İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır "..." isimli dükkânın sahibi olup iş yerinde bu alanda yiyecek, içecek hizmeti verdiğini, müvekkilinin "..." markasını yıllardır kullandığını, kendi kullanımından önce ise ilgili iş yerini ...'in kullandığını, müvekkilinin, "…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1556 Esas KARAR NO: 2026/43 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/06/2023 NUMARASI : 2022/105 E. - 2023/186 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardır "..." isimli dükkânın sahibi olup iş yerinde bu alanda yiyecek, içecek hizmeti verdiğini, müvekkilinin "..." markasını yıllardır kullandığını, kendi kullanımından önce ise ilgili iş yerini ...'in kullandığını, müvekkilinin, "..." markasına sahip iş yerini 29/11/2019 tarihinde akdedilen sözleşme ile devir aldığını, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının yapmış olduğu yoklama kayıtları da bu devir işlemine ayrıca delil teşkil ettiğini, devir işlemi sonrası müvekkilinin yaptığı reklam, afiş, tabela sipariş gibi etmenler sayesinde markasının halk tarafından daha da bilinir ve müvekkilinin işletmesiyle ilişkilendirilir hale geldiğini, davalının "..." markasının ise 43. sınıfta 02/07/2021 başvuru tarihi, 13/03/2022 tescil tarihi ve ... tescil numarası ile tescil edildiğini, davalının, davaya konu markayı "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" alanında kullandığını, müvekkilinin markası ile davalının tescil ettirdiği markanın esas unsur bazında aynı olduğunu, müvekkilinin "..." isimli işletmesini yıllardır, hiç ara vermeden işlettiğini, davalının da tamamen aynı adı tescil ettirdiğini, dolayısıyla, dava konusu "..." markası tüketici nezdinde müvekkiline ait işletmenin şubesi gibi algılanacağını, dolayısıyla iltibas tehlikesinin varlığının ortada olduğunu, davalıya ait tescilli markanın müvekkilinin çok daha önceki tarihte kullanmaya başladığını ve bu kullanımın resmî makamlarca da teyit edildiği "..." markasıyla iltibas oluşturduğunu, davalının kötüniyetli tescili ve haksız kullanımının müvekkilinin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini, davalının markasının, müvekkilin yıllarca süren fiili kullanımından sonra ve müvekkilinin eski çalışanı olan, ayrıca hâlihazırda bekçilik yaptığı için davalının gayri resmi ortağı olan kişinin yönlendirmesiyle tescil edildiğini, davalı adına kayıtlı ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hükümsüzlük taleplerinin aynen ve tümüyle kabul edilmemesi halinde davalı adına ...tescil numaralı marka içerisinden "..." kelimesinin çıkarılmasına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 20/11/2019 tarihli sözleşme ile işletmeyi devraldığını iddia ettiğini, işletmenin devri için tescil gerektiğini, tescil edilmeyen bir işletmenin devrinden söz edilemeyeceği gibi markanın devrinden de söz edilemeyeceğini, kaldı ki sözleşmenin içeriğinin, davacının delillerinden görüleceği üzere burada işletmenin devri değil, işyerinin devri söz konusu olduğunu, ... markasının isminin işyerinde çalışan ... Ustanın lezzetli dürümlerinin yaygınlaşması, halk arasında bilinirliği sebebiyle markalaştığını, ... ...'nın da halihazırda Esenyurt'taki ... işyerinde çalıştığını, davacının delillerinde dahi kendisinin dürüm yaparken resimlerinin görüldüğünü, dava konusu markanın hükümsüzlüğü hakkında olduğunu, sözleşme ile amaçlanan işletmenin devri değil işyerinin devri olduğunu, işletmenin iki farklı işyeri bulunduğunu, sadece Bahçelievler’deki işyerinin maliki olan davacının bağımsızlık unsurunu da sağlamadığını, delil olarak sunulan sözleşmeyi kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşme ile işletmenin devri değil, işyerinin devri öngörüldüğünü, davacının delillerinde işletmenin Bahçelievler olarak devralındığını, yine delillerinde yoklamanın da Bahçelievler’deki iş yerine ait olduğunu, davacının delillerinde Esenyurt'ta bulunan iş yeri hakkında ise davacının kendilerine ait olmamasına rağmen işyeri kendilerine aitmiş gibi delillerine eklediklerini, sadece delillerden dahi "..." markasını kullanan işyerinden birinin Esenyurt'ta olduğu, bu işyerinin maliki kendilerinin olmadığı, işyerleri davacının iddia ettiği sözleşmeden önce dahi devam ettiğinin görüldüğünü, buna ilişkin delilleri incelendiğinde davacının kötü niyetli olarak markayı kullandığını, davacı tarafın ticari işletmenin kendine ait olduğunu kanıtlayamadığını ileri sürerek, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Hukukdaki genel prensiplere göre iyiniyet asıldır. Kötüniyet iddiasına dayanan bu hususu ispat külfetindedir. Kötüniyet ise sunulan bu iddia ve delillere göre her somut olayın özellikleri ışığında değerlendirilmelidir. "Kötüniyetle marka tescilinin varlığı her somut olayda değişmekle birlikte, dairenin bazı yerleşik uygulamalarına (01/03/2021 tarih ve 2020/1726 E, 2021/1838 K sayılı 03/03/2021 tarih ve 2020/1913 E, 2021/1928 K.) göre, daha ziyade markanın ticari faaliyetlerde ayırdedici işaret olarak kullanılması amacıyla değil, başkalarının ticaretine engel olmak, daha önce verilmiş bir mahkeme kararının etkisini azaltmak ya da kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak markayı kendi adına tescil ettirmek, sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususlar genel kötüniyet sebepleri olarak görülmektedir. Davaya konu olayda davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil dosyaya sunulmadığından bu iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile, 1-Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili, ilk derece mahkemesinin "..." markasının markasal kullanımına ilişkin ilk görselin Nisan 2021 olduğunu, bu kullanımların markanın maruf hale getirildiğini kabule yeterli olmadığını, davacının tescilsiz marka devri iddiasını ispatlayamadığını ve davalıya ait markanın tescilinden önce markanın ihdas ve istimal edilerek piyasada maruf hale getirildiğine dair yeterli delil sunulamadığını belirterek davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürdüğünü, müvekkilinin uzun yıllardır bu isimle işlettiği dükkanı, 29.11.2019 tarihinde ...'ten (T.C. Kimlik No: ...) akdedilen sözleşme ile devraldığını ve İstanbul Vergi Dairesi yoklama kayıtlarının da bu devri teyit ettiğini, pandemi sürecinde artan ihtiyaca üstün hizmetle cevap vererek markasının bilinirliğini artırdığını, oysa davalıya ait "..." markasının 43. sınıfta 02.07.2021 başvuru ve 13.03.2022 tescil tarihi ile tescil edildiğini, müvekkilinin markası ile davalının tescilli markasının esas unsur bazında aynı olduğunu, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun davalarının haklılığını ispatladığını, SMK m. 6/3 uyarınca başvuru tarihinden önce tescilsiz marka için hak elde edilmişse başvurunun reddi gerektiğini, davaya konu markanın müvekkilinin markasıyla ayniyet derecesinde olup iltibas ölçütünün mutlak surette gerçekleştiğini ve bu durumun tüketiciler nezdinde karıştırmaya yol açacağını, Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak davalı işaretinin davacı markalarının serisi veya uzantısı olarak algılanabileceğini belirttiğini, TTK m. 55 uyarınca başkasının malları ile karıştırılmaya yol açan önlemler almanın haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının müvekkilinkine birebir aynı olan bir ibareyi tescil ettirmek için başvurmasının dürüst rekabetle bağdaşmadığını, bunun müvekkili markasının tanınmışlığından yararlanmak amacıyla kötü niyetli yapıldığını, davalının markasının müvekkilinin fiili kullanımından sonra ve müvekkilinin eski çalışanı olan, aynı zamanda davalının gayri resmi ortağı olan kişinin yönlendirmesiyle tescil edildiğini ve bu tutumun iyiniyetle açıklanamayacağını iddia ettiğini, hukuki delil olarak T.C. Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesine ait 2022/105 Esas, 2023/186 Karar sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, keşif ve sair yasal delilleri sunduğunu, hukuki neden olarak 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, TTK, TBK, HMK ve sair yasal mevzuatı gösterdiğini ve sonuç olarak istinaf başvurularının kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davalı adına tescilli ... nolu 43. sınıfta tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü davasıdır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 16/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosyaya delil olarak sunulan "... Yenibosna Şubesi" isimli ... İşletme Profili incelendiğinde hesap açıklama bölümünde açıkça bir şirket unvanının bulunmadığı, buna bağlı olarak incelenen sosyal medya hesabının sahipliğinin net olarak tespit edilemediği, ancak Hesap açıklama bölümünde "Yenibosna Merkez, Ahmet Yesevi Cd. ... , 34188 Bahçelievler/İstanbul" ve "(...) ..." şeklinde iletişim bilgilerinin yer aldığı, Hesap adında "... Yenibosna Şubesi" olarak belirlendiği, hesap adında "..." ibaresinin kullanıldığı, galeri görselleri incelendiğinde, menü yiyecek listesi olduğu anlaşılan görselde "..." ibareli görselinin markasal şekilde kullanıldığı, hesapta ilk olarak "..." ibareli görselin Nisan 2021 tarihinde kullanılmış olduğu, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Bahçelievler Uygulama Grup Müdürlüğü tarafından 21/05/2019 tarihinde Hürrıyet Mah. Ahmet ... Cad. ...Iç Kapı No: Bahçelievler/İstanbul adresinde ... isimli vergi mükellefi nezdinde yapılan yoklamada ... Demir isimli bir çalışan olduğu, mezkûr tutanakta işe başlama tarihinin 01/04/2019 göründüğü; aynı makamca, aynı adreste 20/12/2019 tarihinde yapılan yoklamada ise ...’in 30/11/2019 tarihinde adresi terk ettiği, aynı adreste davacı ...’ın faaliyette bulunduğunun tutanak altına alındığı, davacının alış faturalarında ve düzenlediği satış fişlerinde 17/12/2019 tarihinden beri ... ifadesinin görüldüğü, belgelerde davacı ...’ın isminin de bulunduğu, davacının 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait Gelir Vergisi Beyannamelerinin incelendiği, beyannamelerin herhangi bir yerinde "..." ifadesinin görülemediği, mükellefiyetin ... T.C. Kimlik No (VKN) ile ... ismine açıldığı, davalı yanın "davacının mahkemece verilen 2 haftalık kesin sürede dosyaya delil sunmadığı ve inceleme için adres beyanında da bulunmadığı gerekçesi ile" davacının sonradan evrak sunmasının mümkün olamayacağı yönünde bir iddiada bulunduğu, bu iddia mucibince davacı yanın bilirkişi incelemesine sunduğu evrakın değerlendirmeye alınıp-alınmayacağının takdirinin Mahkemede olduğu, davalının, ... unvanı ile ...’in şahıs şirketi kurmak suretiyle 07/07/2020 tarihi itibariyle ticari faaliyetine başladığı, ayrıca ... unvanı ile ... ve ...’in ... Ltd. Şti.’ni kurarak aynı adreste aynı iştigal konusu ile faaliyetlerine devam ettikleri yönündeki iddialarının, ... ’in ve ... Ltd. Şti.’nin dava dışı olması nedeni ile heyetlerince değerlendirilemeyeceği, davalı ...’in ise bahsi geçen dava dışı şirketin kurucusu olduğu ve 16/08/2021-18/02/2022 tarihleri arasında şirket ortağı olduğu, davalının incelemeye sunduğu alış faturalarında ve satış fişlerinde ... ifadesinin yer aldığı, ancak, bir görsel/logo/özel tasarım gibi değil, düz yazı biçiminde olduğu, davalının alış faturalarında ve düzenlediği satış fişlerinde ... ifadesinin 08/08/2020 tarihinden beri kullanıldığı, ancak faturaların/belgelerin üzerinde davalı ...’in isminin görülemediği, davacının, devir işlemi sonrasında yapılan e-yoklama fişlerinde "..." şeklinde kullanıma rastlandığı, keza bilişim incelemesinde Bahçelievler Şube olarak tespit edilebilir markasal kullanıma ilişkin ilk görselin Nisan 2021 tarihli olduğu ve bu kullanımın Davalı marka tescil başvuru tarihi olan 02 Temmuz 2021 tarihi öncesine ait olduğu tespit edilmekle birlikte, Davacının, Bahçelievler adresindeki ... unvanlı işletmeyi, ... isimli kişiden devraldığını gösterir 29 Kasım 2019 tarihli ve işletmenin devri konulu sözleşmede tescilsiz markanın ayrık tutulduğuna dair bir ibarenin yer almadığı, dolayısıyla yapılan devir işleminin TTK m.11/3 gereğince tescilsiz markayı da kapsadığının değerlendirilebileceği, Lakin söz konusu devir işleminin ticaret siciline tescil ve ilan edildiğine dair bir belgenin dosya kapsamında yer almadığı hususu tespit edilmiş olup işbu tespitler uyarınca davacının tescilden önce fiili markasal kullanım yoluyla hak sahipliği iddiasının Mahkemece kabul görmesi durumunda dava konusu ...tescil no.lu "..." markasının 43. Sınıf için SMK m.6/3 ve 25/1 uyarınca hükümsüzlük şartlarının mevcut olacağı, aksi halde hükümsüzlük şartlarının gerçekleşmemiş olacağı" belirtilmiştir. Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı). Somut olayda, dava konusunun davalı adına tescilli ... nolu 43. Sınıfta tescilli "..." markasının hükümsüzlüğü davası olduğu, davacı tarafından önceye dayalı gerçek hak sahipliğine dayandığı, Davacı tarafından "..." markasını yıllardır kullandığını, kendi kullanımından önce ise ilgili iş yerini ...'in kullandığını, "..." markasına sahip iş yerini 29/11/2019 tarihinde sözleşme ile devir aldığını, devir işlemi sonrası yaptığı reklam, afiş, tabela sipariş gibi etmenler sayesinde markasının halk tarafından daha da bilinir ve işletmesiyle ilişkilendirilir hale getirildiğini ileri sürdüğü, dava dilekçesinin ekinde sureti bulunan sözleşmeye göre davacının dava dışı ...'ten "..." unvanlı Bahçelievler'de bulunan işyerini 29/11/2019 tarihinde devraldığı, dosyaya sunulan e-yoklama fişlerinde 03 Aralık 2019 sisteme giriş ve 09 Aralık 2019 bitiş tarihli e-yoklama fişinde yer alan resimlerde kapıda "..." ibaresinin tescilsiz markasal kullanımına rastlandığı, bu tarih sonrasında bilişim incelemesine göre Davacı açısından Bahçelievler Şube olarak tespit edilebilir markasal kullanıma ilişkin ilk görselin Nisan 2021 tarihi olduğu,14/04/2021 tarihli faturanın bulunduğu, davalının kullanımı ve tescili sonraki tarihli olduğu, davacının önceye dayalı gerçek hak sahibi olduğu ve davalının kötü niyetli olmadığı, davanın sübut bulduğu anlaşılmakla, davalıya ait markanın 43. Sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen Kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı adına, ... nolu 43. Sınıfta tescilli "..." markasının (43) sınıfta hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/06/2023 tarih, 2022/105 E., 2023/186 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- DAVANIN KABULÜ ile, 3/a- Davalı adına tescilli ... nolu 43. Sınıfta tescilli "..." markasının (43) sınıfta hükümsüzlüğüne, Karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile 651,30 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b- Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 80,70 TL başvurma harcı, 80,70 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 221,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.394,4 TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 209,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 947,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026