İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilinin tescilsiz dava konusu tasarım ürünü ile iltibas yaratacak derecede ve hatta ayniyet derecesinde birebir benzeyen ürünleri müvekkili tarafından kendisine herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/813 Esas KARAR NO : 2025/1397 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 31/01/2023 NUMARASI : 2020/134 E. - 2023/22 K. DAVANIN KONUSU: Tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilinin tescilsiz dava konusu tasarım ürünü ile iltibas yaratacak derecede ve hatta ayniyet derecesinde birebir benzeyen ürünleri müvekkili tarafından kendisine herhangi bir hak tanınmaksızın veya arada herhangi bir lisans sözleşmesi olmaksızın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde üretilmekte ve/veya satılmakta olduğunu, söz konusu ürünler bilgilendirilmiş bir tüketici nezdinde karışıklığa yol açacak derecede birebir benzediğini, İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Mahkemesi’nin 2020/10 D.İş, 2020/9 K. sayılı dosyasında keşif yapıldığını, “...” mağazasına gidildiğini ve davaya konu müvekkiline ait tescilsiz korumaya sahip tasarıma benzeyen 2 farklı renkte satışa hazır ürün olduğunun tespit edilmiş olduğunu, yapılan tespitler neticesinde müvekkilinin tasarım hakkının ihlal edildiğini ve tasarıma tecavüz fiilinin gerçekleştiğini, bu nedenle davacıya ait tescilsiz tasarıma davalı yanca tecavüz ve haksız rekabet edildiğinin tespiti durdurulması önlenmesi, şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 1000 TL maddi 5000 TL manevi tazminatın tahsili, tedbir, imha ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın kanuni süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. BEYAN DİLEKÇESİ: Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; ürünlerin benzerliklerinden çok farklılıkların yer aldığı, davacı tarafın değişik iş dosyasında alınan raporu davada haklılığını delil gibi sunmasının doğru olmadığını, davacı tarafın dava konusu ürünlerle ilgili olarak herhangi bir tescilli tasarıma sahil olmadığını, ürünlerin kamuya sunulma tarihi olarak sosyal medya hesabına fotoğraf atılma değil, ürünlerin gerçekten satışa sunulduğu tarihin dikkate almak gerekeceğini, davacı tarafın ürünlerinin üzerine ayırt edici özellik kazandıracak bir ibare, logo vs. koymadığını, bu ürünlerin tasarımlarını tescil ettirmediği için ürünleri icat etmediğinden bu ürünleri tasarlarken başka firmaların ve hatta kendi firmasının tasarımlarını bilerek ya da bilmeyerek taklit etmiş olabileceğini, davacının tazminat istemini neye dayandırdığının belirsiz olduğunu, davacının taleplerinin, davanın zaman aşımına uğraması nedeniyle reddini talep ettiğini, davacının hak iddiasında bulunduğu tescilsiz tasarımın, herhangi bir özellik arz etmeyen sıradan, piyasada çok uygulanan bilinen bir tasarım olduğunu, davacının hak iddiasında bulunduğu tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına haiz olmayan, harcı alem bir tasarım olduğunu, davacının kamuya arzından çok önce kamuya arz olunmuş bir ürün olduğunu, davacı ürününün Türk ve Dünya Modasında yer etmiş, klasikleşmiş ve kamuoyu tarafından yeni ayırt edilebilecek bir tasarım olmadığını, dolayısıyla dava konusu ürün ve benzerlerinin davacı tarafın kamuya arzından çok önce gerek sosyal medya üzerinde gerekse ülke çapındaki mağazalarda mevcut olduğunu, davacının hak iddiasında bulunduğu ürünün uzun yıllardır uygulanan, bilinen model olduğuna ilişkin görsellerin sunulacağını, davacının harcı alem nitelikteki bir ürüne ilişkin hak iddiasında bulunmasının art niyet göstergesi olduğunu, davacının hak iddiasında bulunduğu ürün ile müvekkilinin ürünü karşılaştırıldığında, her ikisi arasında birçok farklılıkların bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde hak iddiasında bulunduğu ürüne benzemeyen, bambaşka nitelikteki müvekkilinin ürününe benzerlik iddiasında bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu ürünü ile davacının hak iddiasında bulunduğu tasarım arasında her hangi bir benzerlik bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2020/134 esas, 2023/22 karar sayılı, 31/01/2023 tarihli kararı ile; "Davalı tarafa ait 40220 kodlu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim açısından benzer olduğu, davalı tarafından, davacı firmanın kendi ortalama algıdaki tüketici kitlesince iltibasa ve aldatmaya yol açacak şekilde tescilsiz tasarım görsellerinin taklit yolu ile üretilmesi ile piyasaya sunulduğu gözetilerek; Davalının davacının tasarım hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, İhlal nedeniyle somut olayın özelliklerine göre davacının ıslah dilekçesinde bildirdiği miktar gözetilerek 12.950.98 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline,Somut olayın özelliklerine tarafların mali durumlarına, eylemin gerçekleşme şekline takdiren 5000- TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, Davalı yanca ihlal teşkil eden ürünün ticarete konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, el konulan ürün bulunmadığından imha istemi ile ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına, hükmün ilanında davacının hukuki yararı bulunduğundan Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilerek, davalının davacının tasarım hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet eylemini gerçekleştirdiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, İhlal nedeniyle somut olayın özelliklerine göre davacıların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ıslah dilekçesinde bildirdiği miktar gözetilerek 12.950.98 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline,Somut olayın özelliklerine göre takdiren 5000- TL manevi davalıdan tahsiline,Davalı yanca ihlal teşkil eden ürünün ticarete konu edilmesinin tedbiren önlenmesine, el konulan ürün bulunmadığından imha istemi ile ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, davacının davasını kısmi dava olarak açtığını, dolayısıyla ıslahla artırılan maddi tazminat taleplerinin delil tespit tarihi olan 24.01.2020'den itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle zamanaşımına uğradığını, bu sebeple davanın zamanaşımından reddi gerekirken kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının hak iddia ettiği tescilsiz tasarımın yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını, harcıalem nitelikte olduğunu ve bu vasıfları taşımayan tasarımın korunmasının mümkün olmadığını, yerel mahkemece kamu düzenine ilişkin olan mutlak yenilik araştırmasının yapılmamasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında müvekkiline ait 39224 kodlu ürünün davacı tasarımından farklı ve benzer olarak algılanmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen kararda bu hususa değinilmemesinin ve davanın tam kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin 40220 kodlu ürünü ile davacı tasarımı arasında teknik ve görsel açıdan büyük farklılıklar bulunduğunu, bilirkişi raporunda farklılıkların tespit edilmesine rağmen benzerlik yönünde görüş bildirilmesinin raporları çelişkili hale getirdiğini ve bu çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacının piyasada yenilik ve ayırt edicilik özelliği olmayan bir modelin tescili için dava açarak kötü niyetli hareket ettiğini ve mahkemece eksik inceleme yapılması nedeniyle bu durumun tespit edilemediğini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin dayanaksız olduğunu ve tazminat hesabının kusur ve somut veri olmaksızın, çelişkili raporlara dayanılarak yapılmasının ve manevi tazminat miktarının fahiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf talepleri doğrultusunda yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; SMK ve TTK'ya dayalı olarak tescilsiz tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, kaldırılması, SMK'nın 151/2-b. kapsamında maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından ıslahla arttırılan maddi tazminatın zamanaşımına uğradığı, davaya konu tasarımın ayırt edicilik ve yeni olma niteliğine sahip olmadıklarından korumadan faydalanmasının mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından kamu düzeninden olan mutlak yenilik araştırmasının yapılmadığı, yalnızca dosya kapsamında mevcut bulunan veriler ile uyuşmazlığın çözülmeye çalışıldığı, bilirkişilerin bu yönde araştırma yapmadığı, tasarımların benzer olmadıklarını belirterek istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. Tescilsiz tasarım hakkına tecavüz iddiası yönünden ilk değerlendirilmesi gereken husus söz konusu tasarımın korumadan yararlanıp yararlanamayacağı meselesi olup SMK'nın 55/4. maddesine göre tescilsiz tasarımlar ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş olması halinde koruma kapsamına girmektedir. Ancak ilk kez Türkiye'de kamuya sunulan bu tasarım ayırdedici olmalı ve kamuya arzından itibaren üç yıllık süre geçmemiş olmalıdır. Yine SMK'nın “Yenilik ve ayırt edicilik” kenar başlıklı 56. maddesinin 4. fıkrasında tasarımın hangi hallerde yenilik unsuruna sahip olacağı düzenlenmiş olup işbu hüküm; “Bir tasarımın aynısı; tescilli tasarım için başvuru veya rüçhan tarihinden önce, tescilsiz tasarım için ise tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir.” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla SMK kapsamında tasarım korumasının mutlak yenilik şartının varlığına bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay uygulamasında istikrarlı şekilde ifade edildiği üzere, tasarımın mutlak yenilik şartının varlığına ilişkin bu husus kamu düzeninden olup bilirkişiler resen araştırma yapmakla yükümlüdür. Ayrıca SMK'nın 59. maddesi ile korumanın sınırları çizilmiş olup birinci fıkrası "Tasarımdan doğan haklar münhasıran tasarım sahibine aittir. Üçüncü kişiler tasarım sahibinin izni olmadan koruma kapsamındaki tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünü üretemez, piyasaya sunamaz, satamaz, ithal edemez, ticari amaçlı kullanamaz veya bu amaçlarla elde bulunduramaz ya da bu tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünle ilgili sözleşme yapmak için öneride bulunamaz" şeklinde hüküm altına alınmışken, ikinci fıkrasında; "Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez" düzenlemesi ihdas edilmiştir. Bu kapsamda tescilsiz tasarım sahibi, maddenin birinci fıkrasında sayılan fiillerin engellenmesini, sadece kendi tasarımının aynısının veya ayırt edilemeyecek seviyede benzerinin kopyalanması halinde isteyebilecektir. Ayrıca ilgili madde uyarınca tescilli tasarımın aksine tescilsiz tasarım hakkının kullanılabilmesi için ihlal edenin, tasarımın daha önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesinin mümkün olması gerekmektedir. TTK kapsamında bakıldığında ise haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulması olup istikrar kazanan Yargıtay içtihatları kapsamında davacı tarafın ürüne ayırt edicilik kattığının, büyük emek ve para harcayarak Türkiye'de tanıttığının ve davalı tarafça da bu ayırt edicilikten istifade edildiğinin dosya kapsamındaki delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Anılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar dosya kapsamında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının siyah triko kumaştan deri volanlı elbisesinin, etek ucundaki volan parçasının asimetrik bir kesiminin olması, asimetrik kesimin etek ucunda volan özelliğinin olması, etek ucundaki volan uygulamasında deri kumaş kullanılması ile harcıalem olmadığı yönünde tespite varılmış ise de mutlak yenilik araştırmasının yapıldığına yönelik bir denetime elverişli bir incelemeye rastlanılmadığı gibi yalnızca davacı ... davalı tarafın kendilerine ait sosyal medya paylaşımlarına ilişkin internet görsellerine dayalı olarak yenilik değerlendirmesinin yapıldığı görülmekle, tescilsiz tasarım korumasına yönelik olarak mutlak yenilik koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden yeterli incelemeye dayanmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenlerle teknik/sektörel uzmanlığı bulunan bilirkişiler marifeti ile mutlak yenilik araştırmasının icra edilmesi sağlanarak neticesine göre değerlendirme yapılması için davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın belirtilen eksikliğin giderilmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile;2-İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/01/2023 tarih, 2020/134 E. 2023/22 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025