İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli, çok tanınmış ve meşhur markaları altında spor giyim ürünleri, spor malzemeleri vd. Ürünlerin üretimi, satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, dünyaca çok tanınmış, sek…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/1273 Esas KARAR NO:2026/387 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:17/07/2025 NUMARASI:2021/78 E. - 2025/158 K. DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması, Maddi ve Manevi tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli, çok tanınmış ve meşhur markaları altında spor giyim ürünleri, spor malzemeleri vd. Ürünlerin üretimi, satış ve pazarlaması alanında faaliyet gösterdiğini, dünyaca çok tanınmış, sektörün lider firmaları arasında yer aldığını, müvekkili adına tescilli "...", "... ...", "...", "..."... markaların, tüketici ve tüm toplum kesimleri nezdinde %100'lük tanınma gücüne ulaştığı, müvekkili ile özdeşleşmiş ...'ı yıllardır ürünlerinde, reklamlarında kullandığını, yine dünya çapında düzenlenen spor müsabakaları ve etkinliklerinde dünyaca ünlü takımlar ve sporcular tarafından kullanılan dünya markaları olduğunu, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 57.maddesi ve Gümrük Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Gümrük Yönetmeliği'nin 110.maddesi hükümleri çerçevesinde ... Gümrüğü tarafından 04.02.2016 tarihinde, ... numaralı beyan muhteviyatı "..." markalı 1632 çift spor ayakkabı ürününün işlemlerinin durdurularak ... numaralı durdurma kararı ile geçici olarak muhafaza altına alındığının Gümrüğün 04.02.2016 tarihli ve ...-...-... sayılı yazısı ile taraflarına bildirildiğini, dava konusu ürünler üzerinde yer alan markasal kullanımların, müvekkilinin TPE nezdinde ve dünyanın birçok ülkesinde ulusal ve uluslararası tescille korunan, dünyaca tanınmış müvekkili ile özdeşleşmiş meşhur "...", "... ...", "...", "..." markaları ile iktibas ve iltibas oluşturduğunu, dava konusu taklit ürünler üzerinde, müvekkilinin tescille korunan meşhur ve maruf markalarının birebir kullanıldığını, davalıların eylemlerinin gerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ilgili hükümleri gerekse emsal Yüksek Mahkeme kararları çerçevesinde haksız rekabet ve markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalılardan ... A.Ş.'nin dava konusu ürünlerin taşıyıcısı olup, dava konusu fiillerden ötürü davalı ... ... ile birlikte sorumluğu olduğunu, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile ... Gümrük Müdürlüğünün 04.02.2016 tarih ve 2016/1 sayılı durdurma kararına konu olup halen ... Gümrük Müdürlüğü nezdinde muhafaza edilen ... numaralı beyan muhteviyatı 1632 çift taklit spor ayakkabı ürününün karar kesinleşinceye dek muhafazasının devamı yönünde takdiren teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir kararı tesisine, anılan ürünlerin karar kesinleşinceye kadar bulunduğu yerde tedbiren muhafazasına ayrıca söz konusu ürünlerden ikişer adetinin bilirkişi incelemesine konu olamak üzere mahkeme kasasına numune olarak alınmasına, davalıların; müvekkilinin "...", "... ...", "...", "..." vd. markaları aleyhine marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden uluslararası boyuttaki eylemlerinin tespitine, önlenmesine, men'ine, dava konusu ürünlerin etiket, ambalaj, katalog, ilan, reklam vd. tanıtma araç ve gereçleri ile bunların imalinde kullanılan tüm malzemelerin 556 sayılı KHK'nın 62.maddesi ve TTK 56.maddesi uyarınca, nerede bulunursa bulunsun, davalılara ait yerler veya ticari amaçla elinde bulunduran 3. Şahıslar yeddinde el konularak masrafları davalılardan alınmak suretiyle imhasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıların markaya tecavüz ve haksız rekabet yoluyla edindiği haksız kazanç miktarının tespiti ile şimdilik 5.000,00TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, gümrük nezdinde tüm el koyma ve muhafaza masraf ve giderlerinin davalılar tarafından ödenmesine, mahkeme kararının ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek gazetelerden birinde, ilan giderleri davalı taraflarca karşılanmak üzere bir defa ilanına, karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 30.000TL yükselttiği görülmüştür. CEVAP:Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görev, pasif husumet ve yetki yönünden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından tanzim edilmiş olan ... numaralı konşimento incelendiğinde; taşımanın "..." olarak gerçekleştirildiğini, yani konteynerin yükleten tarafından tamamen doldurulduktan sonra taşıyana teslim edildiğinin anlaşıldığını, dolayısıyla konteynerin konşimentoda yükleyici olarak görünen ... Ltd. tarafından doldurulduğu ve müvekkili şirkete teslim edildiğini, söz konusu konteyner içerisindeki taklit olduğu iddia edilen ürünlerden davalı müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin konteynerin dolumunun yapılması aşamasında herhangi bir müdahalesi ya da dahilinin söz konusu olmadığını, söz konusu konteynerın yüklendiği mühürle tahliye edilmiş olup, herhangi bir mühür farklılığının bulunmadığını, taklit olduğu iddia edilen ürünler ile müvekkilinin hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu konteyneri kapalı ve mühürlü bir şekilde teslim aldığını, taşıma belgelerinin yükleyici tarafından gönderilen yükleme talimatına uygun olarak düzenlendiğini, yüklemeye konu konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma sözleşmesinin 14.2 numaralı maddesinde de; "Taşıyıcı tarafından malların ağırlığına, içeriğine, ölçüsüne, miktarına, niteliğine, tarifine durumuna, sıcaklığına, işaretlerine, sayısına veya değerine dair hiçbir beyanda bulunulmadığını, ve taşıyıcı bu tarif ve özelliklere ilişkin hiçbir sorumluluk altına değildir." hükmünün mevcut olduğunu, konşimento incelendiğinde yükleyici tarafından verilen bilgiler olduğunu, taşıyan tarafından kontrol edilmediğini ve taşıyanın sorumlu olmadığını belirten büyük harflerle "..." ifadeleriyle konişmento üzerine sorumlu olmayacağına ilişkin rezervler konulduğunu, konişmentodaki bilgilerin yükleyicinin beyanı olduğu, kontrol edilmediği ve taşıyanın sorumlu olmadığının açıkça belirtildiği, müvekkilinin konteyner içerisine yüklenen taklit olduğu iddia edilen ürünlerden sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin; dünya çapında tanınmış ... şirketinin Türkiye acentesi olduğu ve Türkiye çapında tanındığını, ... numaralı konteyner için ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, taklit olduğu iddia edilen ürünlerin müvekkilinin acentası olduğu ....'ya ait ... numaralı konteyner içerisinde tutulduğunu, tedbir kararının taklit olduğu iddia edilen mala ilişkin olup, ... numaralı konteyner için kabul edilemeyeceğini, söz konusu ürünlerin konteynerdan boşaltılarak başka bir yerde muhafaza edilmesini ve ... numaralı konteynerin müvekkiline teslim edilmesini, açıkladıkları nedenlerle taklit olduğu iddia edilen mallardan ötürü müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığından davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... ...'ın 2016 yılı başında faaliyete başlayan ... ... isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olduğunu, söz konusu firmanın ticari faaliyetlerinin genel olarak; metal, ahşap, cam, seramik porselen taş, mum, plastik, kağıt, polyester, bez ve deriden mamul olmak üzere her türlü turistik ve hediyelik eşya imalatı, alım satımı, ithalat ve ihracatı yapmak olduğunu, müvekkilinin eşi tarafından Çin'de faaliyet gösteren .... isimli firmadan 227 koli, 7600 adet "Ahşap Çerçeve" siparişi verildiğini, Çin'deki firma ile yapılan anlaşma içeriğinin "ahşap çerçevelerin teslim alınması ile birlikte, firmaya 7.500,00 USD, teslimattan 15 gün sonra ise kalan 7.500,00 USD ödenecektir" şeklinde olduğunu, müvekkilinin sipariş etmiş olduğu ürünlerin teslimini beklemekte iken, dava konusu bu olaydan ... tarafından haberdar edildiğini, bu durum üzerine müvekkili tarafından, ithalatı gerçekleştiren .... firması ile acilen görüşüldüğü ve konu ile ilgili olarak kendisine bilgi verilmesinin talep edildiğini, .... firması tarafından verilen bilgiye göre; "Dava konusu ürünlerin bulunduğu konteynere ilişkin olarak, yükleme sırasında işçilerin hata yapmış olduğu, sadece ahşap resim çerçevelerini değil beraberinde diğer kargolarında yüklendiğini, yeni yıl ve Çin yeni yılı sebebi ile antreponun çok yoğun olduğunu, her gün bir sürü ülkeye çok sayıda kargo gönderildiğini, bu sebeple başka kişilerin kargosunun başka kişilere gönderildiğini, yaşanan bu karışıklık için özürlerini ilettiklerini" bildirdiklerini, müvekkilinin marka hakkı ihlaline sebep olan eylemlerle doğrudan yahut dolaylı hiçbir ilgisi veya kusurunun bulunmadığını, aynı zamanda müvekkilinin eşinin siparişini verdiği ürün sayısından da eksik ürün gönderildiğini, müvekkilinin taklit olduğu iddia edilen ürünlere ilişkin bir üretimi, siparişi, ithalatı dahi söz konusu olmadığını, müvekkilinin marka hakkı ihlali eyleminden doğrudan yahut dolaylı hiçbir bağlantısının ve sorumluluğunun bulunmaması, taklit olduğu iddia edilen ürünlerin yurtdışı antrepoda gerçekleşen karışıklık sebebi ile müvekkilinin siparişleri ile karışmış olması, 556 sayılı KHK kapsamında müvekkilinin marka hakkını ihlal eden eylemi bilmesinin ya da bilmesi gerekmesinin fiilen mümkün olmaması neticesinde, maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, açıkladıkları nedenlerle müvekkili aleyhine açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/78 esas, 2025/158 karar sayılı, 17/07/2025 tarihli kararı ile; "Olaya ilişkin yapılan ceza yargılamalarında; davalı ... ve eşi ... hakkında beraat kararı verildiği ve kararlarının kesinleştiği, beraat kararlarının gerekçeleri dikkate alındığında: Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere hukuk mahkemesi, ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de, ceza mahkemesinin maddi vakanın tespitine ilişkin kararı hukuk mahkemesini bağlayacağından, davalı ...hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı şirketçe (acente) sadece konişmentoda yazılı hususların bilindiği, yükleten tarafından yerleştirilip, kapatılıp, mühürlenmiş olarak gemiye teslim edilen konteynerin içinde ne olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... Şirketi'nin; taşıyanın temsilcisi olduğu, taklit ürünlerden dolayı sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığından, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, gümrükte el konulan konteynerin neredeyse tamamının taklit ayakkabılarla dolu olması ve miktarının yüksekliği karşısında davalı taşıyıcı acentenin "konteynırı mühürlü teslim aldığı ve içeriğini bilmediği" yönündeki savunmasının basiretli tacir yükümlülüğüyle bağdaşmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca taşıyanın ve acentenin marka hakkına tecavüz teşkil eden eşyadan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, taklit ürünlerin asıl alıcısı olan diğer davalının ise "yanlışlıkla yüklendiği" iddiasının ticari hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu ve haksız fiilin asli faili sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiğini, mahkemenin dosyada davacı lehine düzenlenen bilirkişi raporunu gerekçesiz şekilde göz ardı ederek sadece davalı tarafça sunulan hukuki mütalaaya dayanmasının hatalı olduğunu ve bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı şirket vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın istinaf dilekçesinin ise hukuka ve somut olaya aykırı beyanlar içermesi nedeniyle istinaf talebinin reddedilerek yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Davacı ... markalarının sahibi tarafından, ... Gümrüğünün 04.02.2016 tarihli, ... numaralı beyan muhteviyatı "..." markalı 1632 çift spor ayakkabı ürününün işlemlerinin durdurularak 2016/1 numaralı durdurma kararı ile geçici olarak muhafaza altına alındığının Gümrüğün 04.02.2016 tarihli ve ...-...-... sayılı yazısı ile taraflarına bildirildiğini beyanla markayı içerir taklit ürünler nedeni ile davalılar aleyhine huzurdaki davanın açıldığı görülmüştür.Dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.'' olarak belirtilmiştir. Yukarıda yazılı madde metninden anlaşıldığı üzere, tecavüzün gerçekleşmesi için taklit olduğu iddia edilen ürünleri taşıyan ve gümrük işlemine konu eden kişinin, ithalata konu malların “taklit” markalı mallar olduğunu bilmesi veya bilebilecek durumda olması şarttır. Davalıların ihracata konu olan ürünlerin taklit olduğunu bildiği yada bilmesi gerektiği tespit edilirken, somut olayın özellikleri dikkate alınarak, taşıma sözleşmesi hükümleri ile taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin TTK hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği gibi TTK'nın 18/2 maddesi gereğince basiretli bir tacirden beklenen dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediğinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; TTK'nın 1145. maddesine göre; taşıtan ve yükleten, eşya hakkında taşıyana doğru bildirimde bulunmakla yükümlü olup beyanların doğru olmamasından doğan zarardan taşıyana karşı sorumludur; bu yüzden zarar gören diğer kişilere karşı da ancak kusurları varsa sorumlu olurlar. Davalı şirket ise taşıyan olup yüklemeye konu konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma sözleşmesinin 14.2 numaralı maddesinde; "Taşıyıcı tarafından malların ağırlığına, içeriğine, ölçüsüne, miktarına, niteliğine, tarifine durumuna, sıcaklığına, işaretlerine, sayısına veya değerine dair hiçbir beyanda bulunulmadığı ve taşıyıcı bu tarif ve özelliklere ilişkin hiçbir sorumluluk altına değildir." hükmünün mevcut olduğu, "..." ifadeleriyle konişmento üzerine rezerv konulduğu, konşimentoda ... ''...'' kaydı yer aldığından yükün taşıma öncesi konteynere yünlendiği ve konteynerin kapalı ve mühürlü olarak gemiye yüklendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla taşıyanın konteyner içeriğini bilme ve kontrol etme imkanı bulunmayıp taşıtan/yükletenin beyanlarına göre konişmento düzenlendiğinin kabulü gerekmiştir. Dolayısıyla davalı şirketin, SMK ve TTK kapsamında davacıya karşı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davalı ...'ın ise ... isimli işletmenin yetkilisi olup Çin'de faaliyet gösteren ... isimli firmadan 227 koli, 7600 adet "Ahşap Çerçeve" siparişi verildiğini, sipariş etmediği halde davacı markasını taşıyan mallarında çıktığını, Çin’deki firmanın hatası ile bu durumun oluştuğunu savunmuş ise de ithalatını gerçekleştirdiği ürünlerin taklit olduğunda tereddüt bulunmadığı, basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davalının hangi ürünü ithal ettiğini bilmesinin gerektiği, (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2007/7063 esas 2008/8673 karar sayılı ilamı) somut olayda, davalının beyannamesinde muhteviyatı "..." olarak bildirdiği, yapılan muayene sonucu... Gümrük Müdürlüğünün 2016/1 numaralı durdurma kararı ile yerinde inceleme tutanağının düzenlendiği, beyannamedeki ürünlerin arka kısmında, davacı markasını taşıyan taklit ürünlerin tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/230 E. 2021/126 K. ve 22/04/2021 tarihli kararı ile davalı hakkında beraat kararı verildiği, 29/03/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de kaçakçılık ve resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğunu gösterir kesin deliller bulunmadığından hakkında beraat kararının verildiği, bu yönü ile TBK'nın 74. maddesi ışığında bakıldığında somut uyuşmazlık yönünden bağlayıcı olmadığı saptanmıştır. Böylece toplanan deliller ve davalının işletme sahibi olması nedeniyle kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğü karşısında hatalı ürün gönderildiği savunmasına itibar etme olanağının bulunmadığı, davalının taklit ürünleri ticari kazanç için satışa sunmak amacıyla ithal etmeye dayalı eyleminin SMK'nın 29.maddesi kapsamında davacının marka hakkına tecavüz ve TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, böylece davacı tarafın manevi tazminat isteminde haklı olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla işbu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Bununla birlikte davacı tarafından sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca dayalı olarak maddi tazminat talep edilmiş ise de gümrükte durdurma ve el koyma nedeni ile ürünün iç pazara geçişinin engellenerek tüketicinin ürünle temasının önlendiği, davalının ticari kazancının bulunmadığı sabit olmakla, maddi tazminat istemine cevaz verilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden '' 1-Davalı şirket yönünden davanın Reddine, 2-Davalı ... yönünden davanın Kısmen Kabulüne, 2-a Davalı ...'ın, davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, ... Gümrük Müdürlüğünün 2016/1 numaralı durdurma kararı içeriğindeki dava konusu ''...'' markasını içerir taklit ürünlere el konulmasına, masrafı davalıdan alınmak sureti ile hüküm kesinleştiğinde imha edilmesine, 2-b Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 2-c Davacı yararına 10.000-TL manevi tazminatın davalı ...'dan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsil edilerek davacıya ödenmesine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/07/2025 tarih, 2021/78 E., 2025/158 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davalı ... A.Ş yönünden davanın Reddine, 4-Davalı ... yönünden davanın Kısmen Kabulüne, 4/a- Davalı eyleminin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, ... Gümrük Müdürlüğünün 2016/1 numaralı durdurma kararı içeriğindeki dava konusu ''...'' markasını içerir taklit ürünlere el konulmasına, masrafı davalıdan alınmak sureti ile hüküm kesinleştiğinde imha edilmesine, 4/b- Davacının maddi tazminat talebinin reddine, 4/c-Davacı yararına 10.000-TL manevi tazminatın davalı ...'dan 04.02.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 732,00 TL manevi tazminat davası yönünden 732,00, TL olmak üzere toplam 1.464,00TL karar harcından peşin alınan 683,10 TL'nin mahsubu ile 780,90 TL harcın davalı ...'dan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b- Maddi tazminat davası yönünden Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan; 29,20 TL başvurma harcı, 683,10TL ıslah+ peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı olmak 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1739,25 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.455,85 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 2.227,92 TL'nin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 50,00 TL posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 25,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz ve haksız rekabet davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 5/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tecavüz davası yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 5/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen maddi tazminat davası yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ... Şirketi'ne verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 370,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.053,10 TL'nin davalı ...'dan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 05/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ:Davacı taraf, marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın marka hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.