İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yıllardır saç ekim, estetik, bakım ve hizmet işlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin yıllardır verdiği hizmeti ve başarısı neticesinde yurtiçinde ve yurtdışında tanınan başarılı bir şirket haline geldiğini, müvekkilinin hizmetlerin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA N : 2023/921 KARAR NO : 2025/1568 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 02/12/2022 NUMARASI : 2021/249 E. - 2022/171 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü Ve Sicilden Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yıllardır saç ekim, estetik, bakım ve hizmet işlerini yürüttüğünü, müvekkili şirketin yıllardır verdiği hizmeti ve başarısı neticesinde yurtiçinde ve yurtdışında tanınan başarılı bir şirket haline geldiğini, müvekkilinin hizmetlerinin içinde tıbbi bilgi, deneyim ve yeterlilik gerektiren, sağlık sektörü içerisinde sayılabilecek bir yapıya sahip olduğunu, bu sebeple "... ... ... ... ..." markasının müvekkili tarafından 22.02.2019 tarihinde devralınmış olduğunu, böylece bu marka ve www...com domaini de müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, müvekkili şirket markasının 2015 20147 numarası ile 44. sınıfta Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, davalı adına tescilli olan 2017/113920 numaralı "... İSTANBUL", 2018/16522 numaralı "... ...", 2018/72399 numaralı "..." ve 2018/72412 numaralı "... ..." ibareli markaların müvekkilİ markası ile aynı veya ayırT edilmeyecek kadar benzer olduğunu ve aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edildiğini, davalı adına tescilli olan markaların müvekkilinin markasından sonraki tarihlerde tescil edildiğini, SMK 5/1-ç maddesi uyarınca, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretlerin mutlak red nedeni olduğunu ve SMK 6/2 maddesi uyarınca, ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvurunun mutlak red nedeni olduğunu, SMK'nın 5/1/ç, 6/2 ve 25.maddeleri uyarınca davalı adına tescilli olan markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Hollanda'da yaşadığını ve ilk kez 2010 yılında "... İSTANBUL" ibaresiyle öncelikle Hollanda'da ticari faaliyete başladığını, müvekkilinin saç güzelliği, saç estetiği ve saç ekimi alanına gerçekleştirdiği ticari faaliyetlerde kullandığı "... İSTANBUL" markasının özellikle saç ekimi alanında bilinen ve tanınan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin 2010 yılından bu yana aralıksız ve fasılasız olarak kullandığı "... İSTANBUL" markası ve devamında da "...", "... ..." markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilİ adına 2012 yılından bu yana tahsis edilmiş olan www....l.com ve www.hairworldistanbul.nl ibareli alan adları üzerinden de hizmet verildiğini, pazarlama faaliyetinin yürütüldüğünü, müvekkilinin faaliyetlerinin büyümesiyle birlikte "... ..." ibaresini de kullanmaya başladığını, müvekkilinin Hollanda merkezli olarak başlayan faaliyetler için Türkiye'de de faaliyet göstermiş olup, bunun neticesinde bir kısım rakip şirketlerce "... İSTANBUL" ibareli markanın tescili yoluna gidildiğini, İstanbul 3. FSHHM'nin 2014/186 E. 2017/12 K. sayılı kararında müvekkilinin "... İSTANBUL" markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen davacının müvekkili adına tescilli olan "...", "... İSTANBUL", "... ..." ve "... ..." ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, "..." esas unsurlu markaların müvekkili tarafından 2016 yılından bu yana yaygın ve yoğun şekilde kullanıldığını, hatta davacının hukuka aykırı markasal kullanımlarını tespit eden müvekkilinin davacı aleyhine dava ikame etmek zorunda kaldığını, davacının iddialarının haksız olup, davanın reddedilmesi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "TPMK nezdinde 2017/113920 numaralı "... İstanbul + şekil", 2018/16522 numaralı "... ...", 2018/72399 numaralı "...", 2018/72412 numaralı "... ..." markalarının, davalı ... adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırdığında; aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, SMK'nın 5/1-ç, 6/1-2 ve 25.maddelerine dayalı hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı kanaatine varıldığından," davanın reddine," karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirket markasının 2015 20147 numarası ile 44. sınıfta Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, davalı adına tescilli olan 2017/113920 numaralı "... İstanbul", 2018/16522 numaralı "... ...", 2018/72399 numaralı "..." ve 2018/72412 numaralı "... ..." ibareli markaların müvekkili markası ile aynı veya ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğunu ve aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edildiği,ni davalı adına tescilli olan markaların müvekkili markasından sonraki tarihlerde tescil edildiğini, karşılaştırma konusu markaların aynı esaslı unsura sahip olduklarını, SMK 5/1-ç ve 6/1 maddeleri gereği davalı adına tescilli olan markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkeme davalı tarafın davacısı olduğu 2018/348 E.sayılı dosyada alınan raporla, istinafa konu huzurdaki dosyada alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gidermediğini, birbirinin aksine gerekçelerle her iki davada davalı lehine karar verdiğini, müvekkili şirketin 10.03.2015 tarihli, 2015/20147 tescil numaralı “... ... ... ... ...” markasındaki esas unsur “... ...” olup dava konusu markaların müvekkil şirketin önceki tarihli markasına tecavüz ettiği, iltibas yarattığı ve aralarında karıştırılma ihtimali olduğunu, müvekkili şirketin “....com” ibaresini Türkiye’de, 44. sınıfta ilk olarak tescil ettiren, gerçek hak sahibi ve önceye dayalı hak sahibi olduğunu, müvekkili nezdinde telafisi güç ve imkansız zararlarının doğmasının önüne geçilebilmesi için mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı adına kayıtlı, 2017/113920 numaralı "... İSTANBUL", 2018/16522 numaralı "... ...", 2018/72399 numaralı "..." ve 2018/72412 numaralı "... ..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasıdır.Davacı, 2015 20147 numarası ile 44. Sınıfta tescilli "... ... ... ... ..." markayı 22.02.2019 tarihinde devraldığını, Davalı vekili, 2010 yılında "... İSTANBUL" ibaresiyle öncelikle Hollanda'da ticari faaliyete başladığını, "... İSTANBUL" markasının özellikle saç ekimi alanında bilinen ve tanınan bir marka haline geldiğini, müvekkilinin 2010 yılından bu yana aralıksız ve fasılasız olarak kullandığı "... İSTANBUL" markası ve devamında da "...", "... ..." markaları üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili adına 2012 yılından bu yana tahsis edilmiş olan www.hairworldistanbul.com ve www.hairworldistanbul.nl ibareli alan adları bulunduğunu, İstanbul 3. FSHHM'nin 2014/186 E. 2017/12 K. sayılı kararında müvekkilinin "... İSTANBUL" markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun tespit edildiğini ileri sürmektedirMahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.30/06/2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle:" 2015/20147 numaralı "... ... ... ... ... + şekil" markasının 44.sınıfta "tıbbi hizmetler" ve "güzellik bakımı hizmetleri " dahil olmak üzere davacı adına tescilli olduğu, 2017/113920 tescil numaralı "... İstanbul + şekil", 2018 /16522 tescil numaralı "... ...", 2018/72399 tescil numaralı "..." ve 2018/72412 tescil numaralı "... ..." markaların 44. sınıfta "tıbbi hizmetler" ve/veya "güzellik bakım hizmetleri" dahil olmak üzere davalı adına tescil edilmiş olduğu, taraf markalarını bir bütün olarak karşılaştırdıklarında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıklarından SMK'nın 5/1/ç maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı, davada SMK'nın 6/2.maddesine dayalı hükümsüzlük talebinde bulunulmuşsa da, davanın tarafları arasında bu kapsamda değerlendirilebilecek/yorumlanabilecek ne tür bir ilişki olduğu açıklanmamış veya buna ilişkin bir delil sunulmamış olmakla, somut olayda SMK'nın 6/2.maddesi hükmünden istifade etmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. 26/06/2022 tarihli farklı bilirkişi heyet raporunda özetle: "Davalının TPMK nezdinde 2017/113920 tescil numaralı "... İstanbul + şekil", 2018/16522 tescil numaralı "... ...", 2018/72399 tescil numaralı "...", 2018/72412 tescil numaralı "... ..." markalarının, davacının TPMK nezdinde tescilli "... ... ... ... ... + şekil" ibareli markası ile benzer olmadığını, iltibas oluşturmadığını, davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2017/113920 tescil numaralı "... İstanbul + şekil", 2018/16522 tescil numaralı "... ...", 2018/72399 tescil numaralı "...", 2018/72412 tescil numaralı "... ..." markalarının, SMK'nın 6/1 ve 25/1.maddesi uyarınca hükümsüzlük ve sicilden terkin şartlarının oluşmadığı kanaatine varıldığı" bildirilmiştir.6769 sayılı SMK'nın 25. Maddesine göre 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. "Marka tescilinde mutlak ret nedenleri" Madde 5- (1) Aşağıda belirtilen işaretler, marka olarak tescil edilmez: .... d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler...(2) Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez." hükümlerine amirdir."Marka tescilinde nispi ret nedenleri" başlıklı Madde 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir....(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükümlerine amirdir.Somut olayda, davacı tarafından davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkemece iki farklı heyetten bilirkişi raporu aldırıldığı ve her iki bilirkişi heyet raporunda hükümsüzlüğün koşullarının oluşmadığının belirlendiği, davacı markası ile davalı markaları bir bütün olarak karşılaştırdığında; aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadıkları, anlaşılmakla sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar hukuken yerindedir.Davacı istinafında, İstanbul 1.FSHHM 2018/348 E. sayılı dosyasında davalı olduklarını o dosyadan alınan bilirkişi raporu ile bu dosyadan alınan bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ve giderilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, dava konularının farklı olduğu, raporların taraflar yönünden kesin delil oluşturmayacağı, taraflar arasında kanun yolundan geçen kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmadığından, bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/12/2022 tarih ve 2021/249 E. 2022/171 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 216,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 399,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025