T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1169 - 2025/1227 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1169 KARAR NO : 2025/1227 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN DAVANIN KONUSU : Ticari Şirkette Sermaye Koyma Borcu BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiya…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1169 - 2025/1227 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1169 KARAR NO : 2025/1227 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN DAVANIN KONUSU : Ticari Şirkette Sermaye Koyma Borcu BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 16/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ....San. Tic. AŞ'nin kuruluş sermayesinin 100 hisseden oluştuğunu ve her bir hissenin karşılığının 70.000 USD ve 20.000,00 TL olduğunu, davalının %63'lük hissesinin karşılığının 4.410.000,00 USD ve 1.260.000,00 TL olduğunu ve davalının bu miktarı sermaye olarak şirkete yatırması gerektiğini, 2007-2024 yılları arasında şirkete ait banka hesaplarının hareketlerinde davalı üzerinde görülen hisseler karşılığında yatırmış gibi görünen tutarın 2.806.090 USD olduğunu, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/944 esas sayılı dava dosyasına 20/02/2014 tarihinde sunulan tablolarda, davalının bankalara hisse karşılığı yatırmış gibi gösterdiği gerçek dışı rakamın ise 3.914.001.33 USD olduğunu, davalının hisse karşılığı yatırmış gibi görünen 2.806.090 USD'nin şirketin bankalarda bulunan sermayesini davalının nakit olarak çektikten sonra kendi adına tekrar yatırdığını, şirket hesaplarına paydaşlar tarafından hisse karşılığı yatırılan 5.475.843 USD'nin 3.684.903 USD'si, davalının yetki verdiği kardeşleri ve kimliği belirtilmeyen kişi yada kişiler tarafından nakit olarak çekildiğini, nakit olarak çekilen 3.684.903 USD'nin 1.204.389 USD'sini Türk Lirasına çevirmek sureti ile Yapı Kredi Bankası hesabına kendi adı ile tekrar yatırdığını, kalan 2.480.514 USD hakkında banka hesap ekstrelerinde hiçbir veriye rastlanılmadığını, 2006-2024 yılları arasında banka hesap hareketlerinde, davalının Türk Lirası cinsi sermaye artımı olarak yatırmış gibi görünen tutarın 2.162.138 TL olduğunu, davalının 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/944 Esas sayılı dosyaya ibraz etmiş olduğu tabloda ise, davalının sermaye artımı olarak şirket hesaplarına yatırmış gibi gösterdiği Türk Lirası cinsi paranın 2.392.848.61 TL olduğunu, banka hesaplarında üzerinde görünen 2.162.138 TL davalının kendi öz sermayesi olmadığını 2007-2016 yılları arasında, davalı ve kim tarafından çekildiği banka hesap hareketlerinde belirtilmeyen kişi ya da kişiler tarafından, şirketin TL hesaplarından 4.328.680 TL elden nakit sermaye çekildiğini, Sadece.... şubesinden 25.03.2011-18.02.2016 tarihleri arasında nakit çekimlerin toplamının 3.955.144 TL olduğunu, nakit çekilen TL ve USD cinsi sermayenin bir kısmının kardeşleri veya kendisi tarafından yine aynı bankanın farklı bir diğer TL ve USD hesabına sermaye artımı şeklinde davalı adına yatırıldığını, yatırılan bu paraların daha sonra veya aynı gün ve aynı miktarda nakit olarak geri çekildiğini, 2006-2015 yılları arasında müvekkili adına üçüncü şahıslar tarafından hisse karşılığı banka hesaplarına ve şirket kasasına nakit teslim edilen ve şirketin ticari defterlerinde ve muhasebe birimi elektronik ortamda kayıtlı olan %16 hisse karşılığı yatırılan 1.016.591 USD, 5000 EURO ve 443.000 TL sermayeyi davalının zimmetine geçirdiğini ve yatırılan bu sermayeye karşılık gelen hisseleri halen devretmediğini belirterek davalıların, hisselerini üçüncü şahıslara devrini önleyici ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve keyfiyetin davalıya tebliğine, davalı üzerinde bulunan karşılığı müvekkili tarafından yatırılmış ve ödenmiş %16 hissenin müvekkiline devrine ve diğer hisselerin şirket kasasına (hesabına)devrinin yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 02/09/2025 tarihli ara karar ile; davacı tarafın dava dilekçesi içeriğinde sermaye koyma borcunun ödenmesinin talep edildiği, sonuç ve istem kısmında ise davalı üzerinde bulunan %16 hissenin müvekkiline devrinin talep edildiği, Mahkememizce davacı tarafa bu konuda talep sonucunu açıklamak üzere süre verildiği, bu aşamada davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat eder nitelikte herhangi bir belge sunulmadığı, yalnızca davacı tarafın beyanlarının yaklaşık ispat olarak kabul edilemeyeceği, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; davalının şirketin kuruluşundan bu yana yönetim birimine hakim olduğunu, diğer hissedarların onayı ve izni olmadan göstermelik genel kurullar yaptığını, genel kurul kararlarına ve hazurun cetvellerine sahte imzalar attığını, olmayan kişilerin adına yönetim kurulu defterlerini imzaladığını, sahte noter onaylı belgeler düzenlediğini, bu bilgilerin bir kısmını Ticaret Sicil Gazetesinde gerçek dışı olarak yayınlattırdığını ve ortakların ve şirketin zararına işlemler yaparak şirkete ve ortaklarına zarar verdiğini, hisseleri iade etmeyerek çoğunluğun azınlığı üzerindeki tahakkümünü idame ettirdiğini, halen iştigal alanı olmayan şirkete kredi almak için uğraşarak haksız menfaat yoluna düştüğünü, davalının büyük hissedarının hisselerini resmi ve gayri resmi yoldan elden çıkartması yada ilzam edici gizli tedbirleri almasının kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Talep, davalının şirketteki hisselerinin üçüncü şahıslara devrini önleyici nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Davacının, davayı kazanması halinde, dava konusu mal ve hakka kavuşmasını daha dava sırasında (hatta davadan önce) güvence altına almaya yarayan tedbirlere ihtiyatî tedbir denir (Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. II, Ankara 2020, s. 1263). 6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında "Geçici Hukuki Korumalar" olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. 6100 sayılı HMK 390/3. maddesinde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK 390/3 hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Somut olayda davacı taraf, davalının şirkete ait banka hesaplarında gerçekleştirdiğini iddia ettiği işlemlere ilişkin bilgiler sunmuşsa da yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiğinden söz edilemez. Zira tarafların iddia ve savunmaları üzerinden şirket kayıtları, banka hareketleri ve diğer bilgi ve belgeler ile bilirkişi incelemesi gibi tahkikatın yapılarak uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği başka bir değişle iddiaların yargılamaya muhtaç olduğu ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi ara kararının gerekçesinde maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 16/12/2025