İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyasından 17.11.2009 tarihinde karzen örnek 1 nolu icra takip talebinde bulunduğu, icra takibinde takibin hangi yasal takip yollarına dayandırıldığı gösteril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1025 KARAR NO : 2025/1627 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 20/06/2022 NUMARASI : 2019/971 E. - 2022/420 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'in İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyasından 17.11.2009 tarihinde karzen örnek 1 nolu icra takip talebinde bulunduğu, icra takibinde takibin hangi yasal takip yollarına dayandırıldığı gösterilmediği, takiple aynı tarih olan 17.11.2009 tarihinde Arnavutköy Tapu Sicil Müdürlüğü'ne yazılarak gayrimenkul haciz işlemi yapıldığı, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, 17.11.2009 tarihi itibariyle resmi yasal faiz oranı 965 olmasına rağmen yasaya aykırı olarak %120 faiz oranı talep edildiğini,bunun icra memuru tarafından resen dikkate alınmayarak kanuna aykırı işlem yapıldığını, ...'in kanuna uygun olmayan şekilde insanları borçlandırması ve haksız tahsilat yapması nedeniyle tutuklandığını, şikayet konusu işlemde de işlem tarihi itibariyle hiçbir işi ve geliri olmayan ... ve (...) baskı ile korkutarak yaptırdığı icra takibinde icra müdürünün huzurunda sahibi olduğu gayrimenkulleri ile ilgili beyanları alınarak neden borçlandığı dahi belli olmayan borç nedeniyle icra takibi ile aynı tarih olan 17.11.2009 günü mal beyanı olarak icra memurunca beyanı alındığını, oysa borçlunun daire de ödeme emrinin kendisine tebliğ hususunda hiçbir talebi olmadığını, icra memuru davacıların talebi olmadığı halde ...'in talebi doğrultusunda beyan ve diğer işlemler yapıldığını, 17.11.2009 tarihli işlem incelendiğinde; Takip talebi ile aynı tarihi taşıması, ...'in talep tarihi 17.11.2009 olması, ... ve ... ... dairede tebliğ talebi olmadığı halde icra memurunca dairede hem tebliğ işlemleri hem de beyan işlemlerinin birlikte alınması hem icra memurunun görevi olmadığı gibi hem de yasanın emrettiği görev şeklinin bu olmadığını, icra memuru aynı gün 17.11.2009 günü haciz işlemlerini de yasal süreler geçmeden takip kesinleşmeden yapmış olması nedeniyle geçersiz olduğunu, olmayan borç varmış gibi gösterilerek kesinleştirilmeye ve %120 gibi son derece fahiş oranda haksız faiz yürütülerek haksız kazanç elde edilmeye çalışıldığını, davacıların hiçbir borcu olmadığı halde icra memurunun alacaklının katibi gibi alacaklı ile birlikte danışıklı davranarak davacıları belgesiz olarak icra dairesinde borçlu gibi göstermesi , yapılan işlem, tebligat haciz işlemleri ve %120 oranında ki faizin kanuna açıkça aykırı olduğundan iptali gerektiğini, borç olmadığı halde baskı ile icra memuru huzuruna getirilip icra memurunun düzenlediği gerçek dışı evrakları imzalamak zorunda kalan ve mesneti, sebebi bulunmayan bir borcun altına sokulan davacılar ile ilgili icra müdürlüğünde yapılan tüm işlemlerin gerçek dışı olduğunu, icra takibinde de borcun sebebi olarak hiçbir belge yer almadığını, davalı tarafından 11.08.2010 tarihlerinde haksız olarak yapılan icra takibi nedeniyle konan hacizleri fek edilmesi için icra müdürlüğüne talepte bulunulduğu, 11.08.2010 tarihinde Kartal 5. İcra Dairesi Müdürlüğü tarafından Çekmeköy Tapu Sicil Müdürlüğü'ne hitaben yazılan yazıda; Kartal 5. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas dosyasında ...'e 900.000,00 TL (faiz ve masraf hariç) ödemeye borçlu ... ...'nın işbu borcu nedeni ile, 18.11.2009 tarih ... yevmiye numarası ile konulduğu bildirilen İstanbul ili, Çekmeköy İlçesi, Alemdar Köyü, 5 pafta, ... Parsel sayılı, 38.630,67 m2 miktarlı 270/113650 arsa paylı B Blok zemin + 1,22 nolu bağımsız bölümde dubleks mesken olarak kayıtlı taşınmazın üzerindeki haczin kaldırılması istendiğini, Çekmeköy Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünden dosyaya yazılan 13.08.2010 tarih 7654 yevmiye sayılı yazıyla İcra Müdürlüğü'ne haciz işlemlerinin terkin edildiği bildirildiğini, 13.08.2010 tarihli Çekmeköy Tapu Sicili Müdürlüğü tarafından Kartal 5. İcra Müdürlüğüne yazılan yazıda, Alemdağ Mah. ... ParselB Blok 22 nolu bağımsız bölüm olan taşınmazın 1/1 payı ... ..., 1/1 payı ... adına kayıtlı olup, bu taşınmazda icrai haciz terkin işlemi yapıldığı belirtildiğini, kanuna aykırı bu işlemlerle şekli olarak haksız alacak hakkı elde eden ... hiçbir parası olmayan İpek Şule ...'nın babasının ölmesi sonucu kalan gayrimenkullerini 90.000 TL'lık göstermelik haksız borç için tümü haczedildiği, 2009 yılından 2014 yılına kadar yaklaşık 5 yıldır sebepsiz zenginleşme için davacının babasının ölmesi beklendiği, oysa iş bu dosyadan (henüz Anadolu Adliyesine intikal etmeden önce) bizzat davalı ... tarafından 17.05.2010 ve 11.08.2010 günü iş bu dosyadan yapılan hacizlerin fekki yapılarak haksız yapılan dosyalarla ilgili yapılan hacizler ortadan kaldırıldığını, daha sonra dosyada takipsizlik olarak kendi haline bırakıldığını, icra dosyasında yasal sürelerde icra takip işlemleri yapılmamış olduğundan hiçbir belgeye dayanmayan mesnetsiz haksız alacak takip zaman aşımına uğradığını, bu nedenle de yapılan haciz işlemlerinin ayrıca yasal dayanağı kalmadığını belirterek baskı ile yapılmış icra takibinde davalıya davacının hiçbir borcunun olmadığının tespiti ile kötü niyetli davalıdan %20 oranında kötü niyet tazminatının tahsiline, haksız olarak yapılmış mesnetsiz kötü niyetli dava konusu İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibinin iptaline, İcra dosyasından haksız olarak sebepsiz tahsilat yapılması durumunda şimdilik fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydıyla 90.000,00 TL'lik kısmının davalıdan tahsil edildiğinden bu yana yasal faizleri ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili beyan dilekçesinde özetle; Davacı tarafın mahkemede açmış olduğu davada dava dilekçesindeki aynı talepleri ile, hatta aynı dava dilekçesi ile, İstanbul 8 İcra Hukuk Mahkemesinde 2014/717 Esas sayılı açmış olduğu dava 2015/39 Karar sayılı karar ile red olunduğu, red kararı Yargıtayca onandığı, karar düzeltme talepleri de Yargıtay 12.hukuk dairesinin 2017/2755 Esas 2017/7396 Karar sayılı kararı ile red edildiği ve karar kesinleştiği, İstanbul 8 İcra Hukuk Mahkemesinde 2014/717 Esas sayılı açmış olduğu ve 2015/39 Karar sayılı karar ile kesinleşen mahkeme kararının gerekçesinden de anlaşılacağı, üzere davacının bu dava dosyası aynı icra dosyası ile ilgili aynı talepleri red edildiği ve davacının beyanlarının hiçbirinin doğru olmadığı, borcun karz akdine dayandığı ve istenilen faizin de yasal olduğu tespit edildiğini belirtmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın reddine davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin terditli olarak açılan davada daha önceki tüm beyan, belge ve emsal kararları tekrarladığını, hukukçu bilirkişiden, hukuki konuda alınan ve gerçek dışı tespitler içeren rapora yaptıkları itirazlarının dikkate alınmadığını, 24.05.2022 günlü ara karardan dönülmesine dair talebinin reddedilmesine rağmen gerekçesinin gösterilmediğini, 10.06.2022 günlü duruşmada sistem gitmesi, yeniden duruşma verilmesi, sistem çalışmaması, tekrar duruşma günü verilmesi gibi nedenlerle duruşmayı talik ettiğini, duruşma gününün tebliğ edilmediğini, Mahkemenin neden acele ettiğini, kendilerine husumeti mi yoksa verilmiş bir sözü mü olduğunu anlamadıklarını, yerleşmiş HGK kararlarına göre hukuku re'sen Hakimin uygulayacağını, hukuk konusunda dava dosyasının hukukçu bilirkişiye tevdi edilmesinin yasak olduğunu,m dosya kapsamına uygun olmayan, gerçeğe aykırı olan, taraflar şirket olmamasına rağmen şirketmiş gibi gerçek dışı hazırlanmış raporun esas alındığını, itiraz edilmesine rağmen yeni rapor alınmadan karar verildiğini, dosyadaki raporların çelişkili olduğunu, yeni tayin olunacak bilirkişiden itirazları giderir şekilde yeni rapor alınmamasında ısrar edilmesinden Hakimin tarafsızlığını kaybettiği kanaati oluşturduğunu, Adil yargılama yapılıp hukuki gerçeğin bulunması için HMK 36. maddesi kapsamında yaptıkları talep gereği hukukun doğru uygulanması için Hakimi reddetmekten başka çarelerinin kalmadığını, amaçlarının adaletli yargılama ve hukukun doğru uygulanmasını sağlamak olduğunu, bu dosyada suç işlendiğini, raporun yok hükmünde olduğunu, Hakimin ne bu hukukçu bilirkişilere dosyayı tevdi edemeyeceğini, ve bilirkişilerin hukuki konularda mütalaada bulunamayacağını, Hakimin bu mütalaaları dikkate alarak karar kuramayacağını, Anayasa 141 ve HMK 297. maddelerine uygun gerekçeli karar verilmesi gerektiğini, Mahkemenin gerekçesiz olarak reddi hakim talebini geri çevirmesinin keyfi ve taraflı bir uygulama olduğunu, tarafsızlığını kaybettiği açık olmakla kendisini reddettiklerini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra dosyasının ilamsız icra takibi olduğunu ve hiçbir belgeye dayanmadığını, bu durumda takip alacaklısının alacağının varlığını ispat etmek zorunda olduğunu, davalının davaya cevap vermediğini ve delil listesi sunmadığını, alacağının varlığını ispat edemediğini, icra takibinde alacaklı görülen kişinin gerçekten alacaklı olmadığını, alacağın varlığını öncelikli olarak takip alacaklısının ispat etmesi gerektiğini, dava sırasında bu konudaki beyanlarını ve emsal kararlarını tekrar ettiklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasının davanın kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan dava görevsizlik kararı ile yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.Davacılar vekili, davalı ...’in İstanbul Anadolu 25. İcra Md. ...E. dosyasında 17.11.2009 tarihli ilamsız takip başlattığını ödeme emrinin usulünce tebliğ edilmediğini, resmî faiz oranının üzerinde faiz talep edilmesine rağmen icra memurunun bunu re’sen düzeltmediğini davalının benzer usulsüzlüklerle haksız tahsilat sebepsiz zenginleşme nedeniyle hakkında ceza davası tutuklama bulunduğunu, ... ve ... ...'nın iş ve gelirleri yokken, 17.11.2009 günü icra dairesinde tebligat talebi olmaksızın hem tebliğ hem mal beyanı alındığını, takip kesinleşmeden aynı gün haciz yapıldığını, dosyanın takipsiz bırakıldığını ve zamanaşımına uğradığını beyanla davalıya borç bulunmadığının tespiti, takibin iptali, haksız tahsilat varsa şimdilik 90.000 TL’nin yasal faizi ve %20 kötüniyet tazminatı ile istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının aynı icra dosyası ve aynı taleplerle İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi 2014/717 E., 2015/39 K. dosyasında açtığı davanın reddedildiğini, kararın Yargıtayca onanıp (12. HD 2017/2755 E., 2017/7396 K.; karar düzeltme de red) kesinleştiğini, borcun karz akdine dayandığı ve istenen faizin yasal olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davacının iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, aynı olgulara dayanarak yeniden dava açılamayacağını beyanla davanın reddini istemiştir. Görevsiz mahkemede alınan hesap bilirkişi raporunda; İstanbul Anadolu 25 İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında, 02.10.2012 tarihli kapak hesabı dikkate alınarak, dosyaya 18.07.2014’te 155.806,05 TL, 21.07.2014’te 18.000,00 TL, 08.12.2014’te 282.319,33 TL olmak üzere toplam 456.125,38 TL tahsilat girdiği, takipte talep edildiği gibi yıllık %120 faiz rejimiyle (17.11.2009–18.07.2014, 1705 gün) yapılan kapak hesabında; ana para 90.000 TL, işlemiş faiz 504.493,15 TL, tahsil harcı yaklaşık 10.242 TL, vekâlet ücreti 9.600 TL, masraf 3.300 TL ve başvuru harcı 465,60 TL kalemleriyle toplam 618.100,75 TL hesaplandığı, ödemeler mahsup edildiğinde 161.975,37 TL bakiye alacak kaldığı, aynı veriler yasal faiz (%9) üzerinden hesaplandığında ise, toplam 151.444,59 TL alacak bulunduğu, yapılan ödemeler toplamına göre borçlular lehine 304.680,79 TL iade doğduğu, TBK m.100 talebi bulunmadığından ödemelerin öncelikle ana paradan mahsup edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi heyet raporunda ; Davalının ikrazatçılık faaliyet izni bulunduğu, taraflar arasında Maliye onaylı ikrazatçı ödünç sözleşmeleri ve taahhütnameler imzalandığı, farklı tarihlerde ... ..., ... ..., ... ve bir şirket lehine toplam 488.000 TL ödünç ilişkisi kurulduğu dava konusu 17.11.2009 tarihli ...E. Sayılı icra takibinde 90.000 TL “karz” alacağının takibe konu edildiği, borçlunun dairede tebliğ, mal beyanı, itirazdan feragat ve hacze muvafakat beyanlarının tutanaklarda yer aldığı, tapuda daha önce ipotek/temlik kayıtlarının bulunduğu, hesaplamada sözleşmesel aylık %5 (yıllık %60) faizin ticari işlem kapsamında geçerli olduğu, TBK m.120 uyarınca temerrütte bu oranın %100 fazlası (yıllık %120) uygulanabileceği, kapak hesabının toplam 618.100,75 TL olduğu, 456.125,38 TL tahsilat mahsup sonrası 161.975,37 TL bakiye alacak kaldığı bildirmiştir.Uyuşmazlık taraflar arasındaki karz ilişkisine dayalı olarak davacıların bakiye borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ... ..., ... ve ... ... aleyhine, 17.11.2009 tarihinde 90.000 TL asıl alacak üzerinden “karz” ilişkisine dayalı olarak ilamsız başlatıldığı, takip talebinde, alacağa yıllık %120 oranında faiz talep edildiği, aynı tarihli ödeme emrinin borçlu ... ...’ya dairede tebliğ edilerek kendisinin borcu ferileriyle birlikte kabul ettiği, yasal sürelerden feragat ettiğini ve taşınmazlarının haczine muvafakat ettiğini beyan ettiği, bu beyan üzerine takibin aynı gün kesinleştiği ve Arnavutköy Tapu Sicil Müdürlüğü’ne haciz müzekkeresi yazılarak taşınmazlar üzerine haciz şerhi konulduğu , 17.11.2009 tarihli mal beyanında, borçlunun adına kayıtlı İstanbul ili Ümraniye ilçesi Alemdar Mahallesi ... parselde yer alan taşınmazlarını beyan ettiği, dosyada 18.07.2014, 21.07.2014 ve 08.12.2014 tarihlerinde toplam 456.125,38 TL tahsilat yapıldığı, icra müdürlüğünce düzenlenen 02.10.2012 tarihli kapak hesabında %120 faiz oranı üzerinden toplam borcun 618.100,75 TL olarak belirlendiği, dosyada 2010 yılı içerisinde borçlu vekillerince hacizlerin fekki talep edilmiş, 13.08.2010 tarihli Çekmeköy Tapu Sicil Müdürlüğü yazısı ile hacizlerin terkin edildiği görülmüştür.Dosyaya sunulan ödünç (karz) sözleşmelerinin incelenmesinde; davalı ...'in Hazine Müsteşarlığı tarafından kendisine verilmiş “İkrazatçılık Faaliyet İzin Belgesi” kapsamında faaliyet gösteren bir ikrazatçı olduğu, 2009–2011 yılları arasında davacı taraflarla çeşitli tarihlerde birden fazla ödünç para verme (karz) sözleşmesi imzaladığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda, 17.11.2009 tarihli 111 nolu sözleşme ile ... ...’ya 75.000 TL, 16.12.2009 tarihli 113 nolu sözleşme ile ... ...’ya 90.000 TL, 17.02.2010 tarihli 115 nolu sözleşme ile ...’ya 18.000 TL, 21.09.2010 tarihli taahhütname ile yine ... ...’ya ek olarak 25.000 TL, 12.05.2011 tarihli 134 nolu sözleşme ile ... ...’ya 210.000 TL ve son olarak 27.07.2011 tarihli 136 nolu sözleşme ile Durusu İnşaat ve Sanayi Ticaret Ltd. Şti.’ye (... ... yetkili sıfatıyla) 70.000 TL olmak üzere toplam 488.000 TL tutarında ödünç para verildiği tespit edilmiştir.Sözleşmelerin tamamında aylık %5 (yıllık %60) faiz oranı uygulanacağı, vadesinde ödenmemesi hâlinde “uygulanmakta olan en yüksek faiz oranı üzerinden bileşik faiz hesaplandıktan sonra bu miktara %35 ilave edileceği”nin kararlaştırıldığı, ayrıca borçluların sözleşme, fatura ve çekleri elden nakden teslim aldıklarını kendi el yazıları ile beyan ettikleri görülmüştür. Tüm sözleşmeler Maliye Bakanlığı onaylı matbaalarda bastırılmış olup, “İkrazatçı Ödünç Sözleşmesi” formatında düzenlenmiş ve her birinde borçluların “okudum, kabul ediyorum” ibaresi ile imzaları yer almaktadır.6102 sayılı TTK'nın 4 maddesine göre, mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardırSomut olayda, dava konusunun resmi ikrazatçılık sözleşmesine dayandığı, TTK 4/1-f maddesi uyarınca da mutlak ticari dava niteliğinde olduğu, ödünç işlemlerinin ticari nitelik taşıdığı, tarafların gerçek kişi tacir sıfatıyla hareket ettikleri, sözleşmelerde belirlenen faiz oranlarının 90 sayılı “Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ve ilgili yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, temerrüt hâlinde uygulanacak faiz oranının da TBK m.120 uyarınca taraflar arasında kararlaştırılan faiz oranının %100 fazlası olan yıllık %120 olarak öngörülebileceği anlaşılmaktadır.Davacılardan ...’nın, davalı ... ile 17.02.2010 tarihli ve 115 numaralı İkrazatçı Ödünç Sözleşmesi kapsamında 18.000 TL tutarında ödünç bedelini “çekini nakden elden teslim aldığını” el yazısı ile beyan ederek imzaladığı, sözleşmede aylık %5 (yıllık %60) faiz oranının öngörüldüğü, vade tarihinin 17.02.2010–17.03.2010 olarak kararlaştırıldığı, aynı tarihli taahhütname içeriğinden, ...’nın Kartal 5. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasına atıf yaparak bu dosyadaki borçtan dolayı da sorumluluk kabul ettiği, borcun tamamından doğacak yükümlülükleri üstlendiği, adına kayıtlı taşınmazların haczine rıza gösterdiği, icra emrinin kendisine ayrıca tebliğ edilmeden dairede tebliğini kabul ettiği ve yasal sürelerden peşinen feragat ettiğini beyan ettiği , Kartal 5. İcra Müdürlüğü’nün 17.02.2010 tarihli tutanağına göre, ...’nın borçlusu ... ... olan 90.000 TL tutarındaki borcu icra kefili sıfatıyla ve gayrikabili rücu şekilde ferileriyle birlikte kabul ettiği, kendi taşınmazı üzerine haciz konulmasına muvafakat ettiği ve yasal sürelerden feragat ettiğini ifade ettiği, bu beyanın İcra Müdürü tarafından tutanakla imza altına alındığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davalı ...’in ikraz atçılık faaliyeti kapsamında davacı ... ... ve diğer davacılarla TBK 386 maddesi kapsamında imzalanan ödünç para verme (karz) sözleşmeleri sonucu borç ilişkisi kurulduğu, bu kapsamda davalı tarafından davacı ... ... aleyhine İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyasından, 17.11.2009 tarihinde 90.000,00 TL asıl alacak üzerinden “karz” sebebine dayalı olarak ilamsız takip başlatıldığı, davacı ... ...’nın takip tarihi olan 17.11.2009 günü icra dairesine bizzat giderek ödeme emrini dairede tebliğ aldığı, aynı tutanakta “borcu ve ferilerini kabul ettiğini, yasal sürelerden feragat ederek takibin kesinleştirilmesini talep ettiğini” beyan ettiği, ayrıca mal beyanında bulunarak taşınmazlarının haczine muvafakat ettiği, davacı ...’nın da 17.02.2010 tarihli beyanı ile ... ...’nın borcuna icra kefili sıfatıyla tüm ferileriyle birlikte gayrikabili rücu şekilde borcu kabul ettiği ve taşınmazı üzerine haciz konulmasına rıza gösterdiği, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/3. maddesi uyarınca, kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü halinde tebligatın icra dairesinde yapılması mümkündür. Somut olayda, davacıların kendi iradeleriyle icra dairesine gelerek ödeme emrinin tebliğini kabul ettikleri, sürelerden feragat ederek takibin kesinleşmesini talep ettikleri, bu beyanların tamamının icra müdürü huzurunda alınarak resmi tutanağa bağlandığı, davacılar her ne kadar bu işlemlerin baskı altında ve iradeleri dışında gerçekleştirildiğini iddia etmiş iseler de, dosyaya bu iddialarını ispatlar nitelikte herhangi bir somut delil sunulmadığı, resmi memur huzurunda alınmış beyanların aksi ispatlanamadığından davacıları bağlayacağı, davacılar tarafından aynı icra dosyasına ilişkin olarak İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2014/717 Esas, 2015/39 Karar sayılı dosyasında; icra dosyasında yapılan işlemlerin yasaya aykırı olduğu, yasal sürelerde icra takip işlemleri de yapılmamış olduğundan takibin zaman aşımına uğramış olduğu yönündeki benzer iddialarla açılan davanın reddine karar verilerek Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.01.2016 tarih, 2015/31481 Esas, 2016/636 Karar sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebinin de 09.05.2017 tarih, 2017/2755 Esas, 2017/7396 Karar sayılı karar ile reddedilerek kesinleştiği görülmüştür. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında , söz konusu icra takibinde uygulanan faiz oranının sözleşmede kararlaştırılan oranla uyumlu olduğu, %120 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplamada davalı alacaklının 161.975,37 TL bakiye alacağının bulunduğunun tespit edildiği, sözleşme hükümleri ve davacıların borcu ferileriyle kabul beyanı karşısında borç miktarının ve faiz oranının borçlular yönünden kesinleşmiş olduğu, dolayısıyla davacı tarafın yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması talebinin yerinde olmadığı, neticeten davacıların icra takibinde borcu ve ferilerini açıkça kabul ettikleri, yasal sürelerden feragat ettikleri, takip işlemlerinin baskı ve zorlama ile yapıldığı iddiasının somut delillerle ispatlanamadığı, bu işlemleri kendi rızalarıyla gerçekleştirdiklerinin kabulü gerektiği, bu itibarla, mahkemece davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespiti istemiyle açtıkları menfi tespit ve istirdat talepli davanın yasal ve yeterli gerekçesi gösterilmek suretiyle reddine karar verilmesinin dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu , davanın tek hakimli ticaret mahkemesinde görüldüğü, HMK m.41 gereği hakimin reddi talebinin geri çevrilmesi kararını mahkeme hakiminin verebileceği bu nedenle yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu açıklamalar çerçevesinde davacılar vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2022 tarih ve 2019/971 E., 2022/420 K. sayılı kararına karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025