İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yanca davacı aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak gösteril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1501 Esas KARAR NO : 2026/95 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/09/2025 NUMARASI : 2025/502 E. - 2025/717 K. BİRLEŞEN İSTANBUL 20.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/49 ESAS, 2024/60 KARAR SAYILI DOSYA DAVA: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı yanca davacı aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen 04.03.2020 düzenlenme tarihli 298.000,00 TL bedelli senet üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı gibi davalı yanca; davacının açıkça korkutularak ve iradesi sakatlanmak suretiyle birçok boş senede de zorla imza attırıldığını, davacının ilk başta kendisine imzalatılan senetlerden birinin de icraya konulduğunu olabileceğini düşündüğünü, dava konusu senedin kendisine imzalatılanlardan değil de sahte olarak alacaklı yanca düzenlenen bir senet olduğunu anladığını, bu sebeple yapılan takibin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacının hem zorla imzalatılan senetler için hem de imzası taklit edilerek icraya konulan senet için hukuk mücadelesi verdiğini, hiç bir resmi kurum önünde davacı tarafından "298.000 TL bedelli senet altındaki imza bana aittir" ya da "298.000 TL bedelli senedi/bonoyu zorla imzaladım" şeklinde bir beyanı bulunmadığını, sahte olduğu ve imzanın davacıya ait olmadığı hususu grafolog bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmış olmasına rağmen icra mahkemesi tarafından davacının ikrarı olduğundan bahisle imzaya itiraz talebinin reddine karar verilmesi soyut bir gerekçeyle hüküm tesis edildiğini, takibe konu senette yer alan imzalar davacıya ait olmadığını, davacının davalıya işbu senetten doğan herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı aleyhine İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibinin tarafımız aleyhine daha büyük zararlara yol açmadan durdurulması amacıyla hakimliğiniz tarafından uygun görülecek teminat miktarı yatırılarak, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mevzuata aykırı düzenlenen senedin geçersizliğine ve bu sebeple de senede dayalı olarak başlatılan icra takibinin iptaline ve söz konusu senet yönünden davalıya borçlu olmadığımızın tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile senet miktarının %40'ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı aleyhinde açılan davaya karşı yasal süresi içinde usul ve esasa ilişkin itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesine, dava eksik harç ile açıldığını, bu nedenle Harçlar Kanunun 30. Maddesine göre eksik harcın kesin süre içinde ikmaline, bu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesine, takip dayanağı senet üzerindeki imza davacı borçluya ait olduğunu, bu husus davacı tarafın da ikrar edildiğini, davacının imzaya yönelik itirazı ve bu nedenle ileri sürdüğü menfi tespit talebi tamamen asılsız olduğunu, davacı/borçlu tarafından, takip konusu borcun varlığı kabul ve ikrar edilerek, ihtiyati haciz teminatının alacaklı/davalıya iadesine muvafakat edildiğini ve borca mahsuben haricen 25.000 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, bu harici ödemenin icra dosyasına beyan edildiğini, davacı tarafından müvekkil aleyhinde açılan haksız davanın usul ve esas yönünden reddine, davacının tedbir talebinin reddine, davacının %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA ; DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı tarafından düzenlenmiş 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli 298.000 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bono sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, davalı, müvekkile bonodan kaynaklanan borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle davalı hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/482 D. İş sayılı dosyası ihtiyati haciz kararı talebinde bulunduğunu ve İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ihtiyati haciz kararı yerine getirildiğini, akabinde aynı dosya üzerinden esas yönünden de kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip talebinde bulunulduğunu ve davalıya ödeme emri tebliği yapıldığını, ihtiyati haciz işlemi sırasında davalıya ihtiyati haciz kararı, icra dosyasından düzenlenmiş ödeme emri ve takip dayanağı bono sureti teslim edildiğini, davalı da borca yönelik bir itirazı olmadığını, davalının İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/911 Esas sayılı dosyası ile müvekkilin alacak takip dayanağı olan bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia ettiğini ve hakkındaki icra takibinin iptalini talep ettiğini, davalı tarafın diğer yandan ise aynı icra takibine konu senet ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/16167 Soruşturma sayılı dosyası ile sahtelik iddiası ile suç ihbarında bulunduğunu, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası yönünden, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ve icra mahkemesince verilen kararının hatalı olduğunu ve imza ikrarının bulunmadığı gerekçesi ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/311 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam eden yargılamada, müvekkilin alacaklı olduğu senet üzerinde davalıya atfen atılan imzaların aidiyet incelenmesi için dosya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderildiğini, ATK tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, davalının inkar ettiği imzanın davalı eli ürünü olduğu ve davalı itirazının yerinde olmadığı tespiti yapıldığını, davalı tarafından müvekkil aleyhinde açılmış olan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/311 Esas sayılı dosyası ile müvekkilin alacak hakkını dayandırdığı aynı bono üzerindeki imzanın davalı tarafından inkar edilmesine ve bu nedenle müvekkile borçlu olmadığının tespiti talebi ile açılmış bir menfi tespit davası olduğunu, senet üzerindeki imzanın borçluya aidiyetinin tespiti) aynı olup, dosyalar arasında çok yakın ilişki ve bağlantı mevcut olduğunu, dava dosyasının tensiben İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/311 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın İstanbul 10. Ticaret Mahkemesi dosyası üzerinden devamına, müvekkil alacağının belgeye dayalı olması ve bono üzerindeki imzaların davalıya aidiyetine dair bilirkişi raporlarının da mevcudiyeti dikkate alınarak, taktiren teminatsız olarak davalı malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: " Mahkemece; " 1-Asıl Davanın REDDİNE İİK'nın 72/4 Maddesi uyarınca 298.000,00TL'nin %20'si oranında hesaplanan 59.600-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,2- Birleşen Davanın Kabulü ile, 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ... ...'e verilmesine " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı-birleşen davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin daha önce usulden bozulan kararı sonrasında yeniden yaptığı yargılamada maddi hataları tekrarladığını belirterek, önceki istinaf harçlarının mahsubu ile yeniden harç alınmamasını talep ettiğini, asıl dava olan menfi tespit davasında imza sahteliği iddiasının Adli Tıp Kurumu raporlarıyla haksızlığının kanıtlandığını ve davanın reddinin yerinde olduğunu ancak karar gerekçesinde tahkikat konusu olmayan hususlara yer verilmesinin hatalı olduğunu, reddedilen dava değeri üzerinden eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, yaklaşık beş yıldır süren yargılama ve yüksek enflasyon nedeniyle müvekkilinin uğradığı gerçek zararın karşılanması için İİK 72/4 maddesi uyarınca hükmedilen tazminat oranının %100'e çıkarılması gerektiğini, birleşen alacak davasının kabul edilmesine rağmen kambiyo senedine dayalı ticari nitelikteki alacağa kanuna aykırı olarak "avans faizi" yerine "yasal faiz" işletilmesinin hatalı olduğunu ve bu yanlışlığın mahkeme hakimi ile yaşanan usuli tartışmalar neticesinde bilinçli yapıldığını iddia ederek kararın müvekkili lehine düzeltilmesini ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. Davacı-birleşen davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup istinaf dilekçesinde özetle; Davacı-karşı davalı müvekkilin, yerel mahkemenin bozma sonrası verdiği hatalı kararın kaldırılması ve davanın kabulü ile karşı davanın reddi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurduğunu, senedin verildiği tarihte müvekkilin ve beraberindeki tanığın elektronik kilitli ve içeriden açılması mümkün olmayan bir odaya hapsedilerek tehdit ve baskı altında hukuken geçersiz senedi imzalamaya zorlandığını, olaya ilişkin savcılık dosyasındaki tanık beyanları, telefon kayıtları ve icra takibinin zamanlamasının bu organize yapıyı ve cebir halini kanıtladığını, senedin Necla Güler tarafından el yazısıyla "kur farkı" iddiasıyla düzenlenmesine rağmen ortada bu iddiayı destekleyen hiçbir ticari kayıt veya fatura bulunmadığını, müvekkilin imza itirazına rağmen imza kendisine ait olsa dahi senedin bedelsiz olduğunu ve doğrudan lehtara karşı bu defilerin ileri sürülebileceğini, mahkemenin eksik inceleme ve taraflı tutumla maddi gerçekleri görmezden gelerek verdiği hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, haksız kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davalı -birleşen Dosya Davacısı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; asıl davada verilen menfi tespit talebinin reddi ile birleşen davada alacak tahsili hükmü verildiğini, Yapılan istinaf başvurusunda, istinaf incelemesi sonucu nasıl bir karar verilmesi istendiği de anlaşılamadığını, asıl dosyada davacı, birleşen dosyada davalı olan tarafın yaptığı istinaf başvurusunun açıkça kötü niyetle yapılmış olması ve ilk derece mahkemesince yapılan tahkikatta, istinaf edenin sahtecilik iddiasının yerinde olmadığının tespitine yönelik bir itiraz olmadığı dikkate alınarak, iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi mahiyetindeki usule aykırı tüm istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Asıl dava, ... ...’ın, İstanbul 30. İcra Md. ... E. kambiyo takibine dayanak 04.03.2020 tanzim ve 30.04.2020 vade tarihli , 298.000 TL bedelli bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını , bazı boş senetlerin korkutma ile imzalatıldığını dava konusu senedin kendisine zorla imzalatılanlardan değil de sahte olarak alacaklı yanca düzenlenen bir senet olduğu , iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, ... ...’in aynı bonoya dayanarak takibin iptali sonrası alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince 2022/311- 2025/207 sayılı, 27/02/2025 tarihli karar ile , asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne dair kararın istinaf incelemesi sonucunda Dairemizin 26/06/2025 tarih, 2025/758 E., 2025/934 K. sayılı ilamıyla "kısa kararda sadece “birleşen davanın kabulü” şeklinde hüküm kurulup , alacak miktarı ve faizi açıkça yazılmadığı, bunun kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olduğu gerekçesi ile HMK 353/1-a-4 uyarınca kaldırılmış, mahkemece yargılamaya devam olunmuş ve yeniden ; Asıl davada menfi tespit isteminin reddine ve %20 oranında 59.600 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline , Birleşen davanın kabulü ile 298.000 TL’nin vade tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Taraf vekilleri istinaf talep etmiştir. İstanbul 30. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının ... ..., borçlunun ... ... olduğu, 17.09.2020 tarihinde , 298.000,00 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 314.623,24 TL, için takip başlatıldığı, takibin dayanağının 04/03/2020 Düzenleme tarihli, 30/04/2020 Ödeme tarihli, 298.000,00 TL tutarındaki bono olduğu anlaşılmaktadır.İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 20/01/2022 tarih, 2020/911 Esas- 2022/85 Karar sayılı kararı ile imzaya itirazın reddine dair verilen kararın İstanbul BAM 22.H.D.nin 2022/1217 - 2022/3447 sayılı kararı ile kaldırıldığı ve imzaya itirazın kabulü ile takibin iptaline karar verildiği bu kararın Yargıtay 12. H.D'nin 2023/1387 - 2023/8221sayılı kararı ile onanmak suretiyle tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Kambiyo senetlerine özgü takipte imzaya itirazın teknik anlamda bir dava olmadığı, dar yetkili icra mahkemelerince bu konuda verilip kesinleşen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği dikkate alınmıştır. 25/12/2023 tarihli Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi'nin raporunda özetle ; İnceleme konusu senette atılı borçlu ve düzeltme imzaları ile ... ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ... ...'ın eli ürünü olduğu tespit ve rapor edilmiştir.15/08/2024 tarihli ATK Fizik İhtisas Dairesi genişletilmiş uzmanlar kurulunun , senetle ilgili önceki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla düzenlen bu raporda;"inceleme konusu belgenin genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemesinde; İnceleme konusu senette atılı düzeltme imzası ve borçluya atfen atılı imzalar ile ... ...'ın mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ... ...'ın eli ürünü olduğu " belirtilmiştir. Asıl davada uyuşmazlık, bonodaki borçlu imzasının ... ...’a aidiyeti ve buna bağlı olarak borçlu olunmadığının tespiti talebidir. İlk derece mahkemesi, ATK Fizik İhtisas Dairesi’nin 25/12/2023 ve 15/08/2024 tarihli raporlarına dayanarak imzaların ... eli ürünü olduğu sonucuna varmış; sahtelik iddiasının ispatlanamadığını kabul etmiştir. ATK raporlarının denetime elverişli olduğu itibar edilmemesini gerektirecek bir yönü bulunmadığı , dava konusu senet ile ilgili alınan önceki raporlar arasındaki çelişkininde giderilmiş olduğu dikkate alındığında, imza aidiyeti hususunda mahkeme kabulünün dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Asıl davacı vekilinin senedin baskı, tehdit ile alındığı iddialarının ise, dava dilekçesinde ileri sürülmediği, aksine dava konusu senedin baskı ile imzalatılan senetlerden olmayıp sahte /taklit imza ile oluşturulan bir senet olduğunun beyan edildiği gözetildiğinde istinaf aşamasında ileri sürülen baskı/tehdit iddialarının HMK 357. maddesi gereği dinlenemeyeceği bu itibarla asıl davanın reddi yönünden istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkemece verilen 12.05.2023 tarihli icra dosyasına yatırılacak paranın alacaklıya ödenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararı nedeniyle İİK 72/4 maddesi uyarınca tazminat şartlarının oluştuğu , daha yüksek oranda tazminata hükmedilmesi bakımından daha fazla zararın oluştuğuna dair somut delil bulunmadığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince yasaya uygun şekilde %20 oranında tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Birleşen dava, aynı bonoya dayalı kambiyo senedinden kaynaklanan alacak davasıdır. Yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu bonodaki imzanın davalı-borçlu ... ...’ın eli ürünü olduğu belirlenmiştir. Bono, illetten mücerret borç ikrarı niteliğinde olup, imzanın aidiyeti sabit olduktan sonra, borçlunun kambiyo sorumluluğu doğmuş olduğundan mahkemece birleşen davanın kabulüne karar verilmesi hukuka uygundur. Ancak, mahkemece kabul edilen alacak yönünden yasal faize hükmedilmiş ise de, alacağın geçerli kambiyo senedine dayandığı, 6102 sayılı TTK da düzenlenen kambiyo senedine bağlı alacağın ticari nitelikte olduğu, birleşen davada davacı tarafın alacağın avans faiziyle tahsilini talep ettiği bu itibarla ticari avans faizine hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Asıl davada hükmedilen vekalet ücreti yönünden ise, icra dosyasındaki toplam talep edilen alacak miktarı olan 314.623,24 TL, menfi tespit davası yönünden harca esas dava değeri olduğu, davacının da bu tutar üzerinden harcı ikmal ettiği, dolayısıyla reddedilen menfi tespit davasında, 314.623,24 TL, dava değeri üzerinden davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, asıl dosyada davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, Asıl davada davacı vekilinin, istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, Asıl davada, davalı vekilinin istinaf talebinin vekalet ücreti yönünden kısmen kabulü ile kararın HMK 353/1-b-2 uyarınca kaldırılmasına yeniden hüküm kurulmasına, -Asıl davada menfi tespit talebinin REDDİNE , İİK'nın 72/4 Maddesi uyarınca 298.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 59.600-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine 314.623,24 TL, dava değeri üzerinden davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesine ,Birleşen davada, davalı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, Birleşen davada, davacı vekilinin istinaf talebinin faiz yönünden kısmen kabulü ile kararın HMK 353/1-b-2 uyarınca kaldırılmasına yeniden; Birleşen Davanın Kabulü ile, 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ... ...'e verilmesine, şeklinde karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-ASIL DAVA YÖNÜNDEN 1-Asıl davda Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2025 tarih, 2025/502 E. 2025/717 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4-Asıl davada, MENFİ TESPİT TALEBİNİN REDDİNE, 5-İİK'nın 72/4 Maddesi uyarınca 298.000,00 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 59.600-TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine 6-Asıl dava yönünden İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcının 5.089,10+285,00=5.374,10 TL peşin ve tamamlama harcından mahsubu ile, fazlaya ilişkin olan 4.642,10 TL harcın davacı tarafa talebi halinde iadesine, 6/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 50.339,72 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/d-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 7-Asıl Dava Yönünden İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 7/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harçtan mahsubu ile, bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/b-Asıl davada davalı vekilinin İstinaf talebi kabul edildiğinden, davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 7/c-İstinaf yargılaması için Asıl davada davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 360,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.043,10 TL'nin asıl davacıdan tahsiliyle asıl davalıya verilmesine, 7/ç-Asıl davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, B-BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN 1-Birleşen davada Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen davada, davacı vekilinin istinaf talebinin faiz yönünden KISMEN KABULÜ İLE kararın HMK 353/1-b-2 uyarınca KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -BİRLEŞEN DAVANIN KABULÜ İLE, 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ... ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ... ...'e verilmesine, 3-Birleşen Davada İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.356,38 TL karar harcından peşin alınan 5.089,10 TL'nin mahsubu ile 15.267,28 TL harcın birleşen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 427,60 TL başvurma harcı, 5.089,10 peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 118,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.695,50 TL'nin, davanın birleşen dosya davalısı ... ...'tan tahsiliyle birleşen dosya davacısı ... ...'e verilmesine, 3/c-Birleşen dosya davalısı ... ...'tan tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine maddesine göre 47.680,00 TL vekalet ücretinin birleşen dosya davalısı ... ...'tan tahsiliyle birleşen dosya davacısı ... ...'e verilmesine, 3/d-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 4-Birleşen Dava yönünden istinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 20.356,38-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.230,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.125,58-TL harcın birleşen davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Birleşen davacının istinaf talebi kabul edildiğinden, davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4c-İstinaf yargılaması için birleşen davacı tarafından yapılan 1.366,20 TL istinaf yoluna başvurma harcının birleşen davalıdan tahsiliyle birleşen davacıya verilmesine, 4/ç-Birleşen davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026