığı, 13.11.2017 tarihinde davalının şantiye şefliği o gün itibari ile yağmur beklendiğini, böylece yaptıkları izolasyonun yağmur suyunu engelleyip engellemediğinin de görüleceğini, bu nedenle müvekkilinin ekibinin 4-5 gün kadar bekleyerek işe yeniden başlamasının söylendiği, şantiye alanında koruma olanağı bulunmayan yeni malzemelerin 18.11.2017 tarihinde ... şantiyesine indirildiği, ne var ki aynı tarihte müvekkilinin o ana kadar tek bir kuruş ödeme almadığını, üstelik vaade konu çekin verilmediği ve bu çeke güvenerek ön ödemesine katlanılarak sipariş vermiş olduğu ifade edildiğinde müvekkilinin bir haftadır şantiyede olmadığı, işi bırakıp gittiği ve bu nedenle işin başkasına verildiğinin ifade edildiği, davalının yaptırdığı işin bedelini ödememek veya ertelemek için sürekli taahhütte bulunduğu ve bu taahhütlerin hiçbirini yerine getirmeyerek müvekkilini ciddi anlamda zarara soktuğu, müvekkilinin uğradığı zarar 35.000 m2 alanın kdv hariç 10-TL üzerinden beton ve slim cila uygulama işi olduğu, toplamı parasal olarak 210.000-TL+Kdv tutan bu işin karşılıklı olarak kabul edildiği, müvekkilinin imalatın 7.000 m2 sini fiilen tamamladığı, ayrıca 150.000-TL lik malzeme aldığı ve bunun 30.000-TL sini peşin kalanını da vadeli ödemek üzere 150.000-TL’lik doğrudan zararı doğduğu, izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin şimdilik iş karşılığı alacağı olan 63.720-TL tutarındaki alacağının ihtarname tarihi olan 08.2.2017’den itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek reeskont faizi hesaplanarak bununla birlikte davalıdan tahsili ile taraflarına verilmesine, mahallinde yapılacak keşif ile belirlenecek fazlaya ilişkin hakları kapsamında doğrudan ve dolaylı zararın da davalıdan alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde ‘Whatsapp, telefon, e-posta iletişimi ile İzmir Karşıyaka otobanı üzerindeki .... otoparkında 35.000 m2’lik beton slim ve cila imalatı işi yapılması konusunda icap ve kabulün gerçekleştiğini ve sözleşme kurulduğunu’ ileri sürdüğü ancak taraflar arasında akdedilen bir sözleşme bulunmadığı, davacı yanca dilekçe ekinde, davacı tarafından fiilen yapıldığı iddia olunan imalatlar için kesildiği ileri sürülen faturanın ibraz edildiği, ancak İzmir 6. Noterliği’nin 19.03.2018 tarihli ve 03028 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ‘Tarafınızca gönderilen faturanın haklı bir sebebe dayanmadığı ve fatura içeriğinde bahsi geçen endüstriyel beton slim uygulaması adlı yahut benzeri bir hizmetin tarafınızdan alınmaması nedeni ile tarafımızca işbu faturanın kabulü mümkün olmayıp, bu faturanın iadesi zorunluluğu hasıl olmuştur. Yukarıda açıklanan sebeplerle, 06.02.2018 tarihli 66854 sıra numaralı toplam 63.720,00 TL bedelli Endüstriyel Beton Slim Uygulaması konulu faturayı kabul etmeyerek, işbu faturaya itiraz ettiğimizi ve işbu ihtarname ekinde sözü geçen fatura aslını iade ettiğimizi bildiririz’ şeklinde fatura iadesi keşide edildiği, görüldüğü üzere, dava dilekçesi ekinde sunulu 06.02.2018 tarihli, 66854 sıra numaralı ve 63.720,00 TL bedelli (KDV Dahil) faturanın müvekkil tarafından iade edildiği, dolayısıyla, davacı firmadan herhangi bir mal ya da hizmet alınmasının söz konusu olmadığından davacının dava dilekçesindeki taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, davacının 17.10.2017 tarihinde... otopark alanında şantiye şefliğinin bilgisi ve onayı dahilinde adı geçen yerde uygulama çalışmalarına başladığını ve aralıksız 7 takvim günü çalışma yapıldığını iddia ettiği, ancak müvekkil şirketin .... otopark alanında yapılacak iş ve işlemler için dava dışı üçüncü şirket ... Şti ile anlaşmış olup, bütün süreç dava dışı üçüncü kişi tarafından gerçekleştirildiği, müvekkil ile .... arasında ‘İzmir Çevreyolu Km: 34+564’deki Bayraklı C tipi otoyol hizmet tesisi (çift taraflı) ve bu tesise bağlıolarak km: 41+065’deki Karşıyaka D Tipi otoyol hizmet tesisi (tek taraflı)’nin projelendirilmesi, yapımı, bakımı, işletilmesi, işletme süresince İdare’ye yıllık pay ve kira ödenmesi ile toplam (yapım süresi+işletme süresi olarak) 25 (yirmibeş) yıllık görev süresi sonunda İdare’ye bedelsiz ve kullanılabilir durumda devredilmesi işinin kapsamında olan güney tarafı otoyol hizmet tesisi otoparkı zemin silim ve Vilsa Polish 90 Cila uygulaması işlerinin Yüklenici tarafından yapılması’ konulu sözleşme akdedildiği, görüldüğü üzere, davacının mesnetsiz dostluk ve ticari ilişkiler nedeniyle whatsapp, telefon, e-posta iletişimi ile kurulduğunu iddia ettiği akde karşılık, müvekkilin dava dışı üçüncü kişi konumundaki .... ile yapmış olduğu yazılı sözleşme bulunduğu, bununla birlikte müvekkil ile dava dışı ... arasındaki 2017 ve 2018 yıllarına ait cari hesap dökümlerinin de Sayın Mahkemenin bilgisine sunulduğu, ayrıca müvekkilinin üstlendiği iş Yap-İşlet-Devret modeli olduğundan ve Karayolları Müşavir firması tarafından denetlendiğinden, müvekkilin birlikte çalıştığı taşeronu bildirme yükümlülüğü bulunduğu, bu kapsamda müvekkili tarafından 28.11.2017 tarihli ve taşeron firma hakkında konulu İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu Bayraklı Sosyal Güvenlik Müdürlüğü’ne ibraz etmiş olduğu yazıda ‘... Şti Firmamızda 28.11.2017 tarihinden itibaren taşeron olarak çalışacaktır’ bildiriminin yapıldığı, dolayısıyla eğer müvekkilinin davacı ile bir çalışması bulunuyor olsa idi Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmesi gerekeceğinden dava dışı .... yerine davacıyı bildireceği, ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan celbedilecek belgeler incelendiğinde müvekkilin davacı ile çalışması söz konusu olmadığından böyle bir bildirimin de bulunmadığı, taraflar arasında herhangi bir anlaşma, sözleşme, hizmet ilişkisi olmaması nedeni ile davacının yapıldığını iddia ettiği imalatların ve zararların ödenmesi talepli açmış olduğu işbu dava haksız ve hukuka aykırı olup, mesnetsiz olduğu, zira davacının taraflar arasında kurulduğunu iddia ettiği iş akdini whatsapp, telefon ve e-posta yazışmalarına dayandırdığı, ancak bu minvaldeki bir işin whatsapp mesajı ile kurulmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu tartışmasız olup, davacı buna ilişkin hiçbir belge sunmadığı, davacının, davaya konu hizmeti verdiğine ilişkin iddiası var ise bunu ispatla yükümlü olan kendisinin olduğu, yazılı delil olarak fatura ibraz eden davacının, sunmuş olduğu faturanın iade edilmiş olduğu ekte sunulu ihtarname ile sabit olduğu, bu durumda, davacının haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddinin gerektiği, ayrıca dava dilekçesi ekinde.... tarafından davacıya siparişler için kesildiği ileri sürülen fatura ve irsaliye ile ...i tarafından davacıya verildiği ileri sürülen 177.000,00 TL bedelli makbuz açıklaması ile sunulu delillerin kabulünün mümkün olmadığı, zira müvekkil şirket tarafından alınan bir iş veya hizmet söz konusu değilken, davacının kendi işi kapsamında vermiş olduğu siparişlerin işbu davanın konusu olamayacağı, açıklanan nedenlerle öncelikle görev itirazımız doğrultusunda davanın usulden reddine, davaya cevap dilekçelerinin kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 29.11.2022 tarih ve 2020/117 Esas, 2022/817 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı iş bedelini talep etmiş, davalı ise akdî ilişkiyi inkar etmiştir. Davacı taraf bilanço esasına göre defter tuttuğundan, davalı da tüzel kişi tacir olduğundan eldeki dava nispi ticari dava niteliğinde kabul edilerek mahkememizin görevine yapılan itiraza itibar edilmemiştir. Akdî ilişkinin kurulduğunu ispat külfeti davacı yüklenicidedir. Bir başka deyişle davacı yüklenici eser meydana getirdiğini ve iş bedelini hakettiğini usulüne uygun yasal delillerle kanıtlama yükümlülüğü altındadır. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır. Somut olayda davacı, davalı ile eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu iddia etmekte, davalı ise davacı ile aralarında sözleşme ilişkisinin kurulmadığını savunmaktadır. O halde, davacı akdî ilişkiyi kanıtlamak zorundadır. Davacı taraf, davalının asıl yüklenici olduğu ....' nin otoparkına 35.000 m2 beton slim ile cila işini yaptığını ve bedelin ödenmediğini iddia etmekte olduğundan iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ispat etmek zorundadır. Taraflar arasında akdî ilişkinin kurulduğunu ispatı açısından davacı vekili e-mail ve whatsapp yazışmaları ile fotoğraflara dayanmış olup, mail yazışmaları incelendiğinde, davacı tarafın sözleşme içeriğine ilişkin icabının bulunduğu, davalı tarafın görüşme teklif ettiği, whatsapp içeriklerine göre ise davalı ile sözleşme ilişkisine yönelik bir ifadenin yer almadığı, sunulan fotoğrafların tek taraflı her zaman çekilebileceği davalıdan sadır olmadığı anlaşıldığından HMK'nın 202. maddesinde ifadesini bulan yazılı delil başlangıcı niteliğinde sayılamayacağından davacı tanık anlatımlarına göre sözleşme ilişkisinin kabulü mümkün olmayacaktır. Tüm bu nedenler ile, davalı yüklenici tarafından usulüne uygun deliller ile inkar edilen sözleşme ilişkisinin ispat edilemediği, davacının tahsilini talep ettiği faturanın davalı ticari defterine kaydedilmediği ve dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla sözleşme ilişkisi ispat edilemediğinden davanın reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 20.12.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Müvekkilinin zemin beton slim ve cila uygulamaları yapan bir şahıs firması olup davalı ile aralarında geçmişten gelen dostluk ve ticari ilişkiler nedeniyle şirket yetkilisinin yurtdışında olması sebebiyle iş ilişkisinin whatsapp üzerinden kurulduğunu, ....otopark alanındaki 35.000 m'2 alanın beton slim ve cila imalatı işi yapılması konusunda anlaşıldığını, akabinde 05/10/2017 tarihinde iş ile ilgili makina, teçhizat, ekip ve ekipman temini ile iş planlaması yapıldığını ve 17/10/2017 tarihinde şantiye şefliğinin bilgisi ve onayı ile çalışmaya başlanıldığını, çalışmanın 7 iş günü aralıksız olarak devam ettiğini ve 7.000 metrekarelik alan çalışmasının tamamlandığını, ancak yapıdaki derzlerden ve kule vincinin olduğu alandan yağmur suyunun akması nedeniyle davalının da bilgisi ve isteği ile çalışmaya bu sorun giderilene kadar ara verildiğini, bu süre zarfında müvekkili tarafından yapacağı işin malzemelerinin tedarik edildiğini ve .... şantiye alanına malzemelerin indirildiğini, müvekkilinin ve işçilerin yağmurun sona ermesi ile işi tamamlamak için şantiyeye gittiklerinde başka bir firmanın kendi yaptıkları alanın devamında çalışma yaptıklarını gördüğünü ve trajikomik şekilde müvekkiline işi başka bir firmanın tamamlayacağının söylendiğini, müvekkilinin, tamamlamış olduğu alanın hakedişini almak istediğinde ise davalı firmanın inkar yolunu seçtiğini, -Taraflarınca ikame edilen dava ile birlikte müvekkilinin kısmi olarak tamamladığı 7.000 metrekarenin hak edişinin talep edildiğini, şantiyede çalışan işçilerin tanık olarak dinletildiğini, tanıkların beyanına göre yaklaşık bir hafta süre zarfında çalışma gerçekleştirdiklerini, 30.000 metrekarelik bir alan için çalışma yapacaklarını ve bunun 7.000 metrekaresini tamamladıklarını, yağmur yağdığı için çalışmaya ara verdiklerini, yağmurun sona ermesinden sonra geldiklerinde ise kalan yerlerin başka bir firma tarafından yapılmakta olduğunu gördüklerini beyan ettiklerini, davalı tanıklarının ise ısrarla böyle bir çalışma yapılmadığını beyan ettiklerini, yapılan bilirkişi incelemesinde defterlerin yasal mevzuata uygun olarak tutulduğunu, fatura alacağının müvekkilinin defterlerinde işli olduğu, ancak davalı defterlerinde işli olmadığını, ihtarname ile faturanın iade edildiği beyan ettiğini, teknik incelemede ise cila ve beton silim işinin teknik yapısı gereği kim tarafından yapıldığının ve ne kadar alanın yapıldığının tespitinin mümkün olmadığının ancak işi tamamlayan dava dışı .... tarafından kesilen faturalar ve metrekare ölçümünde otopark alanın boş kısımlarının ve merdiven boşluklarının düşülmesi ile 35.000 metrekare olan alan ile çalışma yapılan 30.760 metrekare gözönüne alındığında 2575 metrekaresinin müvekkili tarafından yapılmış olabileceği görüş ve kanaatine varıldığını, her ne kadar davayı ispat edemedikleri kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş ise de alınan bilirkişi raporunun da bu yönüyle hatalı olduğunu, bilirkişinin, incelemesinde beyanlarını dikkate almadığını, cila işleminin dava dışı .... tarafından tamamlandığı konusunda ihtilaf olmadığını, müvekkilinin, 7.000 metrekarede çalışma yaptığını ve kalan kısmın dava dışı firma tarafından tamamlandığını, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere yapılan işin teknik niteliği gereği müvekkilinin çalışmasının üzerine yapılan bir işlem olduğu için ne kadar alanda çalışma yapıldığının tespitinin fiilen mümkün olmadığını, -İstinaf yoluna başvurdukları iş bu kararın eksik inceleme ile verildiğini, gerekçesinin tam olarak açıklanamadığını, delillerinin değerlendirilmediğini, her ne kadar mahkemenin, kararında sundukları fotoğrafların her zaman çekilebileceğini belirtmişse de adı geçen fotoğrafların şantiye alanında çekildiğini, yetkili olmadığı iddia edilen müvekkilinin malzemeleri satın alıp şantiye alanına indirmesinin ne kadar mümkün olacağını anlamadıklarını, müvekkilinin işini gerçekleştirmek için sipariş ettiği malzemeler şantiye alanına indirildiğini, taraflarınca bu hususta sunulan sipariş faturasının teslim adresine bakıldığında ... şantiye alanı olduğunun görüleceğini, gerçekten de şantiye alanında işi olmayan ve şantiye alanına işi olmadan girme yetkisi bulunmayan müvekkilinin hangi sebeple sipariş etmiş olduğu malzemeleri ... şantiye alanına indirdiğini anlamadıklarını, akdi sözleşmesi bulunmadığı iddia edilen ve şantiye alanında hiçbir vazifesi olmadığı iddia edilen müvekkilinin sipariş etmiş olduğu malzemeler güvenlik görevlilerini geçerek nasıl şantiye alanına indirildiğini anlamadıklarını, -Her ne kadar mahkeme kararında salt fotoğrafların delil başlangıcı olamayacağına karar vermişse de taraflarınca delil başlangıcına konu edilen belgelerin sadece fotoğraflar olmadığını, sipariş formunda teslimat adresinin AVM şantiyesi olduğunu, müvekkilinin firma yetkilileri ve hatta firma sahibi ile gerçekleştirmiş olduğu yazışmalar, alanda çalıştırdığı işçilerin şantiyede yemek yediğine dair bir takım belgelerin de taraflarınca sunulduğunu, yazılı delil başlangıcı kapsamında taraflarınca sunulan tüm bu belgelerin incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, 2020 yılında başlayan yargılamada gerekli ve yeterli hiçbir araştırma yapılmadığını, defaatle belirtilmesine rağmen şantiye alanında yapılan çalışmalara dair sunulan fotoğraflar üzerinde dahi inceleme yapılmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ısrarla işlemin dava dışı firma tarafından yapıldığının belirtildiğini, işlemin dava dışı firma tarafından yapıldığı ve bitirildiği konusunda behis olmadığını, müvekkilinin işe dava dışı firmadan önce başladığını ve 7.000 metrekareyi tamamladığını, fiziki olarak bunun tespitinin kullanılan malzemenin teknik yapısından dolayı mümkün olmadığının zaten dava dilekçesinde taraflarınca da belirtildiğini, ancak gerek bilirkişi raporunda gerekse hüküm gerekçesine bakıldığında müvekkilinin şantiye alanına gittiğini ve 7.000 metrekare alanı kendisinin yaptığını iddia ederek alacak talep ettiği izlenimi yaratıldığını, -Taraflarınca yazışma ile akit kurulduğuna dair whatsapp yazışması sunulduğunu, işi başka bir firmanın tamamlaması neticesinde firma yetkilileri ile yapılan görüşmelerin kaydının sunulduğunu, müvekkilinin işçilerinin şantiye alanında çalıştıklarına dair fotoğraflar sunulmuşken hiçbir delillerinin değerlendirilmediğini, dikkate alınmadığını ve sadece fotoğraflar üzerinden değerlendirme yapılarak fotoğrafların her zaman çekilebileceğinin düşünüldüğünü, mahkemenin bu kararının aksine fotoğrafların her zaman çekilebilecek sadır fotoğraflar olmadığını, mahkemenin, müvekkilinin sipariş ettiği malzemelerin teslimat adresine dikkat etmediğini, firma yetkilileri ile yapılan yazışmaların incelemediğini, fotoğrafların şantiye alanında çekilip çekilmediğine dair araştırma yapmadığını, ancak fotoğrafların sadır olmadığına karar verdiğini, -Müvekkilinin basiretli ve samimi olarak yetkilinin yurt dışından dönmesini beklediğini ve davalının da basiretli olduğuna güvenerek yazılı akit imzalamadan sözlü olarak yazışma ile kurulan akit çerçevesinde işine başladığını, müvekkilinin gerçekten çalışmasını yapmamış olsa idi 35.000 metrekarelik çalışma alanında, yaptığı işin teknik olarakta incelenemiyorken neden 7.000 metrekaresini tamamladığını iddia ettiğini, fiziki inceleme ile işin kim tarafından ne şekilde gerçekleştirildiği mümkün olmayan cila silim işinde 35.000 metrekarelik alanda müvekkilinin gerçekten de kendisinin tamamladığı 7.000 metrekarenin hak edişini talep ettiğini, bu hususta da davalının basiretli olmasına güvenerek çalışmasını yazılı sözleşme olmadan yaptığını, -Yapılan çalışmanın niteliği gereği fiilen bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi mümkün olmadığını, taraflarınca fotoğraflar, yazışmalar, sipariş teslim formları ve faturaları sunulmuşken bu deliller üzerinden inceleme yapılmadığını, yazılı delil başlangıcı kapsamında bunca delil niteliğine haiz belge varken mahkemenin hiçbir delili değerlendirmeden, incelenmeden salt fotoğraflar üzerinden her zaman çekilebileceğine dair yapmış olduğu basit ve yetersiz değerlendirme ile akdin kurulmadığını, akdin kurulduğunun taraflarınca ispatlanamadığından bahisle vermiş olduğu kararın kabulünün taraflarınca mümkün olmadığını, müvekkilinin yapmış olduğu işin karşılığını alamadığı gibi yetersiz ve eksik inceleme ile verilen gerekçesiz hüküm neticesinde vekalet ücreti ve yargılama giderini de ödemek zorunda kalacağını, Yukarıda izah olunan nedenler ile şantiye alanında müvekkilinin ve işçilerin yaptığı çalışmanın fotoğrafları, müvekkilinin sipariş ettiği malzemelerin teslim adresinin... şantiyesi olduğu, tanık beyanları, müvekkilinin iş başlangıcında yetkililerle yapmış olduğu yazışmalar, işin başka bir firma tarafından tamamlanmakta olduğunu beyan firma yetkilisi ile olan yazışmalar, müvekkilinin hak edişi için yetkililerle yapmış olduğu yazışmalar ve tüm delillerinin yeterince değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile verilen ve gerekçesi yeterince açıklanamamış iş bu kararın açıkça hukuka aykırı olup itirazları doğrultusunda duruşmalı olarak istinafen incelenerek kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, vekaletsiz iş görme nedeniyle yapılan imalat bedelinin ve uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davacı vekili, davacının davalı ile aralarındaki dostluk ve ticari ilişkiler nedeniyle whatsapp, telefon ve e- posta iletişimi ile ".... otoparkında 35.000 metrekare beton silim ve cila imalatı işi" yapılması konusunda anlaştıklarını, davacının 17.10.2017 tarihinde .... otopark alanında davalının şantiye şefliğinin bilgisi ve onayı dahilinde uygulama çalışmalarına başladığını, işi aralıksız 7 takvim günü sürdürdüğünü ve yaklaşık 7.000 metrekareden fazla beton silimi ve cila işleminin yapıldığını, ancak yaşanan yoğun yağışlar nedeniyle uygulamaya 2 hafta ara verildiğini, bu arada davacının işe devam edileceği inancıyla KDV hariç 150.000 TL malzeme siparişi verdiğini, malzemelerin 18.11.2017 tarihinde ... şantiyesine indirildiğini, ancak davalının davacının şantiyede olmadığı ve işi bırakıp gittiğinden bahisle işin başkasına verildiğini iddia ederek davacı tarafça fiilen yapılan imalat kısmı için düzenlenen 06.02.2018 tarihli 63.720,00TL bedelli faturayı ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 63.720,00TL imalat bedelinin ve uğranılan zararın tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava değerini 63.720,00TL olarak belirttiği ve dava harcını da bu miktar üzerinden yatırdığı görülmüştür. Davalı vekili ise, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, davacı tarafça düzenlenen faturanın iade edildiğini, davacıdan herhangi bir mal veya hizmet alımının söz konusu olmadığını, .... otopark alanında yapılacak işler için dava dışı .... Ltd. şirketiyle sözleşme yapıldığını ve bütün sürecin dava dışı bu şirket tarafından gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereği davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacıya dava dilekçesinde talep edilen fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talep edilen uğranılan zararın miktarı hususunda açıklama yapması için süre verilmesi ve ardından bu isteme ilişkin eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verilmemesi usule ve yasaya aykırı olup harç kamu düzenine ilişkin olduğundan Dairemizce resen dikkate alınmıştır. Somut olayda, davacı tarafça davalı ile aralarında ".... otoparkında 35.000 metrekare beton silim ve cila imalatı işi" yapılması konusunda eser sözleşmesi bulunduğunun yazılı delillerle kanıtlanamadığı, eser sözleşmesi bulunmaksızın sözleşmesiz olarak iş yaptırılması halinde "vekaletsiz iş görme hükümlerine" göre bunun bedelinin istenebileceği, davacının bu işleri kendisinin yaptığını ispatlaması gerektiği,eser sözleşmesinin ispatı için yazılı veya kesin delil aranırken bu şekilde bir ispat belgesi olmayanın salt tanık beyanıyla işi kendisinin yaptığını ispatlayıp bedelini isteyebilecek olması yazılı delille ispat kurallarının dolanılmasına yol açabileceğinden tanık beyanlarının her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.(Yargıtay 6.HD 2023/1985Esas ve 2024/3049 Karar) Davacı tanıklarından ... ve ...'ın alınan beyanlarında davacı tarafın işçisi olarak bir hafta süreyle ... ... otoparkının beton silimi işinde çalışarak 6.000- 7.000 metrekare alanda iş yaptıklarını, yağmur sebebiyle işe ara verildiğini akabinde işe başlamak üzere iş mahalline gidildiğinde işin başka bir firma tarafından yapıldığının görüldüğünü beyan ettikleri; dava dışı .... Şti. tarafından davacı adına düzenlenen sevk irsaliyesine göre beton silim makinasının ... ...'ye 24.10.2017 tarihinde sevkinin sağlandığı, dava dışı ...Ltd. adına ... imzalı 30.11.2017 tarihli davacıya hitaben yazılan yazıda 10.11.2017 tarihinde 6200 kg epoksi astarın 16.11.2017 tarihinde alınacağının belirtildiği halde halen ürünlerin alınmadığı, sipariş avansı olarak 30.000 TL ödeme yapıldığı ancak bakiye 147.000 TL nin 15.12.2017 tarihine kadar ödemesinin bildirildiğinin görüldüğü; dosyada mevcut 01.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafın belgelediği malzeme ve ekipman ile 24.10.2017 – 10.11.2017 tarihleri arasında ancak beton silim işlemini yapması mümkün olup cila işlemi yapmadığı; dava dışı .....Ltd’'ye düzenlenen hakkedişler dosyada bulunmadığından, dava dışı ....Ltd. Tarafından davalıya düzenlenen fatura bedelleri ve proje üzerinden hesaplanan alanlara göre yapılan hesaplamada, cila işlerinin tamamının dava dışı ...Ltd. tarafından, beton silim işinin ise 28187 m2 lik kısmının .... tarafından yapıldığı, bunun dışında kalan 2575 m2 lik beton silim imalatının dava dışı ... tarafından yapılmadığının belirtilmesi, davacı tanıklarının beyanlarının bu delillerle desteklenmesi karşısında davacının bir miktar "beton silim işi" yaptığının kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece önceki bilirkişi heyetinden dosyada mevcut dava dışı ...Ltd ile davalı tarafça düzenlenen hakkedişler, imalat ve metrajlar, fatura ve ticari defter kayıtları incelenerek davacı tarafından ne kadarlık alanda "beton silim işi" yapıldığının tespit edilerek söz konusu beton silim işinin bedelinin, TBK’nın 526 ve devamı maddeleri uyarınca vekaletsiz iş görme hükümlerine göre yapıldıkları tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre, piyasa rayiçleri içerisinde KDV ve yüklenici kârı da bulunduğundan rayiç bedellere ayrıca ekleme yapılmaksızın belirlenerek hesaplanması için ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre davacının imalat bedelinin ve uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin talepleri değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29.11.2022 tarih ve 2020/117 Esas, 2022/817 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.