T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1298 KARAR NO : 2025/1576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/416 KARAR NO : 2023/135 DAVA TARİHİ : 02.04.2018 KARAR TARİHİ : 21.02.2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 10.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.02.2023 tarih v…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1298 KARAR NO : 2025/1576 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/416 KARAR NO : 2023/135 DAVA TARİHİ : 02.04.2018 KARAR TARİHİ : 21.02.2023 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09.12.2025 KARARIN YAZ. TARİH : 10.12.2025 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.02.2023 tarih ve 2018/416 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı ... vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 18.07.2023 tarih ve 2023/1457 Esas, 2023/1343 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ile taraflar arasında 25.01.2016 tarihinde .... Mahallesi ..., ... ve ... Mahallesi Muhtelif Sokaklar Yağmur Suyu İnşaatı İşi Yapım İşi” taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede yazılı işlerin müvekkilince sözleşme süresi içerisinde ve sözleşme şartlarına uygun şekilde yapılarak tamamlandığını ve teslim edildiğini, taraflar arasında imzalanan taşeronluk sözleşmesi kapsamında tamamlanan işlerin karşılığı olarak toplam 122.720-TL’nin 99.000-TL’sinin davalı tarafça ödendiğini, kalan 23.720-TL tutarındaki kısmının ise ödenmediğini, davalı tarafa yapılan icra takibinde davalı tarafça icra takibine itirazda bulunulduğunu, yapılan itirazda müvekkilinin verdiği taahhütleri yerine getirmediğini, işi eksik bıraktığını, müvekkili tarafından sebep olduğu zararların olduğu iddiası ile bu zararları ödediklerini, bir kısım çalışan işçilerin prim ödemelerinin ve işçilik ödemelerinin davalı tarafça ödendiğinin ileri sürüldüğünü belirterek davalıların icra takibine yaptığı itirazın iptaline, itiraz üzerine duran takibin devamına, davalıların takip konusu borç aslını ve borcun takip dosyasında belirtilen işlemiş faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında ... Mahallesi ..., ...ve ... Mahallesi Muhtelif Sokaklar Yağmur Suyu İnşaatı İşi Yapım İşi” taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve işi yarım bırakarak şantiyeden kaçtığını, yüklenicinin sözleşmeye aykırı olarak işi bırakması veya ertelenmesinin borca aykırı olduğunu, davacı firmanın işi yarım bırakıp kaçmasının yanı sıra alt yapıya zarar verdiğini, kendi bünyesindeki personelin son aylardaki maaş ve SGK primlerini ödemediğini, bu ödeme ve cezaların hepsini müvekkili firmanın ödediğini, müvekkilinin işi zamanında eksiksiz ve sağlam olarak teslim edebilmek için yarım kalan işi tamamlamak için kendi personeli ve makine parkıyla devreye girip işi tamamladığını, bu şekilde maddi ve manevi zarara uğradığını ve bu zararın nedeninin davacı firmanın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi olduğunu, davacının yapmış olduğu kusurlu ve hatalı imalatlardan dolayı birçok resmi kuruluşlardan müvekkili firmaya cezalar geldiğini, yanlış yapılan imalatlar yüzünden müvekkilinin cezaları ödemek zorunda kaldığını ve bu şekilde de zarara uğradığını, ayrıca takip konusu faturaya daha önceden itiraz edildiğini, keşideciye iade edildiğini belirterek açılan davanın reddine, davacı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 21.02.2023 tarih, 2018/416 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararı ile özetle; "...davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında haksız olduğu anlaşılmakla davalının, İzmir 22.İcra Müdürlüğünün 2017/5239 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, 23.730-TL fatura bedeli ve 757,56-TL ihtar gideri olmak üzere toplam 24.487,56-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren uygulanacak talep gibi faiz yürütülmesine karar verilmiş, alacak faturaya dayandığı ve likit olduğundan davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacının davasının kabulüne, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı ... vekili tarafından verilen 26.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Mahsup taleplerinin dikkate alınmadığını, müvekkili taşeron davacı tarafından işin yarım ve hatalı bırakılarak işlerinin terk edildiğini kanıtladığını, tanık anlatımlarına göre davacı üzerine aldığı işi tamamlamadan kaçtığını, yaptığı işlerdeki hatalar nedeniyle müvekkile ilave maliyetler çıkmasına neden olduğunu, mahkeme hüküm kurarken bunlara hiç değinmediğini, tanık delilini ve delil olarak değerlendirmeye almadığını, hukuka aykırı olarak kanıtlama yükü tersine çevrildiğini, müvekkilinin davacının ne kadar imalat yaptığını kanıtlayamadığını, davacı ne istiyorsa onu vermek gerekir sonucuna vardığını, davacının yaptığı işi usulüne uygun teslim ettiğini kanıtlayamadığı halde sanki teslim bir olgu imiş gibi yargılama yapılması ve karar kılınmasının hatalı olduğunu, fatura tek başına alacaklı olmayı ve işin teslimini kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacının gerçeğe aykırı defter kayıtları lehine delil olamayacağını, tüm dosya kapsamında sundukları deliller incelendiğinde yerel mahkemenin hatalı bir karar verdiğinin görüleceğini belirterek, istinaf başvurularının kabulünü, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, yapılacak yargılama neticesinde davanın müvekkili açısından reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine, yeniden yargılama kanaatinde değil ise yerel mahkemeye geri gönderilmesine, istinaf kanun yolu için yapılan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyumazlık eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. Eldeki davada uygulanması gereken ve uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 474- 478. maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Somut olayda, taraflar arasında 25/01/2016 tarihinde “... Mah..., .... ve .. Mah. Muhtelif Sokaklar Yağmur Suyu İnşaatı İşi Yapım İşi Sözleşmesi” imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf, taşeronluk sözleşmesi kapsamında tamamlanan işlerin karşılığı olarak toplam 122.720,00 TL tutarın 99.000,00 TL tutarındaki kısmının ödendiğini, kalan 23.720,00 TL tutarındaki kısmın ödenmesi için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, yüklenicinin işi tamamlamadığını, yarıda bıraktığını, davacıya bir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Eser sözleşmesi ilişkilerinde sözleşme ilişkisinin devam ettiği sürece yüklenicinin işi bırakıp gittiği ya da eksik bıraktığı kanıtlanmadıkça gerçekleştirilen imalâtın yüklenici tarafından yapılmış olması karine olup bunun aksini, ileri süren iş sahibinin ispatlaması gerekir. Davalı iş sahibi işin yarım bırakıldığını iddia ettiğinden bu konuda ispat yükünün davalı adi ortaklığa ait olduğu, davalı adi ortaklığın eserin ayıplı olduğunu ve davacı yüklenicinin eser meydana getirme borcunu yerine getirmediği iddiası yönünden yaptırdığı bir tespit, düzenlediği fatura veya idarece tutulmuş tutanak ibraz edilmediği, dosya kapsamında bulunan iki farklı heyet bilirkişi raporunda davalının savunmasındaki hususlara dair tespit yapılamadığı, dinlenen davalı tanıklarının beyanlarının tek başına sözkonusu savunmanın ispatına elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf mahsup talebinde bulunmuş ise de, mahsup bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder. Davalı taraf mahsup talebi dayanağı zararlarını ispata yarar bir delil sunmadığından bu talebin reddi doğru olmuştur. Davalıların yemin deliline dayanması nedeniyle Mahkemece yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı ancak davalı tarafça davacıya yemin teklif edilmediği, böylece davacı yüklenicinin usulüne uygun düzenlenmiş ticari defter ve kayıtlarına göre davalı adi ortaklıktan eser sözleşmesi kapsamında 19.04.2017 icra takip tarihi itibari ile 23.838-TL hakediş bedeli alacağı bulunduğu, ancak davacı talebinin 23.730,00 TL olduğu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazında haksız olduğu anlaşılmakla davalının, İzmir 22.İcra Müdürlüğünün 2017/5239 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, 23.730,00 TL fatura bedeli ve 757,56 TL ihtar gideri olmak üzere toplam 24.487,56 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren uygulanacak talep gibi faiz yürütülmesine, alacak faturaya dayandığı ve likit olduğundan %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.02.2023 tarih ve 2018/416 Esas, 2023/135 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı ... vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.672,74-TL istinaf karar harcından peşin alınan (179,90-TL+238,30-TL) 418,20-TL harcın mahsubu ile kalan 1.254,54-TL'nin bu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı ... vekili tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 09.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.