İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin arasında gerçekleşen ticari işlemler ile ilgili olarak "... Bankası A.Ş İvedik Şubesinin 2140873 numaralı keşidecisi ... ... Elektronik İnşaat Danışmanlık Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Olan Lehtarı ise ... Elektr…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1400 KARAR NO : 2025/1722 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 09/06/2023 NUMARASI : 2022/1119 E. - 2023/621 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin arasında gerçekleşen ticari işlemler ile ilgili olarak "... Bankası A.Ş İvedik Şubesinin 2140873 numaralı keşidecisi ... ... Elektronik İnşaat Danışmanlık Sanayi İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. Olan Lehtarı ise ... Elektrik Metal İmalat San. Tic. Ltd. Şti olan 22/10/2021 keşide tarihli 30.337,45 TL bedelli çekin, 07/08/2021 tarih ve 000486 sıra numaralı tahsilat makbuzu ile davalı şirket yetkilisine teslim edildiğini, 12.08.2021 tarihinde davalı şirket tarafından söz konusu çekin kaybedildiğini, bu konuda Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/478E. Sayılı dosyası ile "Çek İptali" davası açtıklarını beyan ettiklerini, nitekim Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 12.08.2021 tarihinde ödeme yasağı kararı verildiğini, Ankara 8 Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/478E. 2021/793K. ve 09.12.2021 tarihli ilamı zayi olduğu gerekçesiyle iptaline karar verildiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince ödemeden men yasağı verilmesi üzerine, davalı tarafından çek bedelinin müvekkili şirketten talep edildiğini, müvekkili şirket tarafından çek bedelinin 3 parça halinde davalıya ödendiğini, müvekkili şirketin zayi olan çek nedeniyle davalıya borcunu ödediğini ve edimini ifa ettiğini, fakat 10.12.2021 tarihinde dava dışı "..." tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 12. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İstanbul 12. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına sunulan çek görüntüsü incelendiğinde davalının çeki bir başka üçüncü şahsa ciro ettiğinin, ciro silsilesi içerisinde çekin son hamil ... isimli şirkete geçtiğinin görüldüğünü, nitekim Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli gerekçeli kararında belirttiğinin aksine çekin süresi içinde muhatap bankaya ibraz edildiğinin görüldüğünü, söz konusu icra takibi nedeniyle müvekkillinin malvarlıklarına haciz şerhi işlendiğini ve ticaret yapmasının imkansız hale geldiğini, bu nedenle21.07.2022 tarihinde icra dosyası kapak hesabına göre 43.378 TL ödenmek zorunda kaldıklarını, davalının kusuru nedeniyle mükerrer ödeme yapılan bedelin iadesinin gerektiğini, müvekkili şirket tarafından söz konusu çekin zayi olduğu kendisine bildirildikten sonra davalı şirkete ödeme yapıldığını, çek bedelini haricen tahsil eden davalının söz konusu icra dosyası borcunu ödemesi gerekirken ödemediğini ve müvekkilinin mükerrer ödeme yapmak zorunda kaldığını, açıklanan nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 43.378 TL bedelin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuki dayanağının açıklamadığını, davacının talebinin taraflar arasındaki akdi ilişki olduğu ileri sürülürse; müvekkili şirket hizmeti vermiş ücretini bir defa tahsil ettiğini, yapılan ödemenin de ticari ilişkiye dayandığının da ihtilafsız olduğunu, davacının talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı maddi zararın tazmini olduğu ileri sürülmesi halinde sebepsiz zenginleşmede müvekkil şirketin malvarlığında (aktifinde) bir artış olduğunun ispatlanması gerektiğini, ancak ortada böyle bir durumun olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi" kenar başlıklı 31. Maddesinde "Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verildiğini, davacının bu nedenle talebini somutlaştırmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin ticari faaliyetleri kapsamında davacı şirkete 2021 yılında muhtelif tarihlerde faturalandırılan ticari işler gerçekleştirdiğini, işlerini eksiksiz biçimde teslim ettiğini, müvekkili şirketin eksiksiz teslim yaptığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, bu nedenle davacının keşidecisi olduğu ... Bankası A.S. Ivedik Subesi'nin 2140873 çek numaralı Seri Numarası C1 olan 22/10/2021 keside tarihli 33.337,45 TL bedelli çekin tanzim edildiğini, davacı tarafından keşide edilen bu çekin ... KARGO (... Kargo Y.İçi Y.Dışı Taş. A.Ş.) aracılığıyla müvekkil şirketin İstanbul'daki adresine gönderilmek istendiğini, çekin bu sırada çalındığını ve bu durumun kargı firması tarafından tutanak altına alındığını, şube personelinin ifade verdiğini, durumda haberdar olur olmaz müvekkilinin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/478 Es. Sayılı dava dosyası ile çek iptali davası açtığını ve bu dosyada verilen 2.08.2021 tarihinde verilen ara kararlar ile ödeme yasağı konulduğunu ve ilanların yapıldığını, akabinde sürelerin dolmasının ardından çekin iptaline karar verildiğini, takibe Konu olan çek hakkında müvekkil şirket aleyhine de icra takibi başlatıldığını, İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/868 Esas 2021/972 kararıyla ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, iş bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, senetteki müvekkili şirkete ait olduğu belirtilen cironun sahte olduğunu, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, aynı zamanda da icra takibine yönelik de borca ve imzaya itiraz istemli olarak İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde 2021/868 Esas sayılı davanın açıldığını, müvekkil şirket yönünden "Yetki itirazının kabulü ile ... ödeme emrinin İPTALİNE" hükmedildiğini, dosyanın istinaf incelemesinde olduğundan bekletici mesele yapılması taleplerinin bulunduğunu, ayrıca iş bu dosyada imza incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesini ve ciro silsilesindeki cirantalarla ticari ilişkisi olmadığının tespitini talep ettiklerini, sebepsiz zenginleşme iddiasında bulunan davacının mükerrer ödeme nedeniyle müvekkili şirketin sebepsiz zenginleştiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının kötü ödeme yapmış olmasının hukukun temel ilkeleri ve yargı içtihatları gereği korunmaması gerektiğini, "kötü ödeyen iki kere öder" temel ilkesinin muhtelif mahkeme kararlarında yer aldığını, borcun doğumuna neden olan olay ticari ilişkiye dayanmadığından talep edilen faize itiraz ettiklerini, talep konusu alacağı kabul anlamına gelmemek kaydıyla hak kaybı yaşamamak adına müvekkil şirket adına tüm talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, açıklanan gerekçelerle izah ettiğimiz gerekçelerle; öncelikle somutlaştırma yükümlülüğü çerçevesinde davacıdan hukuki dayanaklarının açıklattırılmasını, haksız ve hukuka aykırı olarak ikame edilen davanın esastan reddini, davanın bildirilen cirantalara ve taşıma firmasına ihbarını, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı üzerinde bırakılmasını beyan ve talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/1119 esas, 2023/621 karar sayılı, 09/06/2023 tarihli kararı ile; "Davacı tarafından davalı lehdara yönelik bir mükerrer ödeme bulunmadığı, davalı lehtarın zayi kararından sonra davacı keşideciden senet bedelinin tahsilini talep etmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalının sebepsiz zenginleştiği iddialarının mevcut şartlarda hukuki bir dayanağının bulunmadığı anlaşıldığından, Davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince ödemeden men yasağı verilmesi üzerine, davalı tarafından çek bedelinin müvekkili şirketten talep edildiğini, müvekkili şirketçe çek bedelinin 3 parça halinde davalıya ödendiğini, müvekkilinin edimini ifade ettiğini, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/478E. Sayılı dosyası ile 09.12.2021 tarihinde çekin iptaline karar verdiğini, fakat 10.12.2021 tarihinde dava dışı "..." tarafından müvekkili aleyhine İstanbul 12. İcra Dairesinin 2021/32493E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, İstanbul 12. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasına sunulan çek görüntüsü incelendiğinde davalının çeki bir başka üçüncü şahsa ciro ettiğinin, ciro silsilesi içerisinde çekin son hamilin ... isimli şirkete geçtiği görüldüğünü, nkara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli gerekçeli kararında belirttiğinin aksine çekin süresi içinde muhatap bankaya da ibraz edildiğinin anlaşıldığını, söz konusu icra takibi nedeniyle müvekkilinin mal varlıklarına haciz şerhi işlendiğini ve ticaret yapmasının imkansız hale geldiğini, bu nedenle 21.07.2022 tarihinde icra dosyası kapak hesabına göre 43.378 TL ödenmek zorunda kaldıklarını, davalının kusuru nedeniyle mükerrer ödeme yaptıklarını, müvekkili şirket tarafından söz konusu çekin zayi olduğu kendisine bildirildikten sonra davalı şirkete ödeme yapıldığını, daha sonra İstanbul 12. İcra Dairesinin 2021/32493E. Sayılı dosyası üzerinden dava dışı "..." tarafından müvekkili ve diğer cirantalar aleyhine icra takibi başlatıldığını, çek bedelini haricen tahsil eden davalının söz konusu icra dosyası borcunu ödemesi gerekirken ödemediğini ve müvekkilinin mükerrer ödeme yapmak zorunda kaldığını, tüm bu nedenlerle mükerrer ödemenin davalıdan iadesini istediklerini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; keşideci olduğu çek nedeni ile davalı/lehtarın kusuruna dayalı olarak mükerrer ödeme yapıldığı iddia edilen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; keşidecisi davacı şirket, lehtarı davalı şirket olan 22/10/2021 keşide tarihli, 30.337,45 TL bedelli çekin, davacı tarafından davalıya kargo yoluyla gönderilmesi sırasında kaybolduğu, çekin davalı tarafından ikame edilen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/478 esas 2021/793 karar ilamı ile 09/12/2021 tarihinde zayi nedeni ile iptaline karar verildiği, ayrıca ödemeden men yasağı tedbirinin konulduğu, iptal kararı nedeniyle çek bedelinin davacı tarafça davalıya ödendiği, işbu ödemenin ardından dava dışı çek hamili tarafından başlatılan icra takibi neticesinde çek bedeli ve ferilerinin dava dışı 3. kişi/ hamile, davacı şirketçe yeniden ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, uyuşmazlığın mükerrer yapılan ödemenin davalı lahtardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır. TTK'nın 651/2. maddesi uyarınca, zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptalini isteme hakkı senet üzerinde hak sahibi bulunan hamile aittir. Kıymetli evrakta hakkın senede bağlı olması nedeniyle, senedin zayi olması halinde hak sahibi hamile, iptal kararı alarak, hakkını senetsiz olarak ileri sürme veya yeni bir kıymetli evrak tanzimini isteme olanağı tanınmıştır. (TTK m. 652). Dolayısıyla iptal kararı, bu kararı alan kişinin senedi ibraz etmeden hak sahibi olarak şeklen kabul edilmesini sağlayan bir etkiye sahiptir. İptal kararını alan kişi, borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmaktadır. İptal kararının etkileri hak sahipliğinin teşhisi meselesine ilişkindir. Kararın “maddi hukuk yönünden'' herhangi bir etkisi yoktur. Bu kararla, senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği sonucuna varılamaz. İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet mahiyeti taşımamaktadır. İptal kararı sadece, iptal kararı alan tarafın, senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibiymiş gibi kabul edilme imkanı vermektedir. Borçlunun, iptal kararı hamiline iyiniyetle ödemede bulunması kendisini borçtan kurtaracağından ödeme yapıldıktan sonra senedi elinde bulunduran ve gerçek hak sahibi olduğunu tespit ettiren kişi, iptal kararı hamiline karşı, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre başvurabilecek ve ödenen meblağın kendisine verilmesini isteyebilecektir. Böyle bir durumda senede zilyet olan üçüncü kişi, iyi niyetli iptal kararı hamiline ödemede bulunan borçluya başvuramayacaktır. ( Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2 bası, Sayfa 274 vd., Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Doç. Dr. Mehmet Helvacı, Doc.Dr. Abuzer Kendigelen, Doç. Dr. Aslan Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı İstanbul, 2004, Sayfa 382 Prof.Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Bası, 2006, s. 95 vd; Arş.Gör. Hanife Öztürk (Dirikkan, Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali Ankara 1990, Sayfa 87, Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu Kıymetli Evrak Hukuku Ankara 1999, 5.Baskı, Sayfa 58-59) Zayi nedeniyle verilen iptal kararından sonra, senedi elinde bulunduranın bu senede dayanabilmesi için iptal kararını iptal ettirmesi gerekmektedir. (Poroy/Tekinalp, kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17.Bası, 2006, S. 95, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5.6.2002 tarih, 2002/19-443 Esas, 2002/474 Karar sayılı kararı)Dolayısıyla senet borçlusunun, iptal kararı hamiline iyiniyetle ödemede bulunmasının kendisini borçtan kurtaracağı savunmasını senet hamiline ileri sürmesi mümkün olup tedbir yahut iptal kararı alanın henüz gerçek hak sahibi olmadığını öne sürebileceği gibi iptal kararı verilmeden önce tevdi mahalli tayin edilmesini de tercih edilebilecektir. Aksi halde uygulamaya yerleşen ''kötü ödeyen iki kere öder'' ilkesi gereğince neticesine katlanması gerekecektir. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ödemeden men kararının 12/08/2021 tarihinde verildiği, çek zayi kararının ise 09/12/2021 tarihinde verildiği, çek keşide tarihinin 22/10/2021 olduğu, çek keşide tarihi ile ibraz süreleri beklenmeden ve çek hakkında zayi nedeni ile henüz iptal kararı verilmeden evvel davacının, davalı lehtara 22/10/2021 tarihli 6.505,47-TL, 11/10/2021 tarihli 20.000-TL, 18/08/2021 tarihli 5.300-TL ödeme yaptığı, davacı keşidecinin, iyiniyetli ödeme savunmasını çek hamiline karşı ileri sürebilmesi mümkün iken mükerrer ödeme yaptığı, bu hâli ile davacı ödemelerinin kötü ödeme teşkil ettiği, ''kötü ödeyen iki kere öder'' ilkesi gereğince neticesine katlanmasının gerektiği, bu nedenle yetkili çek hamiline yaptığı mükerrer ödemeyi davalı lehtardan talep edemeyeceği anlaşılmış olup ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/06/2023 tarih ve 2022/1119 E., 2023/621 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025