İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekilinin dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkilinin dünyaca ünlü ..., ... Şekil, ..., ... Şekil ve ŞEKİL markalarının/karakterlerinin markanın sahibi olduğunu, bu markaların aynı zamanda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser niteliğinde bulunduğunu, daval…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/594 Esas KARAR NO : 2025/1230 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 13/10/2022 NUMARASI : 2020/316 E. - 2022/178 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekilinin dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkilinin dünyaca ünlü ..., ... Şekil, ..., ... Şekil ve ŞEKİL markalarının/karakterlerinin markanın sahibi olduğunu, bu markaların aynı zamanda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser niteliğinde bulunduğunu, davalının, kendisine ait https://www...com adresindeki sitede ve www...com ve www....com gibi platformlarda müvekkiline ait markaları taşıyan ürünleri özellikle de kuyumculuk ürünleri (bilezik, küpe, kolye vs.) üzerinde izinsiz olarak kullandığını, kullanmaya devam ettiğini, bu hususun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nib 2020/138 Değişik İş numaralı dosyasında gerçekleştirilen tespit ile de sabit olduğunu, bu tespit öncesinde de davalının müvekkiline ait markaları ihtiva eden orijinal olmayan ürünleri satış konusu haline getirdiğini ve davalıdan bir tane ürün alındığını, davalı tarafın müvekkiline ait markayı hukuka aykırı olarak kullanmasının, tanınmış marka olduğu TÜRKPATENT tarafından da tescilli olan müvekkil markasının, tüketicilerde oluşturduğu kalite ve güven imajını zedelediğini, davalının bu kullanımlar sebebiyle haksız kazanç da elde ettiğini, müvekkil markasının ayırt edici niteliğinin de davalının uygun olmayan kullanımı nedeniyle zedelendiğini, davalının haksız fiilleriyle nedeniyle tecavüzün tespiti ve önlenmesi taleplerine ek olarak, sonuç kısmında belirtilen tutarlarda maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı taleplerinin bulunduğunu, davalının haksız fiili sebebiyle zarara uğraması pek tabi olan müvekkil markasının tanınmış bir marka olması sebebiyle muadillerine göre ilgili tüketici tarafından daha çok tercih edildiğini, maddi tazminata ilişkin talebi değerlendirilirken Sınai Mülkiyet Kanunu 151. maddesinin 4. fıkrası uyarınca makul bir payın talep edilen miktara eklenmesi gerektiğini beyan ederek açıklanan nedenler ile davalı tarafın hukuka aykırı filleri sebebiyle fazlaya ilişkin hakları ve sair talepleri saklı kalmak üzere; Davalının eylemlerinin müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, davalının eylemlerinin müvekkil şirketin marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, men'ine ve sona erdirilmesine, müvekkilinin markasının tanınmış marka olması ve bu hususun dava konusu olan ürünlere ilişkin talebin oluşmasında belirleyiciliği de dikkate alınarak maddi tazminat talebine hakkaniyete uygun bir pay eklenmesine, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/138 Değişik İş numaralı dosyasına ait yargılama giderlerinin ve kanuni arabuluculuk dosyasındaki giderlerin davalı tarafça karşılanmasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkilinin satışlarını internet mağazası üzerinden aleni ve resmi olarak yapan bir firma olduğunu, pazarladığı ürünlerin görselini ve sair detaylarını da aleni olarak müşterilerinin bilgisine sunduğunu, davacı tarafın bu bilgilere sahip olduğunu dava dilekçesinde açıkça belirttiğini, davacı tarafın gerçek amacının bir an önce patentli ürünlerinin korunması olsa idi, sadece davalı tarafın internet adresine göndereceği bir bilgilendirme ve uyarı mesajı ile davalının bu kullanımına engel olabileceğini ancak davacı tarafın bu bilgilendirme ve uyarıyı yapmadığını, ciddi bir maddi külfete girerek önce tespit davasını akabinde de iş bu davayı açma yolunu seçtiğini, bu durumun davacının gerçek amacının ve kaygısının haksız olduğu iddia edilen fiilin bir an önce sonlandırılması olmadığını, haksız kazanç sağlamak için bu yolu tercih ettiğini, dava hakkını kötüye kullanmış olduğunu açık ve net bir şekilde ortaya koyduğunu, marka hakkını ihlal ettiğini ve sahte olduğu iddia edilen ürünlerin hiçbirinde tüketiciyi yanıltmaya yönelik herhangi bir tescil ibaresi bulunmadığını, bu ürünlerin hiçbirinde "..." ibaresinin de yer almadığını, internet sitesinde "... KİT" ibaresinin ürünün model ismi olarak sadece ürün çizelgesinde yer aldığını, ortalama anlayış seviyesindeki her tüketicinin model ismi ile ürünün üretici firmasının aynı olmayacağını ayırt edebileceğini, müvekkilinin pazarladığı ürünlerin sadece, anonim hale gelmiş olan ... kitty çizgi filmindeki kedi figürünü taşıdığını, markalı bir ürünün sahtesi ya da taklidi olmadığını, bu figürün davacının patent hakkını aldığı tarihin yıllarca öncesinden kullanıldığını, davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ürünlerin tüketiciyi orijinal, patentli ürün iddiası ile aldatacak nitelikte ve görselde olan ürünler olmadığını, davalı müvekkilin satışa sunduğu hiçbir ürünün patentli bir ürün almak isteyen hiçbir tüketiciye hitap etmediğini, dolayısı ile davacı tarafın maddi veya manevi olarak zarara uğratılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı müvekkilin ticari kayıtları üzerinde kabaca yapılan incelemede, marka ihlali yaptığı ileri sürülen ürünlerinin toplam satış adedinin 35-40, toplam satış değerinin de 2500-3000 TL civarında olduğunun tespit edildiğini, bu hususun yapılacak bilirkişi incelemesinde net olarak tespit edileceğini, mikro ölçekteki bu ticari faaliyetin, uluslararası bir firmayı maddi ve manevi olarak zarara uğratması ihtimali bulunmadığını, davalı müvekkilin, sair ürünleri ile birlikte davacı tarafın marka patent ihlali iddiasında bulunduğu ürünlerini kendisi imal etmediğini, Cağaloğlu bölgesinde aleni olarak satış yapan toptancılardan temin ettiğini, bu sektörde sayısız hayvan, bitki, eşya, görsel - yazılı medya kahramanının sembollerinin takı olarak imal edildiğini ve pazarlandığını, bu sembollerin hangilerinin patentli hangilerinin patentsiz olduğunun bilinmesinin fiilen mümkün olmadığını, bu nedenle de üzerinde tescillidir ibaresi bulunmayan ya da marka unvanı taşımayan ürünleri taklit ya da kopya kabul etmenin, marka ihlaline konu yapmanın ticari bir kaosa yol açacağını beyan ederek açıklanan nedenlerle; Haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Müvekkilinin hukuki niteliği itibariyle yabancı bir tüzel kişi olsa da teminat gösterme yükümlülüğünden muaf olduğunu, müvekkilinin Japonya menşeli... Ltd olduğunu, bu çerçevede Türkiye ve Japonya'nın taraf olduğu 1 Mart 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Sözleşmenin dikkate alındığında yabancı bir tüzel kişi olan müvekkilin teminat yatırma yükümlülüğününden muaf olduğunu, davaya dayanak tespit dosyasında herhangi bir eksiklik olmadığını, yapılan inceleme sonucunda dosyada yer alan müvekkiline ait tescil belgeleri ile davalıdan satın alınan ürün görselleri ve davalıya ait adreslerde tespit edilen kullanımların değerlendirildiğini, netice olarak davalının hem adresinde bulunan ürünlerin hem de internet aracılığıyla satışa sunduğu ürünlerin müvekkilinin markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkil markalarına iltibas oluşturacak mahiyette olduğunu, delil tespit işleminde herhangi bir eksiklik veya usulsüzlüğün söz konusu olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu gösterir herhangi bir emarenin söz konusu olmadığını, ihtarda bulunmaksızın huzurdaki davanın ikame edilmesinin müvekkilinin daha etkin bir korumadan yararlanmayı amaçladığını gösterdiğini, müvekkilinin kendisine mutlak ve inhisari yetkiler veren marka hakkından doğan haklarını kullanmak için herhangi bir ihtarda bulunma yükümlülüğünün olmadığını, somut olayda haksız bir yarar elde etme amacı güden ve bu amaca ulaşanın davalı taraf olduğunu, davalı tarafın ifadeleri çarpıtarak hukuka aykırı eylemlerini örtbas etmeye çalıştığını, davalı tarafın satışa sunduğu ve kullandığı ürünler marifetiyle hem müvekkilinin marka hukukundan doğan haklarını ihlal ettiğini hem de ortalama tüketiciyi yanılttığını, davalının satışa sunduğu ürünlerin yazı ile ... veya tescile dair herhangi bir ibare içermiyor olmasının müvekkilinin marka haklarının ihlal edilmediği anlamına gelmeyeceğini, ... KIT ibaresinin müvekkil markası ile ayırt edilmeyecek kadar benzer bir ibare olduğunu, doğrudan müvekkilinin markasını akla getirdiğini, müvekkili ile davalı arasında -örneğin lisans sözleşmesi gibi- bir bağlantının var olduğunu düşünerek davalı ürünlerini satın almalarının mümkün olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemleri dolayısıyla müvekkil şirketin zarar görmesinin kaçınılmaz olduğunu, ... ibareleri ürünlerin davalı tarafından satışa sunulduğunu, davalının kullandığı ticaret unvanının ve markaların argentum takı ve denz takı olması, müvekkilinin markalarını ihtiva eden ürünleri satışa sunduğu gerçeğini değiştirmediğini beyan ederek davalının hukuki temelden yoksun cevap dilekçesine itibar edilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında özetle; Davacı şirketçe orijinal ürünün ibraz edilmediğini, delil tespiti dosyasında denetime elverişli bir değerlendirme yapılmadığını, davacının delil olarak gösterdiği, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/138 D.İş sayılı delil tespiti dosyası kapsamında yer alan bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Huzurdaki dava dosyasında tespit talep edene ait orijinal ürün sunulmamış olduğundan aleyhine tespit talep edilen tarafından satışa arz edilen ürünün orijinal ürün olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılamadığı" ifade edildiğini, davacı tarafın taklidi yapıldığı iddia edilen orijinal ürünleri işbu dava dosyasına da sunmadığını, dava dilekçesinin yazıldığı tarih itibarı ile müvekkilinin ürünlerinin kullanımın devam ettiğini ifade ettiğini, bu iddianın gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin işyerine tespit için gelinen gün dava konusu ürünlerin patentli olduğunu öğrendiğini ve o günün tarihi itibarı ile de bu ürünleri satıştan kaldırdığını, bu hususun satış sitelerinin resmi kayıtlarında sabit olduğunu, tespit dosyasında müvekkilinin pazarladığı ürünlerin fiyatlarının; 69,90 TL, 57,90 TL, 62,99 TL olduklarının tespit edildiğini, oysa lisanslı ürünlerin fiyatının 1.000,00 TL - 3.000,00 TL civarında olduğunu, müvekkilinin kullanımının davacı şirkete ait marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu ve ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa ve iltibasa neden olacağı, davacıyı zarara uğratacağı yönündeki iddiaları kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı, sunulan bilirkişi raporları ve sunulu tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davalının, davacıya ait tescilli / tanınmış markaları ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacak şekilde, herhangi bir hakka dayalı olmaksızın kullandığı, izahı yapılan mevzuat gözetildiğinde davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmakla markaya tecavüzün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sona erdirilmesine karar vermek gerekmiş yine tazminat talepleri yönünden, davacının zararını tespitin mümkün olmadığı, anlaşılmakla tazminat miktarlarının TBK 50. maddesi gereği takdiren belirlenmesi gerektiği anlaşılmakla davalının kullanım durumu, sunulan deliller hak ve nesafet izahı yapılan değerlendirmeler kapsamında ayrıntıları yukarıda belirtildiği üzere SMK 151/2-c kapsamında takdiren 4.000,00 TL üzerinden maddi tazminatın kısmen kabulüne yasal şartları oluşmayan SMK 151/4 ve 150/2 ye dayalı maddi tazminat taleplerinin reddi ile yasal şartları oluşan manevi tazminatın takdiren 4.000,00 TL üzerinden kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece gerekçeli kararda, sadece usul ve yasaya aykırı bir şekilde oluşturulan (orijinal ürün görülmeden) bilirkişi raporundaki tespitlerden yola çıkılarak hüküm kurulduğunu, markaların tanınmışlık kriterlerinin neler olduğunun gerekçeli kararda yaklaşık bir sayfa olarak gayet detaylı, kaynak da gösterilerek açıklandığını ancak dava dosyasında dava konusu markaya ilişkin yapılmış en ufak bir reklam- promosyon çalışması delili bulunmadığını, bu markanın Türkiye'de satılmakta olduğu iddia edilen bir tek orijinal ürünü dahi temin edilemediğini, bilirkişinin incelemesine sunulamadığını, distribütörü ya da acentası dahi bulunmadığını, -dayanak bilirkişi incelemesinin orijinal ürün aslı olmadan, orijinal olduğu iddia edilen ürünün fotoğrafı üzerinden kıyaslanmak sureti ile yapıldığını, bilirkişi incelemelerinin, ürünlerin asıllarının karşılaştırılmak sureti ile yapılması gerektiğini, -Müvekkili aleyhine açılan davanın kötü niyetle açıldığını, davalı müvekkilinin, satışlarını internet mağazası üzerinden aleni ve resmi olarak yapan bir firma olduğunu, Davacı tarafın gerçek amacı bir an önce patentli ürünlerinin korunması olsa idi, sadece davalı tarafın internet adresine göndereceği bir bilgilendirme ve uyarı mesajı ile, davalının bu kullanımına engel olabileceğini, davacının gerçek amacının ve kaygısının haksız olduğu iddia edilen fiilin bir an önce sonlandırılması olmadığını, haksız kazanç sağlamak için bu yolu tercih ettiğini, satış portallarının resmi kayıtları ile de kanıtlanacağı üzere, mahkemece tespit yapıldığı gün itibarı ile dava konusu ürünlerin satıştan kaldırıldığını, Mahkemenin ilgili satış portallarından bu hususu sorgulamadan, iddia edilen tecavüz devam ediyormuş gibi tazminat kararı ile birlikte ayrıca tecavüzün meni kararı da verdiğini ve bu nedenle 15.000,00 TL ilave vekalet ücretine hükmettiğini, kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili markasının tanınmış olduğunu, bilirkişi raporlarının yeterli olduğunu, davalı beyanlarının yeterli olduğunu, Müvekkili şirketin kendisine mutlak ve inhisari yetkiler veren marka hakkından doğan haklarını kullanmak için herhangi bir ihtarda/bildirimde bulunma yükümlülüğü olmadığını, -dava dilekçesindeki taleplerden birinin de “davalı eylemlerinin müvekkil şirket aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men’i ve ref’i” olduğunu, haksız rekabete ilişkin değerlendirme yapılmadığını, -Maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin tamamen kabulü gerektiğini, dünyaca tanınmış bir markayı hukuka aykırı eylemlerine konu eden davalının müvekkili markasını bir lisans sözleşmesi kapsamında kullanması durumunda 4.000 Türk lirasından daha fazla bir meblağı lisans bedeli olarak ödeyeceğini, yine tanınmış marka sahibi müvekkilinin maruz kaldığı haksız fiilden kaynaklanan manevi huzur kaybını gidermek ve davalının bir daha aynı hukuka aykırı eylemleri gerçekleştirmeye dönük cesaretini kırmak adına 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, -Dosya kapsamında yer alan değişik iş dosyasındaki görsellerin, davalının müvekkiline ait markaları izinsiz olarak içeren ürünleri “uygun olmayan bir tarzda piyasaya sunduğunu” gösterdiğini, Müvekkiline ait orijinal ürünlerin kaliteli üretimi ile tüketicilerin zihninde yer ettiğini; her daim, ayrıca düşünülmüş bir tasarım konseptiyle tüketicinin karşısına çıkarıldığını, garanti ve iade prosedürü öncesinde belirlendiği gözetildiğinde davalının saydam bir jelatine sarılmak suretiyle sıradan ürünler gibi paketlendiğini, uygun olmayan bir şekilde tüketicilere takdim edildiğini, müvekkilinin itibar tazminatı talebinin kabulü gerektiğini,-Delil tespit dosyasından kaynaklanan vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinin hüküm altına alınmamasının hatalı olduğunu-İstinaf incelemesi üzerine kabul edilen talepler için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve sona erdirilmesi, haksız rekabetin tespiti, men'i, sona erdirilmesi, maddi, manevi ve itibar tazminatı talebine ilişkindir.TPMK kayıtları incelendiğinde; davacı tarafın; 19/06/1985 tarihli 87186 numaralı “şekil” markasını 03, 04, 05, 06, 08, 09, 11, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 28 ve 30. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli 2008/23273 numaralı “...” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli 2008/23274 numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli 2008/23275 numaralı “...” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli 2008/23276 numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 21/04/2008 tarihli 2008/23277 numaralı “şekil” markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 28, 30, 32, 35, 43 ve 44. sınıflarda; 04/09/2014 tarihli 2013 108410 tescil numaralı "şekil" markasını 03, 08, 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 27, 28, 30, 32 ve 35.emtia sınıflarında tescil ettirdiği ve T/ 02500 tescil numaralı ... +KITTY şekil markasının tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır.2020/138 D.İş Sayılı Dosyası Üzerinden Alınan 27.08.2020 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; Tespit talep edenin talebi üzerine “Emir Sinan Mahallesi, Piyerloti Caddesi, Kilim Han, ... Fatih/İstanbul” adresine 26.08.2020 tarihinde gelindiğini, ilgili adreste ...TAKI’nın faaliyetinde bulunduğunu, aleyhine tespit talep edilenin adresinde bulunan ürünlerin tespit talep edenin TPMK nezdinde 14. sınıfta tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu suretle ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa, iltibasa neden olacağı kanaatine varıldığını, huzurdaki dava dosyasında tespit talep edene ait orijinal ürün sunulmamış olduğundan aleyhine tespit talep edilen tarafından satışa arz edilen ürünün orijinal ürün olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılamadığını, aleyhine tespit talep edilen tarafından internet aracılığıyla “... KİTTY” ibaresi ile satışa arz edilen ürünlerin görselleri ile tespit talep edene ait markalar karşılaştırıldığında; Satışa arz edilen mezkûr ürünlerin tespit talep edenin TPMK nezdinde 14. sınıfta tescilli markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, bu suretle ortalama tüketiciler nezdinde karışıklığa, iltibasa neden olacağı yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.Mahkemece alınan 14/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava konusu uyuşmazlığın, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminata ilişkin olduğunu, davacının sahibi olduğu marka ve tasarımları içeren ürünlerin davalı tarafından kendisine ait https://www...com adresindeki sitede, www...com ve www.n11.com gibi platformlar üzerinde izinsiz olarak kullanıldığını, davacı tarafından bu hususun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/138 Değişik İş numaralı dosyasında tespitinin istendiğini, davacı tarafın talebi üzerine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/138 Değişik İş dosyası kapsamında alınan karar ile 26.08.2020 tarihinde davalı adresinde tespite gidildiğini, adreste tespit talep eden tarafın markasına ait 2 adet kedi kafa modeli kolye, 8 adet kedi modeli kolyenin tespit edildiğinin beyan edildiğini, raporun görevlendirme ile sınırlı olarak hazırlandığını, dava dosyasındaki sair iddia ve taleplere yer verilmediğini, davalı tarafından davacıya ait marka/görseller ile yapılan satışların tetkiki için davalı ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini, davalı ...'ün incelemeye ibraz edilen 2020 mali dönemine ait işletme defterinin e-defter olduğunu, defterin beyan sisteminde ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğunu, davalının işletme defterinin ve diğer ticari evraklarının tetkiki sonucunda satışlara ait faturalarda ürünlerin model ve türüne ilişkin bilgi bulunmadığını, yasal defterinin işletme defteri olması nedeniyle satışlara ait detay bilgi içermediğini, alımlara ilişkin faturalarda da benzer şekilde detay bilgi bulunmadığını, davalının ticari defterleri kapsamında davacıya ait markayı ihtiva eden ürünlerin detay bilgisinin bulunmadığını, davalının sahibi olduğu internet sitesinin ve üzerinden satış yaptığı platformlar kapsamında yapılan incelemeler neticesinde davalının sahibi olduğu sitenin yönetici panelinden 2020 yılında yaptığı satışların tetkikinde, 2020 yılında üç adet satışın yapıldığını, satışa konu ürünlerin davaya konu ürünlerden olmadığının değerlendirildiğini, davalının www.....com sitesinden yaptığı satışlarla alakalı olarak ilgili platform üzerinden 2020 yılında yapılan satışların tetkikinde, 2020 yılında 10 adet satışın yapıldığını, davalının www...com sitesinden yaptığı satışlarla alakalı olarak ilgili platform üzerinden 2020 yılında yapılan satışların tetkikinde, 2020 yılında 34 adet satışın yapıldığını, davalı tarafından 2020 yılı içerisinde davacıya ait görsel/marka kullanımı ile yapılan satışların toplamının 44 adette 2.313,52 TL (KDV Hariç) olduğunun tespit edildiği yönünde görüş bildirerek; davalı ...'ün incelemeye ibraz edilen 2020 mali dönemine ait işletme defterinin e-defter olduğunu, defterin beyan sisteminde ait olduğu yılda yürürlükte olan T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulduğunu, defterlerin delile dayanan taraf lehine delil niteliğinde olup olmadığının takdirinin sayın mahkemede olduğunu, davalının, kendisine ait https://www...com adresindeki sitede, www...com ve www.n11.com gibi platformlarda davacıya ait marka/görsellerle 2020 yılı içerisinde yaptığı satışlar toplamının 44 adette işlem sonucunda KDV Hariç 2.313,52 TL olduğunun tespit edildiğini, SMK 151/2-c kapsamında lisans bedeli olarak; İstanbul Ticaret Odası tarafından belirtildiği şekliyle tecavüze konu markadan elde edilen cironun %15’i olan 347,03 TL (2.313,52 TL x %15) lisans bedelinin hesaplandığını, diğer tazminat taleplerinin takdirinin Sayın Mahkeme’de olduğu yönünde görüş ve kanaate ulaştıkları anlaşılmıştır.Davacı vekili 13/06/2022 tarihli talep arttırım dilekçesinde özetle; dava açılışta 100,00 TL olarak talep etmiş olduğu tutarı 4.900,00 TL tutarında arttırarak 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi, 5.000,00 TL manevi tazminatın ve 5.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş ve harcını yatırmıştır.Davalının istinaf istemine ilişkin olarak;Davalı tarafça her ne kadar davalı tarafın markasının tanınırlığına ilişkin delil bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, markanın tanınmış olarak tescilli bulunduğu, distirübütor veya acenta bulunmamasının tanınmış olmadığı sonucunu doğurmayacağı, ... markalı katalogların sunulduğu ve faturaların bulunduğu, bu yöndeki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı, dava konusu ürünler ile orijinal ürün kıyaslamasının görseller üzerinden yapılamayacağını ileri sürmüş ise de, davalının davaya cevap dilekçesinde, “Müvekkilin pazarladığı ürünler sadece, anonim hale gelmiş olan ... çizgi filmindeki kedi figürünü taşımaktadır… Davalı müvekkil, sair ürünleri ve davacı tarafın marka patent ihlali iddiasında bulunduğu ürünlerini kendisi imal etmemekte, Cağaloğlu Bölgesi’nde aleni olarak satış yapan toptancılardan temin etmektedir” beyanlarının bulunduğu, buna göre kıyaslama yapılmasında aykırılık bulunmadığı, Davalıya ait adreslerde delil tespiti işlemi gerçekleştirilmiş olduğu, SMK'nun 29.maddesinde tecavüz oluşturan eylemlerin seçimlik hareket olarak sıralandığı, ürünü ticari amaçla elde bulundurmak fiilinin de tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından, davalının bu istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı ürünleri satış portalından çektiğini ileri sürmüş ise de,bu konuda ispat yükü kendisinde olup, delil sunmadığı anlaşılmıştır.Dava açmadan önce ihbar yapılmasına ilişkin yasal bir zorunluluk bulunmadığı, dava açma hakkının kullanılmasının haksız kazanç sağlamaya yönelik olarak değerlendirilemeyeceği, değişik iş dosyasındaki tarihler esas alınarak maddi tazminat hesabı yapıldığı bu konudaki istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının istinaf istemine ilişkin olarak; 6769 sayılı Kanunun "Tazminat" başlıklı 150. Maddesine göre "(1)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlüdür. (2)Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir. (3)Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir. Somut olayda davacı tarafından, dosya kapsamında davacının emsal lisans sözleşmesi sunamadığı, İTO yazı cevabında belirtilen oranların uygulanması açısından davalı kayıtlarının incelenmesi gerektiği, Mahkemece alınan 14/04/2022 tarihli raporda davalının faturalarında ürün model ve cinsine ilişkin açıklama bulunmadığı, internet üzerindeki satışlarından 34 ürün sattığının tespit edildiği, delili tespit tarihi olan 26/08/2020 tarihi ile dava tarihi olan 28/09/2020 tarihi arasında hükmedilen lisans bedelinin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla mahkemece TBK 50. maddesi gereğince takdiren 4.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi dosya kapsamına uygundur.Olayın oluş şekli tarafların kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda mahkemece hükmedilen 4.000,00 TL manevi tazminatta dosya kapsamına uygun olduğundan bu konudaki istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Mahkemece markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve hükmedilen maddi tazminat bedellerinin toplamı üzerinden vekalet ücretine hükmedildiğinden davacının bu istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davacı dava dilekçesinde D.İş dosyasında yapılan masraf ve vekalet ücretini de talep ettiğinden D.İş dosyasında yapılan masraf ve vekalet ücretinin de davacı lehine hüküm altına alınması gerekmekte olup mahkemece bu konuda hüküm kurulmadığı anlaşıldığından davacının buna ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Davacının itibar tazminatı yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusu incelendiğinde, İstanbul 2. FSHHM'nin 2020/138 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda, tespit mahallindeki iş yerinde , tescilli marka emtialarından olan kolye üzerinde, adreste tespit talep eden tarafın markasına ait 2 adet kedi kafa modeli kolye, 8 adet kedi modeli kolyenin tespit edildiğinin iltibas edilmek sureti ile kullanılmış olduğu, kullanımın ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek biçimde olduğu tespit edilmiş ise de, kötü üretim veya kötü kullanıma ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı, ürün görselleri karşılaştırıldığında, kötü üretim veya kötü kullanımdan bahsedilemeyeceği gibi, piyasaya kötü sunumdan da bahsedilemeyeceği, dava konusu ürünlerin gümüş olduğu, ancak kaliteli olup olmadığı konusunda dosyada açıklık bulunmadığı, davacının ispatla yükümlü olduğu, ürünlerin ambalajına ilişkin de dosyada yeterli delil bulunmadığı, Davacı tarafından bu iddiası ispat edilemediğinden mahkemece bu yöndeki tazminat talebinin reddine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Markaya tecavüz, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasında mahkemece tek vekalet ücretine hükmedilmesi de yerinde olup bu istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Ancak, Değişik İş dosyasında yapılan yargılama giderlerinin eldeki davada yargılama giderlerine dahil edilerek, kabul ve red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, bu yönde bir hüküm kurulmamış olması yerinde görülmemiş olup davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. Dava dilekçesindeki taleplerden birinin de “davalı eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men’i ve ref’i” olduğu, mahkemece haksız rekabete yönelik talep yönünden değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. 6102 Sayılı TTK 55/1-a-4 maddesinde; "Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak" fiilinin haksız rekabet oluşturduğu düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, davalının ürünlerinin davacı şekil markaları iltibas yaratacak şekilde tanıtım ve satışının yapıldığı, bu durumun marka hakkına tecavüz yanında ticari dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabet yarattığı, 6769 Sayılı SMK'da düzenlenen marka hakkına tecavüz hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin ayrı hukuk disiplinleri olup, farklı yararları koruduğu, farklı talep sonuçları barındırdığı, hak sahibinin her iki yasa hükümlerine dayanarak kümülatif uygulama talep edebileceği, TTK 55/1-a-4 madde gerekçesinin , kümülatif korumaya engel teşkil etmediği, aksine kümülatif uygulama için ayrıca madde hükmünde tekrar edilmesine gerek bulunmadığına ve önceki öğreti ve uygulamanın kazanımlarının terk edilmediğine işaret edildiği anlaşılmakla, davanın haksız rekabet yönünden de kabulünün gerektiği kanaatine varılmış, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,2- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 13/10/2022 tarih, 2020/316 E., 2022/178 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-Davacının markaya tecavüze haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın KABULÜ ile; davalının (davacıya ait tescilli ve tanınmış markayı/ları aynı/ayırt edilmeyecek şekilde kullanmak) eylemlerinin davacıya ait markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin TESPİTİNE, davalının markaya tecavüze yönelik eylemlerinin DURDURULMASINA, ÖNLENMESİNE, SONA ERDİRİLMESİNE,-Davacının maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile takdiren 4.000,00 TL'nin (SMK 151/2-c kapsamında) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin (SMK 150/2 kapsamında kalan) REDDİNE,-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 4.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 546,48 TL karar harcından peşin yatırılan 172,49 TL ile 135,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 307,49 TL'nin mahsubu ile kalan 238,99 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsiline, 4/b-Davacı tarafından yapılan: 1.572,00 TL bilirkişi+posta ücreti, 894,00 TL tespit gideri olmak üzere toplam 2.466,10 TL'nin -ret ve kabule göre takdiren hesaplanan- 2.000,00 TL'si ile 369,69 TL harç (peşin+başvuru+vh) olmak üzere toplam 2.369,69 TL yargılama gideri ile 755,00 TL delil tespiti vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul olunan markaya tecavüz ve haksız rekabet talebine ilişkin hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13 maddesi uyarınca kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10 maddesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat üzerinden hesap olunan 4.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13 maddesi uyarınca reddolunan maddi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 10 maddesi uyarınca reddolunan edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesap olunan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,4/g-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından; bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/h-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 91,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 583,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025