İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... üretimi ve satışı alanında faaliyet göstermekte olup, piyasada tanınır hale gelen "... ..." işletmelerini işlettiğini, davalı tarafın müvekkili ile aynı sektörde "..." esas unsurlu markaları kullanmakta olduğunu ve bu ma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1425 Esas KARAR NO: 2025/1815 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 05/07/2023 NUMARASI: 2022/135 E. - 2023/203 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... üretimi ve satışı alanında faaliyet göstermekte olup, piyasada tanınır hale gelen "... ..." işletmelerini işlettiğini, davalı tarafın müvekkili ile aynı sektörde "..." esas unsurlu markaları kullanmakta olduğunu ve bu markaları TPMK nezdinde tescil ettirmiş olduğunu, "..." ibaresinin bu sektörde hiçbir şahıs ve şirketin inhisarına verilemeyeceğini, markanın ayırt edicilik vasfının olmadığını, 2019 136418 ve 2019 136400 tescil numaralı markaların tescilli oldukları 30. sınıfta yer alan emtiaların tamamı ve 35/5.in alt kısmında yer alan emtialar yönünden "cins, çeşit, vasıf" belirtmekte olduklarından tanımlayıcı marka olduklarını, 2018 44090 tescil numaralı markanın 43. sınıfta yer alan yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri yönünden "cins, çeşit, vasıf" belirtmekte olduğundan tanımlayıcı marka niteliğinde olduğunu, 2016 14765 tescil numaralı markanın 30. sınıfta yer alan emtiaların tamamı yönünden "cins, çeşit, vasıf" belirtmekte olduğundan tanımlayıcı marka niteliğinde olduğunu, yine markanın içerisinde "..." ibaresi yer almakta ise de okunamayacak kadar küçük yazıldığını, 2016 14760 tescil numaralı markanın 30. sınıfta yer alan emtiaların tamamı yönünden "cins, çeşit, vasıf" belirtmekte olduğundan tanımlayıcı marka niteliğinde olduğunu, davalının tescilli seri markaları incelendiğinde tüm markalarında "..." unsurunu korumakta olduğunu, bu ibarenin ortalama tüketiciye "kahveyi, ... içilen yeri, ... çeşitlerini" çağrıştıracağı, hatta tüketicilerin bir anlık eksik algısı ile markayı "..." diye okuyacak olduklarını, davalı tarafın tescilli markalarının ticaret alanında "cins, çeşit, vasıf" bildirmekte olduğu sabit olduğundan ve karşı tarafın "..." ibareli markaları olmasına rağmen marka yedekleme kastı ve tekel amacıyla yeni başvuruların ve tescillerin kötüniyetli olarak ve TMK’nin 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanması şeklinde yaptığını böylece TPMK nezdinde tescilli 2019 136418, 2019 136400, 2018 44090, 2016 14765, 2016 14760 tescil numaralarıyla tescillenmiş markaların hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, müvekkillerinin 2013/44840 ve 2016/61939 başvuru numaralarıyla tescilli 2 adet markasının bulunduğunu, "..." ve "..." ibareli ürünleri aktif olarak kullanmakta olup bu isim altında kafe de işlettiklerini, bir mal veya hizmetin cins isim niteliğinde olmasından dolayı mutlak tescil engeline rağmen tescil edilmiş olması halinde o markayı ileride kullanma ihtimali bulunan bir kişinin açacağı hükümsüzlük davasında o kimsenin hukuki yararının mevcut olduğunun kabul edildiğini, açıklanan nedenlerle, davalı yan adına TPMK nezdinde tescilli 2019/136418 tescil numaralı markasının tescilli olduğu hizmetlerde cins, vasıf ve çeşit bildiren 30.sınıfta yer alan emtiaların tamamı, 35/5.in alt kısmında yer alan emtialar yönünden; 2019/136400 tescil numaralı markasının tescilli olduğu hizmetlerde cins, vasıf ve çeşit bildiren 30.sınıfta yer alan emtiaların tamamı, 35/5.in alt kısmında yer alan emtialar yönünden; 2018/44090 tescil numaralı markasının tescilli olduğu hizmetlerde cins, vasıf ve çeşit bildiren 43.sınıfta yer alan yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri yönünden; 2016/14765 tescil numaralı markasının tescilli olduğu hizmetlerde cins, vasıf ve çeşit bildiren 30.sınıfta yer alan emtiaların tamamı yönünden; 2016/14760 tescil numaralı markasının tescilli olduğu hizmetlerde cins, vasıf ve çeşit bildiren 30.sınıfta yer alan emtiaların tamamı yönünden, tanımlayıcı marka olması ve başvurularının kötüniyetli olarak yapılmış olması sebebiyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin Türkiye'nin sayılı elektronik eşya ve mutfak aleti üreticilerinden biri olduğunu, davacıların davaya dayanak olarak gösterdikleri tescilsiz ibareleri markasal olarak kullandıklarını ispatlayamadıklarından davayı açmada hukuki yararlarının bulunmadığı, davacıların markalarının da bir ... çeşidi olan "Mocha"dan esinlenilmiş "..." ve "..." sözcüklerinden oluştuğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramış olan davacıların SMK m.25/6 uyarınca hükümsüzlük davası açamayacağını, davaya konu markalar "..." kelimesinden esinlenerek oluşturulmuşsa da, markalara şekil ve özgün bir yazı tipi ile biçim katıldığını, düzenleme ve tertip tarzı ile farklılaşma ve özgünleşme sağlandığını, bu markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici nitelikte olduğunu, ... kelimesinin direkt kullanılmayıp "..." şeklinde yazılarak ayırt edicilik sağlandığını, müvekkili şirketin markalarının tanımlayıcı nitelikte olmadığını, davacıların, müvekkilinin şirketinin bahsi geçen tescilleri kötü niyetli olarak yaptığına ilişkin iddiaları ispatlayamadıklarını, açıklanan nedenlerle, davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından ve kendilerine husumet düşmediğinden öncelikle davanın usulden reddine, huzurdaki hükümsüzlük davasının açılması için SMK md 25/6 uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü, davacıların ilgili marka tescilini bilmesi gerektiği tarih itibariyle hükümsüzlük davasının en geç 28 Mayıs 2021 tarihinde ikame edilebileceği gözetilerek süresinde açılmayan davanın usulden reddine, her halükarda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/135 esas, 2023/203 karar sayılı, 05/07/2023 tarihli kararı ile; "Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalıya ait 2016/14760 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında; -Davalıya ait 2016/14765 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında; -Davalıya ait 2019/136400 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında ve 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinde;-Davalıya ait 2019/136418 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında ve 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinde; KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,Davalıya ait 2018/44090 tescil numaralı marka yönünden açılan davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın kısmen kabul kısmının dosya münderecatına ve hukuka uygun olduğunu, ancak reddedilen marka yönünden hukuka aykırı ve eksik inceleme içerdiğini, 2018/44090 tescil no ile tescilli ... markasının tescilli olduğu 43.sınıfta yer alan yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri yönünden tanımlayıcı marka olduğunun izahtan vareste olduğunu, "..." ibaresinin Türkçe şeklinde okunmakta olduğunu ve ortalama tüketiciler nezdinde "..." ve " ... ürünleri" ile "... satılan cafeleri" çağrıştırdığını, marka içerisinde v ibaresi yernide yer alan fincan şekli unsurunun kimsenin inhisarına verilemeyeceği ve tescilli olduğu sınıfta yer alan yiyecek, içecek sağlanması hizmetleri yönünden cins, çeşit, vasıf belirtmekte olduğunden tanımlayıcı markan iteliğinde olduğunu ve bu emtialar bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davalının "..." esas unsurlu markasının tescilli olduğu sınıftaki hizmetlerde "cins, çeşit, vasıf" bildirmekte olduğundan ve günümüzde her geçen gün gelişmekte olan ... sektöründe bu ibarenin bir kişinin inhisarına ve tekeline verilmesi durumunun sektör açısından telafisi zor ve imkansız zararlara sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların dayandıkları tescilsiz ibareleri markasal olarak kullandıklarını ispatlayamadığını, davanın evvelemirde bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, davacıların işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığını, davaya dayanak gösterdikleri tescilsiz ibareleri markasal olarak kullandıklarını ve hukuki yararlarını ispatlayamadıklarını, işbu usuli itirazları hakkında yargılama sırasında ve gerekçeli kararda değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulduğunu, davacıların cevaba cevap dilekçesi ekinde yer alan faturaların okunaklı olmayıp okunabilen tek faturanın düzenleme tarihinin 20.06.2016 olduğunun anlaşılmakta olduğunu, düzenlenen faturaların e-fatura olmadığını, davacıların e-fatura yükümlüsü olmadığının anlaşılmakta olduğunu, davacıların oldukça ihmal edilebilir derecedeki cüzi miktarlarda satış yapmış olmalarının ilgili ibareyi markasal olarak ciddi şekilde kullandıklarını ispatlayamayacağını, sosyal medya paylaşımlarının en güncel tarihli paylaşımı üzerinden bile 4 yılı aşkın zaman geçtiğini, sosyal medya paylaşımlarının devamında sunulan paketli ... görsellerinden ise ilgili ürünlerin son kullanma tarihinin dolduğunun anlaşılmakta olduğunu, sadece bu hususun dahi davacıların ilgili tescilsiz ibareyi markasal olarak ciddi şekilde kullandığını ispatladığını, davacıların tescilli marka sahibi olmadığı gibi dava tarihi itibariyle tescilsiz "... Kahvecilik" "... ..." "Cafe ..." "..." ibarelerini markasal olarak kullandıklarına dair yeterli ve inandırıcı bir delil sunamadığını, Yargıtay kararlarında da, hükümsüzlük davalarının açılabilmesi için hukuki yararın bulunması gerektiği, tescilsiz markaya dayanılıyor ise kullanımın ispat edilmesi gerektiği ve aksi takdirde davacının hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin kabul gördüğünü, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12 Ekim 2022 tarihli 20212837 Esas 2022/6944 Karar sayılı kararının huzurdaki davada kesin delil niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının Yargıtay'ın vermiş olduğu kesin nitelikteki kararı ilga edecek ve hukuk güvenliğini ortadan kaldıracak nitelikte olduğunu, kesin hükmün daha sonraki yargılama için kesin delil teşkil ettiğini ve aksinin ispatı mümkün olmayacak bir delil oldğunu, Yargıtay'ın da kesin hüküm delili bakımından hakimin takdir yetkisinin olmadığı, bunun doğru olarak kabul edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiğini belirttiğini, ilk derece mahkemesinin Yargıtay ilamının hüküm ve sonuçları ile müvekkili şirketin kesin hükümden beklediği hukuki korumayı ortadan kaldıracak şekilde huzurdaki davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, huzurdaki davanın mesnetsizliğini açıkça ispatlayan bilirkişi raporlarının tamamen göz ardı edilerek kısmen kabul kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi raporunda yapılan tüm teknik değerlendirmelerin göz ardı edildiğini ve aksi yönde ilk derece mahkemesi kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkeme bilirkişi heyeti kanaati ile kural olarak bağlı olmasa da bu delili serbestçe takdir ederken doğrudan doğruya kendi yorum ve anlayışına göre tutarsız ve hukuka aykırı gerekçelere dayanamayacağını, bilirkişi raporunda huzurdaki davanın mesnetsiz olduğunun ve müvekkili şirketin ilgili markaların zayıf marka olarak değerlendirilse dahi bir marka niteliğinde olduğu, ayırt ediciliğinin olduğunun ortaya konduğunu, davacılar tarafından diğer dava dışı müvekkilleri olan ... Gıda Yatırım Tic. A.Ş. aleyhine aynı ilk derece mahkemesinin 2022/1354E. sayılı dosyası ikame edildiğini, ... Gıda’nın sahibi olduğu “...” ibareli markaların hükümsüzlüğünün talep edildiğini, ilgi dosyada alınan bilirkişi raporun da davacıların iddia ve taleplerinin tamamen mesnetsiz ve haksız olduğunu ortaya koyduğunu, ... Gıda dosyası kapsamında tanzim edilen üç raporun da huzurdaki davanın haksızlığını, müvekkili şirketin "..." ibareli markalarının ayırt ediciliğe haiz olduğunu, bu markaların birer marka niteliğinde olduğunu ve tanımlayıcı olmadığını ortaya koyduğunu, uzman bilirkişilerin kanıları aksine verilen kararın gerekçesinin tanımlayıcı ibarenin ürünün özelliğine yönelik bilgi aktardığı sürece tescil edilemeyeceğinden ibaret olduğunu, bu yorumun doktrin ve mevzuatta bir karşılığı bulunmadığını, her halükarda dava konusu markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici nitelikte olduğunun dosyada mübrez delilerle sabit olup kısmen kabule ilişkin hükmün kaldırılıp davanın reddini talep ettiklerini, mahkeme kararında atıf yapılan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11 Şubat 2013 tarihli, 2012/2634 Esas-2013/2115 Karar sayılı "Turkish Delight" ve 19 Eylül 2005 tarihli, 2004/11198 E. ve 2005/8258 K. sayılı “Çiftlikten Sofraya” kararlarının somut vakaya uygulanabilir olmadığını, mahkemenin uyuşmazlıkla ilgisiz içtihat gerekçe gösterdiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın hukuki yararın olmadığına ve davanın usulden reddine ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili şirket adına tescilli markaların devredilmiş olsa dahi piyasada "..." ve "..." ibareli ürünleri aktif olarak kullandığını ve bu isim altında kafe işlettiğini, 6769 Sayılı SMK'daki hükümsüzlük davası açabilecek kişiler kavramının "menfaati olanlar" şeklinde düzenlenmesi sebebiyle geniş yorumlanması gerektiğini, davalılar ile aynı sektörde faaliyet göstermesi sebebiyle hukuki yararın mevcut olduğunu ve usulden ret taleplerinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı yönündeki iddialarının da yerinde olmadığını, SMK 25/6 maddesindeki 5 yıllık hak düşürücü sürenin sadece tescilli markaya dayalı davalar için geçerli olduğunu, dava konusu olayın mutlak ret nedenlerine dayalı olarak açılmış bir hükümsüzlük davası olması sebebiyle zamanaşımı itirazının yerinde olmadığını ve markaların tescil tarihine göre davanın süresi içerisinde açılmış olduğunu; davalı tarafın markasının şekil unsuru ve yazı karakteri ile bütün olduğuna ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, "..." ibaresinin ortalama tüketici nezdinde "... kupası şekil unsuru" ile birlikte ve tek başına "..." olarak algılanması ihtimalini arttırdığını ve ayırt edicilikten söz edilemeyeceğini, markalardan bir kısmında yer alan "..." ibaresinin okunmayacak kadar küçük yazıldığını ve tescildeki amacın ... ibaresini koruma altına aldırmak olduğunu, tanımlayıcılık yaptırımından kaçınmak için harflerin yerinin değiştirilmesinin veya harf eklenmesinin sonuca etkili olmadığını ve "H" harfi yerine eklenen "A" harfinin tüketicinin "... şeklindeki" algısının önüne geçemeyeceğini, davalı markalarının tescilli olduğu hizmetlerde "cins, çeşit, vasıf" bildirmekte olduğunu ve bu ibarenin tek kişinin tekeline verilmesinin telafisi zor zararlara sebebiyet vereceğini, davalı tarafın tescilli markalarının ticaret alanında cins, çeşit, vasıf bildirmesinin sabit olduğunu ve marka yedekleme kastı ve tekel amacıyla yapılan yeni başvuruların ve tescillerin kötüniyetli olduğunu, davalı adına tescilli markaların hükümsüz kılınmaları ve bu yönde verilen yerel mahkeme kararının hukuka uygun olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve talepleri saklı kalmak üzere, gerek dosya kapsamı gerekse aynı konuda verilmiş kesin nitelikteki Yargıtay İlamı uyarınca "..." markasının tanımlayıcı olmadığının açık olduğunu, davacıların davaya dayanak markaları ciddi şekilde kullandıklarını ve hukuki yararları olduğunu ispatlayamadıklarını ve bu nedenle kendilerine husumet düşmediğini, kısmen ret yönünde verilen kararın kaldırılmasının hukuka ve usule aykırı olacağını ve davacıların istinaf başvurusunun evvelemirde bu nedenle reddedilmesi gerektiğini, davacıların, 2018/44090 tescil numaralı markanın tanımlayıcı olduğu yönündeki iddiasının hukuka aykırı olduğunu ve üç farklı bilirkişi raporu ile kesin nitelikteki Yargıtay ilamının mevcut olduğunu, kesin delil niteliğindeki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/2837 E. sayılı İlamı ile "..." ibareli markaların tanımlayıcı olmadığının kesinleştiğini, dosyada alınan ilk bilirkişi raporu ile davalı müvekkili şirket markalarının tanımlayıcı değil zayıf markalar olduğunu ve SMK m. 5/1-c ve 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, ikinci bilirkişi raporu ile de hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine ulaşıldığını ve bu raporların birbirini desteklediğini; dava dışı bir diğer dosyada alınan bilirkişi raporunun da davacıların iddia ve taleplerinin tamamen mesnetsiz olduğunu ortaya koyduğunu; dolayısıyla davacıların istinaf itirazlarının reddedilmesi gerektiğini; bir an için Yargıtay İlamı ve bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı varsayımında bile, müvekkili şirketin "..." ibareli markasının küçük harfler, özel bir yazı stili ve "v" harfi yerine eklenen ... fincanı şekliyle bezenmiş olmasının, markayı son derecede ayırt edilebilecek/özgün nitelikte kıldığını ve tanımlayıcı olmadığını savunarak, davacıların istinaf itirazlarının reddi ile diğer davalının istinaf başvurusunun nazara alınmamasını ve reddedilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davalı markalarının tescilli oldukları bazı mal ve hizmetler için cins ve çeşit belirten ibarelerden oluştuğu ve kötüniyetle tescil edildiği iddiasına dayalı olarak SMK’nın 5/1-c ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın SMK’nın 5/1-c kapsamında kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekillerinin yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Davalı tarafça davacıların tescilsiz markaları kullandıklarını ispatlayamadıkları ve tescilli markaları bulunmadığından bahisle hükümsüzlük davası açamayacakları ileri sürülmüş ise de SMK’nın 25/2. maddesinde menfaati olan herkesin markanın hükümsüzlüğü davası açabileceği düzenlenmiştir. Davacıların ileri sürüdükleri hükümsüzlük nedenlerine göre dava açmakta hukuki menfaatlerinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı savunulmuş ise de davanın mutlak ret nedeni ile tescil başvurusunda kötüniyet sebebine dayalı olarak ikame edildiği, mutlak ret nedenlerinde kamusal yarar bulunduğundan belli bir sürenin geçmesi ile kamusal yararın ortadan kalkmasının söz konusu olamayacağı, bu kapsamda mutlak ret nedenine dayalı açılan davalarda SMK'nın 25/7 maddesinin uygulanma kabiliyeti bulunmadığından aksi yöndeki savunmalara itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Mahkemece davalı adına tescilli 2016/14760 tescil numaralı, 2016/14765 tescil numaralı markalarının tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında,2019/136400 tescil numaralı marka ve 2019/136418 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında ve 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinde kısmen hükümsüzlüğüne karar verildiği, davaya konu 43. Sınıfta tescilli 2018/44090 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; Ankara BAM kararını onayan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12 Ekim 2022 tarihli 2021/2837 Esas 2022/6944 Karar sayılı kararının kesin nitelikte ve bağlayıcı olduğunu ileri sürdüğü anlaşılıyorsa da, bahsi geçen davanın davacısının dava dışı ... San. Ve Tic. A.Ş. olduğu, davacının 2007/44925 başvuru numaralı ... ibareli markasına dayanarak, iltibas yarattığından bahisle davalı ... Elektrikli Ev Aletleri A.Ş. 'nin 2016/14760 başvuru numaralı ...+şekil ibareli marka başvurusuna itiraz ettiği, itirazın reddine ilişkin Kurum kararına karşı, YİDK'ya itiraz ettiği bu talebin de reddi üzerine, YİDK kararının iptali davası açıldığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2020 tarihli 2019/814 Esas-2020/1204 Karar sayılı kararıyla, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede iltibas bulunmadığından, davanın kısmen kabulüne yönelik kararın kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12 Ekim 2022 tarihli 2021/2837 Esas 2022/6944 Karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılıyorsa da; her iki davanın davacısının ve dayanılan hukuki sebeplerin farklı olduğu anlaşılmakla, bu dava yönünden kesin nitelikte ve bağlayıcı olmayacağı anlaşılmış, ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davaya konu davalı markalarının "..." esas unsurlu olup, "..." kelimesinden türetildiği, davalı markalarındaki 2016/14760 tescil numaralı, 2016/14765 tescil numaralı markalarda "V" harfinin dumanı tüten ... fincanı şeklinde yazılarak, ... ibaresini destekleyici ve güçlendirici şekilde yazıldığı, markanın doğrudan ... şeklinde algılanmasını sağladığı, "H" harfi yerine tek harf değişikliği ile "A" harfinin yazıldığı anlaşılıyorsa da, halk arasında ... ibaresinin okunurken "H" harfinin üzerine basılarak söylenmediği, "A" harfinin uzatılarak okunduğu, davalı tarafça tanımlayıcılık yaptırımından kaçınmak için bir harf değişikliği yapılmasının ya da davaya konu 016/14765 tescil numaralı markada, ... ibaresi üzerindeki küçük şekilde yazılan ... ibaresinin, davalı markalarının 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında SMK 5/1-c maddesi gereğince cins, vasıf bildirme tanımlayıcı olma özelliğinden uzaklaştırmadığı anlaşılmıştır.Davalı adına tescilli 2019/136400 başvuru numaralı "... ..." markasındaki ... ibaresinin yukarıda açıklandığı şekilde cins, vasıf bildirdiği, tanımlayıcı olduğu gibi, "..." ibaresinin de ... makinelerinde kullanılan ... kapsüllerinden türetildiği ve ... ibaresinin ayırt edicilik katmadığı, 2019/136418 başvuru numaralı "... CUP" ibaresine getirilen CUP ibaresinin de İngilizce fincan anlamına geldiği ve bu ibarenin ortalama tüketici yönünden yaygın olarak bilindiği, bu ibareler ile karşılaşan kişilerin aklına doğrudan 30. Sınıfta tescilli " ... ve ... esaslı içecek" emtiaları ile 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinin geleceği, mahkemece belirtilen sınıflarda markaların kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ,davaya konu 43. Sınıfta tescilli 2018/44090 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü talebinin reddi kararına yönelik olduğu, davalı markasının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." sınıflarında tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye de "..." ibaresinin bir içeceğin ismi olarak kullanıldığı gibi, Türk toplumunda çok eskiden beri özellikle erkekler tarafından ..., çay gibi içecekler içilen, sohbet edilerek, kağıt ve taş oyunları oynanan vakit geçirilen işletmelerin adı olduğu bilinmektedir. Davalı markasının "..." ibareli olup, "V" harfinin dumanı tüten ... fincanı şeklinde yazıldığı, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı tarafça tanımlayıcılık yaptırımından kaçınmak için bir harf değişikliği yapılmasının da sonuca etkili olmadığı, toplumdaki yaygın algıya göre, " ..." ibaresi görüldüğünde akla yukarıda anlaşılan işletmelerde verilen hizmetin akla geleceği, bu ibarenin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceği, davalı markasının "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." sınıfında kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, hükümsüzlük talebinin tümüyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 05/07/2023 tarih, 2022/135 E., 2023/203 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile;-Davalıya ait 2016/14760 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında; -Davalıya ait 2016/14765 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında; -Davalıya ait 2019/136400 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında ve 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinde;-Davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescilli olduğu 30. Sınıfta "..., ... esaslı içecekler" emtialarında ve 35. Sınıfta "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler mallarının bir araya getirilmesi" hizmetlerinde; -Davalıya ait 2018/44090 tescil numaralı markanın tescilli olduğu 43. sınıfta "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri." sınıfında kısmen hükümsüzlüğüneKISMENHÜKÜMSÜZLÜĞÜNE Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın, davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/b-Davacılar kendilerini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4/c-Davalı kendisini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen hükümsüzlük davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4/ç-Davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ve 80,70 TL peşin harç olmak üzere toplam 161,40 TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 4/d-Davacılar tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 221,00 TL posta/tebligat masrafı olmak üzere toplam 8.221,00 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve reddi oranında hesaplanan 3.288,40 TL'sinin, davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 220,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 958,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine,5/c- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu yolu açık olmak üzere, oy çokluğuyla karar verildi. 25/12/2025 MUHALEFET ŞERHİ: Tarafların istinaf sebepleri kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli "..." esas unsurlu markaların 30 ve 35.sınıfta tescilli oldukları sınıf için cins belirten, tanımlayıcı nitelikte olup olmadıkları noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mutlak ret nedenine dayalı inceleme kapsamında uygulanması gereken SMK'nın 5/1-c maddesinde düzenlenen, marka tescil başvurusundaki işaretin tanımlayıcılığıdır. Anılı düzenlemeye göre ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler marka olarak tescil edilemezler. Düzenlemenin amacı, herkesin kullanımına açık olması gereken işaretlerin marka tescili yoluyla belirli kişi veya kişilerin tekeline verilmesinin önlenerek kamu yararının sağlanmasıdır. (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul 2018, s. 149) Dosyada mevcut bilirkişi raporları kapsamında davalı markasındaki ibarenin tanımlayıcı olmadığından bahisle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı tespiti yapılmakla birlikte ilk derece mahkemesi tarafından SMK'nın 5/1-c bendine göre ticaret hayatında ürünün niteliğini, cinsini, üstün özelliğini, kalitesini, miktarını, kullanım amacını, olması gereken özelliğini, etkiyi gösteren işaretlerin tanımlayıcı olduğu, davaya konu olayda "..." kelimesinin, ... ve ... esaslı içecekler hizmet ve emtiaları bakımından ürünün niteliğini ve cinsini gösteren işaret mahiyetinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davalının “...-cup” , ''... ... '', ''...'' ve ''... ...'' şekil ibareli markalarında ... içeceğinden esinlenilmekle birlikte ''...'' esas unsurunun doğrudan cins belirten işaret olmadığı, "..." ibaresi ile özgün bir kelime oluşturulduğu, markanın tertip tarzının ayırt ediciliği sağlayacak nitelikte kaynak gösterme fonksiyonunu hâiz olduğu, böylece hükümsüzlükleri talep edilen mal ve hizmetler için tanımlayıcı ibare olduklarından söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.