İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:05/11/2025 YAZILDIĞI TARİH:05/11/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/1400 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalının araç kiralama konusunda anla…
T. C. K A Y S E R İ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1489 KARAR NO: 2025/1780 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/03/2024 NUMARASI: 2022/1400 Esas, 2024/331 Karar DAVA: İstirdat İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:05/11/2025 YAZILDIĞI TARİH:05/11/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/1400 Esas, 2024/331 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalının araç kiralama konusunda anlaştıklarını ve davalının müvekkiline araç kiralamak ve aracın kaskosu için sözleşme imzalattığını, müvekkilinin bu imzaladığı şeylerin fotoğrafını çekmek istediğinde davalı tarafın bunu kabul etmediğini, imzalattığı evrakların kasko için gerekli olduğunu, araçta herhangi bir hasar çıkar ise kaskonun karşılayacağını söylediğini, müvekkiline bilgisi olmaksızın takibe konu senedi doldurmaksızın sadece imzalattığını, söz konusu senede dikkatlice bakıldığında senedin imza ile diğer doldurulan kısımlarının farklı el yazıları ile farklı kalemlerden çıktığının açıkça anlaşıldığını, müvekkilinin yurt dışı görevinde ...'de iken davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip dayanağı 25/06/2022 düzenlenme tarihli bononun haksız ve hukuka aykırı olarak, müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, dosyadaki takip dayanağı bonoya bakıldığında yalnızca imzanın müvekkiline ait olduğunu ancak senedin başka birisi tarafından başka bir kalem ile doldurulduğunun ortada olduğunu, davalının dürüstlük kurallarına aykırı hareket ederek müvekkiline boş senet imzalattığını, akabinde usule aykırı olarak bu senedi doldurularak 04/07/2022 tarihinde icraya konulduğunu belirterek öncelikle dava sonuna kadar takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, eğer mahkemece bu talepleri kabul görmez ise mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ivedilikle ihtiyati tedbir tesis edilmesine, akabinde; fazlaya ilişkin hak ve alacakları, müvekkilinin maaşından yapılan ve ileride yapılacak olan kesintiler ve icra dosyasına yapılacak diğer ödemeler bakımından kesinti yapılan ve ödenen miktarların istirdatı hakkı saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden açılan takip sebebiyle müvekkilinden tahsil edilen ödemelerin her biri bakımından kesintilerin ve ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte şimdilik 9.289,44-TL'nin davalıdan alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile davacı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibi ile kambiyo senetlerine özgü takip talebinde bulunulduğunu, takibe konu olan 35.000,00-TL'lik bonoya bağlı borcun bir kısmının davacı tarafından ödendiğini, anılan icra takibi devam ederken davacı borçlu tarafından istirdat davası açıldığını, davacı tarafça sunulan dava dilekçesinde davacı borçlu ile müvekkili arasında bono tanzim edilmesini gerektiren herhangi bir hukuki ilişkinin bulunmadığı gibi gerekçelerin ileri sürüldüğünü, bu gerekçelerin yerinde olmadığını, kambiyo senetlerinin düzenlemeleri ile birlikte alt ilişkiden ayrı yeni bir hak doğurduklarını, ortaya çıkan bu hakkın yeni bir ilişki anlamına geldiğinden kendisinin düzenlenmesine neden olan alt ilişkiden bağımsız yani ayrı kabul edildiğini, bonoların belirli bir meblağı kayıtsız şartsız ödeme vaadini içerir olduğunu ve bu itibarla anılan senetlerde temel ilişkiyi gösteren kayıtlara yer verilemez olduğunu, aksi halde senedin kambiyo senedi vasfı taşımayacağını, alacaklının temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın, sadece senede dayanarak ifa talep edebileceğini, temel ilişkinin geçerli olmadığını ispat yükünün borçluda olduğunu, kambiyo senetlerinin sıkı şekil şartlarına tabi olduğunu, bu itibarla kambiyo senetlerine temel ilişkiyi gösteren kayıtların yazılamayacağını, aksi halde senet kambiyo senedi vasfını kazanamayağını, temel ilişkiyi gösteren kayıt yazılamadığından kambiyo senedinin içerdiği hakkın hiçbir kategoriye dahil olmayıp, tipsiz olduğunu, alacaklının temel ilişkinin varlık ve geçerliliğini kanıtlamak zorunda kalmaksızın sadece senede dayanarak ifa talep edebileceğini, kambiyo senedinin temel ilişkiye bağlı tutulamayacağını, temel ilişki ile nitelendirilemeyeceğini, aksi davranışın yani taahhüdün temel ilişki ile ilişkilendirilmesinin senedin taahhüdünün geçerliliğini etkileyeceğini ve hükümsüz sayılması sonucunu doğuracağını, bunun emredici bir düzenleme olduğunu, kambiyo senedinde hamilin talebini sadece senede dayandırabileceğini, yoksa kambiyo senedinin nedenini kanıtlamak zorunda olmadığını, davacının tanık dinletmesine muvafakatlerinin olmadığını, kambiyo senedine karşı senetle ispat zorunluluğunun bulunduğunu, davacı borçlu tarafın iddia ve itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; senedin düzenlenme sebebinin yapılan araç kira sözleşmesine dayandığı ve bir kira ilişkisi bulunduğu tarafların kabulünde olup kira ilişkisinden kaynaklanan alacağa yönelik menfi tespit istemli davaya bakma görevi HMK'nun 4/1. maddesi gereğince değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; dosya kapsamındaki hiçbir delilin araç kiralama ilişkisinin varlığını ispat etmediğini, davacı tarafça sunulan yazışma ekran görselleri, dinlenen tanıkların hiçbirisinin davaya konu kambiyo senedinin araç kiralama nedeniyle verildiğini somut ve net bir şekilde ispatlamadığını, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığını beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür. Dava, araç kira sözleşmesi altında bulunan kısmın doldurulup bono olarak kullanılması ve takip yapılması sebebi ile borçlu olunmadan ödenen paranın istirdatı istemine ilişkindir. Mahkemece alacağın kira ilişkisinden kaynaklandığından bahisle Sulh Hukuk Mahkemesi yönünden görevsizlik kararı verilmiş, davalı tarafça bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında uyuşmazlık, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasından yapılan tahsilatların istirdadı talebinde davacının haklı olup olmadığı, bu takibe dayanak senet nedeni ile davacının davalıya borcu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı taraf; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına konu senedin araç kiralama sözleşmesine dayalı olarak verilen teminat senedi olduğunu iddia etmiş, davalı ise dava konusu senedin teminat amaçlı verilmediğini, nakten verilmiş olduğunu, senede karşı senetle ispat gerektiğini, temel ilişkinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/10/2020 tarih ve 2020/8-270 Esas - 2020/713 Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere; "Taraflarca getirilme ilkesinin bir sonucu olarak davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaları dava dilekçesinde bildirmesi gerekir. Kanun (m. 194) buna (vakıaları) somutlaştırma yükü demektedir. Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Bu şekilde somutlaştırma yükü (HMK m. 194) yerine getirileceği gibi davalı da bu vakıalara göre savunmasını yapacaktır. Dayanılan vakıalara uygulanacak hukuki sebepler de dava dilekçesinin zorunlu olmayan unsurları arasında sayılmıştır. Türk hukukunu resen uygulamakla görevli olan hâkim (HMK m. 33) için gösterilen hukuki sebepler bağlayıcı değildir. Buna karşılık, hâkim, davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalarla bağlı olup, davacının bildirmediği vakıaları kendiliğinden inceleyemez ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz (HMK m. 25). Davacının dava dilekçesinde bildirdiği vakıalar davanın temelidir. Çünkü, sadece bu vakıalar davanın sınırını çizmekte, hâkim ancak bu vakıalar hakkında inceleme yapabilmektedir" Ez cümle, hukuk yargılamasında hakim olan tasarruf ilkesi kapsamında mahkemenin görevi incelenirken davacının davasını dayandırdığı hukuki olgunun, yani davacının iddia ettiği vakıaların esas alınması gerekmektedir. Zira vakıaları anlatmak taraflara hukuki vasıflandırmayı yapmak ise hakime ait bir yükümlülüktür. Olayımıza gelince; davacı, takibe dayanak yapılan kambiyo senedi vasfındaki bononun, davalıdan araç kiralarken imzaladığı kira sözleşmesinin bir parçası olarak düzenlendiğini ve hataya düşürülerek sözleşme ile birlikte imzalamasının sağlandığını, sonrasında bu parçanın üzeri doldurularak bono haline getirildiğini, davalının senedi takibe koyduğunu bildirerek borçlu olmadan ödenen paranın istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Az yukarıda izah edildiği üzere mahkemenin görevi belirlenirken taraflarca getirme ilkesinin göz önünde bulundurulması zorunludur. Davacı davasını kira sözleşmesine dayandırdığına göre uyuşmazlığın kira sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekecektir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevini düzenleyen 4. maddesinin 1/a bendi gereğince kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yolu ile tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalar Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmektedir. Nitekim Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 04/07/2017 tarih ve 2017/376 Esas, 2017/10998 Karar sayılı ilamında da "Davacı vekili, davacının, davalılardan ...'dan ... plaka sayılı aracı kiraladığını, araç kiralama işi karşılığında müvekkilinden boş bir teminat senedi alındığını, araca veya üçüncü kişilere verilebilicek zararın teminatı olarak alınan, imza dışında boş olan bonoyu imzalayarak aracı teslim aldığını, araç teslim edildiğinde bononun iade edileceğinin kararlaştırıldığını, kiralanan aracın ...'ya teslim edildiğini, bononun iade edilmesini istediğinde, bonoyu ...'e teslim edeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin daha sonra davalı ...'den senedi istediğinde, yırtıp attığını beyan ettiğini, araç kiralama sırasında verdiği bononun doldurularak davalı ... tarafından takibe konulduğunu belirterek davacının takibe konu yapılan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda, davacı, kira sözleşmesinin teminatı olarak verilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş olup, uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava, 21/10/2014 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." ibaresi yer almıştır. Dava konusu bonoda davacı keşideci, davalı lehtar olup, ihdas nedeni olarak “nakten” kaydı bulunmaktadır. Görülmekte olan davada, davacı senetteki imzayı inkar etmemiş; bonoların tanzim nedeninin araç kiralama sözleşmesi kapsamında olduğunu ileri sürerek borçlu olmadığını belirterek, icra tehdidi altında ödenen paranın istirdatını istemiştir. Davalı ise, bononun senetten mücerret olduğunu savunmuştur. Senedin kira ilişkisinden dolayı verildiğini kabul etmemiştir. Bu durumda ispat yükünün senet üzerindeki ihdas nedeninin talil eden davacı tarafa geçtiğinin kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle; somut olayda, dava konusu olay ile ilgili araştırma yapmakla Sulh Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi isabetli olmuştur (Yargıtay 20. H.D. E:2018/4111, K:2018/6320, Yargıtay 3. H.D. E: 2017/7932, K: 2018/9212; İstanbul BAM 35. H.D. E: 2023/1334, K: 2023/1565; İstanbul BAM 55. H.D. E: 2024/4380, K: 2024/2525 sayılı kararları da aynı doğrultudadır). Sonuç olarak kira sözleşmesinin teminatı olarak verildiği/alındığı iddia edilen kambiyo senedi nedeni ile borçlu olunmadan ödenen paranın iadesine ilişkin eldeki davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nun 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere) 1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat KAYDINA, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-) Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-) Davalı tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE, 6-)6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359 (4) maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, tarafların yokluğunda, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 352 ve 362(1)-a hükümleri uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/11/2025