T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1133 KARAR NO : 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/343 KARAR NO : 2023/75 DAVA TARİHİ : 04/06/2021 KARAR TARİHİ : 16/02/2023 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.02.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 19.02.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1133 KARAR NO : 2026/231 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/343 KARAR NO : 2023/75 DAVA TARİHİ : 04/06/2021 KARAR TARİHİ : 16/02/2023 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 19.02.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 19.02.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021/343 Esas, 2023/75 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin, davalı şirket ile imzaladığı “...Tankları (Sivas -Altınyayla) İskele Kurulum Söküm Kiralama Hizmet Alım Sözleşmesi” kapsamında davalının kumlama-boyama-onarım vs. işlerini yüklendiği .../Sivas/Altınyayla tesislerinde bulunan tanklarının kumlama-boyama-onarım vs, işlemlerinin yapılması sırasında gerekli ve zorunlu olan iskele malzemelerinin temini, iskele kurulum-söküm ve iskele işçiliği işlerini üstelendiğini, sözleşmenin başlangıç tarihinin 17.09.2018 tarihi olarak ve sözleşmenin 4. ve 5. md. ile sözleşme süresinin 20 gün olarak belirlendiğini, iskele malzemelerinin 21.09.2018 tarihinde müvekkili tarafından .../Sivas/Altınyayla tesislerine intikal ettirildiğini, ancak davalı şirketin .../Sivas/Altınyayla fabrikası tanklarında yaptığı kumlama-boyama- onarım işlerinde yaşanan gecikme ve aksaklılığın, ...'ın davalı tarafından yapılan işleri beğenmeyip onaylamaması ve bir kısım işlerin tekrar yapılmak zorunda kalınması nedeniyle iskele kiralama süresinin kurulum ve söküm işlemlerinin uzadığını, sözleşme gereği iskele malzemelerinin 21.09.2018 intikal tarihinden 20 gün sonra yani 11.10.2018 tarihinde tüm iskele kurulum-söküm işlemlerinin tamamlamayıp, müvekkili tarafından geri alınması gerekmekte iken, ancak 18.04.2019 tarihinde .../Sivas/Altınyayla tesislerinden geri alındığını, sürenin 6 ay 8 gün uzadığını, iskele kiralama kurulum-söküm işlemlerinin sözleşmede belirlenen süreyi aşması ve gecikmesi nedeni ile müvekkilinin maddi zarara uğradığını, müvekkilinin davalıya temin etmiş olduğu ve kurulum söküm işçilik işlerini üstlendiği iskele malzemeleri dava dışı ... Şti.’den kiralamış olduğunu ve uhdesinde göründüğünden anılan firmaya fazladan 6 ay 8 günlük tutarda iskele malzemesi kiralama bedeli ödemek zorunda kaldığını, ayrıca bu süre boyunca iskele kurulum-söküm işlerini yapacak olan işçilerin hem maaşlarını hem de sigorta primlerini ödemek zorunda kaldığını, anılan firmadan kiralamış olduğu iskele malzemelerini normal şartlarda başka firmalarla yapacağı sözleşmelerde başka işlerde kullanabilecek ve bu surette kar elde edebilecek iken iskele malzemelerinin geri alamaması nedeniyle başka firmalarla yapacağı sözleşmelerde kullanarak elde edebileceği kardan mahrum kaldığını, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi ve sözleşme süresinin aşılması nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu maddi zarardan sorumlu olduğunu, zararın tahsili istemi ile başlatılan Aliağa İcra Müdürlüğü’nün 2019/2638 E.s. icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, arabulucuk yolundan sonuç alınamadığını ileri sürerek 20.000,00-TL maddi tazminat alacağının arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini istemiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Tarafların tacir olup olmamalarının önemi olmayıp, 6100 s. HMK.’nun 4. md. göre dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan tüm taşınır ve taşınmaz mallara ilişkin kira ilişkilerinden kaynaklanan davalara bakma görevinin sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girdiğini, taraflarca imzalanan iskele kiralama sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalının üstlenmiş olduğu kumlama ve boya işlemi uygulanmasının yalnızca belirli hava, ortam sıcaklık ve nem değerlerinin uygun olması halinde yapılabildiğini, aksi halde yapılan işlem sonucu uygulanan boyanın yüzeyden kalkması ile uygulamanın başarısız olduğunu, uygulama sürecinde ... yetkilileri tarafından gerekli ölçümlerin yapıldığını, uygun hava koşullarının olmaması halinde uygulama yapmaya müsaade edilmediğini, uygulama yapılacak tanklarda kaynak işlemi yapılmasının boya uygulamasına engel olduğunu, müvekkilinin üstlendiği kumlama ve boya işlemine geçilmeden evvel tüm kaynak işlerinin tamamlanmasının gerektiğini, ... Sivas/Altınyayla tesislerinde gerçekleşen çetin hava şartları ve ... tarafından yapılması gereken kaynak işlerinin ortaya çıkması sebepleriyle müvekkilinin üstlendiği işi yapması mümkün olmadığından dava dışı ... firmasına mevcut durum hakkında bilgi verildiğini, ...'ın ise işin kalan kısmının 05.04.2019 tarihinde başlanmasını uygun görerek bu tarihe kadar işlemlere ara verildiğinin taraflara bildirildiğini, hava muhalefeti nedeniyle işlemlere ara verildiğinden Ocak ayından itibaren müvekkili tarafından davacı yükleniciye defalarca, şifahen iskelenin sökümünün yapılıp sahadan çıkarılması için talimat verildiğini, ancak davacının işe ara verildiği esnada iskeleyi teslim almak üzere iş sahasına gelmediğini, davacının sözleşme konusu malzemenin söküm ve nakliyesini zamanında yapmayarak gecikmeye kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, sözleşme uyarınca kullanılacak malzemenin nakliyesi davacı yükleniciye ait olduğu gibi, davacı yüklenicinin işverenin göstermiş olduğu bölgeye iskeleyi kurmak ve işveren müvekkili tarafından talimat verilen günde söküm yapmakla mükellef olduğunu, müvekkili tarafından söküm işlemi yapılamayacağı sözleşmede açıkça düzenlenmiş olduğundan müvekkilinin talimatı üzerine davacının iskelenin sökümünü zamanında yapmamış olması nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sözleşmede taraflarca kararlaştırılan sürenin aşımı durumunda kira bedelinin yansıtılacağına ilişkin bir maddenin bulunmadığını, işçilerin yalnızca iskelenin kurulum ve sökümü anında sahada bulunduğunu, davacının kendi bünyesinde çalışan işçileri başka bir iş için görevlendirmesi mümkün olduğundan davacının işçilerine gecikme nedeniyle sigorta primi ve maaş ödemek zorunda kaldığına yönelik haksız yere kazanç elde etme çabası güden iddialarının gerçek dışı olduğunu, sözleşme ile davacı yüklenici tarafından belirlenen personelin işveren davacının sigortasında olup yeme-içme, konaklama, ulaşım, maaşlarının da davalının sorumluluğunda olacağının kararlaştırıldığını, buna istinaden müvekkili tarafından davacının işçilerinin sigorta girişlerinin yapıldığını, prim ve maaşlarının müvekkili tarafından ödendiğini, davacının müspet zararın müvekkilden talep edilebilmesi için müvekkilinin bahse konu zararın ortaya çıkmasında kusurunun bulunmasının gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, hizmet alım sözleşmesinde belirlenen kira bedelinin, müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, davacının ne ödeme öncesinde ne de sonrasında iddia etmiş olduğu gecikme dönemlerini kapsayan kira farkına ilişkin fatura kesmediğini ve müvekkiline tebliğ etmediğini, bu durumu icra takip tarihi olan Haziran ayına kadar dile getirilmediğini savunarak, öncelikle usule ilişkin itirazlarımızın kabulü ile mahkemenin görevsizliğine, haksız davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 16.02.2023 tarih ve 2021/343 Esas, 2023/75 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Davaya konu sözleşme kapsamında davalıya teslim edilen iskelenin davalının sözleşmede kararlaştırılan 20 günlük sürenin bitiminde iskelenin sökümü için davacıya talimat vermediği, verdiğini ispat edemediği bu itibarla davacının uğradığı zararı ve yoksun kaldığı karı tazmin etmekle yükümlü olduğu görüş ve kanaatine varılarak taleple bağlılık ilkesi kapsamında dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar yönünden davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 25.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Kabul anlamına gelmemekle birlikte 31.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda; "... taraf defterleri arasında 41.145,80 TL bakiye farkı olduğu, farkın davalı ticari defterlerinde davacının takip edildiği hesapta kayıtlı olan ancak davacı ticari defterlerinde davalı şirketin takip edildiği hesapta olmayan kayıtlardan kaynaklandığının tespit edildiği, anılan farkın dayanak belgelerinin incelendiği, davalı şirket defterlerine kaydedilen, ancak davacı defterlerine kaydedilmeyen davalı banka hesabı hesap ekstresinde davacı adına maaş ödemesi olarak yazılan ve davalı şirket tarafından davacıya düzenlenen ancak tarafıma davacıya teslimine ilişkin Dayanak belgeleri sunulmayan ve davalı defterlerinde davacının borcuna yazılan C/H Mutabakatlarıyla ilgili de dayanak belge sunulamayan 41.145,80.-TL tutarındaki davalı defterlerinde olan ancak davacı defterlerinde olmayan kayıtların kabul edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkemenize ait olduğu, anılan 41.145,80.-TL tutarındaki kayıtlar kabul edilir ise; Davacının davalıdan alacaklı olmadığı; ancak kabul edilmez ise; davacının Davalıdan 41.145,80.-TL tutarında Alacaklı olacağı.. " şeklinde tespitte bulunulduğunu, -21.07.2022 tarihli raporun 3 nolu kısmında ise; "Her iki taraf defterine de kaydedilmeyen yukarıda detaylandırılan tüm ödemeler ile ayrıca 18.000 TL tutarındaki tahsilat makbuzunun kabul edilip edilmeyeceğinin takdiri sayın mahkemenize aittir.." şeklinde tespitte bulunulduğunu, bilirkişilerin ısrarla tahsilat makbuzu ve banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin hukuki yorum gerektiği ve takdirin mahkemede olduğunu belirtmesine rağmen mahkemece bu ödemelerin neden esas alınmadığına ilişkin bir gerekçe sunulmadığını, bunun üzerine... Bank'a müzekkere yazılarak banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin dekontlar istendiğnii, ... Bank'tan gelen 16.11.2022 tarihli cevabi yazıda davacı ...'a 16.10.2018 tarihinde 2.389,68 TL, 09.11.2018 tarihinde 1.653,52 TL, 16.11.2018 tarihinde 3.483,95 TL, 19.11.2018 tarihinde 1.476,61 TL, 21.12.2018 tarihinde 3.307,04 TL olmak üzere toplam 12.310,80 TL ödeme yapıldığının belirtildiğini, bunun üzerine dosyanın ek rapora gönderilmiş ancak hükme de esas alınan 16.12.2022 tarihli raporda bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde de detaylı olarak belirtilen ve mahkemece de celbedilen dekontlara dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, salt davacı yana dava dışı şirket tarafından kesilen faturaların toplanması ile zarar miktarının belirlenmiş olmasının kabul edilemeyeceğini, eksik ve denetime elverişsiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığı gibi yerel mahkeme kararının da bu haliyle kabul edilemeyeceğini, -Davalının üstlenmiş olduğu kumlama ve boya işleminin uygulanmasının yalnızca belirli hava (ortam) sıcaklık ve nem değerlerinin uygun olması halinde yapılabildiğini, aksi halde yapılan işlem sonucu uygulanan boya yüzeyden kalktığını, bu nedenle uygulama başarısız olduğunu, nitekim tüm uygulama sürecinde ... yetkilileri tarafından da gerekli ölçümler yapıldığını, uygun hava koşullarının olmaması halinde uygulama yapmaya müsaade edilmediğini, ... Sivas/Altınyayla tesislerinde gerçekleşen çetin hava şartları ve ... tarafından yapılması gereken kaynak işlerinin ortaya çıkması sebepleriyle müvekkilinin üstlendiği işi yapmasının mümkün olmadığını, davalının kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle işe ara verilmek durumunda kalındığını, nitekim davalı tanığı ... tarafından da "boya ve kumlama ile ilgili sorunlardan dolayı davalının işi gereğinden fazla uzadı" şeklinde beyanda bulunularak iddialarının doğrulandığını, bu hususa ilişkin ... A.Ş. ile müvekkili arasında yapılan yazışmalar da dosyaya sunuldığını, -TBK.'da da açıkça düzenlendiği üzere zararı ödeme yükümlülüğünün ancak kusurun varlığı halinde mümkün olduğunu, müvekkilinin işe ara verilmesi ve işin bitiş süresinin uzamasında kusurunun bulunmadığı açık olduğundan sorumluluğunun bulunmadığını, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmeye göre malzemenin nakliyesi, kurumu ve sökümünün davacıya ait olduğunu, davalı müvekkilinin iskelenin sökümü için davacıya talimatta bulunduğunu, ancak davacı iskeleyi sökmeye gelmeyerek gecikmeye kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu hususta tanıklarının da davacıya bildirimde bulunulduğunu, ancak söküm içim gelmediği gibi çalışanlarını da göndermediğini beyan ettiğini ve iddialarını doğruladığını, tanıklarca defalarca davacıya gerek davalı gerek şantiye sorumlusu tarafından bildirimde bulunulduğunun açıkça beyan edildiğini, teslim olgusunun tanık beyanı ile de ispatlanması mümkün konulardan olduğunu, o halde gerekçede de 2 aylık dönemin davacı kusurundan kaynaklandığı belirtiliyorsa bu dönemin dışlanmasının gerektiğini, -Davacının yoksun kaldığı karı talep edebileceğine yönelik mahkeme kararının da kabulüne imkan bulunmadığını, yerel mahkemenin bu hususta hiçbir araştırmaya ve değerlendirmeye girişmediğini, salt davacı beyanlarını göz önünde bulundurduğunu, hatta öyle ki davacının tarif etmiş olduğu haliyle zarar hesabı yapıldığını, öncelikle davacının kâr kaybına uğradığını ispat etmesinin gerektiğini, cevap dilekçelerinde de belirttikleri ve dosya kapsamında yer aldığı üzere davacının dava dışı üçüncü şahıstan kiralamış olduğu iskele malzemelerini yine kiralayarak iş yaptığını, aynı zamanda kendi bünyesinde çalışan işçilerin yalnızca kurulum ve söküm esnasında sahada bulunup işe devamlı olarak refakat etmediklerini, bu durumda davacının başka bir iskele firmasından iskele kiralayıp başka şirketlerle iş yapması ve kendi işçilerini çalıştırmasının mümkün olduğunu, -Nitekim davacı yoksun kalınan kâr talep ettiği dönemde.... şirketi sahasında iş yaptığını, ... A.Ş. tarafından gönderilen 19.12.2019 tarihli yazı ve eklerinde davacı ... ve çalışanları ... ile ... adına ... sahasında bulunan .... .. Şirketi tarafından çıkarılan giriş kartlarında, işbu davada talep edilen dönemde çıkarıldığı, ... ve ...'nun iskele kurucusu, davacı ...'ın ise beden işçisi olarak kart aldığının görüleceğini, nitekim giriş çıkış kayıtlarından da ... sahasına giriş çıkış yaptıkları ve burada iş yaptıklarının anlaşıldığını, nitekim tanık ... tarafından da davacının ...'da başka bir firmanın iskele kurulum söküm işini yapmış olduğunun beyan edildiğini, bu sebeplerle davacının yoksun kalınan kâr talep etmesinin mümkün olmadığını, -Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir anlığına talep edilebileceği düşünülse dahi yoksun kalınan kâr hesabının yanlış yapıldığını, yoksun kalınan kar hesaplanırken yapılacak giderlerin ve varsa yapmış olduğu kazançların düşülmesinin gerektiğini, davacının işçi çalıştırdığı, bu işçilerin SGK, maaş, yol ve yemek masraflarını karşıladığı düşünülürse bu giderler düşülmeden yapılan yoksun kalınan kâr hesabının mahkemece kabul edilemeyeceğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1996/11-372 E., 1996/485 K. 12.06.1996 tarihli kararına ve Yargıtay HGK., 2010/244E., 2010/260 K., 12.05.2010 tarihli kararına değinildiğini, Yukarıda açıklanan nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve neticeten davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibi .... Türkiye Ankara Şubesi ile Sivas/Altınyayla'da bulunan tankların tamir, kumlama ve boyama işlerinin yapımı için sözleşme yaptığı; ardından davacı taşeron ile davalı yüklenici arasında "Hizmet Alım Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesi yapıldığı, söz konusu sözleşmeye göre davacı taşeronun iskele kurulum-söküm işini malzemeli olarak yapmayı üstlendiği, sözleşmeye göre işin ifası için gereken sürenin 20 gün (hafta sonları dahil) olduğu, iş bedelinin 30.000 TL+ KDV olduğu, davacı taşeronun personellerinin davalı yüklenici sigortasında olacağı, yeme, içme, konaklama, ulaşım ve maaşın davalı yüklenici firmanın sorumluluğunda olacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Davacı taşeron vekili, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında davacının iskele malzemelerini 21.09.2018 tarihinde .../Sivas/Altınyayla tesislerine getirdiğini, sözleşmeye göre 20 gün sonra yani 11.10.2018 tarihinde tüm iskele kurulum söküm işlemlerinin tamamlanıp iskele malzemelerinin sökülüp geri alınması gerekirken davalının dava dışı iş sahibine karşı yüklenmiş olduğu işlerde yaşanan aksaklık ve gecikme nedeniyle ancak 18.04.2019 tarihinde iskele malzemelerinin sökülüp geri alındığını, iskele malzemelerinin bu şekilde 6 ay 8 gün sonra alındığından davacının iskele malzemelerini kiraladığı dava dışı ....şirketine fazladan 6 ay 8 günlük iskele kiralama bedeli ödemek zorunda kaldığını, bu süre boyunca işçilerin maaşlarını ve sigorta primlerini ödemek zorunda kaldığını, ayrıca dava dışı firmadan kiralamış olduğu iskele malzemelerini başka firmalarla yapacağı sözleşmelerde kullanarak elde edeceği kârdan da mahrum kaldığını belirterek uğradığı maddi zararın tahsili istemiyle şimdilik 20.000,00 TL tazminatın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davacı vekili tarafından sunulan 29.12.2022 tarihli dilekçede, yoksun kalınan kâra ilişkin maddi tazminat alacağı kısmı yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davayı ıslah edeceklerini belirttiği ve aynı tarihte sunduğu ıslah dilekçesinde mahrum kalınan kara ilişkin maddi tazminat alacağı yönünden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dilekçelerinde talep edilen 20.000,00 TL maddi tazminat alacağının 78.673,89 TL'ye yükseltildiğini belirtmiştir. Mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereği davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00TL'nin ne kadarının dava dışı ... şirketine ödenen iskele kiralama bedeli, ne kadarının işçilerin maaşları ve sigorta primleri, ne kadarının kâr mahrumiyetine ilişkin olduğu açıklattırılmadığı gibi, ıslahla arttırılan miktarın da dava dilekçesinde talep edilen bu kalemlerden hangilerine ilişkin olduğu hususunda açıklama yaptırılmadan "davanın kabulüne, 78.673,89 TL alacağın 02.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nin Hükmün Kapsamı başlıklı 297. maddesinin 2. Fıkrasına göre “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Kanunun aradığı bu şekil, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir. (Yargıtay HGK'nun 2013/9-1989 Esas 2014/657 Karar sayılı ilamı aynı doğrultutadır.) Bu kapsamda Mahkemece davacıya HMK 31.maddesine göre dava ve ıslah dilekçesi yönünden açıklattırma yapılmadan HMK'nın 297. Maddesine aykırı olarak hüküm verilmesi usule ve yasaya aykırı olmuştur. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 112. maddesi gereğince alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır: kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Kâr kaybı, kardan mahrum kalma karşılığı meydana gelen zarardır. Genelde sözleşmeyi kusuruyla fesheden taraftan istenir. Aslında kâr kaybı açısından kârdan yoksun kalan tarafın malvarlığında kusurlu fesihten önce ve sonra bir değişiklik yoktur. Burada kârdan yoksun kalan kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan mahrum kalır. Kâr kaybı, müspet zarar kapsamında olup, akdin hiç yada gereği gibi yahut vadesinde yerine getirilmemesinden kaynaklanan zarar olarak tanımlanabilir. Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Somut olayda davacı taşeron tarafından kiralanmak suretiyle temin edilen iskele malzemelerinin 21.09.2018 tarihinde .../Sivas/Altınyayla tesislerine getirildiği, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine göre işin ifası için gereken sürenin 20 gün olarak kararlaştırıldığından 11.10.2018 tarihinde iskele kurulum söküm işlemlerinin tamamlanıp iskele malzemelerinin alınması gerekirken davacının 18.04.2019 tarihinde iskele malzemelerini aldığı, davacı tarafça dava dışı şirketten kiralanmak suretiyle temin edilen iskele malzemelerinin 11.10.2018-18.04.2019 tarihleri arasında davalının yüklenicisi olduğu şantiyede kaldığı anlaşılmıştır. Davalı taraf çetin hava şartları ve dava dışı iş sahibi tarafından yapılması gereken kaynak işlerinin ortaya çıkması nedeniyle işe ara verildiğinden işin bitiş süresinin uzadığını, davalının kusurunun bulunmadığını ve davacıya iskelenin sökümü için talimat verildiği halde davacının iskeleyi sökmeye gelmeyerek gecikmeye davacının sebebiyet verdiğini savunmuş ise de, basiretli tacir olarak hareket etmesi gereken davalı yüklenicinin davacı tarafla yaptığı sözleşmeye hava şartları ve işin uzayabileceği diğer olasılıkları değerlendirerek işin süresini belirlemesi gerektiği gibi davalının davacıya sözkonusu iskele malzemelerini sökme talimatı verdiğini yazılı belge/ delil başlangıcı ile ispatlayamaması karşısında davalının kusuru ile iskele malzemelerinin sözleşme dışı süre olan 11.10.2018-18.04.2019 tarihleri arasında şantiyede kalmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Bu sebeple davacı taşeronun iskele malzemelerinin şantiyede kaldığı süre için bilirkişi tarafından belirlenecek piyasa rayiçlerine göre kiralama bedeli ve bu süre boyunca varsa işçilere ödediği maaş ve sigorta primlerini uğradığı maddi zarar olarak kusurlu olan davalıdan talep edebileceği; ancak taraflar arasında yapılan sözleşmenin davalı tarafça feshedilmemesi nedeniyle sözleşmeyi fesheden taraftan istenebilecek olan kâr kaybının davalıdan talep edilemeyeceğinden Mahkemece kararın gerekçesinde "davacının yoksun kaldığı kârı davalının tazmin etmekle yükümlü olduğuna" yönelik kabulü usule ve yasaya aykırı görülmüştür. Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere Mahkemece yapılacak iş, önceki bilirkişi heyetinden davalının kusuru ile iskele malzemelerinin sözleşme dışı süre olan 11.10.2018-18.04.2019 tarihleri arasında şantiyede kaldığı süre için piyasa rayiçlerine göre kiralama bedelinin ne kadar olduğu hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınması; 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi gereğince davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde dava dilekçesinde talep edilen 20.000,00TL'nin ne kadarının dava dışı ... Ltd şirketine ödenen iskele kiralama bedeli, ne kadarının işçilerin maaşları ve sigorta primleri, ne kadarının kâr mahrumiyetine ilişkin olduğu; yine ıslahla yükseltilen 78.673,89TL'nin dava dilekçesinde talep edilen bu kalemlerden hangilerine ilişkin olduğu hususunda açıklama yaptırılarak HMK'nın 297. Maddesine göre taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilerek hüküm kurulmalıdır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2023 tarih ve 2021/343 Esas, 2023/75 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan toplam (179,90 TL + 1.163,65 TL) 1.343,55 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddeleri gereğince, kesin olmak üzere, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.