T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/713 - 2026/236 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/713 KARAR NO : 2026/236 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 19/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Ma…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/713 - 2026/236 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/713 KARAR NO : 2026/236 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 19/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/03/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davalının müvekkili şirkete ait "......" isimli spor salonunda 01/02/2021 tarihli iş sözleşmesi ile antrenör olarak çalışmaya başladığını, davalının çalışmakta iken kendi irade ve isteğiyle işinden istifa ettiğini, davalı tarafın istifası sonrası, rekabet yasağını ihlal eder mahiyette eylem ve davranışlarda bulunduğunun tespit edildiğini, davalının sosyal medya hesaplarında yer alan paylaşıma açık fotoğraf ve videolarda "....." isimli spor salonunda çalışmaya başladığının anlaşıldığı, "..." spor salonunun müvekkili şirket ile aynı işkolu olan spor ve sağlık hizmeti sektöründe faaliyet gösterdiği gibi aynı zamanda ...... ilçesinde bulunduğunu, davalının müvekkili şirket ile akdettiği yazılı iş sözleşmesinin 5.22. maddesine göre hizmet ilişkisinin sona erdiği tarihi takip eden iki yıl içerisinde işverenin işyeri adresindeki ilçe sınırları içerisindeki rakip durumunda olan aynı işkolundaki bir işyerinde çalışmama taahhüdünü ihlal ettiğini, son altı aylık brüt ücret tutarı olan 21.645,00 TL’yi yasal faiziyle birlikte cezai şart olarak defaten ve nakden müvekkili şirkete ödemesi amacıyla davalıya noter aracılığıyla 09/02/2022 tarihli ihtarname gönderildiğini, ihtarnamede tebliğden itibaren en geç 3 işgünü içinde bahsi geçen tutarın müvekkili işverene ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, ihtarnamenin davalıya 17/02/2022 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtarnameyi tebliğ alan davalının müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının ihtarnameye karşı noter kanalıyla gönderdiği "ihtarname" başlıklı 21/02/2022 tarihli cevabi yazıda talebi reddettiğini belirttiğini, davalının bir antrenör olarak müvekkili şirkete ait spor kulübünde 1 yıla yakın süre çalıştığını ve bu süre içerisinde spor kulübündeki müşterilerle diyaloğunun ve samimiyetinin oluştuğunu, başka bir spor kulübüne gittiği zaman bu durumun müvekkilinin müşteri portföyünün zarar görmesine yol açacağının izahtan vareste olduğunu, davalıyı bilen ve tanıyan müşterilerin onun yeni çalışmakta olduğu spor salonuna rağbet göstereceğini, davalının müvekkili şirkete ait spor kulubünde çalıştığını ve kulübün sırlarına vakıf olduğunu, davalının bu durumun farkında ve bilincinde olarak müvekkili şirkete zarar verme kastıyla hareket ettiğini, davalının işten ayrıldığında bir başka spor kulübünde çalışmak amacıyla ayrıldığını ifade etmediğini, bundan müvekkili şirketi haberdar etmediğini, kötü niyetle hareket ettiğini, davalının işten ayrılma gerekçesi olarak il dışına çıkacağı, il dışında yaşayacağı şeklinde bir gerekçe öne sürdüğünü, davalının rakip bir firmada (spor kulübünde) antrenör olarak çalışmaya başladığını, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini, davalının başlatılan icra takibine haksız yere ve kötü niyetle sırf takibi uzatmak amacıyla itiraz ettiğini ileri sürerek Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30447 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; müvekkilinin davacı şirkete ait "..." isimli iş yerinde 02/02/2021 tarihinde fiili olarak fitness eğitmeni olarak aylık 3.250,00 TL net maaş ve özel olarak vermiş olduğu PT ve grup derslerinden kaynaklı ekstra prim alarak çalışmaya başladığını, yaşamış olduğu Ankara ilinden bir takım vaatler ile Diyarbakır iline getirilen müvekkilinin çalıştığı süre boyunca şirket yetkilileri tarafından sürekli olarak mobbing uygulandığını, çalışma koşulları çok ağır bir şekilde düzenlenerek sürekli olarak fazla çalıştırıldığını, iş yerinde genel müdür pozisyonunda çalışan...isimli yöneticinin müvekkiline yönelik ağır hakaretler içeren söylemleri, maaş ve prim ödemelerinin zamanında ödenmemesi, müvekkilinin gerçekte aldığı ücret üzerinden değil de daha az bir bedel gösterilerek SGK primlerinin ödenmesi ve mobbing uygulanması sebebi ile 20/01/2022 tarihinde müvekkilinin iş sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin çalıştığı süre içerisinde Aralık ayına ait 4.055,00 TL prim alacağının, Ocak ayına ait 20 günlük maaşının ve 1.875,00 TL Ocak ayı prim alacağının ödenmediğini, konu ile ilgili işçilik alacakları davasının açıldığını, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca maaş ve primler dahil 6.500,00 TL - 7.500,00 TL aralığında ücret aldığı halde SGK primlerinin asgari ücret üzerinden bildirildiğini, konu ile ilgili hizmet tespit davası açıldığını, iş sözleşmesini haklı sebeplerle feshetmesi sonrasında müvekkili hakkında rekabet yasağını ihlal ederek "..." isimli spor salonunda çalışmaya başladığı iddiasında bulunulduğunu, müvekkilinin belirtilen iş yerinde çalışmaya başladığını, fakat rekabet yasağına konu olacak mahiyette tutum ve davranışlar sergilemediğini, rekabet yasağına ilişkin bir şartın gerçekleşebilmesi için, işçinin müşterileri tanımasından, sırları öğrenmesi ve bunun neticesinde işverene hissolunacak derecede zarar verebileceği hallerde geçerli olabileceğinin öngörüldüğünü, işçinin müşterilere ait bilgilere ya da iş sırlarına hakim olması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilirken işçinin işyerindeki konumunun da dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin pozisyonu gereği bir genel müdür ya da insan kaynakları alanında çalışan kişilerin sahip olduğu bilgi ve sırlara sahip olmadığını, müşterilerle sadece spor faliyetlerinin gerçekleştiği alanda eğitmen olarak bir iletişim sağladığını, müvekkilinin herhangi bir geçim kaynağı veyahut sabit bir yerden geliri bulunmadığını, bir kişinin 2 yıl boyunca sahip olduğu eğitim ve beceriyi kullanmadan başka bir iş branşında çalışmaya zorlanmasının kişiyi zor durumda bırakmaya zemin oluşturduğunu, asıl işi spor eğitmenliği olan müvekkilinin işini yapmasını engelleyici maddelerin konulduğu sözleşmenin ilgili hükümlerinin geçersiz olduğunu, iddiaların soyut olduğunu, müvekkilinin haklı nedenle fesih hakkını kullandığını, işbu davanın açılmasıyla müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda bırakılmaya çalışıldığını, rekabet sözleşmesinin amacının hakkaniyete uygun bir şekilde sadece işvereni değil işçiyi de korumak olduğunu, yaşanılan bu olumsuzluklar neticesinde müvekkilinin haklı nedenler sebebiyle fesih hakkını kullanmasına rağmen belirtilmiş olan sözleşmeden ötürü müvekkilinin mağduriyetine yol açıldığını, müvekkilinin bu durumu yaşarken davacının tazminat isteminin son derece haksız bir durum teşkil ettiğini, Yargıtay'ın yerleşik bir çok kararında iş sözleşmesinde sadece işçi aleyhine cezai şart konulamayacağının karşılıklılık prensibinin cezai şartın geçerlilik koşulu olduğunun belirtildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında 01/02/2021 tarihli iş sözleşmesi imzalandığı, davalının fitnes eğitmeni olarak hizmet verdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.22 maddesinin 2 yıl süre ile rakip bir işyerinde faaliyete bulunma (rekabet) yasağı öngördüğü, davalının 20/01/2022 tarihinde istifa ederek 2 yıllık rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek şekilde rakip spor salonunda 01/03/2022 tarihinde dava dışı şirkette fitnes eğitmeni olarak işe başladığı, davacı ile davalı arasında akdedilen rekabet yasağı sözleşmesi incelendiğinde, konu yönüyle davacının faaliyet alanı ile sınırlandırıldığı, davacı şirketin ve dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtlarının getirtilip incelenmesinden faaliyet alanlarının aynı olduğunun anlaşıldığı, yer açısından "iş yeri adresindeki ilçe sınırları" ile sınırlandığı, bunun ..... ilçesine tekabül ettiği, davacı şirketin ve dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtlarından adreslerinin Diyarbakır ili Kayapınar ilçesi olduğunun görüldüğü, süre açısından 2 yıllık bir sürenin öngörüldüğü, davacı şirket ile davalının işe başladığı dava dışı şirketin aynı sektörde ve aynı bölgede faaliyet gösterdikleri, rekabet yasağı maddesinin iş sözleşmesinin içerisinde yer aldığı, neticeten davacı ile davalı arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin 6098 sayılı TBK'nun aradığı geçerlilik şartlarını taşıdığı ve geçerli bir sözleşme olduğu, davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının aynı iş kolunda, aynı ilçede bir şirkette aynı pozisyonda, 2 yıl içerisinde işe başlayarak rekabet yasağını ihlal ettiği, davalının fitnes eğitmeni görevi gereği davacı işverenin müşteri bilgilerinin yanısıra yaptığı işlerle ilgili bilgi edinme imkanına da sahip olduğu ve bu bilgileri yeni iş yerinde kullanma ihtimali bulunduğu, davacının önemli nitelikte zararına sebebiyet verebileceği, bunun için davalının davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra rakip bir işyerinde faaliyete başlamasının yeterli olduğu, ayrıca fiili bir zarar olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek olmadığı, davalı tarafın iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği, dolayısıyla cezai şart istenemeyeceğine yönelik iddiasının değerlendirilmesinde; davalı tarafa mevcutsa iş mahkemesi dosyasının bildirilmesi için kesin süre verildiği, buna rağmen dosyanın bildirilmediği, ayrıca davalının istifa dilekçesinin celp edildiği, istifa dilekçesinde buna ilişkin bir beyan ya da şerh görülememekle bu nedenlerle davalının savunmasına itibar edilmediği, dava konusu Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30477 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 21.645,00 TL cezai şart alacağının takip konusu edildiği, davalının SGK kayıtlarının incelenmesinde 2021 yılı Aralık ayı itibariyle 3.577,50 TL hak ettiği ücret ve işten ayrıldığı ayda 24 günlük çalışması karşılığı 4.003,20 TL hak edilen ücretinin gözüktüğü, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan "asgari son altı aylık brüt ücret tutarı" cezai şartın takip talebiyle örtüştüğü, rekabet yasağına konu süre, davalının çalıştığı yaklaşık 1 yıllık süre, davacının yüklendiği edim, davalının geliri ve paranın alım gücü dikkate alınarak 6098 sayılı TBK’nun 444 ve 445/2. maddesi uyarınca cezai şartta takdiren indirim yapılması yoluna gidilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30477 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptaline, takibin 21.645,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, davacı yararına asıl alacak tutarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 4.329,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; müvekkilinin davacı şirkete ait ... isimli iş yerinde 02/02/2021 tarihinde fiili olarak fitnes eğitmeni olarak aylık 3.250,00 TL net maaş ve özel olarak vermiş olduğu PT ve grup derslerinden kaynaklı ekstra prim alarak çalışmaya başladığını, yaşadığı Ankara ilinden bir takım vaatler ile Diyarbakır iline getirilen müvekkiline çalıştığı süre boyunca şirket yetkilileri tarafından sürekli olarak mobbing uygulandığını ve çalışma koşullarının çok ağır bir şekilde düzenlenerek sürekli olarak fazla çalıştırıldığını, iş yerinde genel müdür pozisyonunda çalışan ... isimli yöneticinin müvekkiline yönelik ağır hakaretler içeren söylemlerinin olduğunu, maaş ve prim ödemelerinin zamanında ödenmediğini, gerçekte almış olduğu ücret üzerinden değil de daha az bir bedel gösterilerek SGK primlerinin ödendiğini, çalıştığı süre boyunca maaş ve primler dahil müvekkilinin 6.500,00 TL - 7.500,00 TL aralığında ücret aldığı halde SGK primlerinin asgari ücret üzerinden bildirildiğini, çalıştığı süre içerisinde Aralık ayına ait 4.055,00 TL prim alacağı, Ocak ayına ait 20 günlük maaşı ile 1.875,00 TL Ocak ayı prim alacağının müvekkiline ödenmemiş olması ve mobbing uygulanması sebebi ile 20/01/2022 tarihinde müvekkilinin iş sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin davacı iş yerinden istifa ederek ayrılmadığını, müvekkilinin haklı nedenler ile iş sözleşmesini feshettiğini, iş sözleşmesi feshedildikten sonra davacı tarafa gönderilen ihtarnamede müvekkilinin fesihe gerekçe gösterdiği haklarının ödenmesi için gönderdikleri ihtara rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2022/340 E. sayılı dosyasıyla işçilik alacakları davasını açtığını, davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin Diyarbakır 7. İş Mahkemesinin 2022/459 E. sayılı dosyasıyla hizmet tespit davası açtığını, İlk Derece Mahkemesince feshin haklı olup olmadığı ile ilgili devam eden davaların sonuçları beklenmeden ve bu deliller toplanmadan karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin haklı fesih sonrası rekabet yasağını ihlal ederek "..." isimli spor salonunda çalışmaya başladığının iddia edildiğini, müvekkilinin belirtilen iş yerinde çalışmaya başladığını, fakat müvekkilinin rekabet yasağına konu olacak mahiyette tutum ve davranışlar sergilemediğini, rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye atılmaması şartıyla geçerli olacağını, müvekkilinin haklı nedenle fesih hakkını kullandığını, ancak buna rağmen davacı tarafın müvekkilinin haksız rekabet ettiğinden bahisle işbu davayı açtığını, açılan dava ile müvekkilinin ekonomik olarak zor durumda bırakılmaya çalışıldığını, yaşanılan bu olumsuzluklar neticesinde müvekkilinin haklı nedenlerle fesih hakkını kullanmasına rağmen belirtilmiş olan sözleşmeden ötürü bu durumun müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, müvekkilinin bu durumu yaşarken tazminat isteminin son derece haksız olduğunu, Yargıtay'ın kararında iş sözleşmesinde sadece işçi aleyhine cezai şart konulamayacağının karşılıklılık prensibinin cezai şartın geçerlilik koşulu olduğunun belirtildiğini, davacı tarafça iş yerinin uğradığı zararın varlığına dair somut bir delilin sunulmadığını, yerel mahkemenin bu konuda araştırma ve inceleme yapmadığını, kısa bir süre çalışıp ayrılarak memleketine dönen müvekkili hakkında hatalı verilen kararın ciddi manada mağduriyete sebep olduğunu ileri sürerek kararın istinafen incelenerek ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK m. 67 hükmü uyarınca, rekabet yasağının ihlalinden kaynaklanan tazminatın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30477 E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu aleyhine 21.645,00 TL alacağın tahsili için Örnek No: 7 ilâmsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusuna 17/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlu vekili tarafından 18/03/2022 tarihli dilekçe ile ödeme emrine, borca, takibe, faiz oranına, faize, işlemiş faize ve takibin tüm ferilerine itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu, borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın iptali davasının 27/05/2022 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmaktadır. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içinde işverenle rekabet teşkil edecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. 6098 sayılı TBK’nın 444/1. maddesi; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağı sözleşmesinden söz edilebilmesi için ilk olarak işçinin fiil ehliyetine sahip olması ve iş sözleşmesinin kurulması sırasında veya iş ilişkisi devam ederken işçinin sözleşmenin sona ermesinden sonra rekabet etmeyeceğine ilişkin bir hükmün yazılı olarak iş sözleşmesine konulması veya bu konuda ayrı bir sözleşmenin (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılması gerekmektedir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin ilk şartı, işverenin bu sözleşme nedeniyle korunmaya değer haklı bir menfaatinin bulunmasıdır. Zira rekabet yasağının getirilmesindeki amaç, işçinin işyerinde öğrendiği üretim sırlarını veya işverenin işleri hakkındaki bilgisini iş ilişkisi sona erdikten sonra işverenle rekabet edecek tarzda kullanmasının önüne geçilmesidir. Bu husus 6098 sayılı TBK’nın 444/2. maddesinde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde ifade edilmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin bir diğer şartı ise işçinin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürülmemiş olmasıdır. Zira sınırsız ve ucu açık bir rekabet yasağının, işçinin çalışma özgürlüğünü ortadan kaldıracağı ve işçinin geçim kaynağı olan emeğini istihdam piyasasına sunamaması sonucunu doğuracağı açıktır. 6098 sayılı TBK’nın 445/1. maddesi “Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise 6098 sayılı TBK’nun 446. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde; “Rekabet yasağına aykırı davranan işçi, bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. Yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir; ancak, işçi bu miktarı aşan zararı gidermek zorundadır. İşveren, ceza koşulu ve doğabilecek ek zararlarının ödenmesi dışında, sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutması koşuluyla, kendisinin ihlal veya tehdit edilen menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı haklı gösteriyorsa, yasağa aykırı davranışa son verilmesini de isteyebilir.” hükmünü haizdir. Buna göre rekabet yasağının ihlali durumunda işçi, işverenin bu ihlal nedeniyle uğramış olduğu tüm zararı gidermekle yükümlü olup rekabet yasağına aykırı davranışın bir ceza koşuluna bağlanması durumunda ise işçi, sözleşmede aksine bir düzenlemenin bulunmaması kaydıyla, ceza koşulu olarak belirlenen bedeli ödeyerek rekabet yasağı borcundan kurtulabilir. Öte yandan işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararı da işçi tarafından tazmin edilmelidir. Dosya kapsamının incelenmesinden; taraflar arasında 01/02/2021 tarihinde bir yıl süre ile iş sözleşmesi imzalandığı, SGK kayıtlarına göre, davalının 03/02/2021-24/01/2022 tarihleri arasında davacı şirkette çalıştığı ve davacı şirket tarafından davalının işten ayrılış nedeni olarak (3 kod) belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa) bildirildiği, davalının imzasını taşıyan "İbranamenin" davacı şirket tarafından dosyaya sunulduğu, davalının davacı şirketten 2021 yılı için en son aldığı brüt ücretin SGK kayıtlarına göre 3.577,50 TL olduğu, davalının davacı şirket ile aynı işkolunda faaliyet gösteren ... ilçesinde bulunan .... Ltd. Şti.'ne (....) 01/03/2022 tarihinde işe girdiği ve 15/07/2022 tarihinde işten ayrıldığı, işbu durumun davacı şirket tarafından tespit edilmesi üzerine davalı tarafa ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği, söz konusu ihtarname ile davacı şirketin rekabet yasağının ihlali nedeniyle cezai şartın ödenmesini talep ettiği, anılan ihtarnamenin davalıya 17/02/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından davacı şirkete .... Noterliğinin .... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiği, mezkur ihtarname ile davalının davacı şirket tarafından keşide edilen ihtarnameye cevap verip davacı şirketten işçilik alacaklarının ödenmesini talep ettiği, davacı şirket tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30477 E. sayılı icra takip dosyası ile sözleşmenin 5.22. maddesine göre cezai şart olan 21.645,00 TL'nin tahsilinin talep edildiği, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. UYAP üzerinden incelenen Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 28/03/2024 tarih ve 2022/340 E., 2024/225 K. sayılı kararı ile özetle; .... tarafından ..... Ltd. Şti. aleyhine 29/06/2022 tarihinde işçilik alacaklarının tahsili istemli davanın açıldığı, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile, toplam net 12.304,73 TL fazla çalışma alacağı, toplam net 2.800,24 TL hafta tatili ücreti alacağı, toplam net 492,92 TL ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı, toplam net 2.835,60 TL ücret alacağına hükmedildiği, prim alacağı talebinin reddine karar verildiği, kararın 28/03/2024 tarihinde kesinleştiği; Diyarbakır 7. İş Mahkemesinin 14/02/2024 tarih ve 2022/459 E., 2024/75 K. sayılı kararı ile davacının 2021/02, 2021/04 ve 2022/01 dönemleri bakımından açtığı davanın reddine, davacının 2021/03, 2021/05, 2021/06, 2021/07, 2021/08, 2021/09, 2021/10, 2021/11, 2021/12 dönemleri bakımından açtığı dava bakımından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesinde; davalının, davacı tarafla öncesinde iş sözleşmesi hükümlerine göre iş ilişkisi içerisinde oldukları, davacı ile imzaladıkları sözleşmede rekabet yasağına ilişkin olarak yer sınırlaması bulunduğu, bu yasağa ilişkin sözleşmenin 6098 sayılı TBK'nun 444 ve 445. maddeleri uyarınca geçerli olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin ve dava dışı .... Ltd. Şti.'nin (Marduk Spor Kompleksi) aynı iş kolunda aynı faaliyet alanında ve ......ilçesinde faaliyet gösterdiği, SGK kayıtlarına göre davalının davacı şirketten 24/01/2022 tarihinde işten ayrılıp dava dışı .... Ltd. Şti.'nde (....) 01/03/2022 tarihinde işe başladığı, davalının böylelikle sözleşmenin 5.22. maddesindeki 2 yıllık süre içerisindeki rekabet yasağını ihlal ettiği, davalının 2021 yılı Aralık ayı brüt maaşının 3.577,50 TL olduğu, 2022 yılı Ocak ayı 24 günlük çalışmasının karşılığı olan brüt maaşının 4.003,20 TL olduğu, davacının talep ettiği alacağın belirlenebilir olduğu, rekabet yasağı koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti hukuk dışında özel veya teknik bir bilgiyi gerektirmemesi sebebiyle bu konuda bilirkişi incelemesine gerek olmadığı davalının davacı şirketin müşteri portföyünde bulunan müşteriler ile haksız rekabet oluşturacak iş ilişkisine girmesinin kaçınılmaz olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin rekabet yasağını düzenleyen 5.22. maddesi uyarınca son altı aylık brüt ücret tutarı kadar cezai şart uygulanabileceği, davacının cezai şart talebinde haklı olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Her ne kadar davalı tarafça, İlk Derece Mahkemesince feshin haklı olup olmadığının tespiti bakımından Diyarbakır 6. İş Mahkemesinin 2022/340 E. sayılı ve Diyarbakır 7. İş Mahkemesinin 2022/459 E. sayılı dosyaları beklenmeden karar verildiği iddia edilmiş ise de, Diyarbakır 6. ve 7. İş Mahkemelerindeki davalarda davacı ....'ın haklı nedenle iş akdini fesih ettiğine dair bir tespitin bulunmadığı, anılan iş mahkemesi dosyalarının eldeki davanın esasına bir etkisinin olmadığı, SGK kayıtlarına ve dosyaya sunulan ibranameye göre davacının istifa ederek davacı şirketteki işinden ayrıldığı anlaşıldığından davalı tarafın bu yöne değinen istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.478,56 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 370,00 peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 1.108,56 TL’nin davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davacı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası hükümleri gereğince, reddine karar verilen ve istinafa konu edilen dava değerinin (21.645,00 TL) davanın açıldığı 2022 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (107.090,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/02/2026 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.