İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili aleyhine, davalı firma tarafından İstanbul. 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 44.659,00-TL icra takibi yapıldığını, bu icra takibinde müvekkili firmanın borçlu olmadığını, münhasıran ve tek delil …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/196 Esas KARAR NO:2026/408 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:15/11/2023 NUMARASI:2022/582 E. - 2023/608 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili aleyhine, davalı firma tarafından İstanbul. 16. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 44.659,00-TL icra takibi yapıldığını, bu icra takibinde müvekkili firmanın borçlu olmadığını, münhasıran ve tek delil olarak davalının ticari kayıt ve defterleri ile müvekkilinin borçlu olmadığı ispat olacağını, dava konusu çek ve borç davalının tutması gereken zorunlu defterlerinde borç olarak kayıtlı olmadığını, hiç bir tacir ticari kayıt ve defterlerinde borç olarak kayıtlı olmayan bir evrakı tahsil ve takibinin mümkün olmadığını, İstanbul 16. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitini, davalı yan çekte lehtar olup müvekkilinin borcunun olup olmadığını bilmekle yükümlü olmasından dolayı davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili davaya cevaplarında özetle,Davada borçlu olmadığına dair ispat yükü davacıda bulunduğunu, müvekkilinin alacağını ispatlama yükümlülüğü bulunmadığını, davacı vekili, münhasıran ve tek delil olarak müvekkilinin ticari kayıt ve defterleri ile davacı borçlu olmadığını ispat edileceğini, dava konusu yapılan fatura ve alacaklar da müvekkilinin tutması gereken zorunlu defterlerinde borç olarak kayıtlı olmadığını beyan etmekte olduğunu, davacı sadece müvekkili şirket kayıtlarına dayandığından bundan sonra davacının başkaca delil sunmasına muvaffakatlarının bulunmadığını, davacı müvekkil şirketin defter ve kayıtlarına dayandığından müvekkil şirketin kayıtlarında yer alan alacak miktarına tabi olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere cezai şart ödemeye mahkum edilmesini karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1-Davanın KABULÜ ile,Davacının İstanbul 16. İcra Müdürlüğü'nün .... Sayılı takip dosyasına davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin şartlar oluşmadığından REDDİNE, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafından İstanbul 19. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile başlatılan takibe karşı açılan menfi tespit davasının, münhasıran davalının ticari defterlerine dayanılmasına rağmen defterlerin kesin süre içinde sunulmadığı gerekçesiyle yerel mahkemece kabul edildiğini belirterek; tarafların tacir ve uyuşmazlığın kambiyo senedine dayalı olması nedeniyle arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, çekin bir ödeme vasıtası ve sebepten mücerret olması hasebiyle ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerinde bulunduğunu, ticari defterlerin ibrazı için müvekkiline usulüne uygun bir tebligat yapılmadığı gibi HMK 94. maddesi uyarınca sonuçları hatırlatılmış kesin bir süre de verilmediğini, müvekkili şirketin merkezinin deprem bölgesi olan Osmaniye’de bulunması ve yaşanan mücbir sebep niteliğindeki felaket nedeniyle defterlerin ibrazının fiilen imkansızlaştığını, ayrıca mahkemece hükmedilen yargılama giderlerinin dosyada yapılan harcamalarla örtüşmeyerek fahiş şekilde hesaplandığını ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini ve davacının tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından ara buluculuk yönündeki istinaf talepleri yerinde olmadığını, açılan davanın menfi tespit davasında ara buluculuğun şart olmadığını, davalı taraflara delil bildirimi ve menfi tespit davası açıldığını ileri sürerek tüm dosya kapsamında davalının istinaf taleplerinin reddi ile müvekkilin davalıya borçlu olup olmadığını yönünündeki davanın kabulüne karar verilesinin talep etmiştir. GEREKÇE:Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve çek istirdadı istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkili aleyhine, davalı firma tarafından İstanbul. 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 44.659,00-TL icra takibi yapıldığını, icra takibine konu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığını, borçsuzluğun münhasıran davalının ticari defter ve kayıtlarıyla ispat edileceğini, bir tacirin defterlerinde yer almayan bir alacağı icra takibine konu etmesinin mümkün olmadığını beyanla davacının borçlu olmadığının tespitini ve davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, borçlu olunmadığını ispat yükünün davacıda bulunduğunu, müvekkilinin alacağını ispatla yükümlü olmadığını, davacının yalnızca davalı defterlerine dayandığını, bu durumda davacının davalı defterlerinde yer alan kayıtlarla bağlı olduğunu, defter incelemesi dışında başka delil sunmasına muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddini ve davacının %20 cezai şartla sorumlu tutulmasını istemiştir.Davacı aleyhine, davalı şirket tarafından İstanbul 19. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, söz konusu takibin dayanağının ... Bankasına ait 30.04.2016 keşide tarihli , 40.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı şirket lehtarı davalı şirket olan çek olduğu , çekin davalı tarafından ibrazında karşılıksız kaldığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında mahkemece, davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla Osmaniye Asliye Hukuk Mahkemesi’ne talimat yazılmıştır.Davalının defter ve kayıtlarını incelemeye ibraz etmesi için usulüne uygun ara karar tesis edildiği, ihtaratlı tebligat yapılmasına rağmen davalının belirlenen tarihte defterlerini ibraz etmediği, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı görülmektedir. Mahkemece, davanın münhasıran davalının ticari defterlerine dayalı olarak açıldığını, HMK m.222/5 hükmü gereğince defterlerini ibrazdan kaçınan davalı karşısında davacının iddiasının ispat edilmiş sayılacağını değerlendirerek, davacının İstanbul 16. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasına konu takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Davalı vekili, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Öncelikle, davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davaları bakımından zorunlu arabuluculuk dava şartı değildir. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında kambiyo senedine bağlı temel alacağın geçersiz olduğu, sona erdiği iddiasına dayalı olarak maddi hukuk bakımından borcun olmadığı ileri sürülür. Bedelsizlik iddiasını ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı ve kesin delil ile kanıtlanması gerekir. Kambiyo senetleri temel hukukî ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Aksi belirtilmediği durumlarda, kambiyo senedinin mevcut asıl borç ilişkisinden doğan alacağın ifasını teminen, bu alacağın ifasının gerçekleştirilmesi uğruna düzenlendiği kabul edilir. Bu kapsamda kambiyo senedi olan çek, para borçlarını ödeme amacına özgülenmiş, yazılı ve soyut bir havaledir. Davacı dava konusu çekin verilmediğini, arada ticari ilişki bulunmadığını ve çekteki imzasını inkar etmemiştir. Davacı borçsuzluk iddiasını imzası kendisine ait olan, düzenleyip verdiği çekin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı iddiasına dayandırmıştır. İddianın içeriğinden dava konusu çekin bedelsiz olduğu ileri sürülmüş olup, borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek bedelsizliğe dayalı açtığı menfi tespit davasında maddi hukuk bakımından borcun olmadığı ileri sürüldüğünden bu iddianın ispat yükü TMK'nın 6. ve HMK 190 maddesi gereğince davacıya düşer ve yazılı delil ile kanıtlanması gerekir.Somut uyuşmazlıkta ispat yükünün davacıya ait olduğu çekişme konusu değildir. Davacı dava konusu çekin bedelsiz olduğu iddiası yönünden bu çekin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı gerekçesiyle ve bu iddiasının ispatı için münhasıran davalı defterlerine delil olarak dayanmış, davalı defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle inceleme yapılamamıştır. Davalıya defter ibrazı için davalı vekiline çıkarılan meşruhatta , ibraz için bir süre verilmediği gibi, defterlerin ibraz edilmemesinin defter ibrazından kaçınılmış sayılacağı ihtarını içerdiği, davalıya dava konusu çekin ödendiği/ bedelsiz olduğu iddiasının ispatlanacağı konusunda bir ihtar bulunmadığı dikkate alındığında , bu durumda 6100 Sayılı HMK'nın 222/5. Maddesindeki düzenleme gereği davalı defterlerinin ibraz edilmemesi ile ortaya çıkan sonuç dava konusu çekin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığının ispat edildiği hususu ile sınırlı olabilir. Yoksa çekin bedelsiz kaldığı bu yolla ispat edilmiş değildir. Nitekim, bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi düzenlendiğinde taraflar arasında bir temel alacağa dair hukuki ilişki, bir de temel alacaktan bağımsız kambiyo ilişkisi doğmuş olur.Çeki elinde bulunduran hamilin mücerretlik vasfı gereği çeki hangi sebeple iktisap ettiğini açıklamak zorunluluğu söz konusu değildir.Taraflar arasında inkar edilmeyen hukuki ilişkiye dayalı olarak verilen çekin ticari defterlerde kayıtlı olmaması onun hükümsüzlüğü veya bedelsiz kaldığı, ödendiği iddiasını ispat etmez. Tüm bu nedenlerle davacının dava ve takip konusu çekin bedelsiz olduğunu kesin yazılı delillerle ispatlayamadığı, davanın reddi gerektiği gözetilmeksizin hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın REDDİNE, yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2023 tarih, 2022/582 E. 2023/608 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-DAVANIN REDDİNE -Yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL karar harcından peşin alınan 762,67 TL'nin mahsubu ile fazlaya ilişkin olan 30,67-TL harcın davacı tarafından isteği ve talebi halinde kendisine iadesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 44.659,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı'nın davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026