İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, TPMK nezdinde 23 ve 35.sınıflarda tescilli 2017/99733 tescil numaralı "..." ve "2019/44190 tescil numaralı "..." ibareli markaların müvekkili ve oğulları adına tescilli olduğunu, tescilli bu markalar ile birlikte, müvekk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1058 Esas KARAR NO: 2025/1631 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 27/12/2022 NUMARASI: 2021/251 E. - 2022/283 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, TPMK nezdinde 23 ve 35.sınıflarda tescilli 2017/99733 tescil numaralı "..." ve "2019/44190 tescil numaralı "..." ibareli markaların müvekkili ve oğulları adına tescilli olduğunu, tescilli bu markalar ile birlikte, müvekkiline ait tüm gayrimenkuller, otomobiller, ticari araçlar, taşınır mallar, üçüncü kişilerde bulunan alacaklar ve kıymetli evrakların kendi öz akrabaları ... tarafından tehdit, yağma, cebir ve korkutmak suretiyle müvekkillerinden gasp ettiğini, davalı şirket yetkilisi hakkında Bakırköy 2.Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 2021/148 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, Bakırköy 23.Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devirlerinin geçersiz olduğuna ve müvekkilinin maruz kaldığı baskı ve tehditlerin etkisi ile iradelerinin sakatlanarak markalarını devretmek zorunda bırakıldığına ve korkutma nedeniyle sözleşmelerin ve tasarruf işlemlerinin iptal edildiğine ilişkin olarak müvekkili tarafından ... ve yetkilisi olduğu davalı şirkete ihtarname keşide edildiğini, markalar dahil tüm mal varlıklarını kısa bir sürede davalı şirkete ve şirketin sahibi ...'a devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin şahıs şirketi olan... - Marmara İplik unvanını da kullanarak haksız çıkar sağladığını iddia ederek, Bakırköy 23. Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devri sözleşmesi ile gerçekleştirilen tasarruf işlemlerinin batıl olduğunun kabulü ile geriye dönük olarak iptalini ve markaların müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili şirketin yetkilisi olan ...'ın, davacının yeğeni olduğunu, tarafların 2018 yılından 2020 yılına kadar ticaret yaptıklarını, davacının dava konusu markaları kendi iradesiyle müvekkili şirketin yetkilisine devrettikten sonra ...'a olan borçlarını ödememek ve davacı aleyhine açılan davalarını sürüncemede bırakmak amacıyla taşınmazlarını, araçlarını, markalarını korkutma ve tehditle devrettiğini ileri sürmeye başladığını, Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmak başta olmak üzere çeşitli davalar açarak ...'ı yıldırmaya çalıştığını, Bakırköy 23.Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devri sözleşmeleri sonucu gerçekleştirilen dava konusu ; 2017/99733 tescil numaralı "..." ve "2019/44190 tescil numaralı "..." ibareli markaların devir işlemlerinin korkutma sonucu devir işleminin yapıldığı iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Dinlenen tanık beyanı ve incelenen ceza mahkemesi dosyaları içeriğine göre, dava konusu devirlerin korkutmanın hissiyle yapıldığına dair bir delil bulunmayıp, tanık beyanında bahsedildiği şekilde davacı tarafça davalı tarafa verilen çeklerin icraya konulacağı tehdidi ile devrin yapıldığı kabul edilse dahi, ceza dosyası içeriğindeki bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki borç-alacak ilişkisi gözetildiğinde TBK 37-38 maddesi anlamında korkutmanın etkisi ile dava konusu işlemin yapıldığı ispatlanamadığı," gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/148 E. Sayılı dosyasında bilirkişi raporuna karşı itiraz ettiklerini, raporda incelenen evrakların ...'ın, müvekkili hakkında sahte faturalar düzenleyerek ileri sürdüğü deliller olduğunu, sahte faturaları kabul etmemekle birlikte mahkemenin aksi kanaatte olması halinde dahi suçun işleniş tarihinde müvekkilinin alacaklı durumda olduğunu, bilirkişi raporunda 2 şirket defterleri karıştırıldığını ve suçun işleniş tarihi yanlış olarak esas alındığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, ağır ceza mahkemesinin 19.10.2022 tarihli duruşmasında bilirkişi hatasını kabul ederek ek rapor alınabileceğini beyan ettiğini, mahkemece bilirkişi raporu yeterince incelenmeden itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, itiraz edilmiş raporların hükme esas alınmaması gerektiğini, gerekçede alacak-verecek ilişkisine dayanılmış ise de dayanak olarak alınan rapor hatalı olduğundan verilen kararın da hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında alacak-verecek ilişkisi bulunsa ya da müvekkilin ya da oğullarının davalıya borcu olsa dahi bu husus korkutma ile yapılmış bir devri meşru hale getirmediğini, 100 TL karşılığında markanın devredildiğini, markanın devrinin bu kadar düşük belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu kadar düşük ücret belirlenmesi sebebiyle başlı başına markanın korkutma etkisiyle devredildiğini, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2021/148 Esas sayılı dosyanın ve Bakırköy CBS 2021/69963 Sor. Numaralı Örgütlü Suçlar Soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılması gerekmekte iken dosya sonucu bekletilmeden verilen karar hukuka aykırı olduğunu, Ağır ceza mahkemesindeki dosya incelendiğinde ...'ın, çekler dışında müvekkilin birçok malını da yağmaladığının ifade edildiğinin görüleceğini, ağır ceza mahkemesindeki dosyasının akıbetinin işbu dosyanın akıbetini etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı şirket yetkilisi ... tarafından müvekkilinin markalarının korkutma yoluyla gasp edildiği ve devredildiği ispatlandığından istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile TPMK sicilinde 23. ve 35. Sınıflarda tescilli olan 2017/99733 numaralı "..." ve 2019/44190 numaralı "..." markalarının devirlerine konu Bakırköy 23. Noterliği'nde 03.06.2020 tarihinde yapılan; ... ve ... yevmiyeli marka devri sözleşmeleri ile gerçekleştirilen tasarruf işlemlerinin batıl olduğunun kabulü ile geriye dönük olarak iptaline ve markaların müvekkil... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddinin gerektiğini, mahkemece Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/148 Esas sayılı dosyası celb edilip inceleme yapılarak karar verildiğini, davacının ağır ceza mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu yönündeki yorumlarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı müvekkiline olan borçlarını ödeyemediğinden cari hesap ilişkisini istinaden markayı müvekkiline devrettiğini, davacının müvekkiline karşı oğlu... ile birlikte tehdit suçunu işlediğini ispatlayan Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/315 E. 2023/242 K. sayılı dosyası da dikkate alınması gerektiğini, bu suçun mahkeme kararıyla kesinleştiğini, davacının bahsettiği Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının konuyla ilgisi olmadığını, davacının gerçek dışı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça dayanak yapılan Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamada davacı Osman tanık sıfatıyla ifadesine başvurulan kişi olduğunu, davada müşteki veya katılan olmadığını, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan bilirkişi raporuyla da... ve ailesinin, eskinin parasıyla 1 milyon liradan fazla müvekkiline borçlu olduklarının ispatlandığını, markanın 100 tl olarak devredilmesi de, cari hesap ilişkisinden kaynaklı borçtan mahsup edilerek markanın devredildiğini, davacının borçtan kurtulmaya yönelik hareket ettiğini belirterek davacının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, Bakırköy 23.Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devri sözleşmelerinin iptali, bu sözleşme sonucu devredilen 2017/99733 tescil numaralı "..." ve 2019/44190 tescil numaralı "..." ibareli markaların davacı adına tescil edilmesi taleplidir. Davacı vekili ; müvekkili ve oğulları adına 23. ve 35. sınıflarda tescilli bulunan 2017/99733 numaralı “...” ve 2019/44190 numaralı “...” ibareli markalar ile birlikte müvekkiline ait gayrimenkuller, araçlar, taşınır mallar, alacaklar ve kıymetli evrakların, davalı şirket yetkilisi olan ve aynı zamanda müvekkilinin akrabası ... tarafından tehdit, cebir, korkutma ve yağma yoluyla gasp edildiğini, bu nedenle ... hakkında Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/148 Esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, Bakırköy 23. Noterliği’nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, bu devirlerin baskı ve tehdit altında irade sakatlığı ile gerçekleştirildiğini, tasarruf işlemlerinin iptali için ihtarname gönderildiğini, müvekkilinin tüm malvarlığını kısa sürede davalı şirkete devretmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve davalı şirketin müvekkilinin şahıs firması olan “... - ...” unvanını da haksız biçimde kullandığını ileri sürerek, söz konusu noter sözleşmeleriyle gerçekleştirilen marka devirlerinin batıl olduğunun tespiti ile iptali ve markaların yeniden müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacı ile müvekkili şirket yetkilisi ...’ın akraba olduklarını, tarafların 2018–2020 yılları arasında ticari ilişki yürüttüklerini, davacının dava konusu markaları kendi özgür iradesiyle müvekkilinin yetkilisine devrettiğini, sonrasında ...’a olan borçlarını ödememek amacıyla tehdit ve baskı iddialarını uydurarak suç duyurularında bulunduğunu, farklı davalar açarak müvekkilini yıpratmaya çalıştığını, noter huzurunda yapılan 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı devir sözleşmelerinin geçerli olduğunu ve devir işlemlerinin korkutma veya irade sakatlığı altında yapılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava, Bakırköy 23.Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devri sözleşmelerinin iptali, bu sözleşme sonucu devredilen 2017/99733 tescil numaralı "..." ve 2019/44190 tescil numaralı "..." ibareli markaların davacı adına tescil edilmesi taleplidir.Dava konusu 2017/99733 ve 2019/44190 tescil numaralı markaların davacı adına tescilli iken, Bakırköy 23. Noterliği'nin 03/06/2020 tarihli ... ve ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmeleri ile davalı şirkete devredildiği ve halen davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. İrade açıklaması, bir hukuki işlemin temel kurucu unsurudur. Bu nedenle hukuki işlemin geçerli ve amacına uygun bir hukuki sonuç doğurabilmesi için o hukuki işlemi yapan kişi veya kişilerin sağlıklı bir şekilde oluşmuş iradelerinin bulunması ve yine bu iradelerinin istenilen hukuki sonuca uygun şekilde açıklanması gerekmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle kişinin işlem iradesi oluşum ya da açıklama aşamasında sakatlanabilir. Bu sakatlık, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığını veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığını gösterir. Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir ( Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. b., Ankara 2017, s. 392 ). İrade bozukluğu halleri Türk Borçlar Kanunu'nun 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. İradenin oluşumu ve beyanı aşamasında , iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı iddiasında sözleşme yapan taraf "İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı, 6098 Sayılı TBK' nın 39. Maddesinde;"Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." denilmektedir. TBK 39. maddesi uyarınca iradesi fesada uğratılmak suretiyle sözleşme yapan taraf korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iptal hakkını karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. İrade fesadı/tehdit iddiası her türlü delil ile ispatlanabilir ve iptal hakkının kullanılması belli bir şekle tabi değildir.Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/148 Esas sayılı dosyası ve Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2022/134 Esas sayılı dosyasında , dava konusu markaların korkutma ile devredildiğine dair iddia bulunmadığı, zorla senet ve çek imzalatma iddiası ile tehdit iddiası ile dava açıldığı, ceza dosyasında aldırılan bilirkişi raporlarına göre de taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı şirket yetkilisinin alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tanığı İsmail Kocacık, beyanında;davacı...’ın babası, davalı şirket yetkilisi ...’ın ise amcasının oğlu olduğunu, taraflar arasında iplik ticareti yapıldığını, bu ticaret kapsamında babası, kendisi ve kardeşinin gümrük işlemleri için boş çekler imzalayıp davalı tarafa verdiklerini, işleri ağabeyi...’ın yönettiğini, ...’ın daha sonra elindeki boş çekleri doldurmakla tehdit ederek babası ve ailesinden tüm mal varlıklarının araçlar, taşınmazlar ve dava konusu markalar dâhil devrini istediğini, aksi takdirde çekleri kullanarak haciz işlemleri başlatacağını ve hapse attıracağını söylediğini, bu korku ve baskı nedeniyle devirlerin yapıldığını, ayrıca ağabeyi...’ın sandalyeye bağlanarak zorla senet imzalatıldığını, kendisinin de tehdit edilerek senet vermek zorunda kaldığını beyan etmiştir.Dava konusu marka devir işleminin 03/06/2020 tarihinde yapıldığı, davacı Bakırköy 40. Noterliğinin 30/03/2021 tarihli ihtarnamesi ile ile sözleşme ile bağlı olunmadığı bildirildiğinden davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı kabulü yerindedir. Somut olayda, taraflar arasında süre gelen ticari ilişki bulunduğu ve davalı tarafın davacıdan cari hesaba dayalı olarak alacaklı olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı tarafın markaları devretmesine ilişkin iradesinin korkutma ve tehdit sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı hususunda bir kanaate varılabilmesi , Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/148 E. sayılı dosyasında yürütülen ceza yargılamasının sonucuna bağlıdır. Anılan ceza davasında sanık ..., davacı...’ın oğlu olan...’a yönelik olarak silahla tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve zorla senet imzalatma eylemleri sebebiyle yargılanmakta olup, bu eylemlerin tarihleri ile tarafları incelendiğinde, ceza davasında isnat edilen fiillerin, eldeki hukuk davasına konu marka devirleriyle aynı zaman diliminde ve aynı kişiler arasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Zira; 30.03.2020 tarihinde Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2021/148 E. dosyasında yer aldığı üzere, sanık ...’ın, davacının oğlu...’ı ofisine çağırarak, senet imzalatmak amacıyla “buradan çıkamazsın, bu işin sonu kötü olur” şeklinde sözler sarf ettiği, tabancasını masaya koyduğu,...’ın sandalyeye bağlanarak zorla senet imzaladığı iddia edilmiştir. Aynı fiil kapsamında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna dair savcılığa suç duyurusu yapılmıştır. Bu olaydan kısa süre sonra 03.06.2020 tarihinde davacı... tarafından Bakırköy 23. Noterliği’nin ... ve ... yevmiye numaralı işlemleriyle, dava konusu “...” (2017/99733) ve “...” (2019/44190) ibareli markalar ...'ın yetkilisi olduğu davalı şirkete devredilmiştir. Ceza dosyasında ayrıca, 10.06.2020 tarihli ikinci olayda sanığın yeniden tehdit eyleminde bulunduğu, bu kez davacının ailesine yönelen ifadelerle baskı oluşturduğu, mütalaada TCK 106/2-a (silahla tehdit) kapsamında değerlendirme yapıldığı görülmektedir. 03.06.2020 tarihli marka devir işlemlerinin, 30.03.2020 ve 10.06.2020 tarihlerinde gerçekleştiği bildirilen ceza yargılamasına konu tehdit ve cebir eylemlerinin hemen öncesi ve devamında yapıldığını açıktır. Bu nedenle, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/148 E. sayılı dosyasındaki eylemler, yalnızca davacının oğluna yönelmiş fiiller olarak değerlendirilemez.Zira Türk Borçlar Kanunu’nun 38. maddesi uyarınca, korkutma yalnızca doğrudan kişiye yönelik olmasıyla sınırlı değildir, kişinin içinde bulunduğu durum bakımından kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesi bulunduğuna inanması hâlinde de iradeyi sakatlayıcı nitelik taşır. Bu kapsamda, davacının oğlu...’a yönelen tehdit ve cebir eylemleri, davacının baba sıfatıyla aynı tehdit ortamının ve baskının etkisi altında kaldığını, yakınına yönelen bu korkutmanın davacının iradesini de sakatladığı kabul edilmelidir. Her ne kadar ilk derece mahkemesince ceza dosyasında marka devrine ilişkin açık bir iddia bulunmadığı gerekçesiyle dosya bekletici mesele yapılmamışsa da, ceza davasının maddi olguları ile hukuk davasındaki ikrah iddiası aynı alacak borç ilişkisi çevresinde yaşanan olaylara ilişkindir. Ceza davasında sanık olan kişi ile bu davada davalı şirketin yetkilisinin aynı olması, ceza davasında mağdur/katılan olan kişinin ise bu davadaki davacının oğlu olması nedeniyle, ceza davasının sonucu, davacının iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığının belirlenmesinde delil niteliğindedir. Dolayısıyla, TBK m.37 ve m.38 kapsamında irade sakatlığının varlığı yönünde yapılacak değerlendirmede, ceza dosyasındaki maddi olgular, tanık anlatımları, bilirkişi tespitleri ve mahkeme hükmünün kesinleşmesiyle ortaya çıkacak maddi olgular eldeki hukuk davasının esasına doğrudan etki edeceğinden, HMK m.165 uyarınca söz konusu ceza dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılmasında zorunluluk bulunduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.a.6. maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/12/2022 tarih, 2021/251 E. 2022/283 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025