İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olması nedeniyle iptalinin gerektiğini, davalının o dönemde m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1318 KARAR NO : 2025/1717 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 06/03/2023 NUMARASI : 2022/392 E. - 2023/168 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinin hukuka aykırı ve kötü niyetli olması nedeniyle iptalinin gerektiğini, davalının o dönemde müvekkilinin oğlunun adına kayıtlı olan iş yerinde para tahsilat işlemlerine bakmakla görevli olduğunu, müvekkilinin Beyoğlu 45. Noterliği vasıtasıyla davalıya vekalet verdiğini, müvekkilinin ... isimli şahıstan ticari işlemlerinde kullanabilmek maksadıyla 104.000,00TL borç aldığını ve bu borcun karşılığında ... isimli şahsa verilmek üzere borç bedelinin ve müvekkilinin imzasının yer aldığı senedi vekaletname aracılığıyla yetkili kılınan davalı vasıtasıyla ...'e gönderdiğini, müvekkilinin önce 50.000,00TL, daha sonra 54.000,00TL olmak üzere nakit çekim işlemi yaptığını, borcunu ödemek ve imzalanan senedi geri almak maksadıyla davalıyı görevlendirdiğini, müvekkilinin davalıya senedi getirip getirmediğini sorduğunda, müvekkili adına borcu ödediğini lakın ...'ün orada olmadığını ve senedi alamadığını ancak ...'ün senedi yırtıp atacağını beyan ettiğini, müvekkilinin davalıya güvenerek ...'ü senedi yırtıp yırtmadığına ilişkin aramadığını, davalının yıllar sonra ...'e giderek senedi teslim aldığını ve senedin boş kısımlarını doldurarak müvekkilini kendisine borçlu gösterdiğini, müvekkilinin davalının köylüsü olan ... isimli şahıstan 35.000,00TL bedelli borç aldığını ve bunun karşılığında senet imzalayıp senedi ... isimli şahsa teslim etmesi için davalıyı görevlendirdiğini ancak senedin davalı tarafından ... isimli şahsa teslim edilmediğini öğrendiğini, davalının iki senedi de İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile haksız şekilde icra takibine konu ettiğini, müvekkili tarafından davalı aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/225718 soruşturma sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptaline, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacının yanında çalışırken borç paraya sıkışıklığı olduğunu, müvekkilinin yakinen tanıdığı ...'ten defalarca borç para alınmasına kefil olduğunu, en son 105.000,00TL bedelli senede müvekkilinin kefil olması şartıyla borç para verdiğini, ...'e bu parayı ödeyerek senedi aldığını, zaman süreci içerisinde davacının bedeli ödemeyince müvekkilinin senedi takibe koymak zorunda kaldığını, davacının ...'ten müvekkili aracılığıyla sadece davaya konu olan senede mahsuben borç para almadığını, sıkıştıkça borç para alıp vermediğini, davacının ...'dan 35.000,00TL borç karşılığında ...'a senedi vermesi için müvekkilini görevlendirdiği ve senedin ...'a verilmediğini öğrendiği iddiasının doğru olmadığını, bu senedin davacının müvekkilinden aldığı borç para karşılığı müvekkiline verdiğini, davacının ...'dan aldığı borca karşı yapmış olduğu ödemeye eşleştirerek müvekkiline olan borcundan kurtulmaya çalıştığını, bu nedenlerle davanın reddi ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/392 esas, 2023/168 karar sayılı, 06/03/2023 tarihli kararı ile; "Davanın Kısmen Kabulü ile; a)İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 105.000,00 TL bedelli, 01/11/2018 vade tarihli, 17/09/2013 düzenleme tarihli, lehtarı davalı ..., keşidecisi davacı ..., keşide yeri İstanbul olan takip dayanağı bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, anılan bono nedeniyle takibe konulan asıl alacağın %20'si oranında 21.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 35.000,00 TL bedelli, 18/11/2018 vade tarihli, 18/10/2018 düzenleme tarihli, lehtarı davalı ..., keşidecisi davacı ... olan takip dayanağı bonoya ilişkin menfi tespit talebinin reddine, anılan bono yönünden takip durdurulmadığından davalının tazminat talebinin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin müvekkilinin davalı tarafından kötüniyetle ve vekalet görevini kötüye kullanarak boş kısımları doldurulan 35.000,00 TL bedelli senede ilişkin menfi tespit talebini reddedilen kısmına karşı istinaf talepleri olduğunu, müvekkilin borcu ödediğine dair dekontlar ve davalının alacağı olmadığını gösteren sözleşme gibi delillere rağmen tanık dinlenmeyerek eksik inceleme yapıldığını, takibin yetkisiz icra dairesinde açıldığı, takibe konu senetlerin sahteliği hakkında C. Başsavcılığında süren soruşturma (2021/225718) bulunduğu için HMK'nın 209/1 maddesi uyarınca takibin durdurulması gerekirken talebin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın kısmen reddedilen kısmının kaldırılmasını, yeniden yapılacak yargılama ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesindeki müvekkilinin borcu ödediği ve senedin kötü niyetle ele geçirildiği yönündeki iddialara karşılık, müvekkilinin 104.000,00 TL borcu kefil olarak kendisinin ödeyerek senedi aldığını, davacının ödeme kanıtı olarak sunduğu banka dekontlarının senet bedeli ile arasındaki tutarsızlık (105.000 TL'ye karşılık 104.000 TL) ve dekontların borcun ödeme tarihi ile alakasız oluşu nedeniyle ödeme ispatı teşkil etmediğini, basiretli bir tacir olarak borcu ödedikten sonra senedi geri almaması durumunun izahının gerektiğini ve davacının bu dekontlarla zoraki illiyet bağı kurmaya çalıştığını, aynı zamanda yerel mahkemenin kendi aleyhine verdiği kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira menfi tespit davalarında borçlu hukuki ilişkinin varlığını kabul edip farklı bir ilişki iddia ettiğinde ispat yükünün borçluya geçtiğini ve yerel mahkemenin ispat yükünü yanlış tayin ettiğini, ayrıca dava değeri yüksek olsa bile HMK m. 200/II uyarınca karşı tarafın muvafakati halinde tanık dinleme kuralını ihlal ettiğini belirterek, kendi aleyhine davanın kabulüne karar veren hükmün kaldırılarak davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrarladığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; bedelsizlik iddiasına dayalı olarak icra takibine dayanak bonolara yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacı/keşidecinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia ettiği, davalının lehtarı olduğu, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına dayanak 17/09/2013 keşide tarihli, 01/11/2018 ödeme tarihli, 105.000TL bedelli bono ile 18/10/2018 keşide tarihli, 18/11/2018 ödeme tarihli 35.000TL bedelli bononun bedelsiz olduğunu, davalının sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurup icra takibine konu ettiğini, davacının bir dönem kendi yanında çalışan davalı aracılığıyla dava dışı alacaklılar ...'e dava konusu 105.000TL bedelli ve ...'a 35.000TL bedelli açık senetlerin gönderildiği, sonrasında borçlarının ödenmesine rağmen yine davalı aracılığıyla alınmasının istendiği, borçluların boş senetleri teslim etmesine rağmen davalı yanca kendi lehine doldurularak takibe konulduğu iddiasıyla her iki senet yönünden borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı lehtarın ise ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunduğu görülmüştür. Davacının delil olarak dayandığı davalının şüpheli olduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunun 2021/225718 sayılı soruşturma dosyası kapsamında takipsizlik kararının verildiği görülmüştür. Huzurdaki dava, bedelsizliğe dayalı olarak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup ''mücerretlik ilkesi'' gereğince kambiyo senedine dayalı alacaklar bakımından kural olarak ispat yükü kambiyo senedi borçlusunun üzerindedir. Davacının kambiyo senedinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel borç ilişkisini ve bu ilişki kapsamında borçlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır. Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 778. maddesinin atfı kapsamında bonolarda da uygulanması gereken TTK'nın 680. maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün olduğu, açık bono düzenlenmesi durumunda açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası yönünden ispat yükünün HMK'nın 201. maddesine göre yazılı delille olmak kaydıyla kural olarak iddia eden tarafa ait olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte somut olayda dava dışı ...'ün emniyet ifadesinde, davacıya borç verdiğini ve karşılığında senet düzenlendiği, senet bedelinin ödenmesi üzerine davalının, davacı adına senedi kendisinden aldığını beyan ettiği, davalı ...'ın ise 10/03/2022 tarihli emniyet ifadesinde, davacının borcu için dava dışı Abdullah'a olan borca kefil olması nedeniyle kendisinin ödediğini, ödemiş olduğu borç karşılığında dava konusu 105.000-TL'lik senedi aldığını, senedi aldığında davacının Abdullah'a olan borcunu ödediğinden dolayı boş olan alacaklı kısmına kendi ismini yazdığını, borcun ödenmemesi üzerine takip başlattığını beyan ettiği görülmekle 105.000-TL bedelli bono yönünden HMK m. 190; TMK m. 6 gereğince davalı tarafın ispat yükü altında olduğu saptanmıştır. Aksi takdirde, davacı taraf olumsuz bir durumu kanıtlamak zorunda bırakılmış olacaktır. Bu kapsamda ilk derece mahkemesinin ispat yüküne ilişkin tespiti ile 105.000-TL bedelli bono yönünden davalının kefalet ilişkisi kapsamında davacıdan alacaklı olduğunu ispata elverişli yazılı delil bulunmamakla birlikte davalının yemin deliline dayanmaması karşısında ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği kabulüne varılması isabetli bulunmuştur. 35.000-TL bedelli bonoya yönelik menfi tespit istemi yönünden ispat yükü halen davacı üzerinde olup sözleşme başlıklı belgenin bono keşide tarihlerinden öncesine ait olup bedelsiz olduğunu ispata elverişli dosya kapsamında yazılı delillerin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının yemin deliline de dayanmaması karşısında ispat yükümlülüğünü yerine getiremediği kabulüne varılması isabetli bulunmuştur.Tüm bu nedenlerle; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/03/2023 tarih ve 2022/392 E., 2023/168 K. sayılı kararına karşı, taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025