İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yana ait, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2014/06373 "... ... İnşaat" ibareli marka ( 36. 37. Sınıfta ) 21.01.2015 tarihinde tescile hak kazandığını, İstanbul Ticaret Odası kayıtları incelendiğinde ise davalı yana ait "... ..." ticaret ünv…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/520 KARAR NO : 2025/1333 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/12/2022 NUMARASI : 2021/574 E. - 2022/297 K. DAVANIN KONUSU: Kullanılmama Nedeniyle İptal İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yana ait, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2014/06373 "... ... İnşaat" ibareli marka ( 36. 37. Sınıfta ) 21.01.2015 tarihinde tescile hak kazandığını, İstanbul Ticaret Odası kayıtları incelendiğinde ise davalı yana ait "... ..." ticaret ünvanına sahip Kuyumculuk alanında faaliyet gösteren firma bilgisine de ulaşıldığını, müvekkilinin ise Türk Patent ve Marka Kurumuna 2020/150704 başvuru numarası ile "... ... ..." markası ile ilgili olarak başvuruda bulunduğunu ve yapılan başvuruya yayın sırasında ... tarafından SMK md 6/1 uyarınca itiraz edildiğini, 6769 Sayılı Kanunu md. 26/5 ile md 9 uyarınca markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmaması ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmesi durumunda markanın iptaline karar verileceği hükmünün yer aldığını, müvekkilinin bu davayı açmakta haklı menfaati bulunduğunu, zira 2019 yılından bu yana aktif şekilde ... ... markasını 36. Sınıf 3. Paragrafta bulunan ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresel hizmetler bakımından aktif olarak kullandığını, işbu nedenle de davalı yana ait ... tescil numarası haiz markanın 36. Sınıf 3. Paragrafta bulunan ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresel hizmetler bakımından Kanunun md. 26/5 ile md. 9 uyarınca iptali gerektiğini belirterek, davalı yana ait tescilli markanın 36. Sınıf 3. Paragrafta yer alan ... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresel hizmetler bakımından 6769 Sayılı Kanunun 26/5 ve 9. Md uyarınca kısmen iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK 26/5'in açıkça "İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece 0 mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez." şeklinde hüküm getirdiğini, SMK 9/1'in açıkça "Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." şeklinde hüküm getirdiğini, SMK 26 kapsamında gösterilen, markanın kesintisiz olarak beş yıl kullanılmaması hali söz konusu olduğunda iptal talebinin ileri sürülebileceği süre bakımından dolaylı olarak bir süre ortaya çıktığını, yasal düzenlemede markanın kullanılmaması nedeniyle iptal edilebilmesi için 5 yıllık kesintisiz bir kullanmama hali arandığından iptal talebinin ileri sürülebilmesi için markanın tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olması gerektiğini, tescilden itibaren 5 yıllık süre geçmiş olmasının, iptal talebinde dava şartı teşkil ettiğini, markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre ile kullanılmaması veya kullanımına 5 yıllık süre ile ara verilmesi halinde iptalinin talep olunabileceğinin Yargıtay kararlarında belirtildiğini, ancak SMK. 10.01.2017 yılında resmi gazetede yayınlanmış olmasına rağmen, müvekkilinin markasının ise 2014 yılında yani 556 sayılı KHK yürürlükte iken tescil edildiğini, Mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinde yer alan "Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya beş yıllık süre içinde kesintisiz ara verilmesi halinde" iptal edileceği hükmünün, Anayasa Mahkemesi'nin 14.12.2016 tarih, 2016/148 E.-2016/189 K. Sayılı kararı ile iptal edildiğini, tescilli markanın kullanım zorunluluğunu Anayasa Mahkemesi'nin kararı 06.01.2017 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlükten kalkmışken, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Sınai Mülkiyet Kanunu ile bu zorunluluğun tekrar yürürlüğe girdiğini, SMK'da markanın kullanılmasına ilişkin hükmün uygulanmaya başlayacağı tarihe ilişkin SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıllık sürenin geçmesiyle ileri sürülebileceğini, dolayısıyla bu görüşe göre 17 Ocak 2022'den sonra kullanmama nedeniyle marka iptali davaları mümkün olabileceğini, SMK ile getirilen "Kullanmamaya Dayalı İptal" müessesesi kanun yürürlüğe girdiği tarihte hukuk düzenimizde yer almadığından ve Anayasa Mahkemesi kararı ile tüm sonuçları ile daha önce ortadan kalkmış olduğundan, 5 yıllık kullanmama süresinin de yeniden başlayacağını, bu Kanunla ilk defa getirilen kullanma külfetine bağlanan sonuç ancak Kanunun yürürlüğe girmesinden 5 yıl sonra ortaya çıkabileceğini, dolayısıyla 10.01.2022 tarihinden önce açılacak bu tür davaların mevsimsiz dava olmaları sebebiyle reddi gerektiğini, aynı şekilde markanın kullanılmamasına bağlı diğer sonuçların da ancak 10.01.2022 tarihinden sonra etkisini göstereceğini belirterek, davacının haksız davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; SMK'nun markanın kullanım külfetine ilişkin 9. Maddesi hem geçmişte tescil edilen markalar için hemde gelecekte tescil edilecek markalar için kullanma külfeti getirmiştir. Dolayısıyla davalıya ait markada kullanma külfeti altındadır. Markanın kullanımının SMK'nun 7. Maddesinin ikinci fırkasının a,b.c bentlerinde ön görülen modelde olmak üzere anılan maddenin 3. Fırkası ile 9. Maddenin 2. Ve 3. Fıkrasında açıklandığı şekilde gerçekleşmesi gerekmektedir. İptali istenen markaların kullanımının söz konusu markaların tescil edildiği mal ve hizmetler için pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla temel işlemine uygun olarak anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde gerçekleşmesi icap etmektedir. Bu kullanımın markaların tüketiciye yahut son kullanıcıya ürün veya hizmetin menşeini bu ürün yada hizmetin diğer kaynaklardan gelenlerden ayırt etmesine izin verecek ve karıştırmaya mahal vermeyecek biçimde yalnızca ilgili teşebbüs nezdinde değil piyasaya ulaşacak ve belirli müşteri çevresi yaratacak şekilde ciddi olarak gerçekleşmelidir. Doğal afetler, savaş, ağır bir ekonomik buhran, ambargo, ithalat kısıtlamaları gibi durumlar markanın kullanılmaması için haklı bir neden olabilir. Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı kullandığını ispat yükü davalıdadır. Bir markayı kullanan ve ileride kullanmama sebebine dayalı iptal tehdidi ile karşılaşmak istemeyen basiretli tacir gibi hareket etmesi gerekli olan davalının kullanıma ilişkin kanıtları özenle saklaması gerekmektedir. Davalı kullanıma ilişkin kanıtları açık ve anlaşılabilir şekilde mahkemeye sunacaktır. Yoksa mahkeme veya davacı markanın kullanılmadığını ispatlamayacaktır. Markanın iptal müeyyidesinden kurtulabilmesi için tescil edildiği her bir emtia için bağımsız olarak ayrı ayrı kullanılması gerekir. Buna göre bir markanın bir ürün için kullanımının diğer bir ürün için kullanım sayılmaz. Somut olayda ispat yükü kendisine düşen davalının, iptal talebine konu hizmetler yönünden kullanıma ilişkin herhangi bir delil sunmadığı, bu itibarla kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğundan," 1-Davacının davasının KABULÜ İLE;-2014/066373 tescil numaralı markanın 36.sınıftaki "... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresel hizmetler" yönünden KISMEN İPTALİ İLE, karar kesinleştiğinde söz konusu hizmetler yönünden SİCİLDEN TERKİNİNE karar verilmiştir. İSTİNAF: Dahili davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 2021/574 E. sayılı dosyasından yapılan yargılamaya müvekkili tarafından dava konusu markanın satın alınması sebebiyle dahili davalı olarak katıldıklarını, 6769 sayılı SMK 9. madde de düzenlenen 5 yıllık sürenin başlangıç tarihi hatalı hesaplandığını bu tarihlerin son derece önemli olduğunu, Kanun koyucu tarafından getirilen süre sınırlaması ve bu 5 yıllık sürenin hangi tarihten itibaren hesaplanması ihtilafın temelini oluşturduğunu, 6769 sayılı SMK da bu kanunun yürürlük tarihinden önceki tescilleri de kapsayacağına dair özel bir hüküm olmadığı gibi olsa dahi bir bu hükmün bir anlam ifade etmeyeceği kanunların geriye yürümeyeceği evrensel bir hukuk ilkesi olduğunu, mahkemece verilen kararda müvekkilinin vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin markanın uzun yıllardır tescilli bir marka olmasına güvenerek Sicil Kayıtlarına itibar etmek suretiyle dava konusu markayı devir aldığını, 13.09.2022 tarihli ... yevmiye numaralı Beyoğlu 50.Noterliğinden yapılan Marka Devir Sözleşmesi uyarınca dava konusu markayı devir alan iyiniyetli müvekkilinin çok ciddi derece zarara uğradığını, marka satışı ve devri sırasında mevcut davadan bahsetmeyen diğer Davalı müvekkilinin ağır bir zarara girmesine sebebiyet verdiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasının haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; SMK 26 kapsamında gösterilen, markanın kesintisiz olarak beş yıl kullanılmaması hali söz konusu olduğunda iptal talebinin ileri sürülebileceği süre bakımından dolaylı olarak bir süre ortaya çıktığını, yasal düzenlemede markanın kullanılmaması nedeniyle iptal edilebilmesi için 5 yıllık kesintisiz bir kullanmama hali arandığından iptal talebinin ileri sürülebilmesi için markanın tescilinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmiş olması gerektiğini, SMK 10.01.2017 yılında resmi gazetede yayınlandığını, müvekkili markası ise 2014 yılında yani 556 sayılı KHK yürürlükte iken tescil edildiğini, Anayasa Mahkemesi kararı ve 2017 yılında yürürlüğe giren SMK’nın ileriye etkili olduğu dikkate alındığında, önceye dayalı olarak veya 2014 yılından itibaren 5 yıllık süre hesaba katılarak kullanım hesabı yapılamayacağını, markanın zorunlu kullanımına ilişkin 5 yıllık sürenin SMK’nın yürürlüğü tarihi ile hesaplanması gerektiğini, 10.01.2017’den itibaren 5 yıllık süre başladığında 10.01.2022 tarihine kadar marka iptal davalarının açılmasının hukuken mümkün olmadığını, açılmış olanlar hakkında da usulden red verilmesinin gerektiğini, davacının bu hususu gözden kaçırarak dava açtığı, müvekkilinin markasının halen 5 yıllık kullanım süresi içinde olduğunu, bu nedenle davacının davasının usulden reddi gerektiğini, SMK’da markanın kullanılmasına ilişkin hükmün uygulanmaya başlayacağı tarihe ilişkin SMK’nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıllık sürenin geçmesiyle ileri sürülebileceğini, 17 Ocak 2022’den sonra kullanmama nedeniyle marka iptali davaları mümkün olabileceğini, 10.01.2022 tarihinden önce açılacak bu tür davaların mevsimsiz dava olmaları sebebiyle reddi gerektiğini, müvekkili tarafından dava konusu marka tescil tarihinden beri kullanıldığını, bu hususta delillerinin mevcut olduğunu, gerek tabela , gerekse de ticari defter vb. hususlar delil teşkil ettiğini , kullanım gerekirse GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu markanın kullanılmama sebebi ile iptali davasıdır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 ile getirilen marka iptaline ilişkin düzenleme ile, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinin AYM'nin iptal kararı ile oluşan boşluğun ne şekilde doldurulması gerektiği üzerinde durulması gerekmektedir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK)'nın 9 kullanmamaya dayalı marka iptaline ilişkin olup anılan yasal düzenlemeden önce, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 42/1-c ve 14.maddesinde de en az beş yıldır kullanılmayan markaların, hükümsüzlük/iptal davaları ile sona erdirilmesinin hedeflendiği anlaşılmaktadır. Mülga 556 sayılı Marka KHK henüz yürürlükte iken, 42/1-c maddesinin AYM’nin 09/04/2014 ve 2013/147-2014/75 sayılı, 14.maddesinin ise 14/12/2016 tarih ve 2016/148 – 189 sayılı kararıyla iptal edildiği, ikincisinin Resmi Gazete’de yayın tarihinin 06/01/2017 olduğu ve bu tarih itibariyle kullanmama nedeniyle hükümsüzlük/iptal davalarına ilişkin mülga KHK’da yer alan yasal dayanak ortadan kalkmış ise de markanın son beş yıllık süre içerisinde kullanılmaması bu tarihten önce TBMM tarafından kabul edilen 22/12/2016 tarihli 6769 sayılı SMK’nın 9, 19, 25, 26 ve 27.maddelerinde, iptal ve def’i sebebi olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Her ne kadar 6769 sayılı SMK’da kullanmama nedeniyle iptal ve def’i haklarını düzenleyen Kanun maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği anlaşılmakta ise de, Kanunun Resmi Gazetede yayın tarihinin 10/01/2017, kabul tarihinin ise 22/12/2016 olduğu dikkate alındığında, mülga 556 sayılı Marka KHK’nın 14.maddesinin iptaline dair AYM kararının 06/01/2017 tarihinde R.G.’de yayınlanması ve bu tarihte yürürlüğe girmesi nedeniyle, 14.maddenin bu tarihe kadar hukuki varlığını sürdürüyor olması karşısında, SMK’nin kabul tarihi konusunda kanun koyucunun iradesi 22/12/2016 tarihinde ortaya çıktığından, Kanun Koyucunun asıl amacının geçmişe etkili olacak şekilde kullanmama sebebiyle markanın iptalini öngördüğünün kabulünün gerektiği, Kanunun kabulünden sonra ve henüz yürürlüğe girmesinden önce, yürürlük konusunda öngörülemeyen AYM kararı ile ortaya çıkan kanun boşluğunun bu şekilde doldurulması gerektiği (Numan Sabit SÖNMEZ, "6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Göre Markanın Kullanılmaması Neticesinde Ortaya Çıkan Sonuçlar" İHFM,S.76(1), s.283 vd., erişim: https: //dergipark. Org. Tr/download /article-file / 545172), sonuç olarak 6769 sayılı SMK’nın yürürlük tarihinden önceki dönemi de kapsayacak şekilde kullanmamaya dayalı iptal şartlarının değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14/06/2019 T. 2019/1765 E. 2019/4421 K. sayılı kararı)Dava tarihi itibariyle yürürlükte dan 6769 sayılı SMK'nın 4/1 maddesi uyarınca Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. 6769 sayılı SMK'nın 26.maddesi, "(1)Aşağıdaki hâllerde talep üzerine Kurum tarafından markanın iptaline karar verilir: a)9 uncu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hâllerin mevcut olması. b)Marka sahibinin fiillerinin veya gerekli önlemleri almamasının sonucu olarak markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetler için yaygın bir ad hâline gelmesi. c)Marka sahibi tarafından veya marka sahibinin izniyle gerçekleştirilen kullanım sonucunda markanın, tescilli olduğu mal veya hizmetlerin özellikle niteliği, kalitesi veya coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltması. ç)32 nci maddeye aykırı kullanımın olması. (2)İlgili kişiler, Kurumdan markanın iptalini isteyebilir. (3)Marka iptal talepleri, talep tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı ileri sürülür. (4)Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. (5)İptal hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi iptale karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde iptal kararı verilemez. (6)İptal incelemesi sırasında hak sahibinin değişmesi hâlinde, sicilde hak sahibi olarak görünen kişiye karşı işlemlere devam edilir. (7)İptal talepleri, iptali istenen markanın sahibine tebliğ edilir. Marka sahibi bir ay içinde talebe ilişkin delillerini ve cevaplarını Kuruma sunar. Söz konusu bir aylık süre içinde talep edilmesi hâlinde Kurum bir aya kadar ek süre verir. Kurum gerekli gördüğü takdirde ek bilgi ve belge sunulmasını isteyebilir. Kurum, iddia ve savunmalar ile sunulan deliller çerçevesinde dosya üzerinden kararını verir." şeklinde düzenlenmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ‘nın 9/1.maddesinde yer alan “Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir 2-Aşağıda belirtilen durumlar da birinci fıkra anlamında markayı kullanma kabul edilir: a)Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması. b)Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.3- Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." şeklindeki düzenleme ile kanun koyucunun Markalar Sicilini kullanılmayan markalardan arındırma amacını güttüğü anlaşılmaktadır. Aynı şekilde SMK m.26/I-a) hükmü de SMK m.9/I'de belirtilen hallerin bir iptal sebebi olduğunu ortaya koymaktadır.Marka üzerindeki hakkın kazanılması için sicile tescil edilmesi yeterli olsa da kanun koyucu tescil edilmiş marka ile marka hakkı sahibine sağlanan korumanın devam edebilmesini bazı şartlara bağlamıştır. Bunun arkasında; tescil edilen bir markanın haksız yere sahibinin tekelinde kalmasının engellenmesi, marka sicilinin kullanılmayan markalarla dolu bir 'çöplük' haline gelmesini önlemek veya kullanılmayan bir markadan onu kullanmak ve bir değer yaratmak isteyen bir başka kişinin yararlanmasının önünü açmak gibi pek çok ekonomik ve toplumsal nedenler yatmaktadır. Zira marka hakkı sahibine inhisarı bir yetki veren ve herkese karşı ileri sürülebilir nitelikte olduğundan kanun koyucu, bu geniş hakkın yanı sıra marka sahibine hakkaniyet ölçüsünde birtakım sorumluluklar da yüklemiştir. Markanın usulünce kullanılması zorunluluğu da bunlardan bir tanesidir. SMK madde 9'da marka kullanılmama sebebiyle iptali edilebilmesi için haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmamış veya kullanımına beş yıl ara verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Ciddi biçimde kullanımdan bahsedebilmek için en öncelikli kriter markanın kullanım yoğunluğu ve markadan elde edilen ekonomik yarardır. Markanın sadece birkaç defa ambalajlara basılması veya az sayıda bastırılan broşürlerde kullanılması gibi kullanım süresi ve etkisi sınırlı, hatta göstermelik denebilecek kullanımlar SMK md.9 anlamında ciddi kullanım teşkil etmez. Markanın ciddi kullanımı belirlenirken markanın kullanım şekli, kapsamı, süresi gibi objektif kriterlerden hareket edilmelidir. Marka sahibi markasını aynı mal veya hizmeti üreten teşebbüslerin oluşturduğu piyasada farklı bir yer edinmek veya yeni bir mal veya hizmet piyasası oluşturmak biçimde kullanmışsa ciddi bir kullanımdan söz edilebilir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.05/07/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "Davalı tarafın dava konusu 2014 06373 tescil numaralı ve "... ... İnşaat" ibareli markayı, 36. Sınıfın 3. Bendinde yer alan "... komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" bakımından kullanmadığı, kullanmamasına neden olacak haklı bir sebebin bulunmadığının tespit edildiği ve kullanmama nedeniyle iptal koşullarının oluştuğu" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusunun markanın kullanılmama nedeni ile iptali davası olduğu, 13/09/2022 tarihli devir evrakı ile davalının marka üzerindeki hakkını ...' na devir ettiği, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde markanın belirlenen sınıflarda kullanılmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi dosya kapsamına göre yerindedir.Davalı istinafında, dava konusu kullanıma ilişkin 5 yıllık süre başlangıcının, kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan SMK'nın TBMM tarafından kabul tarihinin ise 22/12/2016 ve Resmi Gazetede yayın tarihini 10/01/2017 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin markanın uzun yıllardır tescilli bir marka olmasına güvenerek sicil kayıtlarına itibar etmek suretiyle dava konusu markayı devraldığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, ileri sürmüş ise de yukarıda açıklanan gerekçelerle dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık sürenin esas alınması ve markayı devir alan dahili davalının, devredenin tüm haklarına halef olduğu anlaşılmakla bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince davalı ve dahili davalı vekilinin istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2022 tarih ve 2021/574 E., 2022/297 K. sayılı kararına karşı davalı ve dahili davalı tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın dahili davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025