İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Tedbir isteyen davacı vekili dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1448 KARAR NO : 2025/1787 İNCELENEN ARA KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 03/10/2025 Tarihli Ara Karar NUMARASI : 2025/206 E. - DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Fikir Ve Sanat Eseri Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Tedbir isteyen davacı vekili dilekçesinde özetle; 6100 sayılı HMK’nın 389. maddesinde “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmü yer aldığını, bir başka geçici hukuki koruma kurumu olan ihtiyati haciz ise İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlendiğini, İİK'nun 257. maddesine göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, HMK’nın 392. maddesine göre ise; “Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.” İhtiyati haciz talebimizin temeli ilam niteliğindeki protokol ile mahkemece yapılan delil tespiti sonrası oluşturulan resmi rapora dayandığını, her ne kadar delil tespiti dosyaları ilam niteliğinde olmasa da her iki belge birlikte değerlendirildiğinde alacağımızın varlığını yaklaşık olarak ispat ettiğini, nitekim aşağıda yer alan ilamda da bu husus ihtiyati haciz kararı verilmesi için yeterli görüldüğünü, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ve gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi, davalının işbu davada haksız çıkacağını öngörerek müvekkilden mal kaçırma ihtimali bulunduğundan ve böyle bir durumda müvekkilin alacağını tahsil imkânı ortadan kalkacağından davalıya ait taşınır, taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının dava miktarı kadarki kısmının tercihen teminatsız olarak ihtiyati tedbir kapsamında ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin 03/10/2025 tarihli ara kararıyla; "Davacı vekilinin talebi ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği ve yine protokolde belirlenen cezai şartın hangi eylemin karşılığı olduğunun ve kaç kez ihlal dolayısıyla takip yapıldığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında alacağın belirli para alacağı olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmiş ve talebin reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, taraflar arasında AvK m. 35/A kapsamında akdedilen protokole aykırılık nedeniyle davalı aleyhine ikame ettiği itirazın iptali davasına konu ihtiyati haciz talebinin, mahkemenin "alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği ve yine protokolde belirlenen cezai şartın hangi eylemin karşılığı olduğunun ve kaç kez ihlal dolayısıyla takip yapıldığı hususlarının yargılamayı gerektirdiği dikkate alındığında alacağın belirli para alacağı olduğundan bahsedilemeyeceği gözetilerek ihtiyati haciz şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle reddedildiğini, ancak bu kararın doğru olmadığı kanaatinde olduğunu belirterek, 18.12.2024 tarihli protokolün 3.3. maddesinde davalının müvekkili şirkete ait tescilli tasarımlarla aynı veya benzer ürünleri kullanmayacağı ve piyasaya arz etmeyeceğini taahhüt ettiğini, 3.9. maddesinde ise bu taahhüde her bir aykırı davranış için 100.000 TL ifaya eklenen cezai şart ödeyeceğini kabul ettiğini ve cezai şartın tenkisinden peşinen feragat ettiğini hatırlattığını, protokolün akdinden yaklaşık 7 ay sonra delil tespiti yaptırıldığını ve 07.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda davalının satış mağazasında müvekkili şirket adına tescilli 12 adet ürünün satışa sunulduğunun tespit edildiğini bildirdiğini, bu tespit ve protokol hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davalının tasarım hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerde bulunduğunun, her bir aykırılık için 100.000 TL cezai şartın net ve likit olduğunun sabit olduğunu, anılan protokolün AvK m. 35/A kapsamında ilam niteliğinde bir belge olduğunu, delil tespiti raporunda 12 adet tecavüz tespit edilmesine rağmen yalnızca 7'sine ilişkin dava açıldığını ve alacağın ilam niteliğindeki belgelerle yaklaşık olarak ispatlandığını, İİK m. 257 ve HMK m. 389 hükümlerini hatırlatarak ihtiyati haciz talebinin temelinin ilam niteliğindeki protokol ile mahkemece yapılan delil tespiti sonrası oluşturulan resmi rapora dayandığını ve bu belgelerin alacağın varlığını yaklaşık olarak ispatladığını öne sürdüğünü, Yargıtay'ın kısa kararın dahi alacağın varlığını yaklaşık olarak ispat ettiği ve muaccel alacaklarda borçlunun mallarını kaçırma ihtimalinin aranmayacağı yönündeki kararlarına ve haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağında tazmin yükümlülüğünün olay tarihi itibarıyla muaccel hale geldiği yönündeki kararına atıf yaptığını, bu sebeplerle mahkemenin alacağın yargılamayı gerektirdiği yönündeki gerekçesinin yerinde olmadığını, ihtiyati haciz şartlarının gerçekleştiğini ve talebinin kabulü yerine reddedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek, mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılarak, tercihen teminatsız, aksi kanaatte olması halinde ise teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu; İİK 67 maddeye göre açılan itirazın iptali davasıdır.Davacı tarafından taraflar arasında düzenlenen protokolün Avukatlık Kanunu 35/A maddeye göre ilam niteliğinde olduğunu, davalının ödemesi gereken cezai miktar yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmektedir.Davalı itiraz dilekçesinde; müvekkilinin Sulh Protokolüne aykırı olarak davacının tasarım haklarına asla tecavüz etmediğinden cezai şartı gerektirecek bir haksız eylemin gerçekleşmediğini, belirterek borca ve faize itiraz etmiştir.İİK'nun 257. maddesine göre “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceğini, HMK’nın 392. maddesine göre ise; “Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.”1136 sayılı Kanunun 35/a bendine göre;" Avukatlar dava açılmadan veya dava açılmış olup da henüz duruşma başlamadan önce kendilerine intikal eden iş ve davalarda, tarafların kendi iradeleriyle istem sonucu elde edebilecekleri konulara inhisar etmek kaydıyla, müvekkilleriyle birlikte karşı tarafı uzlaşmaya davet edebilirler. Karşı taraf bu davete icabet eder ve uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma konusunu, yerini, tarihini, karşılıklı yerine getirmeleri gereken hususları içeren tutanak, avukatlar ile müvekkilleri tarafından birlikte imza altına alınır. Bu tutanaklar 09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesi anlamında ilam niteliğindedir."Taraflar arasında düzenlenen 18/12/2024 tarihli protokolün; 3.9 maddesi; "... Mobilya, İş bu sözleşme ve eklerinde kendisine yüklenen sorumluluk, yükümlülük ve taahhütlerini yerine getirmemesi halinde, protokole her bir aykın davranış için 100.000 TL. cezai şartı ... Mobilya'ya TBK m.179/l gereğince ödeyecektir. Taraflar cezai şartın fahiş almadığını ve bu şartın faya eklenen ceza olduğunu beyan ve kabul ettiği gibi, cezai şartın tenisi hak ve talebinden de peşinen feragat etmiştir." şeklindedir.Somut olayda alacaklı tarafından protokole ve değişik iş dosyasından alınan rapora istinaden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip türünün ilamsız takip olduğu, protokolde belirlenen cezai şartın hangi eylemin karşılığı olduğunun ve kaç kez ihlal edildiği hususlarının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin tarih ve 2025/206 E. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/12/2025