İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/849 KARAR NO : 2025/1399 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 01/04/2022 NUMARASI : 2021/415 E. - 2022/45 K. DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Ticaret Unvanının Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve halihazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü, ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari unvanında kullandığını, bu unvanın TTK ve Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı olarak oluşturulduğunu, ticari unvanın markasal kullanımını teşkil eden markasal kullanımlar olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle, davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 11/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari unvanındaki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı adına Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebligat çıkartıldığı ve tebliğ edildiği, davaya cevap verilmediği tespit edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/415 esas, 2022/45 karar sayılı, 01/04/2022 tarihli kararı ile; "Somut olayda davacı, davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür. Ne var ki tescilli ticari unvanının varlığı dışında fiili kullanımları ispat edecek herhangi bir delili dosyaya sunmamıştır. Davacı vekili 06/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da keşif deliline dayanmadıklarını, incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep ettiklerini beyan etmiş ve bu beyanını imzası ile tevsik etmiştir. Tarafların talepleri ile bağlı olan mahkememizce mahallinde inceleme yapılmamış ve mevcut delil durumu itibarı ile yalnızca ticaret sicili kayıtlarına göre davacı markalarının asli ve ayırdedici unsuru olan "..." ibaresinin ticaret unvanında yer almasının, bu unvanın tescili tarihinden itibaren 8 yıllık bir süre geçmiş olması dolayısıyla, davacının davasının REDDİNE," karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 1995'ten beri ayakkabı ve terlik üretimi yapan, Türkiye'de 1800 perakende noktasına satış yapan, elliden fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren, sektöründe en çok bilinen ve tanınan markalardan biri olduğunu, 2003 yılından beri "..." ibaresini marka olarak tescil ettirdiği, markası Madrid Protokolü kapsamında da korunmakta ve en önemlisi, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "Tanınmış Marka" olarak kayıt altına alındığını, müvekkilinin marka değeri için yıllarca büyük emek, sermaye ve zaman harcadığını, davalı şirketin, müvekkiline ait tescilli ve tanınmış "..." ibaresini ticari unvanında kullanması ve bu unvan altında ticari faaliyetlerini sürdürmesi, Sınai Mülkiyet Kanunu'na (SMK) ve Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) açıkça aykırı olduğunu, Bu eylem, müvekkilinin markasına açık bir tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin, sunulan dilekçede Tanınmış Marka Tescili ve yurt dışı tescillerini göz ardı ederek karar verilmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, davalı, ticari unvanında "..." ibaresini barındırarak, müvekkilinin tanınmışlığı ile iltibas (karıştırılma) tehlikesi yarattığını, basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğünü ihlal edene davalının, unvan seçiminde gerekli marka araştırmasını yapmaması, kötüniyetli davrandığını gösterdiğini, tanınmış ve tescilli markanın aynısının veya benzerinin ticaret unvanı olarak tescil edilmesinin, iltibasa ve haksız yararlanmaya yol açması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu net bir şekilde gösterdiğini davalı şirketin eylemleri, hem müvekkilinin tanınmış marka haklarına tecavüz hem de haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının, dava açıldıktan sonra unvanını değiştirmiş veya ticareti terk etmiş olması dahi, davanın açılmasına sebebiyet veren hukuka aykırı eylemlerini ortadan kaldırmayacağını, beyan ederek, istinaf başvurusunun kabul edilmesini, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak dosyanın eksikliklerin giderilmesi suretiyle yeniden yargılama yapılmak üzere geri gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; SMK'nın 149. maddesine dayalı olarak marka hakkına tecavüzünün tespiti, önlenmesi, durdurulması, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini istemlerine yöneliktir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından kendi markasını veya çok benzer başka markaları sicil kayıtlarından ve sicil gazetesinden düzenli olarak takip etmesi durumunda dahi tüm kayıtlardan eksiksiz şekilde haberdar olması ihtimalinin düşük olduğu, 2013 yılında çok kısa aralıklarla iki ilan veren, başkaca bir ilan vermeyen davalı şirketin varlığından ve kötüniyet içeren unvan tercihinden davalı şirketin 2021 yılında haberdar olduğu, eylemin marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçeleri ile istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Kanuni dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2. maddesi olan "Uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı müessesesine" göre bir hak ihlali karşısında, hak sahibinin bu ihlali bildiği veya bilebilecek durumda olduğu halde bu hususta karşı tarafta dava açılmayacağı yolunda güven oluşturulduktan sonra oluşturulan bu güvene aykırı olarak, ihlal konusu hakka önemli yatırım yapan kişilere karşı ihlali sona erdirmek amacıyla dava açılmasının çelişkili davranış yasağı teşkil edeceği, böyle bir davranışın TMK'nın 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve hukuk tarafından himaye edilmeyeceği, yerleşik hukuk uygulaması haline gelmiştir. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davalının tescilli unvanında ''...'' ibaresinin yer aldığı ancak davacının tescilli ''...'' markasının ve ticaret ünvanının esas unsuru olan “...” sözcüğünü unvan kullanımının dışında ön plana çıkarıp vurgulayarak markasal olarak kullandığına ilişkin bir delil yahut emarenin tespit edilemediği, davacı tarafça davalının, davacı markasına tecavüz ettiğinin ispatlanamadığı, ticaret unvanının tescilli olduğu şekliyle kullanımının markaya tecavüz teşkil etmediği anlaşılmakla, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Ticaret ünvan terkini talebi yönünden yapılan incelemede, davacı tarafça davalının ticaret unvanının TTK ve SMK hükümlerine aykırı olarak tescil ettirildiği ileri sürülmüşse de; TTK 52. Madde de, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde, hak sahibinin bunun tespitini, yasaklanmasını, değiştirilmesi ve silinmesini talep edebileceğinin düzenlendiği, yine 6769 Sayılı SMK 7/3-e maddesinde, marka işaretinin sadece tescilli bir ticaret unvanı veya işletme adında kullanılması halinde yasaklama yetkisi verdiği, tanınmış markaların genişletilmiş korumadan yararlanacağı kabul edilmekte ise de, bu koruma tüm sınıflarda mutlak surette olmayıp, her somut olayda ayrıca incelenmesi gerektiği, davacının ayakkabı terlik emtiasında tanınmış olduğu, davalının ise "Canlı hayvanların toptan ticareti (celepcilik) kümes hayvanları hariç " alanında faaliyet gösterdiği, bu durumda tarafların ticari faaliyet alanlarının ve iştigal konularının birbirinden farklı olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının ünvan terkini istemlerinin sübut bulmadığı anlaşılmakla, mahkemece unvan terkini koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının da markasal kullanımı bulunmaması nedeniyle, sessiz kalma süresinin ticaret unvanı tescil tarihinden başlatılarak mahkemece sessiz kalma nedeniyle dava açma hakkının yitirildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile sübut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2-Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 01/04/2022 tarih ve 2021/415 E. 2022/45 K. sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile;3-DAVANIN REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar kesinleştiğinde talep halinde kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 245,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 737,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025