İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... ...'nin sahibi olan ABD'de mukim ... ... şirketinin, marka kullanım hakkı ile beraber şirkete ait ... danışmanlığı iş sistemini bir franchise hakkı altında toplayarak her ülkede bir kişi veya kuruma verdiğini, bu hakkın ... ... markasın…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2023/593 KARAR NO : 2025/1158 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 13/09/2022 NUMARASI : 2018/220 E. - 2022/121 K. DAVANIN KONUSU: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi, Manevi Tazminat ile İtibar Tazminatı İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/09/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ... ... ...'nin sahibi olan ABD'de mukim ... ... şirketinin, marka kullanım hakkı ile beraber şirkete ait ... danışmanlığı iş sistemini bir franchise hakkı altında toplayarak her ülkede bir kişi veya kuruma verdiğini, bu hakkın ... ... markasının kullanımını da kapsadığı, bu hakkın Türkiye'de davacılardan ... Taş'ın sahibi ve yetkilisi olduğu ... ... ... Paz. ve Dan. Hiz. A.Ş.'ye (Davacı Şirket) verildiğini, davacı Şirketin ... sıfatı ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde mukim üçüncü kişilerle tali franchise (lisans) sözleşmeleri yapmak suretiyle söz konusu sistemin üçüncü kişilerce de kullanılmasının sağlandığını, davacı Şirket ile ... ... Dan. Paz. Ltd. Şti. (Davalı Şirket) arasında 27.01 2015 tarihli ... ...© ... Hizmetleri Tali Lisans Sözleşmesi imzalandığını, Anılan sözleşmenin Kartal 23. Noterliğinin 06.06.2017 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile feshedildiği, tebliğ mazbatasına göre anılan fesih ihtarnamesinin davalı şirketçe 08.06.2017 tarihinde tebellüğ edildiğini, ardından Kadıköy 4. Noterliğinin 27.07.2017 tarihli ve 19372 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile marka ve logoların haksız kullanıma son verilmesinin tekrar ihtar edildiğini, davalı şirket yetkilisi ... aleyhine SMK md. 30 uyarınca marka hakkına tecavüz suçu sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 21.02.2018 tarihinde şikayette bulunulduğunu, 2018/41229 sor. Numaralı Savcılık talimatı ile tespit kararı verildiği, buna istinaden 22.02.2018 tarihinde davalı şirket işyerinde markanın kullanıldığını gösteren tabela ve yazılı/görsel delillerin tespiti yapıldığını, 22.02.2018 tarihli tespit tutanağında; davalı şirket yetkilisi ...'ın adresteki binanın sahibi olduğu, diğer davalı ...'ın da aynı adreste kiracı olarak ... işi yaptığının tespit edildiğini, binanın iç ve dış duvarlarının tamamında müvekkillerine ait marka ve logo görsellerinin tabela, işaret, levha, broşür, ödül, amblem, masa takvimi, kitapçık ve diğer ürünlerin bulunduğunu ve bunların reklam ve tanıtım amaçlı kullanıldığının, davalı Şirket yetkilisi ...'ın binadaki kendine ait odada ise yine müvekkillerine ait marka ve logoların bulunduğu masa takvimi, kartvizit, kitapçık, yaka kartı gibi ürünlerin olduğu ve haksız şekilde bu ürünlerle tanıtım yapıldığının görüldüğünü ve bu hususların tutanaklarda tafsilatlı olarak imza altına alındığını, Tutanak ve tespitlere göre davalı şirketin Sözleşme feshedilmiş olmasına rağmen müvekkillerine ait tescilli marka logosunun bulunduğu tabela ve görselleri kullanmaya devam ettiği, reklam, pazarlama ve satış işlemlerinde kazanç sağladığı, üstelik marka ve tüm logoların bulunduğu binada kiracı olan diğer davalı ...'ın da bu marka ve logoları kullanmaya devam ederek haksız şekilde bundan yararlandığı, davalıların iş ve eylemleri neticesinde meydana gelen fiili zararlar ve yoksun kalınan kazanç miktarına yönelik olarak şimdilik, müteselsilen 10.000,00 TL maddi tazminata, müvekkillerinin manevi kişiliğinde meydana gelen zarar sebebiyle 5.000,00 TL manevi tazminata, müvekkillerine ait dünyaca ünlü markanın haksız kullanımı sebebiyle itibar kaybı yaşamasından ötürü 2.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Marka hakkının ihlaline yönelik olarak; ... ... markasının dünya çapında tanınmış tescilli bir marka ve logo olduğu, bir çok sınıftta TÜRKPATENT nezdinde tescil edildiği, müvekkillerinin Türkiye'de ... ... markasını kullanmak lisansına münhasıran sahip olduğu ve SMK md. 158 uyarınca münhasır lisans hakkı sahibinin markaya tecavüzün önlenmesine ilişkin davaları kendi adına açabileceğini,SMK uyarınca davalıların söz konusu marka ve logo üzerinde hiçbir hakkı bulunmadığı, davalı şirketin sözleşme feshedilmiş olmasına rağmen davacılara ait tescilli marka logosunun bulunduğu tabelaları kullanmaya devam ettiği, reklam, pazarlama ve satış işlemlerinden kazanç sağladığı ve marka hakkını ihlal ettiğinin savcılık talimatındaki tutanakla tespit edildiğini, ...'ın da aynı binada kiraci olarak ... danışmanlığı yaptığı tutanakla tespit edildiğinden kendisinin de markanın haksız kullanımıyla kazanç sağladığı, maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak, meydana gelen zararlar ile ilgili olarak şimdilik müteselsilen 10.000,00 TL maddi tazminat talepleri bulunduğu, bu talebin de Sözleşmeye aykırılık, Marka Hakkının İhlali, Haksız Rekabet, Haksız Fiil ve Vekaletsiz İş Görme hükümlerine dayandığını, Sözleşmeye aykırılık bakımından, taleplerin davalı Şirket için yapıldığı, davalı Şirketin tarafların arasındaki Sözleşmenin feshinden itibaren başta markanın bulunduğu tabela ve görsellerin kullanımına son verilmesi olmak üzere, yükümlülüğünde olan birçok edimi ifa etmediği, meydan gelen tüm zararı tazmin etmekle yükümlü olduğu, Sözleşmenin madde 36 vd. hükümleri uyarınca davalı şirketin Sözleşmenin feshi neticesi meydana gelen tüm zararı karşılayacağını kabul ettiğini, Marka Hakkında tecavüz bakımından, davalı şirkete yönelik sözleşmede gösterilen zararın tazminine ek olarak, SMK uyarınca fiili zarar ve yoksun kalınan kazancın talep edildiği, SMK md. 151/1.c “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken fisans bedeli” uyarınca hesaplamanın yapılmasını, davalı ...'a yönelik SMK md. 151/1.a “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemelf gelir” uyarınca hesaplamanın yapılmasını, fiili zararın miktarının belirlenmesi için davalı gerçek kişinin ticari defterlerini Mahkemeye ibraz etmesine karar verilmesini, TTK md. 56 vd. hükümleri uyarına her iki davalının da haksız şekilde bilerek ve isteyerek davacı markalarını kullanarak müşterilere yönelik haksız ve aldatıcı davranışlar sergilemek suretiyle haksız rekabet yarattıkları, davalıların fiillerinin aynı zamanda TBK haksız fiil ve gerçek olmayan vekaletsiz iş görme niteliğinde olduğunu, Manevi tazminat bakımından davalılar aleyhine şimdilik müteselsilen 5.000,00 TL 'ye hükmedilmesini, SMK md. 150/2 uyarınca ayrıca davalılar aleyhine şimdilik müteselsilen 2.000,00 Tl itibar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... ... DAN PAZ LTD.ŞTİ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının akdin feshine dair gönderdiği 06.06.2017 tarihli ihtarnameden sonra 12.06.2017 tarihinde “Haftalık Ödeme Bildirimi” adı altında davalı şirket yetkilisine gönderdiği e-mailde cari hesap borcunu daha düşük bildirdiğini, 27.02.2017 tarihinde İstanbul 6. icra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından giriştiği takipte ise 124.244,42 TL cari hesap fatura alacağı olduğunun bildirildiğini, her defasında farklı borç tutarı bildirildiğini, davacı şirketin sözleşmenin 29. Sayfasında ek 2. Maddesinde kararlaştırılan Gizlilik Anlaşmasına aykırı davranarak sözleşmenin 39 ve 40. Sayfalarındaki özel düzenlemelerin diğer ofislere bildirilerek davalı şirketin hedef haline getirildiğini, davacı şirkete ait internet sitesinde Aralık 2016'dan itibaren sürekli aksaklık yaşandığı, Aralık 2016 - Mart 2017 ayları arasında internet sitesi yenilenmesi gerekçesiyle çalışmaların aksadığını, bu sebeple müşteri şikayetleri alındığı maddi ve manevi kayıp yaşandığını, bu olaydan sonra davalı şirket yetkilisine tahsis olunan zerrin.cavusoglu(2cb.com.tr e-mail adresinin şifresinin 03.04.2017 tarihinde değiştirilip, davacı şirketle davalı şirket arasındaki yazışmalarının bir kısmının - silindiğini ve şirketin çalışamaz hale getirildiğini, bu konuda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunulduğu, bunun üzerine davalı şirketin internet hesaplarının 2017 yılı Mayıs ayında tamamen kapatıldığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yetkisizlik kararı akabinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/87038 soruşturma sayısı ile soruşturmayı sürdürdüğü, davacı şirket personeli Halil Duman hakkında “Bilişim Sistemindeki Verileri Bozma, Yok Etme, Erişilmez Kılma, Sisteme Veri Yerleştirme Suçlarından” ceza davası açıldığını ve İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinde 2018/233 E. sayılı dosya ile derdest olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı şirket yetkilisi hakkında yürütülen 2018/41229 sayılı soruşturma dosyasında 21.03.2018 tarihli 2018/35109 - sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, davacı şirketin gerçekleştirdiği haksız fiiller sebebi ile davalı şirketi iş yapamaz hale getirdiği ve 15 yılı aşkın süredir içinde olduğu ... sektöründen ayrılmak zorunda kaldığını, bunların neticesi olarak davalı şirketin işyerini tahliye ettiği ve diğer davalı gerçek kişiye kiraya verdiğini, davalı gerçek kişinin burada faaliyette bulunduğunu, davalı şirketin yalnızca bir odası olduğu ve başkaca bir faaliyeti olmadığını, bu hususun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/41229 sayılı soruşturma dosyasında tespit edildiğini, ayrıca davalı şirket ticari kayıt ve internet kayıtları ile de sabit olduğunu, ne davalı şirketin ne de davalı gerçek kişinin halihazırda davacıların marka, logo, tabela vs'ni kullanmadığını, bunlardan yana bir yarar sağlamadığını, bağımsız faaliyet gösterdiklerini, davalı şirketin ... sektöründe faaliyet göstermemesine rağmen feshin haksızlığına ilişkin İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/82 E. sayılı davası sonuçlanana dek 20.01.2015 tarihli Sözleşme gereğince tabela, marka ve logoların işyerinde bulunduğunu, davalı şirketin herhangi bir marka tecavüzü, haksız rekabete neden olacak davranışı yahut maddi/manevi/itibari tazmin yükümlülüğü olmadığı gibi, aksine davacılardan tazminat alacaklısı konumunda olduğunu, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/82 E. sayılı davasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davanın reddini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... sektöründe bağımsız faaliyet gösteren bir serbest meslek erbabı olduğunu, söz konusu dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, 01.01.2018 tarihinde davalı şirketten Prof. ...numarada bulunan ofisi 5 (beş) yıl süre için kiraladığını, daha önce davalı şirkette çalıştığını, bu sebeple 20.01.2015 tarihli ... ... ... Hizmetleri Tali Lisans Sözleşmesi hakkında bilgi sahibi olduğunu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/41229 soruşturma sayılı dosyasında bilgi sahibi olarak dinlenildiğini, Kiralananı logo ve tabelalar da dahil olmak üzere eşyalı ve yapılı olarak kiraladığı, söz konusu logo ve tabelaların davacı şirket ile davalı şirket arasındaki bahsi geçen lisans sözleşmesinin imzalanması akabinde yerleştirildiğini, söz konusu tabela ve logoları anılan sözleşme gereği olarak gördüğü için kaldırma gereği hissetmediğini, Kiralananın bir odasının davalı şirket tarafından kullanıldığı, tabelalarda ... ... ... ... ibaresi geçmekte olması sebebi ile ... alanında bağımsız faaliyet gösterdiği için bu durum neticesi herhangi bir kazanç sağlamasının mümkün olmadığını, kendisinin hiçbir hukuki sorumluluğu bulunmadığını, bu sebeple davanın ve ihtiyati tedbir talebinin reddini talep etmiştir. CEVABA CEVAP: Davacılar vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı ...'ın kendi beyanlarıyla ... sektöründe davalı şirket ile çalıştığını ifade ettiğini, bu noktada hiçbir şekilde kullanımına rıza göstermedikleri marka ve logoları sözleşme tarafı olmayan ve müvekkili ile aynı sektörde çalışan ... tarafından haksız şekilde kullanıldığını, buna göre ...'ın, müvekkilimize ait marka hakkını bilerek ve isteyerek ihlal ettiği ve haksız kazanç sağladığını, davalılar ... ... Dan. ve Paz. Ltd. Şti. üzerinden müvekkili markalarını da reklam ve tanıtım amaçlı kullanarak birbirlerinden haberdar şekilde kazanç elde ettiklerini, gerek davalı şirketin ... sektöründen çıktığı yönündeki beyanları, gerekse ...’ın davalı şirket ile yalnızca daha önceden çalıştığından dolayı şu an herhangi bir bilgisi olmadığı beyanlarının da tamamen asılsız olduğunu, davalı Şirket ... ... Dan. ve Paz. Ltd. Şti “yalnızca münkir” durumda olduğunu, çünkü davalı şirket süresinde cevap dilekçesi sunmadığını, dolayısıyla davalı şirket açısından müvekkili ile aralarındaki dilekçeler teatisi tamamlandığından taraflarınca cevaba cevap dilekçesi sunulmayacağını, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmasına, taraflar aleyhine şimdilik müteselsilen10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi, 2.000,00 TL itibar tazminatı olmak üzere toplam tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine, masrafları davalılara ait olmak üzere, kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi (149/1-g) veya ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, fazlaya dair haklarının saklı kalması kaydıyla talep etmiştir. İKİNCİ CEVAP: Davalı ... vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacıların kendi markalarına ait tabela, logo ve reklam broşürlerini kullanarak müvekkilinin haksız kazanç elde ettiği iddiasını ispat edemediklerini, müvekkilinin cevap dilekçes,nde detaylı olarak belirttikleri üzere diğer davalı ... ... Dan. Ve Paz. Ltd. Şti ile aralarında akdedilen kira sözleşmesi sebebiyle işbu davaya taraf gösterildiğini, oysa müvekkilinin halihazırda tamamen bağımsız faaliyet gösteren, kendi ad ve hesabına kayıtlı vergi levhası bulunan bir ticaret erbabı olduğu, söz konusu dava ile hiçbir alakası bulunmadığını, bu nedenle davanın taraf sıfatı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin diğer davalının kira konusu taşınmazın bir odasında hak sahibi bulunması sebebiyle söz konusu tabela, logo sair eşyayı kaldırmadığını, söz konusu tabelaların taşınmazda 1 odayla sınırlı olarak tasarrufta bulunan ve fakat uzun süredir ... alanında ticari faaliyeti göstermeyen davalı ... ... Dan. ve Paz. Ltd. Şti. sebebiyle asılı bulunduğunu müvekkilinin bu hususta hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli bir vatandaş olarak tabela ve logoların kaldırılması hakkında tedbir kararını öğrenir öğrenmez bunları işyerinden kaldırdığını, müvekkilinin bu noktada son derece titiz ve hukuka uygun bir tavır takınarak kararın gereklerini infaza ilişkin şartların sağlanmasını dahi beklemeksizin derhal yerine getirdiğini, açıklanan nedenlerle davacıların açtığı dava büsbütün haksız olup söz konusu haksız fesih sonucu marka hakkının ihlaline dair davacıların herhangi bir maddi, manevi yahut itibari zararı söz konusu bulunmadığını haksız ve mesnetsiz açılan söz konusu davanın reddini, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2018/220 esas, 2022/121 karar, 13/09/2022 tarihli kararı ile; "Davanın KABULÜ ile, davalılara ait kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davacıya ait tescilli markaları içeren her türlü tabela, reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılarak karar kesinleştiğinde masrafları davalılara ait olmak üzere imhasına, Davacıların maddi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile 233.314,00 TL'nin (davalı ... yönünden 10.000,00 TL ve işleyecek faizi ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,Davacıların manevi tazminat talebinin KABULÜ ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine," karar vermiştir. İSTİNAF: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları ile davacıların ... markası hususunda münhasır lisans hakkı sahibi olmadıkları netleştiğini davacılar adına marka sahibi yabancı firma tarafından, ... markasını kullanma hususunda herhangi bir münhasır lisans vermediğini, huzurdaki davada, marka hakkı sahibinin markayı kullanamamasını franchise alan tüm firmalar markayı kullanım hakkına sahip göründüğünü, marka hakkının korunması için, dava hakkı marka hakkı sahibine ve münhasır lisans hakkı sahibine ait olduğunu, davacıların ... ... markası üzerinde münhasır bir lisans hakları bulunmadığı için, dava ehliyetleri olmadığını, davacıların ... ... markası üzerinde münhasır bir lisans hakkı sözleşmeleri olsa idi dahi, bu durum markanın TPMK'daki sicil dosyasına şerh edilmediği için, 3. kişilere karşı ileri sürülemez bir sözleşme olacağını, huzurdaki davada, davacıların dava ehliyetleri bulunmadığından, davanın reddi gerekirken mahkeme tarafından kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirket ile davalı müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmede akde aykırı davranan taraf bizzat davacı şirket olup sözleşme davacı tarafından haksız olarak feshedildiğini, sözleşmenin haksız feshedildiğine karar verilmesi halinde huzurdaki davanın neticesini etkileyeceğinden o davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı ... ... ... Paz. Ve Danış. Hizmetleri A.ş tarafından sözleşmenin haksız feshi nedeni ile müvekkili şirket çalışamaz hale geldiğini, müvekkili şirketin iş yerini tahliye ettiğini ve söz konusu işlerini diğer davalı olan ...'a kiraya verdiğini, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu işyerinde yalnızca bir odası bulunduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması, davanın şart yokluğu sebebiyle reddedilmesi, esasa girilmesi halinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF: Katılma yoluyla istinaf eden ve istinafa cevap veren davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait markaların dünyaca tanınmış olduğunu somut olayda davalı şirket de markayı lisans sözleşmesine uygun olarak kullanmadığını, davalı şirket, markaya ilişkin bu yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmediği gibi markanın haksız kullanımına devam ederek markanın itibarına zarar verildiğini, davalı ... da müvekkiline ait markayı aralarında hiçbir sözleşme olmaksızın haksız şekilde kullanmış ve markanın itibarını zedelediğini, davalı ... ... yönünden 29.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda 16.360,00 USD'lik royalty bedeli hesaplaması yapıldığını, tarafça sunulmuş olan 17.02.2022 tarihli talep artırım ve ıslah dilekçesi ise, belirsiz alacak olarak ikame edilen davanında talep artırımı yapılan ve talep sonucun ıslah edildiğini, müvekkili Şirket olan ... ... ... Paz. ve Dan Hizm. A.Ş'nin, ... ... ... ...® hizmet markaları ve ... ... sisteminin çerçevesinde alt lisans vermeye ilişkin olarak Türkiye'de münhasır hakka sahip olduğunu gösteren belgenin İngilizce ve Türkçe şeklindeki çeviri belgesi de 25.07.2019 tarihli dilekçesinde dosyaya sunulduğunu, Franchise sözleşmeleri, bir sistem halinde ve içerisinde gayrimaddi malların kullanılmasını (malın ve/veya hizmetin markası; amblemi, sembolü, ... kombinasyonları gibi), franchise organizasyonunu/iş sistemini ve pazarlama anlayışını barındırdığını, ... ... Real ... şirketinin sahibi olan ve yine Amerika Birleşik Devletleri’nde mukim ... ... şirketi, marka kullanım hakkı ile beraber şirkete ait ... danışmanlığı iş sistemini bir franchise hakkı altında toplayarak her ülkede bir kişi veya kuruma verdiğini, ...” olarak anılan bu kişiler, kendilerine tanınan bölgede bu franchise sisteminin ve markanın sınırlı olarak kullanım hakkını yine Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde mukim üçüncü kişi tacirlere tali lisans sözleşmesi ile verdiğini, ... ... markasının ve iş sisteminin ... hakkı, müvekkili ... TAŞ’ın sahibi ve yetkilisi olduğu ... ... ... Paz. ve Dan. Hizm. A.Ş.’ ne ait olduğunu, bu hak ve iş sistemi, yukarıda da ifade ettiği üzere, ... ... markasının kullanımını da kapsadığını, Ülkemizde bu markanın üçüncü kişiler tarafından kullanılması sadece tali franchise (lisans) sözleşmesinin müvekkille imzalanması ile mümkün olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davalıların müvekkili Şirket'e yönelik taraf ehliyeti itirazlarının yerinde olduğu düşünülse dahi somut olayda, dava konusu edilmiş tüm markalar birbiriyle bağlantılı ve birlikte kullanıldığını, davacı olan Müvekkili ... Taş'ın hak sahibi olduğu markaların da tecavüzde kullanılmış olması sebebiyle bu ihtimalde dahi ... Taş adına tescilli markalar bakımından davanın kabulü gerekecek ve markaların tümü birlikte kullanıldığından sonuç değişmeyeceğini, davalılar tarafından ileri sürelen esasa ilişkin istinaf sebeplerini ilki, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini iddiasına dayandığını, davacı ... ... ... ve davalı ... ... arasında akdedildiğini, 27.01.2015 tarihli sözleşmenin haklı ya da haksız fesihten bağımsız olarak, 06.06.2017 tarihinde sona erdiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşıldığını, davalı şirket ... ... yetkilisi ..., 17.05.2018 tarihli dilekçesinde, taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların ardından ... sektöründe çalışmaya son verdiğini de ikrar ettiğini, dolayısıyla, sözleşmenin haklı ya da haksız feshi meselesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin uyuşmazlığın varlığından bağımsız olduğunu, davalı şirket ... ...'ün fesihten sonraki tarihli kullanımlarının markaya tecavüz olarak kabul edileceği de dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında isabetli şekilde belirtildiğini, davalı ... ...'ün taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davrandığını ve sözleşmenin haklı sebeple feshine sebebiyet verdiğini hüküm altına aldığını, davalıların bekletici mesele ve fesih davalıların bekletici mesele ve fesih sebebinin incelenmesine ilişkin iddialarına yönelik istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, davalı şirket yetkilisi ...’ın adresteki binanın sahibi olduğu ve diğer davalı ...’ın da aynı adreste kiracı olarak ... işi yaptığı tutanaklarda tespit edildiğini, Binanın iç ve dış duvarlarının tamamında müvekkillere ait marka ve logo görsellerinin tabela, işaret, levha, broşür, ödül, amblem, masa takvimi, kitapçık, ve diğer ürünlerin bulunduğu ve bunların reklam ve tanıtım amaçlı kullanıldığı görülmüş, marka ve tüm logoların bulunduğu binada kiracı olan diğer davalı ...’ın da bu marka ve logoları kullanmaya devam ederek haksız şekilde bundan yararlandığı tespit edildiğini, alınan bilirkişi raporları ile de, ...'ın Davalı ... ... ile Müvekkili şirket arasındaki sözleşmeden haberdar olduğunun tartışmasız olduğu kanaati bildirildiğini, bilirkişi raporunda da talebi doğrultusunda hesaplama yapılmış olduğu, Davalı Şirket bakımından izinsiz kullanıma konu dönem için 16.360 USD, davalı ... yönünden ise kira sözleşmesinin başlangıcı ile marka kullanımının sona erme tarihi arasında, taraflar arasında lisans sözleşmesi olsa idi ödenmesi gereken aylık royalty bedelleri ve royalty giriş ücreti dahil olmak üzere 38.840 USD tazminat hesaplaması yapıldığını, ... ... markasının ve iş sisteminin ... hakkı, müvekkili ... TAŞ’ın sahibi ve yetkilisi olduğu müvekkili Şirket ... ... ... Paz. ve Dan. Hizm. A.Ş.’ ne ait olduğunu, davalı ... ile müvekkili ile arasında bir tali lisans sözleşmesi akdedilmiş olsa idi anılan 32.000,00 USD franchise başlangıç bedelinin ödenmesi hususu söz konusu olacak, bu sebeple de royalty giriş ücretinin hesaplaması, işbu kanun maddesinin uygulanmasının doğal bir sonucu olduğundan ayrıca talep edilmesine gerek bulunmadığını, davalı ..., dava konusu markaları herhangi bir sözleşme olmaksızın kullandığından, davalının iddia ettiği şekilde "edimlerin yerine getirilip getirilmediği" incelemesi yapılmasına imkan da bulunmadığını, davalı şirket açısından Franchise bedeli ise daha önce de belirtildiği üzere işbu davanın konusu olmadığını, dosya kapsamında yeniden hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplamanın yerinde olduğunu, davalıların dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hatalı olduğu ve itirazlarının ve delillerinin incelenmediği yönündeki iddialarının gerçekle bağdaşmadığını, davalıların tazminat hesaplamalarına yönelik itirazlarına ilişkin hiçbir dayanak gösteremediğini, yalnızca taraf ehliyeti bulunmadığı, talep hakkı olmadığı iddiasına dayanarak tazminata hak kazanılmayacağını iddia ettiğini, müvekkili Şirket'in huzurdaki davada taraf ehliyeti olduğu da somut bir gerçek olduğundan tazminatlar bakımından yalnızca işbu itirazın istinaf incelemesinde dikkate alınması gerekeceğini beyan ederek, katılma yoluyla istinaf taleplerini kabulü ile, İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2018/220 E. 2022/121 K. Sayılı 13.09.2022 tarihli kararının istinaf başvurusuna konu olan itibar tazminatı taleplerini reddi kararı kaldırılarak itibar tazminatına hükmedilmesine ve hükmün 2 numaralı bendinin düzeltilerek davalı ... ... yönünden döviz cinsinden maddi tazminata hükmedilmesine, davalıların istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı ... ... Dan. Paz. Ltd. Şti. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf istinaf dilekçesinde bilirkişi tarafından hesaplanan alacak miktarlarının Türk Lirası cinsinden hesaplanarak karar verilmesini istinaf gerekçesi olarak ileri sürmüş ise de 13.09.2018 tarih ve 30534 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’da Değişiklik Yapılmasına Dair 85 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı gereğince döviz cinsinden talep edilebilecek alacaklar hakkında yol haritası belirlendiğini beyan ederek, davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, taraflarının istinaf taleplerinin kabulüne İstanbul 2. FSHHM 2018/220 E 2022/121 K sayılı İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılamada, davacıların SMK kapsamında dava açma ehliyetleri bulunmadığından, davanın dava şartı yokluğundan Reddine esasa girilmesi halinde, kararın "kısmen kabul" kısmının davalılar yönünden bütünüyle reddine, karar verilmesini talep etiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; 6769 sayılı SMK hükümleri ile 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi, manevi tazminat ile itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.Dosyanın tetkikinde; davacıların inhisari lisans hakkına sahip oldukları iddiasına yönelik sundukları belgeler kapsamında 185408, 2017 57547, 187757 tescil sayılı ... ... ibareli markalar üzerinde inhsari lisans sahibi oldukları anlaşıldığı gibi davacı asilin de tescil maliki olduğunun TPMK kayıtlarından görüldüğü, böylece açılan dava yönünden davacıların aktif husumet ehliyetleri ile SMK'nın 158. maddesi kapsamında dava takip yetkisinin bulunduğunun anlaşıldığı, feshin haklı yahut haksız fesih olup olmadığına yönelik İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/82 e. sayılı dosyasında verilecek kararın, işbu davanın sözleşmenin feshinden sonraki tarihli kullanımlara yönelik tecavüz istemli olduğu dikkate alındığında mevcut yargılama açısından bekletici mesele yapılmasını gerektirir bir durumun bulunmadığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası içeriği ile esas dava dosyasındaki deliller kapsamında Sınai Mülkiyet Kanunu'nun md. 29/1- a bendi yollaması ile SMK'nın 7. maddesi uyarınca dava konusu markaların kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan kullanımın tespit edildiği, bu sebeple davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz olarak kabul edileceği, tespit yapılan adreste davalı şirketin de odasının bulunduğunun kabul edildiği gibi davalı gerçek kişinin davalı şirket ile birlikte çalıştığı, bu durumda taraf şirketler arasındaki feshedilen sözleşme ilişkisine vakıf olduğu, buna rağmen davalının iş yerini kiralamış olması ve kiralananda bulunan dava konusu markaları ihtiva eden tabela, logo, sair eşyaya ilişkin soruşturma tutanağı da dikkate alındığında davalı şirket ile birlikte davalı asilin de marka hakkına tecavüz eyleminden sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, salt ticari defterler üzerinde inceleme yapılarak rapor tanzim edildiğini, davacı şirketin sözleşme gereği kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşmede yer almasına rağmen internet sitesinin kullanılamadığı, sözleşmede yer almasına rağmen 50.000-TL bedelin gönderilmediğini beyan etmiş ise de huzurdaki davanın konusuna ilişkin hesaplamanın feshedilen sözleşme ilişkisine dayalı olmayıp marka hakkına tecavüze dayalı SMK'nın 151/2-c (lisans bedeli) maddesine ilişkin olmakla davalı tarafın istinafa konu ettiği aksi yöndeki soyut itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Son olarak Royalty Giriş Ücreti yalnızca davalı asil yönünden yapılan hesaplamada nazara alınmış olup davalı asilin istinaf başvurusundan feragat ettiği görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulü ile; ''1- davalılara ait kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda davacıya ait tescilli markaları içeren her türlü tabela, reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılarak karar kesinleştiğinde masrafları davalılara ait olmak üzere imhasına, 2-Davacıların maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 233.314,00 TL'nin (davalı ... yönünden 10.000,00 TL ve işleyecek faizi ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Davacıların manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacılara ödenmesine'' karar verildiği, itibar tazminatı talebi yönünden ilk derece mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğu, dosya kapsamında itibar tazminatına hükmedilmesini gerektirir delillerin bulunmadığı anlaşılmış ve TBK'nın 99. maddesi gereğince Türk parası üzerinden tazminata ilişkin hüküm kurulması isabetli bulunmuştur. Davalı ... vekili Av. ... tarafından 28/02/2023 tarihli dilekçesi kapsamında istinaf başvurusundan feragat ettiğini beyan ettiği ve vekaletnamesinde kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu görülmekle, HMK'nın 349/2 maddesi gereğince davalı ...'ın ve bu davalı yönünden katılma yolu başvuran davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği, Davalı şirket yönünden davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. gereğince esastan reddine, Davalı ... ... şirketi vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf aşamasında istinaftan feragat etmesi sebebiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince REDDİNE,2-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 13/09/2022 tarih ve 2018/220 E. 2022/121 K. sayılı kararına karşı davalılar yönünden katılma yolu ile başvuran davacıların istinaf başvuru talebinin esastan reddine, davalı şirket yönünden davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı ... Peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan davalı tarafa iadesine,4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.173,90- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.069,81-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.104,09-TL harcın davalı ... ... şirketi tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 25/09/2025 MUHALEFET ŞERHİ: Davacılar SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas, 2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir. Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacılara en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda davalı şirket vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden haksız rekabete yönelik istemlerin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.