İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait Türk Patentte 2001-52490 sicil nolıı "..." ve ... sicil nolu "..." markalarının davalı şirkete 24.12.2015 tarihinde Ankara 54. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmeleri ile devredi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1040 KARAR NO : 2025/1640 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/04/2025 NUMARASI : 2024/63 E. - 2025/350 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacıya ait Türk Patentte 2001-52490 sicil nolıı "..." ve ... sicil nolu "..." markalarının davalı şirkete 24.12.2015 tarihinde Ankara 54. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmeleri ile devredildiği, yapılan anlaşma gereği marka devirlerinin sonrasında dava konusu markalar için harcanmış bulunan, marketlerle yapılan anlaşmalar ve hu anlaşmalar doğrultusunda giriş bedeli adı altında yapılan ödemeler, o markaların nam ve adı altında satışa çıkarılmış olan ürünlerin tasarım bedelleri marka konsept belirlemeleri, reklam tanıtım bedelleri, danışmanlık tasarım uygulamaları ve uyarlama bedelleri, o sözleşme konusu markaların namı hesabına piyasaya çıkarılmış ürünlerin stant bedelleri, sözleşme konusu markaların devri sonrasında piyasaya müvekkil şirket nam ve hesabı ile sürülmüş olan ürünlerin toplanması ve geri alım fatura bedellerinin davacıya ödenmesi gerektiğini, dava konusu markaların sözleşme imzalanmadan ancak mutabakat sağlanması noktasında hemen bir bedel gösterilmeden noterde sembolik olarak 1000 TL bedel gösterilerek devredildiği, davalı şirket sözleşmesinde ve ortaklar sözleşmesinde de dava konusu markaların devranılacağı ve markalar üzerinden ticaret yapılacağının belirtildiği, şirket yazışmalarında ve sözleşmelerinde belirtilmesine rağmen davacı markaları devralan davalı şirketin markaların bedeli olarak sayılan hususları ödemediği gerekçesiyle marka devir sözleşmesi ile talep ettikleri bedellerin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 2016/506 esas 2019/774 karar sayılı 10/06/2021 tarihli ilamında davanın kabulüne dair verilen hüküm, istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2020/2193 esas 2023/1712 karar sayılı 28/12/2023 tarihli ilamı ile kaldırılmıştır. Yeniden yapılan yargılama neticesinde, İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " Tüm dosya kapsamına göre davacının marka ile özdeşleştirdiği kaydı ( yazılı ) değeri 652.311,61 TL olan masrafın devir tarihine güncellenmiş haliyle talep edilebileceği tutar 687.431,85 TL olarak hesap edilmiş olmakla,Davanın KABULÜ ile, 687.431,85 TL alacağın 10.000,00 TL'sine dava tarihi olan 09/05/2016 tarihinden itibaren; ıslah ile arttırılan bakiye 677.431,85 TL'sine ıslah tarihi olan 10/05/2019 tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... Şirketinin %55 paylı ortağı ... A.Ş., 1581 sayılı Kanun ile kurulan küçük ve orta ölçekli çiftçilerin sermayeleri ile kurulan Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin sermayesinin tamamına sahip olan bir nevi kamu hizmeti gören şirket olduğunu, sadece 3 ay yaşamış ve bu 3 ay içinde şirketin her hangi bir ticari faaliyeti ve alım satımı olmaksızın konulan sermayenin %31 inin (547.000 TL) faaliyet gideri olarak harcanması üzerine ...’in diğer ortağı olan ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin iştiraki olan kamu hizmeti gören ... A.Ş. diğer ortak ... A.Ş.nin iyi niyetli olmadığını anladığı anda ortaklığın sona erdirilmesine ilişkin girişimlerini başlattıklarını, mahkemenin ilk kararının BAM kararıyla kaldırılarak yeniden yapılan inceleme neticesinde önce lehe bir rapor akabinde ise tekrar hatalı ve eksik inceleme sonucu oluşturulan aleyhe rapor ile tekrar müvekkili aleyhine karar verildiğini, 11.02.2025 tarihli bilirkişi raporu daha önceki bilirkişi raporlarıyla çeliştiğini, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, faturaların somut delil olarak kabul edildiğini ve bu miktarlar üzerinden hesaplama yapıldığını, somut olarak ödeme yapılıp yapılmadığı, bu faturaların neye ilişkin olduğu, fiktif olup olmadığı tespiti yapılmadığını, İstinaf kararında işaret edilen hususlar incelenmeden eksik rapora dayalı sonuca gidildiğini, davacı ... Ltd.Şti adına fatura düzenleyen firmaların birbirleri arasındaki organik bağın araştırılmadığını, davacının ticari defterlerinde yer alan tüm faturaların aslında ... A.Ş'nin %45 ortağı ... A.Ş'nin ortağı ...'nın tamamen organik ve ticari bağlantı içinde olduğu şirketlere düzenlenmiş olduğunu, bu faturaların içeriğinin tam olarak ne olduğu, neden düzenlendiği davacı tarafından kanıtlanamadığı sürece, salt muhasebe kaleminde yer alan tüm bakiyelerin davanın ve ...'le ve ilgili markalarla alakalı olduğunu kabul etmenin hukuka aykırı olduğunu, davanın konusu bizzat markanın devir tarihindeki değeri olmasına rağmen, konusunda uzman olmayan bilirkişinin raporu dayanak yapılarak aleyhe karar verildiğini, davacı taraf tacir olup açık iradesi ile ilgili markaları belirtilen bedel ödenmek sureti ile devir ettikten sonra sonradan bu iradeye aykırı olarak bakiye bedel talep etmesinin sözleşmeye ve ticari dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, taraflar arasında bu yönde ve bu konuda sonradan ilgili markaların değerleme yapılarak bir bedel ödeneceğine dair hiç bir sözleşme mevcut olmadığını, ... A.Ş.nin 2016 yılından beri tasfiye halinde olduğunu, mahkemenin 09.07.2024 tarihli bilirkişi raporunu tamamen görmezden geldiğini, 11.02.2025 tarihli raporun objektif ve teknik ilkelere aykırı olarak hazırlandığını, markanın devrine ilişkin sözleşmenin açık hükümlerine rağmen “güncel maliyet” gerekçesiyle ek bedel belirlenmesinin mümkün olmadığını, muhasebe kayıtlarında duran varlık olarak gösterilmeyen harcamaların daha sonra marka değeri olarak kabul edilemeyeceğini, ticari defterde kayıtlı faturalara ilişkin somut harcama, ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti yapılmadığını, eksik inceleme ile verilen kararının kaldırmasını ve davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davacı ... Dağıtım Pazarlama Tic. Ltd. Şti., sahibi olduğu “...” ve “...” ibareli markaları, 24.12.2015 tarihli ve Ankara 54. Noterliği’nin ... ve ... yevmiye numaralı marka devir sözleşmeleriyle davalı ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’ye devretmesi sonrasında, noter sözleşmelerinde gösterilen 1.000 TL bedelin sembolik olduğu gerekçesiyle bu markaların gerçek devir bedeli ile markalar için yapıldığı ileri sürülen harcamaların tahsilini talebine ilişkindir. Davacı vekili, “...” ve “...” markalarının 24.12.2015 tarihli marka devir sözleşmeleriyle davalı şirkete devredildiğini, sözleşmelerde gösterilen 1.000 TL devir bedelinin sembolik bedel olduğunu, taraflar arasındaki anlaşma gereği markaların gerçek bedelinin ve markalar için yapılan harcamaların sonradan belirleneceğini, davacı tarafından marketlerle yapılan anlaşmalar gereği ödenen giriş bedelleri, ürün tasarım giderleri, marka konsept çalışmaları, reklam , danışmanlık giderleri , ürün stand bedelleri ile davacı nam ve hesabına piyasaya sürülen ürünlerin toplanması ve geri alım faturaları nedeniyle masraf yapıldığını, devir işlemi sırasında markaların gerçek değerinin belirlenmediğini ve bu bedellerin davalıdan tahsil edilmesi gerektiğini beyanla talep ettiği 10.000 TL alacak miktarını 10.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile 687.431,85 TL olarak arttırmıştır. İlk derece mahkemesi, 2016/506 Esas , 2019/774 Karar sayılı ve 10.06.2021 tarihli kararı ile ; 687.431,85 TL’nin davalıdan tahsiline dair karar verilmiş, kararın istinafı üzerine Dairemizin 2020/2193 esas, 2023/1712 karar ve 28.12.2023 tarihli ilamı ile " ilk derece mahkemesinin sadece davacının sunduğu faturalar üzerinden hesaplama yapan ek bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğu, davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı, sunulan faturaların hangilerinin marka maliyetine ilişkin olduğu ve ödendiğinin somut olarak tespit edilmediği, bu nedenle eksik inceleme ile karar verildiği, ıslah dilekçesindeki faiz talebi hakkında karar verilmediği, kararın eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayandığı, davacı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak ek rapor alınmasına ve gerekirse yeni bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi " gerekçesiyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece yargılamaya devam olunmuştur. 09.07.2024 tarihli ek bilirkişi raporunda ; Davacı ticari defterleri üzerinde inceleme sonucu , davacı ... Pazarlama Tic. Ltd. Şti.’nin “...” ve “...” markalarını 24.12.2015 tarihinde her birini 1.000 TL bedelle davalı ... A.Ş.’ye devrettiği, davacının ticari defterlerinde bu markaların Maddi Olmayan Duran Varlık hesabında bir maliyet kaydının bulunmadığı, davacı tarafından sunulan harcama belgelerinin tamamının ilgili dönemlerde Faaliyet Gideri ve Pazarlama Satış ve Dağıtım Gideri olarak giderleştirildiği, bu harcamaların hiçbirinin doğrudan veya pay verilmek suretiyle duran varlık hesaplarına aktarılmadığı, ticari defterlere göre dava konusu markaların bir maliyetinin bulunmadığı ve bu tespitler çerçevesinde davacı tarafça talep edilebilecek alacak miktarı olmadığı belirtilmiştir. 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ticari defterlerinde dava konusu markalara ilişkin tescil bedellerinin (22.10.2014 tarihli 354 TL, 11.03.2015 tarihli 413 TL, 14.05.2015 tarihli toplam 1.180 TL) muhasebeleştirildiğini, bunun dışında kaydi değeri 652.311,61 TL olan giderler bulunduğunu, bu giderlerin 260 Haklar hesabına aktarılmamış olmasının onların marka ile ilgisiz olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacı tarafından bu giderlerin marka ile ilişkilendirildiğinin ileri sürüldüğünü, muhasebesel anlamda toplam kaydi değeri 652.311,61 TL olan giderin markaya yönelik masraflar olduğu kabulüyle bu tutarın devir tarihine güncellenmiş halinin 687.431,85 TL olduğunu, bu rakamın davacının markayla özdeşleştirdiği kaydi değerin güncel karşılığı sayılabileceğini, bununla birlikte marka değerlemesinin ayrı bir uzmanlık alanı olduğunu, takdirin mahkemeye ait bulunduğunu belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince , 13.02.2025 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle 687.431,85 TL üzerinden, alacağın 10.000 TL’sine dava tarihi olan 09.05.2016’dan, ıslah ile artırılan 677.431,85 TL’ye ise ıslah tarihi olan 10.05.2019’dan itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili istinaf talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacıya ait “...” ve “...” markalarının 24.12.2015 tarihinde davalı şirkete devredilmesinden sonra, bu markaların gerçek ekonomik değerinin maliyet ve masrafları ile davalıdan talep edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; dava konusu davacıya ait “...” ve “...” markalarının, 24.12.2015 tarihli noter onaylı marka devir sözleşmeleri ile davalı ... A.Ş.’ye her biri 1.000 TL bedelle devredildiği görülmektedir. Davalı ... Şirketinin ortaklarının ... A.Ş. Ve ... A.Ş. olduğu, tarafların ... A.Ş. kurulmadan önce düzenledikleri 10.11.2015 tarihli Ortaklık Sözleşmesinin 4/e maddesinde, “...” markasının ... tarafından yaptırılacak marka değerleme bedeli ile ...’e devredileceği kararlaştırılmıştır. Yine davalı şirketin 25.11.2015 tarihli yönetim kurulunda kararında, marka değerinin tespit edilerek yönetim kurulunun onayına sunulması gerektiği karara bağlanmıştır. Bunlar , markanın ekonomik karşılığının sözleşme tarihinde belirli olmadığı, değer tespitinin sonradan yapılacağı yönünde tarafların ortak iradesinin mevcut olduğunu göstermektedir. Tarafların tacir olduğu, ticari ortaklık kapsamında hareket ettikleri ve marka devirlerinin de buna uygun gerçekleştirildiği gözetildiğinde, devir senedinde 1.000 TL bedel gösterilmesinin sebebinin, değerleme yapılacağının önceden kararlaştırılmış olması olduğu, markaların devir senedindeki bedelin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ticari defterlerinde marka ile bağlantılı masraflar belirlenmiş, bu devrin yapıldığı tarihe güncellenmiş ve davacının talep edebileceği alacak miktarı hesaplanmış olup, raporun denetime elverişli olduğu görülmekle , hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekili, bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ileri sürmüş ise de, 09.07.2024 tarihli raporda ,davacının ticari defterlerinde bu markaların Maddi Olmayan Duran Varlık hesabında bir maliyet kaydının bulunmadığı, harcamaların hiçbirinin doğrudan veya pay verilmek suretiyle duran varlık hesaplarına aktarılmadığı gerekçesiyle yani muhasebe tekniği bakımından doğru kayıt yapılmadığına dayalı alacak olmadığı belirtilmiş olup , muhasebe kayıtlarının niteliği tek başına harcamaların marka ile ilgisiz olduğu sonucunu doğurmaz. Önemli olan, yapılan harcamaların mahiyeti, faturaların içeriği olduğundan , davacı şirket tarafından yapılan konsept tasarımı, ürün ambalajı, reklam, danışmanlık, market giriş bedeli, stand bedeli ve benzeri işlere ait harcamaların doğrudan davaya konu markaların pazara girmesi amacıyla yapılması nedeniyle markanın maliyet değerine dahil olacağı açıktır. Hükme esas alınan rapor, ticari defterlerde yer alan marka ile ilgili gider kayıtları dikkate alınarak düzenlendiğinden raporlar arasında çelişki bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır. Markaya ilişkin yapılan masrafların doğrudan markanın geliştirilmesi ve piyasada yer edinmesine ilişkin olduğu, davacının defterlerinde bu giderlerin yanlış muhasebeleştirilmiş olması alacağın varlığını ortadan kaldırmayacağından , davalının, masraf kalemlerinin faaliyet gideri niteliği taşıdığı, markayla ilişkili olamayacağı yönündeki beyanları yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporu ile tespit olunan 687.431,85 TL marka devir bedelinin hüküm altına alınması suretiyle davanın kabulü yönündeki kararının yeterli gerekçeye dayalı ve hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığından istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/04/2025 tarih ve 2024/63 E., 2025/350 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 46.958,46 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 11.740,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 35.218,46 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025