İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak 04/04/2018 keşide tarihli 2 senedin gösterildiğini, senetlerden birinin vade tarihinin 02/11/2018 bedeli…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1153 KARAR NO : 2025/1604 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/03/2023 NUMARASI : 2020/293 E. - 2023/271 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak 04/04/2018 keşide tarihli 2 senedin gösterildiğini, senetlerden birinin vade tarihinin 02/11/2018 bedelinin 310.000,00 TL olduğunu, diğerinin vade tarihinin 02/12/2018 bedelinin 320.000,00 TL olduğunu ancak müvekkilinin davalıyı tanımadığını, söz konusu senetleri imzalamadığını, senetlerin sahte olduğunu belirterek müvekkilinin icra takibinden ötürü davalıya borçlu olmadığının tespitine, senetlerin müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini ayrıca davalıdan en az %20 kötü niyetli takip tazminatı tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın adli yardım talebinin hiç bir belge ibraz etmediği ve harç yatırmadığından dolayı reddi gerektiğini; iş bu davayı sadece borcu ödememek ve öteletmek için açtığını; tarafların Muğla civarındaki bir yazlık alma işinden ötürü tanıştıklarını, davacının kredi faizlerinin çok yüksek olduğunu bildirmesi üzerine ekonomik durumu iyi olan müvekkili tarafından davacının ihtiyacı olan paranın borç olarak verildiğini, tarafların anlaşmasına göre borcun 2,5 yıllık bir süre içinde parti parti ödeneceğini, söz konusu senetlerinde bu amaçla alındığını; senetlerin bedelsiz olmadığını, imzalarında sahte olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, davalıdan en az %20 oranında kötü niyetli dava tazminatı tahsiline karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2020/293 esas, 2023/271 karar sayılı, 30/03/2023 tarihli kararı ile; "Davanın KABULÜ ile; davalı tarafından davacı aleyhine gerçekleştirilen İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasında takibe konu olan iki adet senet altındaki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilemediğinden; İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasından dolayı davacının davalıya karşı borçlu olmadığının TESPİTİNE, takip konusu 04/04/2018 keşide tarihli 02/11/2018 vade tarihli 310.000,00 TL bedelli ve 04/04/2018 keşide tarihli 02/12/2018 vade tarihli 320.000,00 TL bedelli iki adet senedin DAVACI YÖNÜNDEN İPTALİNE, davacı tarafın kötü niyetli takip tazminatı talebinin şartları oluşmadığından dolayı ( davanın sadece basit tersim niteliğindeki imzalar nedeniyle kabul edildiği ) REDDİNE " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin menfi tespit davasında verdiği kararın usul ve yasaya aykırı, eksik ve hatalı olduğunu belirterek, yerel mahkemenin, senetler üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı konusunda kesin kanaat bildiren raporlar ile tespit edilemediği yönündeki raporlar arasındaki ciddi çelişkiyi, Yargıtay içtihatlarına aykırı olarak, yeni bir grafoloji uzmanı heyeti teşekkül ettirerek gidermeden hüküm kurduğunu, mahkemenin aynı zamanda davacının tebligat mazbatasına attığı imzanın kesin olarak kendisine ait olduğunun tespit edildiği hususunu göz ardı ettiğini ve sahtecilik iddiasında ispat yükü davacıda olmasına rağmen haksız ve taraflı bir şekilde ispat yükünü müvekkiline yükleyen bir gerekçeyle karar verdiğini, hatta teknik bir konuda kendi gözlemini bilimsel raporlara tercih ederek kararına dayanak yaptığını, istinaf başvurusunun kabulü ile tüm bu hukuka aykırılıklar ve eksik inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılarak, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra davanın reddine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı mirasçılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın kabulüne dair kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatları gereği basit tersimli imzaların aidiyetinin belirlenememesi durumunda ispat yükünün alacaklıda olduğunu ve bu durumun borçlu lehine yorumlanması gerektiğini, mahkemenin gerekli tüm kurumlardan rapor alarak raporlar arasındaki çelişkiyi giderdiğini, vicdani kanaatiyle hüküm kurduğunu ve davalının imzanın müvekkile ait olduğunu ispat edemediğini belirterek, davalının istinaf itirazlarının tamamının reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibine dayanak bonolar üzerindeki imza inkarına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; icra takip dosyasına dayanak 04.04.2018 keşide tarihli, 02.11.2018 ödeme tarihli 310.000 TL bedelli ve 04.04.2018 keşide tarihli, 02.12.2018 ödeme tarihli, 320.000 TL bedelli bonoların keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, bonolar üzerindeki keşideci imzasının davacı tarafça inkar edildiği anlaşılmıştır. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesi tarafından dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumuna (ATK) gönderildiği, ATK raporunda senetteki imzaların ve davacının toplanan örnek imzalarının tamamının basit tersim niteliğinde olduğunun belirlendiği, bu özelliğinden dolayı senetteki imzaların davacı tarafından atılıp atılmadığının belirlenmesinin mümkün bulunmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsünden rapor alınmış olup Üniversitenin Adli Tıp Enstitüsünün raporunda da senetteki imzaların ve örnek imzaların basit tersimli olması nedeniyle senetteki imzaların davacıya ait olup olmadığının belirlenemeyeceği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, bono üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla davaya konu bonolar üzerindeki keşideci imzasının davacının eli ürünü olup olmadığının dosya kapsamında belirlenemediği sabit olup ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça imzanın davacının eli ürünü olduğunun ispatlanamadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 2023/2168 esas, 2024/157 karar sayılı ilamı kapsamında ilk derece mahkemesinin imzaya ve borca itirazın süre aşımı nedeniyle reddine dair verdiği kararı usul ve yasaya uygun bulduğu, menfi tespit ilamı kesinleşmediğinden davanın konusuz kalmadığına karar verildiği ancak icra hukuk mahkemesinin dar yetkili mahkeme olup davalı tarafça dayanılan kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, bu kapsamda davacının dava konusu bonolardan dolayı sorumluluğunun olmadığı, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/03/2023 tarih ve 2020/293 E., 2023/271 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 43.089,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 10.758,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 32.330,58 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025