İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil eden şirketin bir kısım markalarının ŞEKİL şeklinde olduğu, Davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin taraflarına ulaşması akabinde; ikame edilecek olan huzur…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1186 KARAR NO : 2025/1579 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/06/2025 NUMARASI : 2025/43 E. - 2025/172 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil eden şirketin bir kısım markalarının ŞEKİL şeklinde olduğu, Davalıya ait işletmede vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin taraflarına ulaşması akabinde; ikame edilecek olan huzurdaki davada bu hususu delillendirmek amacıyla davalıya ait işletmeden 1(bir) adet “...” marka ve logolu çorap satın alındığı, davalının eyleminin marka hakkına tecavüz fiiline karşılık geldiği, Davalı taraftan satın alındığı belirtilen ürüne ilişkin görsel ile vekil edenin ihlal edilen marka görsellerinin şeklinde olduğu, Vekil eden adına tescilli markaların üretim ve lisans verme yetkisi münhasıran vekil edende olduğu halde, vekil eden adına tescilli markaları üzerinde izinsiz ve hukuka aykırı şekilde üzerinde barındıran ürünlerin satılması/satışa arz edilmesi 6769 sayılı SMK’nın 29. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğu, hususlarını beyanla, davalının ticari hayatını sürdüğü adres ile slip üzerindeki adres arasında farklılık bulunmakta olup tespit yapılmasını ticari hayatını sürdürdüğü adres olan "Bağlarbaşı Mah. İnönü Cad. ... Yufka sağ yanı Maltepe/İSTANBUL" adresinde yer alan "... - ...” ticaret unvanlı ve "..." tabelalı işletmede hukukçu marka vekili unvanına sahip bilirkişi eşliğinde keşif yapılmasına, yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikte ürünlerin satışa sunulup sunulmadığının tespitine, satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikte ürünler mevcut ise; işbu ürünlerin adetinin, fiyatının ve keşif tarihi öncesinde kaç adet satış gerçekleştiğinin tespitine, satış otomasyon ve barkod sistemlerinin incelenmesine, satışa ilişkin belge, fatura ve ayrıntılı ürün görsellerinin düzenlenecek olan bilirkişi raporuna eklenmesine, vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil eden satışa sunulan ve/veya ticari amaçla elde bulundurulan taklit nitelikteki ürünlerin muhafaza altına alınmasına, vekil edenin marka haklarına tecavüzün tespitini, tecavüzün durdurulmasını, taklit nitelikteki ürünlere el konulmasını, talep ve dava etmiştir. Davalı taraf usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Dava konusu somut uyuşmazlık incelendiğinde, davalının işyeri adresinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucunda “...” tabelalı işletme olduğu, mahalde sunulan fiş çıktısına göre ... vergi numaralı ve dava dışı “...” isimli şahsa ait olduğu, davalı tarafın ... olduğu göz önüne alındığında ihlalin varlığı halinde davanın davalı cihetiyle görülmesinin mümkün olmadığı kabul edildiği gerekçesiyle, davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/43 E.-2025/172 K. sayılı dosyasında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin, usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia eden ve istinaf yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu belirten vekil eden tarafından, markanın korunması kapsamında davalı işletmede marka hakkını ihlal eden ürünlerin satışa sunulduğunun tespit edildiğini, bu ihlali delillendirmek için davalı işletmeden taklit numune ürün ve satış fişinin temin edilerek mahkemeye sunulduğunu, başlangıçta elde edilen fişteki "..." ibaresi nedeniyle davanın ... -... Giyim'e yöneltilerek açıldığını, bu husumet yöneltmenin ihlali ispatlama zorunluluğundan kaynaklandığını ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığını ifade ettiğini, ancak 24.02.2025 tarihli keşif esnasında davalı işletmenin yetkilisi/sahibinin ... olduğunun tespit edildiğini, HMK hükümleri uyarınca taraf teşkilinin sağlanması adına süre verilmesi gerekirken yerel mahkemece davanın ön inceleme duruşmasında reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca ön inceleme duruşmasına sunulan mazeret dilekçesinde yoklukta karar verilmesine ilişkin bir beyan veya muvafakatinin bulunmadığını, pasif husumet yokluğunun HMK uyarınca dava şartı olmayıp, davanın esasına ilişkin bir kavram olduğunu ve esasa ilişkin bir kararın ön inceleme aşamasında verilmesinin mevzuata aykırı olduğunu savunduğunu ileri sürerek, istinaf başvurusunun kabulünü, yerel mahkemenin davanın reddi kararının kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak davalı ...'e y husumet yöneltildiğinin kabulünü, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK'nın 29 ve 149/1-a hükümleri uyarınca vekil edenin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, davacıya ait markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi davasıdır.Davacı vekili tarafından 24/06/2025 tarihli mazeret dilekçesi ile yokluklarında ön inceleme yapılmasının talep edildiği, mahkemece ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin yokluklarında karar verilmesini talep ettiği belirtilmek sureti ile hatalı değerlendirme yapılarak, duruşmanın davacı vekilinin yokluğunda pasif husumetten yokluğuna karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı istinaf dilekçesinde, davalıya ait iş yerinde bir adet çorabın fişi ile birlikte aldıklarını, fiş üzerinde "..." ibaresi nedeniyle davanın ... -... Giyim'e yöneltilerek açıldığını, ancak 24.02.2025 tarihli keşif esnasında davalı işletmenin yetkilisi/sahibinin ... olduğunun tespit edildiğini, HMK hükümleri uyarınca taraf teşkilinin sağlanması adına süre verilmesi gerekirken yerel mahkemece davanın ön inceleme duruşmasında reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmektedir.6100 sayılı HMK, Tarafta İradî Değişiklik başlıklı; Madde 124-" (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır. (3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir. (4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikiği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder." Düzenlemesi mevcuttur.Somut olayda, davacı tarafından 10/02/2025 tarihinde dava açıldığı, mahkemece 24/02/2025 tarihinde tespit yapıldığı ve davalı işletmenin yetkilisi/sahibinin ... olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edildiği, davacı tarafından karar tarihi 27/06/2025 tarihine kadar HMK 124 maddeye göre taraf değişikliği talebinde bulunabilmesi mümkün iken bu hakkın kullanılmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın pasif husumetten reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur .HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/06/2025 tarih ve 2025/43 E. 2025/172 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacıdan tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025 .