İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 1981 yılından bu yana madeni mutfak eşya sektöründe faaliyet gösterdiğini ve aylık 1 milyon üretim kapasitesi olduğunu, ... markası ile davacının sektörde bilinen bir marka olduğunu, davacının markalarını tescil ettirmiş olduğunu, davacı markasın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2026/126 Esas KARAR NO:2026/345 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:18/09/2024 NUMARASI:2020/358 E. - 2024/216 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 1981 yılından bu yana madeni mutfak eşya sektöründe faaliyet gösterdiğini ve aylık 1 milyon üretim kapasitesi olduğunu, ... markası ile davacının sektörde bilinen bir marka olduğunu, davacının markalarını tescil ettirmiş olduğunu, davacı markasının tanınmış marka haline geldiğini, davalının tescilsiz olarak davacıyı markası benzerini kullandığını, marka kullanımlarının ... internet sitesinden görülebileceğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 2014/92457 Soruşturma dosyası ile davalı işyerinde arama yapıldığını ve ... ibareli 400 adet ürün bulunduğunu, davacının ... ibaresini 2005 yılı ve öncesinden bu yana kullanmakta olduğunu, davalının 2013 yılında marka tescilinin davacıdan sonra olduğunu, davalının ... sayılı markasının davacı markaları ile iltibas oluşturan marka olduğunu, davalı tarafın ... sayılı marka tescilinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini, davalılardan ...'in tamamen tescilsiz marka kullanımı, davalılardan ...'in ise markasının tescilli hali dışında davacıyı markası ile iltibas oluşturan kullanımı ile el ve işbirliği halinde davacı markalarına tecavüz ettiğini beyanla, davalı markasının hükümsüzlüğüne, tecavüzün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, yoksun kalınan kazancın hesaplanması ile şimdilik 1000 TL tazminata hükmedilmesine, 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... markasının 1984 yılından bu yana kullanılmakta olduğunu, 3 yıl boyunca aralıksız kullanılmış olduğunu, 2010 yılında yapılan ... marka başvurusunun da ücretinin yatırılmamış olması sebebi ile tescil edilmemiş olduğunu, dava dosyasına sunulan Esnaf ve Sanatkârlar odası kayıtlarından görüleceği üzere davalının ... ibaresini 31 yıldır kullanmakta olduğunu, davalının uzun yıllardır davalı markasına itiraz etmediğini, taraf markalarının aynı marka gibi algılanması imkânı bulunmadığını, savcılık tespitine konu kullanımın çok az bir süre olduğunu, tespit sonrası da son verilmiş olduğunu beyan ederek davanın reddi talep edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince; dosyaya sunulan deliller ile mahallinde taraf ticari ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde ... ibaresini ilk kullanan tarafın davacı taraf olduğu, ancak davalı tarafın da ... ibaresini 1984 tarihinden itibaren ticari işletme adı olarak kullanmakla birlikte 1999 tarihinde markasal kullanımları olduğu, davalı, gerek tescilsiz olduğu dönemde gerekse tescil sonrasında tescil ettirdiği markasını yoğun olarak ticari faaliyetlerinde kullanarak markasını ekonomik anlamda kullandığı, ticari fatura ve iş evraklarında 1984 yılından beri ... ibaresini kullandığı anlaşıldığından markaların yeterli ayırt ediciliğe sahip olduğu, öte yandan ...ibaresi üzerinde davalınında önceye dayalı markasal kullanım hakkının bulunduğu, davacı markasının tanınmış marka olmadığı gibi yukarıda ayrıntısı ile ifade edildiği üzere davalı yanın marka tescilinin kötüniyete dayandığını gösterir bir delil bulunmadığı, Davacı ve davalı markaları her ne kadar aynı sınıf grubunda kullanılmakta ise de marka şekli olarak taşıdıkları benzerlik olmaması nedeni ile davacıya ait ve davalıya ait dava konusu olan ... tescil numaralı marka şeklinin, davacı ile davalı tarafın üretmiş oldukları ürünlerin ortalama tüketici algısında karışıklığa sebebiyet verecek derecede iltibas riski taşımamakta olduğu, orta seviyedeki bir tüketicinin söz konusu markaları karıştırması mümkün görünmediği, Yargıtayın genel yaklaşım gereği marka başvurularının bir bütün olarak değerlendirilmesi temel esas olduğu, davacı markası, davalı markası, tecavüze konu fiili kullanımlar incelendiğinde markalar arasında “...” kelimeleri ortak olsa da genel görünümleri ve şekli unsurlarının farklı olduğu, tüketicilerin markaları parçalayarak değil de bütün olarak değerlendirip algıladıkları için iltibasın söz konusu olmayacağı mahkememizce değerlendirilmiş, anılı sebepler gereğince açılan DAVANIN TÜM İSTEMLER YÖNÜNDEN REDDİNE, karar verilmiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının eksik inceleme yapılarak çelişkili değerlendirmelere dayandığını, davanın temelinde davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü ile bu markanın tescil kapsamı dışına çıkılarak "..." ibaresinin bertaraf edilip "..." ibaresinin baskın şekilde öne çıkarıldığını, tecavüzkar kullanımların tespiti yer almasına rağmen yerel mahkeme ve bilirkişilerin talepleri davalının dava konusu olmayan başka bir markasını da kapsayacak şekilde hatalı genişlettiğini, savcılık dosyasındaki bilirkişi raporuyla davalının tescilsiz ve kötü niyetli olarak müvekkil markasına yakınlaşma amacı taşıyan kullanımlarının açıkça saptandığını, bilirkişilerin müvekkilin "..." ibaresini ilk kullanan ve üstün hak sahibi olduğunu kabul etmesine karşın tecavüzün oluşmadığı yönündeki beyanlarının kendi içinde çeliştiğini, marka hukukunda geçerli olan "marka sahibinin tekliği" ilkesi gereği üstün hakkın ancak tek bir tarafa ait olabileceğini ve bu kişinin de müvekkili olduğunu, davalının "..." şeklindeki tescilini "..." ibaresini ön plana çıkararak kullanmasının ortalama tüketici nezdinde iltibasa ve haksız kazanca sebebiyet verdiğini, davalının iyi niyetli kullanımının bulunmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesini talep etmiştir.Davalıların istinafa cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu davalı ... adına tescilli ... tescil nolu 21. Sınıfta tescilli " ..." şekil markasının iltibas ve kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzlüğü, davalılardan ...'in tamamen tescilsiz, ...'in tescil dışı kullanımlarının markaya tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile maddi, manevi ve itibar tazminatı talebine ilişkindir. Davaya konu markanın, ...'in vefatı nedeniyle mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar tarafından, ... ... Şti.'ne devredildiği, mahkemece markayı devralan şirketin davaya dahil edildiği anlaşılmıştır.Dava tarihinin 29/01/2015 tarihli olduğu, uyuşmazlığın çözümünde, 556 sayılı KHK uygulanması gerektiği anlaşılmıştır.556 sayılı KHK 8/III’e göre, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. 556 s. KHK 8/III’deki düzenleme, gerçek hak sahibinin tescil sistemi karşısında, önceye dayalı kazanılmış haklarının korunmasını temin etmektedir. KHK, her ne kadar tescil sistemini işaret etmiş olsa da başta tanınmış markalar ve gerçek hak sahipliği olarak nitelendirdiğimiz 8/III hükmü olmak üzere, bazı hükümler dolayısıyla, tescilli markanın varlığına rağmen, tescilsiz markalar korunmuştur. KHK 8/III hükmü ile, bir markayı ihdas ve istimal edip piyasada maruf hale getiren kimse, o markanın gerçek hak sahibi olup tescil karşısında öncelikli ve üstün haklara haizdir.Doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında da, ayırt ediciliğin ve işaretlerin karıştırılma ihtimalinin tespitinde belirleyici olan unsur; markanın münferit unsurlarından daha ziyade markanın bir bütün olarak bıraktığı genel izlenim olduğu vurgulanmıştır. Zira, ortalama tüketici de markayı küçük parçalarıyla değil, bir bütün olarak algılamakta ve markayı bölmek tüketicinin markayı algılama biçiminden uzaklaşmaya neden olmaktadır.Somut olayda, davacı tarafından, davalı adına tescilli ... tescil nolu 21. Sınıfta tescilli " ... " şekil markasının iltibas ve kötü niyetli tescil sebebi ile hükümsüzlüğü, davalılardan ...'in tamamen tescilsiz, ...'in tescil dışı kullanımlarının markaya tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davacı adına 21. Sınıfta ... ibareli 20/04/2005 başvuru tarihli, ... sayılı tescilli marka bulunduğu, davacı tarafın sunduğu deliller arasında “...” ibaresinin 01/02/1979 tarihli ... bildirgesi olduğu, bu kullanımın ... ticari işletme adı şeklinde bir kullanım olduğu, 21. Sınıfta zücaciye emtialarında markasal kullanım olarak kabul edilebilecek ilk kullanımların ise 1985 tarihli faturalarda mevcut Olduğu görülmüştür.Davalı tarafın sunduğu deliller arasında ... ibaresinin ... tarafından ilk olarak 23/12/1984 tarihli Esnaf ve Sanatkâr Sicil Tasdiknamesinde işyeri unvanı olarak tescil edildiği, ... kodunun "..." olduğu, ...'e ait 13 Ekim 1999 tarihli taşıma irsaliyesinde ..., 2011-2012 yılları faturaları ile 2004 yılına ilişkin nakliye faturasında "... - ..." , 14/09/2004 tarihli faturada "...- ..." , 07/11/2007 tarihli davalı sevk irsaliyesinde ve 15/09/2009 tarihli faturada , "...- ..." işletme adı şeklinde kullanım olduğu görülmüş, ticaret unvanının bu şekilde tescilsiz kullanımının 35. Sınıfta kullanım olduğu, kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça, dava dilekçesi ekinde sunulan, ve zücaciye ürünlerinin yer aldığı "... ..." fiyat listesinde, katalogda "..." ibaresinin küçük ve üstte, "..." şeklinde kullanıldığı, ... ve ... ibarelerinin birbirinden ayrıldığı, ... ibaresinin küçük yazıldığı, ...'in kartvizitinde, İstanbul CBS 2014/92457 sayılı dosyada alınan savcılık bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin adli emanetteki beş adet mutfak eşyası üzerinde baskın şekilde kullanıldığı ve kullanımın iltibas yaratacağının beyan edildiği görülmüştür.Davalı tarafın uzun yıllar, ... ibaresini işletme adı olarak ve faaliyetlerinde kullandığı, daha sonra 27/06/2013 başvuru tarihli ... sayılı ... ... markasını, 21. Sınıfta adına tescil ettirdiği, davalı markasının kötüniyetli tescil ettirildiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı ve davalı markasında "..." ibaresine getirilen eklerin ayırt edicilik sağladığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, hükümsüzlük davasının reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun görülmüştür.Davalı tarafa ait 21. Sınıfta 29/04/2014 başvuru tarihli, ... başvuru numaralı "... ... şekil markasının yargılama sırasında 13/04/2016 tarihinde tescil edildiği, davalı kullanımlarının tescilli ... sayılı marka kapsamında bulunduğu (22/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda sehven ... sayılı marka yazıldığı anlaşılmaktadır) kanaatine varılmıştır.Uyuşmazlığın çözümünde dava tarihi itibarıyla 556 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Sonraki tarihli sınai mülkiyet hakkı sahibinin, önceki tarihli rüçhan yede başvuru tarihli hak sahibine karşı, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını ileri süremeyeceğine ilişkin, 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren SMK 155. Madde düzenlemesine benzer bir düzenleme 556 Sayılı KHK'da bulunmadığından, davalı kullanımının da, dava tarihinden önce başvurusu yapılan, ancak yargılama sırasında tescil işlemleri tamamlanan ...sayılı marka kapsamında bulunduğundan, davalı kullanımlarının davacı markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil etmediği kanaatine varılmış, sonuç itibarıyla markaya tecavüz ve haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüştür.6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmelidir.Bu itibarla gerekçeli kararda marka görsellerine yer verilmesinin de usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle, mahkeme kararının gerekçesi düzeltilmekle, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/09/2024 tarih, 2020/358 E., 2024/216 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, düzeltilmiş gerekçe ile; 3- Davanın tüm istemler yönünden REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hükümsüzlüğü yönünden 732,00 TL, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yönünden 732,00 TL, maddi tazminat yönünden 732,00 TL , itibar tazminat yönünden 732,00 TL, manevi tazminat yönünden 732,00 TL olmak üzere toplam 3.660,00 TL'den peşin alınan 614,79 TL'nin mahsubu ile 3.045,21 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4/c-Dahili davalı şirket tarafından yapılan 7.750,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile dahili davalı şirkete ödenmesine, 4/ç-Davalı ... tarafından yapılan 12,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile bahsi geçen davalıya ödenmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, marka hükümsüzlüğü istemi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... Şti.'e verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet istemi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ...'in mirasçıları ile ...'e verilmesine, 4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, maddi tazminat istemi yönünden 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ...'in mirasçıları ile ...'e verilmesine, 4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, itibar tazminat istemi yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ...'in mirasçıları ile ...'e verilmesine, 4/h- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, manevi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılar ...'in mirasçıları ile ...'e verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 340,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.023,10 TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026