İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tuzla Sanayi Bölgesi’nde uzun süredir akıllı saat aksesuarları üretmekte olup Türkiye geneli online satış ve yurtdışına ihracat ağıyla çalışan bir firma olduğunu, 10/02/2017 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ettirildiğini, müvekkili şirk…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2023/1550 KARAR NO:2026/238 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:11/07/2023 NUMARASI:2022/141 E. - 2023/132 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Tuzla Sanayi Bölgesi’nde uzun süredir akıllı saat aksesuarları üretmekte olup Türkiye geneli online satış ve yurtdışına ihracat ağıyla çalışan bir firma olduğunu, 10/02/2017 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ettirildiğini, müvekkili şirketin uluslararası ticaret yapan bir şirket olduğunu, yine müvekkili şirketle ilintili ... gibi başka şirketlerin de mevcut olduğunu, “...” ibaresinin davacının uzun yıllardır uhdesinde ve fiilen kullanımında olduğunu, "..." markasındaki "..." ibaresinin ... anlamında İngilizce olarak "..."in kısaltması, “..” ibaresinin ise yine İngilizce dilinde ticaret anlamını taşıdığını, davacının markasıyla mal ve hizmet bakımından akıllı saat aksesuarları üretmekte olup, dar ve spesifik bir alana sahip olduğunu, müvekkili tarafından "..." markası Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirilmemiş olsa da, 2017 tarihinden beri müvekkilinin"..." ismi ve logosunu aktif olarak kullandığını, online satış platformlarında "..." markasıyla yıllardır satış yaptığını ve müşterileri tarafından tanındığını, müvekkilin satışını yaptığı ürünlerin özellikle giyilebilir teknolojik cihazları içerdiğini, davalı tarafından 26/01/2022 tarihinde yapılan başvuru sonucundan 10/05/2022 tarihinde 2022 010821 tescil numarası ile "..." markasının 09 ve 35. sınıflarda tescil edildiğini,. 09. Sınıfın mal ve hizmetlerinde "giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar)," emtiasının yer aldığını, davalının aynı zamanda 2020 yılının Ocak ayında kuruluşu ilan edilen ... Limited Şirketi ("...") nezdinde üst düzey yönetici ("Genel Müdür") olarak görev yaptığını, ayrıca ...'nin şirket yetkilileri incelendiğinde "..." soy isimli akrabalar olduğunun anlaşıldığını, ... firmasının, müvekkili firmanın faaliyet gösterdiği ... gibi online satış platformlarında faaliyetlerine devam ettiğini, davalıya 29/04/2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile müvekkilinin haklarını ihlal ettiği bildirilmiş olsa da, davalının söz konusu markayı terkin etmediğini, davalının tescil ettirdiği "..." markasının, müvekkili tarafından 5 seneyi aşkın süredir aktif olarak kullanılmakta olup, mal ve hizmet alanlarının da davalının markası ile aynı olduğunu, davalının markasının SMK’nun 6/3. maddesi uyarınca hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının ve müvekkilinin markalarının ayırt edilemeyecek nitelikte olduklarını, bu durumda müvekkilinin markası ile birebir aynı mal ve hizmet alanında ve aynı isimle markasını tescil ettiren davalının markasının müvekkilinin faaliyetleri ve tanınırlığından doğan haklarını ihlal ettiğini, hem müvekkilinin mal üretip hizmet verdiği böylesi dar bir alanda Türk Patent ve Marka Kurumu'nda markasını tescil ettiren, hem de jenerik bir marka olmamasının yanı sıra ürün veya hizmet ismi içermemesine rağmen birebir aynı marka ismini kullanan davalının marka tescilinin habersiz veya tesadüf olmasının beklenemeyeceğini, davalının kötü niyetli marka tescilinin tescili SMK'nın 6/ 9. maddesine göre hükümsüzlük sebebi olduğunu beyan ederek; 26/01/2022 başvuru tarihli ... numaralı "..." markasına ihtiyati tedbir uygulanmasına, 26/01/2022 başvuru tarihli ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesine, davalının markasının tescil edildiği 9. ve 35. numaralı ve varsa diğer tüm mal ve hizmet sınıflarından terkin edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili duruşmada davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, ancak müvekkili tarafından hiç kullanılmadığını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "Her ne kadar davacı tarafça davalının markasının kötüniyetle tescil edildiği de iddia edilmişse de, kötüniyetin davacı tarafça ispat edilmesi gerekir. Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Yargıtay uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir. Kötüniyetli tescilin varlığı için kötüniyet tescil başvurusu anında varolmalıdır. Tescilden uzun süre sonraki kullanımlarda, markanın tescil olunduğu gibi değilde başkalarının markalarına yanaşılarak yapılan kullanımlar marka hakkına tecavüz teşkil edebilirse de tek başına kötüniyetli tescile delalet edemez. Davalının markası davacıya ait ticaret unvanı ve tescilsiz olarak kullandığı ve ayırt ediciliği yüksek olan "..." ibaresi ile aynı olsa da, davalının bu markayı güveni kötüye kullanmak suretiyle ya da kullanmak yerine davacının ticaretine engel olmak veya sözleşmeye aykırılık yaparak tescil ettirdiğine dair dosyada bir delil bulunmadığı, kötüniyetli tescilin kanıtlanamadığı gerekçesi ile, 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2-Davalının ... tescil numaralı "..." markasının 09.sınıfta tescilli olduğu "giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar)" malları için KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE, 3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ...'nin, 08/06/2022 tarihinde İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açtığı, davalının ... tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğü ve tescil edilmiş olduğu 09 ve 35 numaralı sınıflardan terkin edilmesine yönelik davanın, mahkemece 11/07/2023 tarihinde verilen kararda markanın yalnızca 09. sınıftaki "giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar)" malları için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini, 35. sınıf yönünden ise terkin kararı verilmemesi üzerine kararın kısmen kabul kısmen ret ile sonuçlandığını belirterek, bu nedenle istinaf yoluna başvurma zorunluluğunun doğduğunu bildirdiğini, müvekkili şirketin 10.02.2017 tarihinde tescil edildiğini ve 2017'den beri "..." ismi ve logosunu akıllı saat aksesuarları ticareti ile meşgul olarak online satış platformlarında aktif kullandığını ve tanınırlık kazandığını vurguladığını, davalının ise 26.01.2022 tarihinde başvuru yaparak 10.05.2022 tarihinde aynı isimle markayı 09 ve 35 sınıflarında tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkilin iştigal alanı ile aynı olduğunu, davalının üst düzey yönetici olduğu ...Şirketi'nin de müvekkilin faaliyet gösterdiği online satış platformlarında iş yaptığını, bu nedenle davalının tescil başvurusunu kötü niyetle yaptığının açık olduğunu ve tescilin SMK'nın 6. maddesinin 9. fıkrasına göre hükümsüzlük sebebi teşkil ettiğini iddia ettiğini, SMK madde 6/3 uyarınca tescilsiz marka için öncelikli hak elde edilmişse marka başvurusunun reddedilmesi gerektiğini, müvekkilin unvanı ile birebir aynı mal ve hizmet alanında markasını tescil ettiren davalının markasının müvekkilin haklarını ihlal ettiğini savunduğunu, emtiaların aynı veya benzer olması ve ismin aynılığı nedeniyle tüketicilerde karıştırılma ihtimali yaratacağını, bunun Yargıtay kararlarıyla da desteklendiğini ifade ettiğini, nihai tüketici açısından iltibas ihtimalinin artacağını, müvekkili üzerinden haksız kazanç sağlanacağı ve müvekkilin zarara uğrayacağının açık olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/141 E, 2023/132 K. numaralı kararının bozulması ile davalı markasının 09 ve 35 sınıfta tescilli markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği markanın tanınmış bir marka olmadığını, tüketicinin her iki marka arasında irtibat kurmasının imkanı bulunmadığını, görüntü ve itibari ile markanın birbirinden farklı olduğunu, markaların karıştırıldığına dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, davacı tescilin müvekkili tarafından kötü niyetli olarak yapıldığını da ispat edemediğini ileri sürerek davacının istinaf başvurusunun reddine katılma yolu ile istinaf taleplerinin kabulü ile davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmuş, dilekçe sonunda katılma yolu ile istinaf ettiklerini bildirmiş ama istinaf karar ve başvurma harcı yatırmadığı görülmüştür. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli "..." markası üzerinde davacının tescilsiz kullanım nedeniyle hak elde ettiği, markanın kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır.TPMK kaydına göre, davalının 26/01/2022 başvuru, 09/05/2022 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...” markasının 09 ve 35. sınıflarda tescilli olduğu tespit edilmiştir.Davacı şirket 10/02/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.01/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;"...-...-... adresinde yer alan hesapta yapılan incelemede; hesapta “ ...-... ” açıklamasının yer aldığı, hesapta İsmail ...’nın e-ticaret üzerine 2009’dan itibaren çeşitli kulvarlarda bir bilgi birikimine sahip olduğu ve aktif olarak satış yapan bir şirket sahibi olduğuna dair bilginin yer aldığının tespit edildiği, .../ alan adlı sitede yapılan incelemede, firma adının “...Şirketi” olduğu, sitede mutfak, banyo, ev&yaşam, makyaj aksesuarları ve bebek&çocuk kategorilerinde ürün satışının yapıldığı, ... ‘un 25 yılı aşkın süredir elektronik, hediyelik eşya, ev gereçleri konularında faaliyet gösteren bir tecrübeyle kurulmuş bir şirket olduğunun belirtildiği, sitede yer alan firma iletişim bilgilerinde; firma adresinin “...-... Bağcılar/İstanbul”, Vergi bilgilerinin ..., firma kep adresinin ...olduğu, Ticaret Sicil Kayıtlarından şirketin 24/12/2020 tarihinde ... ... tarafından kurulduğu ve halihazırda da şirketin yetkilisi olarak yer aldığı, firma banka hesap bilgilerinde; hesap adının “...Şirketi”, IBAN numarasının ..., banka adının... Bankası-... olduğunun tespit edildiği, ... alan adlı e-ticaret sitesinde yapılan incelemede; dava konusu ürünlerin "..." marka akıllı saatler için silikon kordon ürünleri olduğu, ürün açıklamasında “...” firma isminin yer aldığı, ürünlerin “...” isimli satıcı tarafından satıldığı, ... satıcı bilgilerinde; satıcı ticaret unvanını “... Şirketi”, satıcı adresinin “...”, satıcı vergi kimlik numarasının ... olduğu, mersis kayıtlarından yapılan araştırmada firmanın 24/12/2020 tarihinde ... ... ve ... tarafından kurulduğu, 20/01/2023 tarihinde yapılan pay devri sonrasında ise payların tamamının davalı ... üzerinde toplandığı dolayısıyla halihazırda şirketin sahibinin ve imzaya yetkili müdürünün davalı ... olduğu, ürünler için yapılan yorumların Ocak 2022 tarihi itibariyle yapıldığının tespit edildiği, davacı tarafın “...” markasını davalının koruma tarihi olan 26/01/2022 tarihinden önce markasal kullanım kapsamında kullandığı ve davacı şirketin kuruluş tarihi de göz önüne alındığında “...” markası üzerinde hak elde ettiği, davalının marka tescilinin kötü niyetli olduğu" belirtilmiştir.6769 sayılı SMK'nun 25/1 ve 6/3. maddeleri uyarınca, başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin marka hükümsüzlüğü talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/6. maddesinde ise tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği düzenlenmiştir. SMK'nun 6/9. maddesinde ise kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmiştir.Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli, 2008/11-501 E. ve 2008/507 K. sayılı kararı).Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirket 10/02/2017 tarihinde "..." ibaresini içeren ticaret unvanı ile faaliyete başladığı, "..." markasının davacı adına tescilli olmadığı,davacının, davalının marka tescil başvuru tarihinden önce internet ortamında, e-ticaret sitelerinde bu markayla akıllı saat, akıllı kordon vb. ürünlerin satışını yaptığı, markanın özgün ibarelerden oluşması nedeniyle ayırt ediciliğinin yüksek olduğu, bilumum elektrikli ve elektronik aletlerin ve makinelerin üretimi, tamir ve montajını yapmanın da tescil edilen iştigal kapsamında bulunduğu, davacının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresini fatura ve iş evrakında markasal olarak kullandığı bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiğinden, davalının markasının tescili kapsamında olan 09.sınıfta "giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar)" sınıfı yönünden davacı tarafın “...” markasını davalının koruma tarihi olan 26.01.2022 tarihinden önce markasal kullanım kapsamında kullandığı ve davacı şirketin kuruluş tarihi de göz önüne alındığında “...” markası üzerinde hak elde ettiği öncelik hakkına sahip olduğu davacının kullanımının tescilsiz olduğu ve davalının kötü niyetli olduğu dosya kapsamında ispat edilemediğinden diğer sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerindedir.Davalı istinafa cevap dilekçesinde katılma yolu ile istinaf ettiğini belirttiği, HMK 344 mad göre istinaf harcını yatırması için çıkartılan muhtıraya rağmen istinaf harcını yatırmadığı anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusunun HMK 344 maddeye göre yapılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/07/2023 tarih ve 2022/141 E., 2023/132 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusunun HMK 344 maddeye göre YAPILMAMIŞ SAYILMASINA, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/02/2026